POLİTİKA - 26 Ağustos 2025 Salı 16:58

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "(Terörsüz Türkiye’ye ilişkin) Önümüzdeki altın fırsat heba edilmemeli, coğrafyayı vatan yapan millet çatısı altındaki kardeşlik hissiyat ve hususiyeti zedelenmemelidir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "(Terörsüz Türkiye’ye ilişkin) Önümüzdeki altın fırsat heba edilmemeli, coğrafyayı vatan yapan millet çatısı altındaki kardeşlik hissiyat ve hususiyeti zedelenmemelidir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, "Önümüzdeki altın fırsat heba edilmemeli, coğrafyayı vatan yapan millet çatısı altındaki kardeşlik hissiyat ve hususiyeti zedelenmemelidir" dedi.


Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Malazgirt Zaferi’nin 954. Yıldönümüyle Büyük Taarruz’un 103’üncü Yıldönümü" hakkında yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, Türk milletinin tarih boyunca medeniyet ışığının taşıyıcı ruhu, merhamet ve mehabet ikliminin muhabbetle taçlanan burcu olduğuna, bu yüksek haslet ve haysiyetin zamanın dar kovuklarından dalga dalga sızarak yayıldığını belirterek, sönük ve solgun, aynı zamanda durgun ve yorgun coğrafyaların sisli ufkunu fetih ve taarruz parlaklığıyla aydınlattığına dikkat çekti.


26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi ile 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’un içyüzünü görebilen, okuyabilen ve özümseyenler için bu aydınlığın Allah’ın bir lütfu, milletin de övünç kaynağı olduğunu bildiren Bahçeli, "Hem 954 yıl evvel, hem de 103 yıl evvel olmak suretiyle iki ayrı tarih diliminde Anadolu esaret zincirlerinden kurtularak asil ve aziz milletimizin şeref ve namusu olarak perçinlenmiştir. Özellikle Malazgirt Ovası’nda küresel ve bölgesel kuvvet dengesi yeni baştan kurulurken, jeopolitik ve jeostratejik denklemlerin parametreleriyle birlikte dünyanın istikameti ve çağların şifreleri muhtevalı değişime uğramıştır. Mesele sadece hak ederek kazanılmış bir meydan savaşı veya ulaşılmış muvaffak ve muzaffer bir dönemin inşasıyla sınırlı görülmemelidir" ifadelerini kullandı.


Malazgirt Zaferi’nin, tefrika ve tezvirata mahkûm düşen Anadolu’nun yeniden doğuşunu müjdelediğini, haksızlığa ve zulme maruz kalan mazlumların dirilişini tetikleyip teşvik ettiğinin altını çizen Bahçeli, "954 yıl önce ayrımcılık can evinden vurulmuş, ayrışmayı kamçılayan karanlık amaç ve arayışlar can pahasına darbelenmiştir. Malazgirt Zaferi, Türk milletinin varoluşsal onurunun yurt tutma hedefiyle eklemlenmesi, mukadderatının özünü teşkil eden sarsılmaz birlik ve dayanışma duygusunun iman ve kahramanlıkla yoğrulmasıdır. Bu zafer Bizans’ın kilitlediği bereket vadeden kapıları açmakla kalmayıp kırgın ve kırık gönüllerin de umut ve heyecan mayası olmuştur. Ötüken sancağı Malazgirt’te çok daha kudretli şekilde cihanşümul gayelere kilitlenmiş, maşeri vicdanda tıpkı bir cevher gibi saklı duran kutlu ülküler Kızılelma sevdasıyla coğrafyaları sarmıştır" açıklamalarında bulundu.


