KÜLTÜR SANAT - 23 Mayıs 2026 Cumartesi 10:50

Sezai Karakoç’un gizli arşivi ilk kez ortaya çıktı

A
A
A
Sezai Karakoç’un gizli arşivi ilk kez ortaya çıktı

Sezai Karakoç’un daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış arşiv belgeleri, el yazıları, ilk baskı eserleri ve şahsi daktilosu ‘Zamana Adanmış Sözler’ sergisinde ilk kez sanatseverlerle buluştu.


Türk düşünce ve edebiyat dünyasının güçlü isimlerinden Sezai Karakoç’un fikir, sanat ve medeniyet anlayışını çok yönlü biçimde ele alan ‘Zamana Adanmış Sözler’ sergisi kapılarını Rami Kütüphanesi’nde ziyaretçilere açtı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan sergide, büyük ustanın edebi mirasını yansıtan çok sayıda özel eser sanatseverlerle buluşurken Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da sergiyi ziyaret ederek sergide yer alan arşiv materyalleri hakkında bilgi aldı.


Sergi kapsamında Sezai Karakoç’un edebi ve fikri mirasını yansıtan özel eserler, arşiv belgeleri ve kaligrafi seçkileri 22 Haziran’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.


Karakoç’un düşünce dünyasına yolculuk


Bakan Ersoy, Sezai Karakoç’un yalnızca şiirleriyle değil; hikayelerden tiyatro eserlerine, incelemelerden denemelere ve düşünce yazılarına uzanan çok yönlü bir edebi miras bıraktığını ifade ederek, "insanıyla ve hatta insanlıkla hemhal olmak adına her yola bir not düşmüş; bir açıklama, bir cevap, kimi zaman sorular bırakmış bir isim" olduğunu söyledi.


II. Dünya Savaşı’nın insanlık üzerinde bıraktığı yıkıma ve modern dünyanın krizlerine dikkat çeken Ersoy, Sezai Karakoç’un bu süreçlerle yüzleştiğini, bunları inkar etmediğini belirterek tüm bu buhranlardan güçlü bir umut devşirdiğini anlattı. Ersoy, Karakoç’un "insanların tükenişi gördüğü ve kabullendiği yerde Diriliş mücadelesine revan olduğunu" ifade etti.


Sezai Karakoç anlamak için mücadelesini bilmek gerekir


Sezai Karakoç’un düşünce dünyasının kısa sürede anlaşılabilecek bir yapı olmadığını vurgulayan Ersoy, büyük ustayı anlamak için onun mücadelesini, savunduğu değerleri ve yaşamını iyi bilmek gerektiğini söyledi.


Konuşmasında Karakoç’un ‘Kar’ şiirine de değinen Bakan Ersoy, şu satırları okudu:


"Benim bu şiirimi anlayacaksın / Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın / Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın."


Bu özel seslenişin Sezai Karakoç’u anlamak adına önemli bir öğüt niteliği taşıdığını belirten Ersoy, hem Karakoç’un eserlerini hem de ‘Diriliş’ düşüncesi etrafında şekillenen milli, manevi ve insani değerler bütününü okuyup içselleştirmenin önemine işaret etti.


İlk kez sergilenen özel belgeler dikkat çekti


Bakan Ersoy, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün Sezai Karakoç’un düşünce dünyasını, edebi mirasını ve kültürel etkisini farklı katmanlarıyla görünür kılmayı amaçlayan kapsamlı bir kültür-sanat etkinliği tertip ettiğini dile getirdi.


Serginin ayrıntılarını paylaşan Ersoy, Sezai Karakoç’un farklı dönemlerde yayımlanan eserlerinin ilk baskılarının, Diriliş dergisinin farklı dönem sayılarının ve daha önce kamuoyu ile paylaşılmamış arşiv değeri taşıyan çeşitli belge ve materyallerin yer aldığını kaydetti.


Ersoy, "El yazısı ile yazılmış yazı taslaklarının bulunduğu defter, Diriliş Partisi Genel Başkanı sıfatıyla 1992 yılında Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’e yazılmış ıslak imzalı belge, dedesi Hüseyin Efendi’ye takdim edilmiş Plevne Madalyası’nın görseli ve açıklaması ile Sezai Karakoç’un şahsi daktilosu ilk kez sergilenen materyallerden bazıları" dedi.


