EĞİTİM - 16 Mart 2026 Pazartesi 14:29

Eğitim uzmanı Yolcu: "Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun"

A
A
A
Eğitim uzmanı Yolcu: "Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun"

Uzman eğitimci İsmail Yolcu, zorunlu eğitim sistemi hakkında, "Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun. Eğer bir öğrenci üniversite mezunu olarak diplomasını aldığı anda iş başvurusunu yapmak için CV’sini hazırlamaya başlarsa, eğer lisans mezunuysa ortalama 23-24 yaşında CV’sini hazırlıyor" dedi.


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), zorunlu eğitim sisteminin yeniden ele alınabileceğini belirterek, Türkiye’de uygulanan 12 yıllık zorunlu eğitim sisteminde düzenlemeye gidilebileceği ihtimalini göz önünde bulundurdu. MEB, eğitimde süre ve yaş kriterlerinin güncellenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ve bu kapsamda öğrencilerin daha erken yaşta üniversiteye başlayabilmesini sağlayacak yeni bir modelin değerlendirildiğini ifade etti. Bu çalışmanın istihdama katkı sağlayacağı ifade edilirken, öğrencilerin erken yaşta hayata atılması planlandığı belirtildi. Bu konu hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulunan Uzman eğitimci İsmail Yolcu, zorunlu eğitim süresinin uzun olduğunu ve bu çalışmanın MEB tarafından gerçekleştirilmesi halinde sanayi, turizm, tekstil ve diğer sektörlerde ‘aranan eleman’ ihtiyacının karşılanacağını ifade etti. Ara tatilde öğrencilerin uyku düzeninin bozulmaması gerektiğini ve bu konuda ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünün de altını çizen Yolcu, tatilde planlı çalışmaların devam etmesinin öğrenciler için uygun olacağını sözlerine ekledi.



"Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun"


Türkiye’de uygulanan zorunlu eğitim süresinin gereğinden uzun olduğunu ve bu durumun istihdamı azalttığını belirten Yolcu, "Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun. Eğer bir öğrenci, üniversite mezunu olarak diplomasını aldığı anda iş başvurusunu yapmak için CV’sini hazırlamaya başlarsa, eğer lisans mezunuysa ortalama 23-24 yaşında CV’sini hazırlıyor. Bunun 2-3 yılını iş arama süresi olarak yaptığını düşünelim. Ya da hemen işe girdi ama belki işi beğenmedi, ayrıldı, istifa etti veya kişi işten kovulabilir. Bu süreç 23-24-25 yaşında başlayıp 26-27 yaşına kadar gidiyor. İşin içinde askerlik var. Olursa evlenmek var. Varsa bazen ekstra sertifika eğitimleri olabilir, kendini geliştirmek için bir bilgisayar kursuna gitmek olabilir. İşin üniversite tarafı da gerçekten uzun. Lise kısmına bakıyoruz. 18 yaşında bir öğrencinin mezun olması ciddi anlamda aslında çıraklık modeliyle alakalı. Buradaki en doğru yaş modeli, ortaokullu olduğu yıllarda hepimizin geldiği gibi ortaokullarda bir şekilde çırak olarak, elde süpürgeyle etrafı süpürerek ya da ustaların yardımcısı olup onlara malzemeler uzatarak öğrenilebilen bir meslektir. Kaportacılık da böyledir, berberlik de böyledir. Sanayide ya da bir manavda da çıraklık modeli budur" diye konuştu.



"Eğitim sürelerinin kısalması gerekiyor"


Üniversite mezunu olan gençlerin hayata geç atıldığını ve kendi bölümlerinden harici işlerle meşgul olduğunun altını çizen Yolcu, "Hepsi diplomalarını almışlar artık başka arayışlar içerisinde. ‘Ben online satış yapacağım ya da online araba satacağım, online emlakçılık yapacağım’ diyorlar ama sahada değiller. Ellerinde bir nasır yok, ellerinde süpürge yok, meslek öğrenmeye çalışıyorlar. Bu beyhude bir arayış. Muhakkak başarılı olanlar olur ama çıraklık modeliyle iş hayatına giren kişi sayısı çok düşük. Şu anda sanayinin de en büyük şikayeti, istihdam edebilecek ara eleman sıkıntısı ciddi oranda çok fazla olduğudur. Bu nedenle eğitim sürelerinin kısalması gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda meslek ortaokulları aracılığıyla öğrencilerin ortaokulda meslek öğreniyor olması kurtuluş reçetesi olacak" şeklinde konuştu.



