GÜNDEM - 26 Şubat 2026 Perşembe 12:06

MSB: "Türkiye’nin İran topraklarına girmeyi planladığı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır"

A
A
A

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "ABD’nin İran’a saldırması durumunda Türkiye’nin de güvenlik gerekçesiyle İran topraklarına girmeyi planladığı’ yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" dedi.

MSB haftalık basın bilgilendirme toplantısı, 26 Şubat’ta Bakanlıkta gerçekleştirildi. Toplantıda MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından, 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı/Balıkesir’den kalkan bir F-16 savaş uçağının 25 Şubat’ta kaza kırıma uğraması, terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri, NATO tatbikatları ile personel temin sürecine ilişkin son gelişmeler paylaşıldı.

Tuğamiral Aktürk, 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı/Balıkesir’den kalkan bir F-16 savaş uçağının 25 Şubat’ta kaza kırıma uğradığını belirterek, "Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Elim kazada şehit olan kahraman silah arkadaşımız Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a bir kez daha Allah’tan rahmet; ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve asil milletimize başsağlığı dileriz" ifadelerini kullandı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerine kararlılıkla devam ettiğini vurgulayan Aktürk, "geçtiğimiz hafta içerisinde; 5 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir" dedi.
Hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, "Son bir haftada; sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 108 şahıs yakalanmış, 551 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir." dedi.

Yıl başından bu yana yakalananların sayısının 1.074’e, hududu geçemeden engellenenlerin sayısının ise 10 bin 265’e ulaştığını aktaran Aktürk, hudut güvenliğinin kesintisiz sürdüğünü ifade etti.
Aktürk, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da katledilenlerin 34’üncü yıl dönümünde rahmetle anıldığını belirterek, Azerbaycan halkının acısının paylaşıldığını kaydetti.

"Steadfast Dart 2026 başarıyla tamamlandı"

Tuğamiral Aktürk, NATO’nun 2026 yılı içerisindeki en geniş kapsamlı ve en yüksek katılımlı fiilî tatbikatı olan "Steadfast Dart 2026"nın başarıyla tamamlandığını bildirerek, şunları kaydetti:

"Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, yaklaşık 2 bin personel ile iştirak ettiği tatbikatta; stratejik intikal, süratli kuvvet konuşlandırma ve sürdürülebilir lojistik idame kabiliyetini yüksek hazırlık seviyesiyle icra ederek ittifakın kolektif savunma yapısına etkin katkı sağlamıştır."

Tatbikat süresince kara ve deniz unsurlarının müşterek harekât anlayışıyla görev yaptığını dile getiren Aktürk, hava savunma, topçu atışları, amfibi ve deniz harekâtı ile komuta-kontrol faaliyetlerinin başarıyla icra edildiğini aktardı.
Aktürk, "TCG Anadolu’dan kalkan Bayraktar TB-3 Silahlı İnsansız Hava Aracımızın gerçekleştirdiği başarılı atış faaliyeti başta olmak üzere, yerli ve millî savunma sanayii ürünlerimizin sahadaki etkin kullanımı, teknolojik yetkinliğimizin ve operasyonel kabiliyetimizin ulaştığı seviyeyi NATO ortamında bir kez daha ortaya koymuştur." dedi.
Tatbikata katılan kara unsurlarının 26 Şubat itibarıyla hava ve deniz yoluyla Türkiye’ye intikal etmeye başladığını belirtti.

Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti Norveç’e gidiyor

Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti’nin 5-20 Mart tarihleri arasında Norveç’te icra edilecek "Dynamic Mariner/Joint Warrior/Cold Response-2026 Tatbikatı"na katılacağını bildiren Aktürk, görev kuvvetinin TCG Anadolu, TCG Derya, TCG İstanbul, TCG Oruçreis, 1 Amfibi Deniz Piyade Taburu, SAT/SAS timleri, 3 Bayraktar TB-3 SİHA, helikopterler ve çıkarma araçlarıyla tatbikatta yer alacağını ifade etti.

Görev kuvvetinin 26 Şubat-1 Mart tarihlerinde Rotterdam/Hollanda’ya, 3-8 Mart tarihlerinde ise Southampton/İngiltere’ye liman ziyareti gerçekleştireceğini aktaran Aktürk, ayrıca 23 Şubat-6 Mart tarihleri arasında İtalya’da düzenlenen

"Dynamic Manta Denizaltı Savunma Tatbikatı"na TCG I. İnönü denizaltısı ve bir deniz karakol uçağı ile katılım sağlandığını söyledi.