Karakoç’un kelimeleri sanat eserine dönüştü


Kaligrafi sanatçısı Sabahattin Nayır tarafından Sezai Karakoç’un şiirlerinden, denemelerinden ve fikir metinlerinden ilham alınarak hazırlanan toplam 30 ayrı özel kaligrafi seçkisinin de sergide yer aldığını dile getiren Ersoy, seçkilerin kelime ile estetiği, düşünce ile sanatı aynı zeminde buluşturduğunu sözlerine ekledi.


"Bir fikir ve medeniyet yürüyüşünün izlerini takip etmeyi hedefledik"


Serginin aynı zamanda sanat ve zarafeti buluşturan özel bir kültürel hafıza alanı oluşturmak amacıyla hazırlandığını ifade eden Bakan Ersoy, ziyaretçilerin sergiyle Sezai Karakoç’a dair çok yönlü bilgiye erişme ve büyük ustanın dünyasını farklı pencerelerden deneyimleme imkanı bulacağını söyledi.


Sergide yalnızca biyografik veya edebi bir anlatı sunmayı değil, aynı zamanda bir fikir ve medeniyet yürüyüşünün izlerinin takip edilebilmesini hedeflediklerini kaydeden Ersoy, Sezai Karakoç’un ‘Diriliş’ düşüncesi etrafında şekillenen entelektüel mirasını genç kuşaklarla yeniden buluşturmak istediklerini ifade etti.


Bakan Ersoy, ziyaretçilere modern dünyanın krizleri karşısında anlam, hakikat, ahlak ve medeniyet üzerine yeniden düşünme imkanı sunmayı amaçladıklarını söyledi. Konuşmasının sonunda Sezai Karakoç’u rahmetle, saygıyla ve minnetle andığını belirten Bakan Ersoy, emeği geçen ve destek sunan herkese teşekkür etti.


Ersoy, konuşmasını Sezai Karakoç’un şu sözleriyle tamamladı: "Milletim; Doğu’ya, Batı’ya dur diyecek güç, sensin. Kendini bildiğin gün, kurtulacaksın. Ve bütün insanlığı kurtaracaksın."