Müslüman Türk milletinin Anadolu’yu ağırlık ve harekât merkezi yaparak İ’la-yi Kelimetullah aşkının peşine düştüğünü, yerküreyi 360 derecelik açıyla aklen, kalben ve fikren kuşattığını vurgulayan Bahçeli, "Elbette Malazgirt Zaferi’nin sonuçları hala müessir ve müsellemdir. Müstevli ve muhasım çevreler bu zaferden dolayı 9,5 asırdır huzursuz, sancılı ve rahatsızdır. Türk milletinin varlığından, bir ve kardeşçe yaşamasından, acıda ve anıda, sevinçte ve hüzünde tek nefes olmasından korkuya kapılanların menhus ve menfur oyunları devamlı güncellenmiş, zaman zaman da genişlemiş ve genelleşmiştir. Hiç bitmeyen, hiç kesilmeyen, hiç eksilmeyen nice tertip ve tuzaklara rağmen Malazgirt’in manevi mirası, Büyük Taarruz’un kristalize olmuş soylu duruşu tahrip edilememiştir" dedi.



"Önümüzdeki altın fırsat heba edilmemeli, coğrafyayı vatan yapan millet çatısı altındaki kardeşlik hissiyat ve hususiyeti zedelenmemelidir"


Bahçeli, açıklamalarını şöyle tamamladı:


"Malazgirt’in emanet olarak nesilden nesile intikal eden tarihsel dokusu, doğası ve kuşkusuz milli yüreklerde kor gibi yanan zafer ateşiyle ’Terörsüz Türkiye’nin kararlı adımları ve kaderimize yön verecek sağlam atılımları el ele, güç birliği halinde yapılmaktadır. Terörsüz Türkiye, fetihler sürecinin, taarruz bilincinin, hasılı ve son tahlilde Malazgirt Zaferi’nin, istikbalin tertemiz yüzüyle birleşmesi, yeni yüzyılın barış, huzur ve kardeşlikle çelikleşmesidir. Önümüzdeki altın fırsat heba edilmemeli, coğrafyayı vatan yapan millet çatısı altındaki kardeşlik hissiyat ve hususiyeti zedelenmemelidir. Malazgirt’te temerküz eden fetih aklının, insanlarımızın diliyle kökeniyle ilgilenmeyen, bunu dert etmeyen ve ortak değerlerde buluşmayı temel alan selim ve selis iradenin, elleri öpülesi ecdadımızın çığlık kadar hür muhteşem çağrısını ve muzaffer çehresini yere düşürmeyeceğine gönülden inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Türk tarihinin her bir döneminde, milli bekanın muhafazası için emsalsiz sorumluluklar üstlenmiş, en çetin imtihanları sabır ve vatanperverlikle geçmiş, milli birlik ve kardeşliğin nişanesi olmuş aziz ecdadımızı hürmet ve rahmetle anıyorum. Malazgirt Zaferi’nin 954’üncü yıl dönümünde Büyük Hakanımız Sultan Alparslan’a, kahraman neferlerimize, Büyük Taarruz’un 103’üncü yıl dönümünde ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, ülkü arkadaşlarına ve muhterem şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Taarruz ve zafer günümüz mübarek olsun. Vatanımız sonsuza kadar var olsun."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Konuralp pirinciyle atıksız mutfak Düzce Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından, Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri kapsamında "Coğrafi İşaretli Konuralp Pirincinin Türk Mutfağında Kullanımı (atıksız mutfak uygulaması)" başlıklı uygulamalı etkinlik düzenlendi. Programa; Akçakoca Kaymakamı Dr. Hacı Arslan Uzan, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Kara, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hatice Kavuncuoğlu, Doç. Dr. Zeynep Mesci, Dr. Öğr. Üyesi Emrah Öztürk ve Öğr. Gör. Dr. Atıf Akkil katılım sağladı. Ayrıca teknik gezi kapsamında Düzce Zübeyde Hanım Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Yiyecek-İçecek Hizmetleri Alanı öğretmenleri ve öğrencileri de etkinlikte yer aldı. Etkinlikte, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri, Öğr. Gör. Dr. Vedat Kayış’ın yürütücülüğünü yaptığı "Mutfaklarda Atık Yönetimi" dersi kapsamında coğrafi işaretli Konuralp pirincini kullanarak Türk mutfağına özgü çeşitli yemek uygulamaları gerçekleştirdi. Atıksız mutfak anlayışının ön plana çıkarıldığı etkinlikte; sürdürülebilir gastronomi yaklaşımı doğrultusunda yerel ürünlerin verimli kullanımı, gıda israfının azaltılması ve geleneksel mutfak kültürünün korunmasına yönelik uygulamalara yer verildi. Etkinlik süresince öğrenciler tarafından hazırlanan yemekler incelenirken, coğrafi işaretli ürünlerin gastronomi turizmi açısından taşıdığı önem ile yerel mutfak değerlerinin sürdürülebilirliği üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
Sivas Heybeti ile dikkat çekiyor, yarım milyon TL’ye alıcısını bekliyor Sivas’ta heybetiyle dikkat çeken 1 tonluk kurbanlık tosun, 500 bin TL’lik fiyatıyla alıcısını bekliyor. Sivas’ta yaşayan ve besicilik yapan Halil İbrahim Güler, Zara ilçesinden aldığı simental cinsi bir tosuna Poyraz adını verdi. Yaklaşık 6 aydır besiye çekilen Poyraz’ın ağırlığı 1 ton 40 kilograma kadar çıktı. Heybetiyle göz kamaştıran Poyraz isimli tosuna 500 bin TL fiyat biçildi. Daha önce 450 bin TL teklif edilen 3 buçuk yaşındaki Poyraz’ın Kurban Bayramı’na kadar satılması bekleniyor. "Bayrama satmayı düşünüyoruz" Tosunun 6 aydır beside olduğunu söyleyen Güler, "Öncesinde Zara ilçesinde Kösedağ köyü yaylalarında yayıldı. Uzun bir süre yayıldı sonra alıp getirerek burada besledik. Bu tonaja ulaşma hedefimiz vardı şu anda bu hedefimize ulaştık. Kurban için baktık, besledik bayrama da satmayı düşünüyoruz. Tosunumuzun adı Poyraz oğlum koydu adını, kuru besi ile besledik uzun zaman da yaylalarda yayıldığı için bu tonaja ulaştı" dedi. "Fiyatını 500 bin TL olarak belirledik" Poyraz’ı satın almak isteyenlerin olduğunu söyleyen Güler, "Şu an 1 ton 40 kilogram, kurban bayramına kadar da en az 1 ton 100 kilograma rahat bir şekilde ulaşır. Poyraz’ın fiyatını 500 bin TL olarak belirledik alıcısı olduğu zaman da pazarlık payı mevcut. Bayram öncesi baya bir talibi oldu fiyat olarak 450 bin TL teklif edildi. 3 buçuk yaşında şu an" ifadelerine yer verdi.
Niğde Konaklı Rum Kilisesi’nde Türk Mutfağı tanıtıldı Niğde Valiliği koordinesinde, Türk Mutfağı Haftası kapsamında bu yıl ’Bir Sofrada Miras’ temasıyla düzenlenen program, Konaklı Rum Kilisesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayelerinde her yıl farklı bir konseptle kutlanan Türk Mutfağı Haftası’nın beşincisi, 21-27 Mayıs 2026 tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Farklı dönemler, yaşam biçimleri ve kültürel etkileşimlerle şekillenen zengin yapısına dikkat çekilmesi amacıyla düzenlenen ’Bir Sofrada Miras’ programının gerçekleştirildiği Konaklı Beldesi, eski adıyla ’Misthi’ olarak bilinen ve tarih boyunca farklı kültür ile medeniyetlerin bir arada yaşadığı Kapadokya’nın önemli yerleşim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. 1844 yılında inşa edilen, özgün mimarisi ve tarihi dokusuyla bölgenin kültürel hafızasını günümüze taşıyan simge yapılar arasında yer alan Konaklı Rum Kilisesi’nde gerçekleşen etkinlikte, 1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi sonrasında Konaklı’da oluşan kültürel dönüşüm ve bu dönüşümün mutfak kültürüne etkileri anlatıldı. Kurulan sofralarda geleneksel lezzetler misafirlere ikram edilirken; Türk mutfağının yalnızca yemeklerden ibaret olmadığı; üretim gelenekleri, pişirme teknikleri, ritüelleri ve kültürel aktarımıyla yaşayan güçlü bir miras katılımcılara aktarıldı.
