POLİTİKA - 24 Şubat 2026 Salı 11:41

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesine destek verdi. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefi, ABD-İran gerilimi ve futboldaki bahis soruşturmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.


"Ramazan ayı bizi biz yapan değerlerin şah damarıdır"


Ramazan ayının milli ve manevi hayat açısından önemine vurgu yapan Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihli "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesini desteklediğini belirtti.


Ramazan ayının dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:


"Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat tarihinde; ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen "Kabe’de Hacılar hu der Allah" isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın mezkûr genelgesinde özetle; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesine atıfla Türk milli eğitimin genel amacının; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir? Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesi açıktır. Buna göre, ilköğretim; öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere, bu modelin merkezinde; erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından içselleştirilerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesi esastır. Hülasayı kelam; Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz, Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir?"


"Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi gericiyiz"


"Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bildiriyi imzalayan 168 kişiye de tepki gösteren Bahçeli, "Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok. Milli Eğitim Bakanlığı’nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı, Türkiye’de gerici-şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız" dedi.


Ramazan ayımızı sulandırmaya kalkışmayın"


Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu genelgesini sonuna kadar desteklediğini belirten Bahçeli, "Müslüman Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ha kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın" diye konuştu.


"Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır"


Bahçeli, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, yaklaşık 6,5 ay süren çalışmalar sonucunda hazırlanan raporun 50 üyeden 47’sinin oyuyla kabul edildiğini anımsattı. Oylanan raporu "sefalet manifestosu" olarak niteleyenlere tepki gösteren Bahçeli, "Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir. Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir" şeklinde konuştu.


"ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"


Bölgede artan gerilime dikkat çeken Bahçeli, ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısına ilişkin şu ifadeleri kullan:


"ABD’nin İran’a saldıracağı tarih hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçmektedir. ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyaların ayarını hepten bozacak, tahminlerin ötesinde yaygın bir savaşlar döneminin kapısını kıra kıra açacaktır."


"Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir"


İsrail yönetimine de değinen Bahçeli, "Gazze’nin yeniden imarı için Washington’da "Barış Kurulu" toplanıyorken, eşzamanlı şekilde İran’a karşı savaş hazırlığı toplantısı icra edilmiştir. İsrail yönetiminin ıslah ve terbiye edilmesi konusunda ön alması gereken Trump’ın, Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir. ABD’nin İsrail büyükelçisinin teolojik ve ideolojik saplantıyla vaat edilmiş topraklar saçmalığını gündeme getirmesi; sınır aşan potansiyel hedeflerin gösterime sokulması, bölge devletlerinin egemenlik haklarının tartışmaya açılması, sonuçta Siyonist yayılmacılığın nasıl bir tehdit oluşturduğunun da deşifresidir" diye konuştu.


"PKK’nın kurucu önderinin çağrısı KCK’yı da bağlamaktadır"


Dışarda yaşanan gerginliklerden ders çıkarılarak iç siyasette birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğine işaret eden Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır. Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir."


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike soruşturması olarak bilinen sürece de değinen Bahçeli, soruşturmanın önemine işaret etti.