(BS-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor" Dünyada her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparan tütün ve tütün ürünleri kullanımına karşı uyarılarda bulunan Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlusu Uzm. Dr. Belma Akbaba Bağcı, "Maalesef giderek kullanımlarımız artıyor, sigara içme, başlama yaşı düşüyor" dedi. Sigarayı bırakan 53 yaşındaki Ayşe Gül Er ise, "Günde 3-3,5 paketi buluyordu. Çok pişmanım, sigara dostumuz değil düşmanımız" diye konuştu. Tütün ve tütün ürünleri her yıl Türkiye ve dünyada milyonlarca kişinin sağlığını etkilerken çok sayıda ölüme neden oluyor. İçicilik veya maruziyet kişilerin hayatında büyük etkiler oluştururken Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlusu Uzm. Dr. Belma Akbaba Bağcı da 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü öncesi önemli uyarılarda bulundu. Sigara Bırakma Polikliniği’ne yapılan başvurularda kişinin kendine inanmasının büyük rol oynadığını belirtirken, her bireyin kendi özelinde analizinin ardından tedavilere başlandığını aktardı. Öte yandan sigarayı bırakan kullanıcılar ise yaşadıklarını anlattı. "Dünyada 1,3 milyar kullanıcısı var, yaklaşık 17-18 milyonu Türkiye’de" ‘Maalesef giderek kullanımlarımız artıyor, sigara içme, başlama yaşı düşüyor’ diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, "Kadınlarda kullanım oranları artıyor. Dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıklardan 8 tanesinin altısından sigara sorumlu. Bunlara rağmen dünyada hala 1.3 milyar kullanıcısı var, yaklaşık 17-18 milyonu da Türkiye’de. Sigaraya başlama yaşı ne kadar erkense bağımlılık düzeyi o kadar yüksek oluyor, erken yaşta başlayan kişiler, çocuklarımız maalesef sigara bağımlılıklarını sürdürüyor. Elektronik sigaralar, farklı boyutlarda farklı şekillerde renkli renkli üretilerek daha cazip hale getiriliyor, sanki zararı azaltılmış ürünler gibi nikotin bağımlılığının sürdürülmesine sebep oluyor. Elektronik sigarayı, sigarayı bırakma amaçlı kullananlar çalışmalarda gösterilmiş ki 1 yıl sonra hala yüzde 80’i elektronik sigara kullanıyorlar. Elektronik sigara, bir sigarayı bırakma aracı olarak düşünülmemeli, zararı azaltılmış bir ürün değildir. Kardiyovasküler hastalıklar, solunum sistemi hastalıkları, kanserler gibi klasik tütündeki hastalıklara da neden olmaktadır" dedi. "Elektronik sigarayla ilişkilendirdiğimiz EVALI, ölüm oranı yüksek bir hastalık" Elektronik sigaranın zararsız olduğunun düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, "Elektronik Sigara Hastalığı (EVALI) tablosu dediğimiz ciddi, ölüme neden olan ve tedavisinde de güçlük yaşadığımız bir durum. Elektronik sigara kullananlarda özellikle Amerika’da bu vakalar daha çok artış gösteriyor. Kullanım sonrasında her iki akciğerimizde zatürre görünümü, akut akciğer hasarı dediğimiz, solunum yetmezliğine giden bir tabloya sebep oluyor. Tedavisi de oldukça uzun ve zor, ölüm oranı da yüksek bir hastalık, elektronik sigarayla ilişkilendirdiğimiz EVALI tablosu bu. Dünya Sağlık Örgütü rehberi diyor ki; tütün kullanım miktarı, süresi ne olursa olsun bireye özgü tedavilerle sigarayı bırakma mümkün. Kanıta dayalı tedaviler uyguladığımızda danışmanlık hizmeti verdiğimizde yüzde 40‘ların üzerinde yüzde 80’lere varan sigara bırakma başarılarınız oluyor. Sigara bırakma poliklinikleri bu konuda aktif çalışıyor" diye konuştu. "Kişiye göre değişen tedavilerimiz var" "Sigara bırakma polikliniğe ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, "Hastaların öncelikle bir tıbbi geçmişlerini sorguluyoruz, ek hastalıkları var mı, hangi ilaçları kullanıyor, yaşları, ne kadar süredir tütün ürünü kullanıyor veya niçin başarısız oldular, yeniden başladılarsa hangi faktörler sebep oldu, bunları inceliyoruz. Ek bazı tetkiklerimiz, formlarımız, anketlerimiz oluyor. Kişiye göre değişen tedavilerimiz var, toplumumuz da biliyor; bantlar, sakız, spreyler, pastiller ve farmakolojik ilaç tabletlerimiz var. Belli aralıklarla kontrollere çağırıyoruz. İlk bıraktıktan sonra yan etki olup olmadığını kontrol etmek için erken bir kontrol sağlıyoruz, sonra 2 hafta, aylık takiplerimizi sürdürüyoruz. En az 6 ayda bir takip etmek istiyoruz" diye konuştu. "8 milyon ölüm var dersek 1,3 milyonu sigara dumanı maruziyetinden" Sözlerini sürdüren Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, "Sigarayı bıraktım’ deyip takibini bırakan hastalarımızın başarısızlık oranları daha yüksek. Hastalarımız sigarayı bıraktıktan sonra ‘Bu sefer bıraktık, daha önce defalarca denememenize rağmen bırakamamıştık’ gibi cümlelerle geliyorlar. Kararlı, gayretli, motive olduğunuzda sigarayı bırakabiliyorsunuz. Hepsinin ortak söylediği şey; ‘Hocam hemen nefes darlığım azaldı, çok daha kolay hareket edebiliyorum, rahat merdiven çıkıyorum.’