İzmir EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı "Özbekistan-Türkiye 4. Rektörler Forumu"na katıldı Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Özbekistan Yükseköğretim, Bilim ve İnovasyon Bakanlığı tarafından düzenlenen "4. Özbekistan-Türkiye Rektörler Forumu" iki ülkeden üniversitelerin rektörleri, üst düzey yöneticilerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Buhara Devlet Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde "Küresel Rekabet Gücü İçin Özbekistan-Türkiye Yükseköğretim İşbirliğinin Geliştirilmesi" yaklaşımıyla gerçekleştirilen foruma Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı da katılarak önemli temaslarda bulundu. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, ilk olarak Özbekistan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bakhodir Turayev ile bir araya geldi. Ardından Türk yükseköğretim vizyonu doğrultusunda üniversitelerarası ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli yeni iş birliği protokollerine imza attı. Forum kapsamında düzenlenen "Geleceğinin Mühendisleri: Üniversite Sanayi Entegrasyonu ve Ortak Teknolojik Çözümler" başlıklı oturumda konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "Türkiye-Özbekistan Rektörler Forumu vesilesiyle bugün sizlerle bir araya gelmekten büyük onur duyuyorum. İki ülkemizin ortak tarihinden ve köklü bilim geleneğinden gelen kardeşliğin, bu forumda akademik bir muhtevaya kavuşacak olması başlı başına anlamlı bir gelişmedir. Bugün mühendislik alanında konuştuğumuz hemen her başlığın merkezinde artık ortak bir kavram bulunmaktadır o da yapay zekadır. Yapay zeka; yalnızca bilgisayar bilimlerinin ya da yazılım mühendisliğinin konusu olmaktan çıkmış; enerjiden tarıma, sağlıktan gıda güvenliğine, akıllı altyapılardan robotik sistemlere kadar bütün mühendislik alanlarını dönüştüren yatay bir teknoloji haline gelmiştir. Bu nedenle ‘geleceğin mühendisi’ derken artık yalnızca kendi disiplininin temel bilgilerine hakim bir mezundan söz etmiyoruz. Geleceğin mühendisi; veriyi anlayabilen, yapay zekayı doğru ve sorumlu biçimde kullanabilen, farklı disiplinlerle birlikte çalışabilen, sanayinin gerçek problemlerine çözüm geliştirebilen ve toplumsal faydayı önceleyen bir mühendis olacaktır" dedi. "Yapay zeka mühendislik eğitiminin düşünme biçimini değiştirdi" Sektörel görünüm hakkında konuşan Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Bu dönüşümün izdüşümünü hemen her alanda görüyoruz. Yeşil enerjide; talep tahmini, akıllı şebeke yönetimi ve karbon ayak izi takibi yapay zeka ile daha etkili hale gelmektedir. Akıllı tarımda; sensörlerden, uydu ve İHA görüntülerinden gelen veriler hastalık tespitinde, verim tahmininde ve erken uyarı sistemlerinde belirleyici olmaktadır. Gıda güvenliğinde; üretimden tüketime kadar izlenebilirlik, kalite kontrol ve risk tahmini giderek daha fazla veri analitiği ve karar destek sistemleriyle güçlenmektedir. Nanoteknoloji gibi ileri araştırma alanlarında ise deneysel verinin yapay zeka ile analiz edilmesi, laboratuvar altyapılarımızın değerini artıran önemli bir katman oluşturmaktadır. Bu tablo bize şunu göstermektedir: Yapay zeka artık tek başına bir teknoloji başlığı değil; mühendislik eğitiminin düşünme biçimini değiştiren temel bir dönüşümdür" diye konuştu. Üniversitelerin sorumluluğuna vurgu yapan Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Bu dönüşüm karşısında üniversitelerin görevi yalnızca yeni