Aktürk, Bakanlığa bağlı ASFAT ile Sonitus şirketi iş birliğinde geliştirilen "Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi"nin Açık Deniz Karakol Gemisi’nde icra edilen helikopter harekâtında başarıyla test edildiğini ve kalifikasyon sürecinin tamamlandığını bildirdi.

Personel ve askerî öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde sürdüğünü ifade eden Aktürk, 25 Şubat’ta başlayan "2026 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini" başvurularının 9 Mart’a kadar devam edeceğini kaydetti.
Milli Savunma Üniversitesine askerî öğrenci temini kapsamında 340 bin 513’ü kadın olmak üzere toplam 645 bin 402 başvuru yapıldığını belirten Aktürk, "Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl yapılacak sınava da müracaat eden kadın aday sayısının erkek aday sayısından fazla olmasından memnuniyet duyuyoruz. Öğrenci adaylarımıza ve ailelerimize teşekkür ediyor, sınava girecek gençlerimize başarılar diliyoruz." ifadelerini kullandı.
MSB kaynaklarınca yapılan açıklamada, hava sahasının kontrol ve güvenliğinin radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan katmanlı ve entegre bir mimariyle 7 gün 24 saat esasına göre sağlandığı vurgulandı. Açıklamada, "25 Şubat’ta Bulgaristan sınırımızda tanımlanamayan bir radar izi tespit edilmesi üzerine, alarm reaksiyon görevi kapsamında 2 adet F-16 savaş uçağımız 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-Balıkesir’den aynı anda kalkış yapmıştır. Savaş uçağımızın biri ile 00.56’dan itibaren telsiz irtibatı ve radar iz bilgisi kesilmiştir. Derhâl başlatılan arama kurtarma çalışmaları sonucu kaza kırıma uğrayan uçağımızın enkazına ulaşılmıştır. Kahraman pilotumuz uçağı terk etmek için fırlatma sistemini son anda çalıştırdığı tespit edilmiştir. Meydana gelen kazada kahraman pilotumuz şehit olmuştur. Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin detaylı incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Bu konuda yapılacak resmi açıklamalarımız dışında iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz" ifadeleri kullanıldı.

"Türkiye’nin İran topraklarına girmeyi planladığı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır"

MSB kaynakları, İran’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmede de bulundu.

Türkiye’nin bölgede tüm ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi ve kalıcı istikrarın tesis edilmesi yönündeki çabalarını sürdürdüğü belirtilen açıklamada, doğabilecek risklere karşı ilgili kurumlarla koordineli şekilde gerekli önlemlerin alındığı kaydedildi. MSB, "Bazı basın ve sosyal medya yayınlarında yer alan ‘ABD’nin İran’a saldırması durumunda Türkiye’nin de güvenlik gerekçesiyle İran topraklarına girmeyi planladığı’ yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" denildi.

ABD’nin Suriye’den çekilmesi

Açıklamada, Suriye’nin DEAŞ ile Mücadele Koalisyonu’na 90’ıncı üye olarak katılması ve hükümetin ülkedeki otoritesini artırmasının, ABD’nin Suriye’deki askerî varlığını yeniden gözden geçirmesinde etkili olduğunun değerlendirildiği ifade edildi.

ABD’nin Suriye ve Irak’taki faaliyetlerinin, bölgedeki tüm gelişmeler gibi devletin ilgili birimleriyle koordineli şekilde yakından takip edildiği kaydedildi.

Somali ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde Somali Silahlı Kuvvetlerinin teşkilatlanmasına ve terörle mücadelesine destek sağlandığı belirtilen açıklamada, Somali’nin ekonomik kaynaklarının güvenliğinin ve Türkiye’nin millî çıkarlarının korunmasına yönelik faaliyetlerin sürdüğü bildirildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Daha önce açıkladığımız üzere, S-400 hava savunma sistemleri Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyaçları doğrultusunda alınmış olup göreve hazır durumdadır. S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’de kullanılması yönünde herhangi bir planlama bulunmamaktadır. S-400’lerle ilgili bazı basın yayın organları ile sosyal medyada dönem dönem spekülasyonlar yapılmaktadır. Bu konuda açıklamalarımız dışındaki iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir."

Oğuzhan Halil Özbek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.