. Fiziksel iyilik halinin dışında bir ruhsal iyilik hali de veriyor. Bırakmak önemli ama tekrar başlamamak, bırakmayı sürdürmek çok daha önemli. Sigarayı bıraktığınız zaman sigaralı ortamlarda da bulunmayın. Dünyada 8 milyon ortalama ölüm var dersek bunun 1,3 milyonu maalesef pasif sigara dumanı maruziyetinden. Kişi kendisi içmiyor fakat iş yerinde, sosyal ortamlarda olsun bu dumana maruz kalmış oluyor ne yazık ki bu hastalarımız da aynı sigara içiciler gibi hatta onlardan daha da fazla yine sigarayla ilgili sağlık riskiyle karşı karşıyalar" ifadelerini kullandı. "Sigara, dostumuz değil düşmanımız, çok pişmanım" Sigara kullanımından duyduğu pişmanlığı anlatan 53 yaşındaki Ayşe Gül Er, "34 senedir kullanıyorum, 16-17 yaşlarında sigaraya başladım. Günde 3-3,5 paketi buluyordu, ailemden saklıyordum sonra ikiye düşürdüm. Nefes alamıyorsunuz, romatizma rahatsızlığım var. Doktora geldim ‘Sigarayı bırakmanız gerekiyor, KOAH adayısınız’ dedi, üzüldüm. Sigarayı bırakmaya karar verdim, polikliniklerden haberim vardı, Yedikule’de olduğunu bilmiyordum. Buraya gelmiştim ‘Nasıl bırakabilirim, bildiğiniz bir yer var mı?’ deyince ‘Burada var’ dedi. Geldim, başladım, bu şekilde bıraktım. Aralıkta geldim, Aralık’ın 22’sinde bıraktım. Hiç mi canınız istemiyor derseniz, istediği zamanlar oluyor. Spor yapıyorum, çalışıyorum. Sigara, dostumuz değil düşmanımız. Gençken bırakmaları tavsiye ederim, benim yaşıma gerçekten çok zor, çok pişmanım. Geç fark ettim, bu saatten sonra kaliteli bir yaşam istiyorum. Önce kafada bitmesi gerekiyor" dedi. "Özentiliğin sonu yok, hiç başlamalarını tavsiye ederim" ‘15-16’lı yaşlarda sigaraya başladım’ diyen Adem Hazar ise, "Yaklaşık 5 sene kadar sigara içtim, şimdi bıraktım. Arkadaş ortamında alıştım, günlük 3 paket sigara içiyordum. Bir gün bir hemşire arkadaşımız burayı önerdi. Doktor hanımla görüştüm, çok kısa sürede ilaç yardımıyla bırakabileceğimi söyledi. Ben de deneyip bir hafta gibi bir sürede bıraktım. Önce bırakabileceğinize inanmanız, kafada bitirmeniz gerekiyor. Artık dışarıda aktivite yaparken daha zor yoruluyorum, nefes alışverişim düzeldi. Özellikle merdiven çıkarken daha rahatım, gece rahat uyuyorum, gündüz rahat kalkıyorum. Özentiliğin sonu yok, ben de özenerek başlamıştım. Pişman oldum, bıraktım, hiç başlamalarını tavsiye ederim" şeklinde konuştu.
Elazığ Elazığ’da bayram öncesi geniş kapsamlı trafik denetimi Elazığ’da İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan bayram öncesinde trafik güvenliğini sağlamak amacıyla kent genelinde ve şehirlerarası yollarda dron destekli denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde kurallara uymayan sürücülere cezai işlem uygulanırken, terminallerde ve kontrol noktalarında ise broşürlü bilgilendirme yapıldı. Elazığ İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Trafik Denetleme ve Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, bayram öncesinde trafik güvenliğini sağlamak amacıyla kent genelinde ve şehirlerarası yollarda koordineli bir çalışma yürüttü. Bölge Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri, kara yollarında en sık rastlanan hatalı sollama ihlallerinin önüne geçmek ve kazaları engellemek amacıyla mobil kameralar ve dron eşliğinde havadan denetim gerçekleştirdi. Yapılan uygulamada, trafik güvenliğini tehlikeye atan sürücülerin ihlalleri havadan anbean görüntülenerek fotoğraflandı ve kurallara uymayan vatandaşlara cezai işlem uygulandı. Eş zamanlı olarak Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri de şehir içi kontrol noktalarında ve şehirlerarası otobüs terminallerinde yoğun bir mesai harcadı. Otobüslerde ve sivil araçlarda sürücü ile yolculara yönelik emniyet kemeri kullanımı başta olmak üzere hayati kurallar hatırlatıldı. Uyarılarda bulunan ekipler, vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıttı. Öte yandan, İnsansız Hava Araçları (İHA) Büro Amirliğine bağlı ekipler, dron destekli denetim gerçekleştirildi. Trafik güvenliğinin sağlanmasına yönelik denetim ve bilgilendirme faaliyetlerinin bayram süresince aralıksız devam edeceği bildirildi.