dersler açmak değildir. Asıl mesele; eğitim, araştırma, sanayi iş birliği ve girişimcilik boyutlarını birlikte ele alan bütüncül bir model kurabilmektir. Öğrencilerimizi yalnızca ders alan bireyler olarak değil; problem tanımlayan, prototip geliştiren, takım çalışması yapan ve teknoloji transferine katkı sunan genç mühendis adayları olarak yetiştirmeliyiz" dedi. Üç önemli başlıkta iş birliği Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Bu noktada Türkiye ile Özbekistan arasında çok güçlü bir ortaklık potansiyeli bulunduğuna inanıyorum. Türkiye’nin mühendislik alt yapısı ve sanayi tecrübesi ile Özbekistan’ın genç nüfus dinamizmi ve hızla büyüyen teknoloji ekosistemi; ortak tarihî ve kültürel bağlarımızla birleştiğinde, yapay zeka temelli mühendislik eğitimi ve araştırma iş birlikleri için son derece elverişli bir zemin sunmaktadır. Bu çerçevede, üzerinde birlikte düşünebileceğimiz başlıca üç alanın öne çıktığını değerlendiriyorum. Birincisi, yapay zeka ve ilgili mühendislik alanlarında akademik iş birliği imkanlarıdır. İkincisi, ortak araştırma temalarının belirlenmesidir. Üçüncüsü ise öğrenci düzeyinde iş birliği imkanlarıdır. Bu başlıkların her birinin hangi modelle ve hangi öncelik sırasıyla hayata geçirileceği, karşılıklı görüşmelerimizin ve bu forum sonrasında kurumlarımız arasında devam edecek istişarelerin konusudur" diye konuştu. "Yapay zekanın takipçisi değil üreteni olacağız" Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Türkiye ile Özbekistan; ortak tarih, ortak dil ve ortak medeniyet köklerini paylaşan iki kardeş ülke olarak, yapay zeka çağının yalnızca takipçisi değil, ortak değer üreten iki aktörü olma potansiyeline sahiptir. Üniversitelerimiz arasında kurulacak iş birliklerinin, bu potansiyeli somut akademik ve teknolojik çıktılara dönüştüreceğine inancım tamdır. Bu vesileyle, foruma emeği geçen tüm kıymetli akademisyenlere teşekkürlerimi sunuyor; gerçekleştirilecek çalışmaların iki ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi. "Akademik birikimimizi uluslararası alana taşıyoruz" Özbekistan temasları ile ilgili genel bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Musa Alcı, "Ülkemizin köklü yükseköğretim kurumlarından birisi olarak uluslararası arenada akademik iş birliği ağımızı güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Köklerimizden gelen güçlü bağlar ve ortak kültürel mirasımızdan aldığımız ilhamla Türk Dünyasıyla akademik iş birliklerimizi daha ileriye taşıyoruz. Üniversitemizin 71 yıllık bilgi birikimini; bilim, Ar-Ge, inovasyon ve toplumsal fayda odaklı projeler aracılığıyla uluslararası arenaya taşıyoruz. Bu kapsamda Özbekistan üniversiteleri ile var olan bağlarımızı yeni projelerle, akademik çalışmalarla taçlandırıyoruz. Araştırma-geliştirme ve inovasyon alanları başta olmak üzere ortak çalışmalarla bilim dünyasına ve literatüre katkı sağlamayı hedefliyoruz" diye konuştu. Özbekistan’ın farklı eğitim kurumuyla iş birliği anlaşmaları imzaladıklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Programımız kapsamda üniversitelerarası ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli temaslarda bulunarak yeni iş birliği protokollerine imza attık. Forum vesilesiyle bir dizi ikili görüşme gerçekleştirdik. Akademik iş birliklerimize yönelik mutabakat zabıtlarını imzaladık. Üniversitemiz ile Özbekistan’ın farklı yükseköğretim kurumları arasındaki akademik ilişkilere yeni bir ivme kazandırdık" dedi.