Bahis oynadığı tespit edilen yöneticilerle ilgili gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini belirten Bahçeli, "Türk Futbol Federasyonu’nun başkanı çok sağlıklı bir adım atmıştır, cesurdur, delikanlıdır, yoluna devam etmelidir" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kastamonu’da musluk suyunun sürekli bulanık akmasına tepki Kastamonu’da il merkezinde isale hattında yaşanan arızadan sonra, 2 aydır yaşanan su kesintileri ve musluklardan bulanık su akmasına vatandaşlar tepki gösterdi. Kastamonu il merkezine içme suyu sağlayan Karaçomak Barajı’ndaki isale hattında 3 Ocak tarihinde yaşanan arıza sebebiyle yaklaşık 10 gün boyunca şehrin birçok noktasında içme suyu problemi yaşandı. İsale hattındaki arızanın onarılmasının üzerinden yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen şehir merkezinde zaman zaman yaşanan su kesintileri ve musluklardan bulanık su akması vatandaşları mağdur ediyor. "Halkı bilgilendirecek ya da tedbir alması için uyaracak herhangi bir açıklama olmamasının mahcubiyetini ve üzüntüsünü yaşıyoruz" Kuzeykent Mahallesi Muhtarı Hakan Çölez, "3 Ocak itibariyle Kastamonu’nun tamamını etkileyen ciddi bir arıza ile karşı karşıya kalmıştık. Yaklaşık 10 gün düşük basınçla ya da ara ara gelip gitse de bir su kesintisi yaşandı. Kesintiler bir şekilde giderilmiştir. Fakat bugün üzerinden iki ay geçmesine rağmen hala sularımızda, ne yazık ki muhtemel arızanın etkisi altında olduğunu düşündüğümüz bir kirlilik ve yosunlu koku mevcut. Kuzeykent, şu anda 55 bin nüfuslu bir mahalle. Tabii şehrin geri kalan kısımlarından da bize ulaşanlar oluyor. Arayanlar, ’muhtarım aynı sıkıntıyı biz de yaşıyoruz’ diyenler var. Bu kirli ve bulanık suyla mübarek Ramazan ayında imtihan oluyoruz. İnsanlarımız hastaneye gittiklerinde de bize dönüş sağlıyorlar. Fakat ne İl Sağlık Müdürlüğümüzden ne de Kastamonu Belediyemizden bu konuyu gündeme taşıyacak ya da süreci bizlere anlatacak herhangi bir açıklama olmamasının mahcubiyetini ve üzüntüsünü yaşıyoruz. Muhtar olduğumuz için mahallemizin içinde bulunduğumuz için her ne kadar son zamanlarda maaşıyla ön plana çıkan bir kurum dahi olmuş olsak da insanların ilk kapısını çaldığı ya da ilgililere ulaşamadığın da ‘aman muhtarım’ dediği bir yerdeyiz. Amacımız kamuoyu baskısı ile birlikte Kastamonu Belediyesinden bir açıklama, bir sonuç alabilmek" dedi. "Bulanık akan sular nedeniyle apartman sakinlerinden yoğun şikayetler alıyoruz" Kendilerine çok fazla şikayet geldiğini söyleyen Çölez, "Bunun için zaten bir müddet bekledik. Bugün düzelir, yarın düzelir dedik, fakat insanlar hastaneye gittikçe, doktorlar ’sudan olabilir’ dedikçe, insanlar ’neden bir sağlık arayışı yok’ noktasında oldu. Bizlere ulaştılar, ilgili kurumu, belediyeyi aradıklarında geri dönüş olmadığına dair sosyal medyadan yazılar paylaştılar. Daha sonra da bizleri aradılar. Bizde ne yapalım? Vatandaşa dönmeyen belediye, bize döner mi? Apartmanlardan, kooperatiflerden, mahallemizden her bir yerden numuneler istedik. Gelen şikayetler üzerine mahallemizin tamamında bununla alakalı bir sıkıntının olduğunu da görmüş olduk" diye konuştu. "Sorunun tez zamanda çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz" Muhtar Çölez, "Boğaz ağrısı, ishal, mide bulantısı gibi şikayetler de yoğunlaştı. Gelen telefonlar ve atılan mesajlarda da sabit. İnsanlar kendi aralarında da konuşuyor. İnsanlar boğaz ağrısı, ishal, yüksek ateşte hastaneye gidiyorlar. ’Suyun şekli ve içindeki atık bakterilerden dolayı oldu’ deniliyor. İnsanlar da haliyle bu konuda ulaşacak bir kanal arıyorlar. Ümidimiz odur ki bu sorun tez zamanda çözüme kavuşur. Yetkililer de bu çözüm sürecinde kurum birlikteliği sağlayarak ilk başta halkı bilinçlendirme noktasında hareket ederler" şeklinde konuştu.