"Bu yıl YKS’ye 135 bin civarında öğrenci daha az başvurdu"


Geçtiğimiz yıllara göre Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) başvuru sayısında bir azalma olduğunu, fakat bunun normal bir düzeyde olduğunu söyleyen Yolcu, "Çok da şaşırmamak gerekiyor. Bu yıl YKS’ye 135 bin civarında öğrenci daha az başvurdu. Aynı zamanda herkes sınava girmiyor. Burada da 200-250 binlik bir kayıp oluyor. Yani sınava başvuran 2 milyon 420 bin öğrencinin, 2 milyon 200 bini sınava girecek. Sınava 2 buçuk milyon kişi de girse 12 buçuk milyon kişi de girse, çalışan öğrenci bir kayıp yaşamayacak. Burada Yükseköğretim Kurulu (YÖK), sınava giren öğrenci sayısına ve bir önceki yıl kontenjanların dolu olup olmamasına göre kontenjanları kısıyor" ifadelerine yer verdi.



"Yorucu bir maraton onları bekliyor"


Ara tatilde öğrencilerin teknolojiden bir nebze olsun uzak durmasını, özellikle sınava girecek 8 ve 12’nci sınıfların planlı ve programlı çalışmaya devam etmesi gerektiğinin altını çizen Yolcu, sözlerini şöyle sürdürdü:



"Biz, ara tatilde öğrencileri ikiye ayırıyoruz. 8 ve 12’nci sınıflar. Yani hem Liseye Geçiş Sınavı (LGS) hem YKS’ye girecek olan öğrenciler. Onlar ders çalışıyorlar. İyi ki de çalışıyorlar çünkü yorucu bir maraton onları bekliyor. Ama ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin muhakkak dinlenmeleri gerektiğini; ama telefon, tablet ve bilgisayarla aşırı yoğunluk yaşamamalarını diliyoruz. Az da olsa planlı, programlı, disiplinli ders çalışmanın her güne dağıtılması gerekiyor. Uyku saati rutinin bozulmaması gerekiyor."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Bozdoğan Belediyesi ilaçlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor Bozdoğan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde sivrisinek, karasinek ve larvalara karşı ilaçlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Halk sağlığını korumak ve yaz aylarında artış göstermesi beklenen haşere popülasyonunun önüne geçmek amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında ekipler ilçenin birçok noktasında düzenli olarak ilaçlama yapıyor. Üreme alanları tek tek kontrol ediliyor Belediye ekipleri özellikle haşerelerin üreme alanı olarak bilinen sulak bölgeler, dere yatakları, durgun su birikintileri ve yeşil alanlarda periyodik ilaçlama gerçekleştiriyor. Yapılan çalışmalarla haşere oluşumunun kaynağında önlenmesi hedeflenirken, larva döneminde yapılan müdahalelerle sivrisinek ve karasineklerin çoğalmasının önüne geçiliyor. Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte haşere popülasyonunda yaşanabilecek artışa karşı da önlem alan ekipler, ilçe genelinde ilaçlama faaliyetlerini program dahilinde yoğun şekilde sürdürüyor. Başkan Özel: "Halk sağlığı bizim için öncelik" Bozdoğan Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel, yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada vatandaşların sağlığını korumaya yönelik hizmetlerin aralıksız devam ettiğini belirterek "Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerimiz ilçemizin dört bir yanında düzenli olarak ilaçlama çalışmalarını sürdürüyor. Sivrisinek ve karasinek oluşumunun önüne geçmek için özellikle larva döneminde müdahale ederek sorunu kaynağında çözmeyi hedefliyoruz. Halk sağlığını korumak bizim en önemli önceliklerimizden biridir. Bu kapsamda ekiplerimiz sahada aktif olarak çalışmalarına devam edecek. Hemşehrilerimizin daha sağlıklı ve huzurlu bir çevrede yaşamaları için belediye olarak tüm imkanlarımızla çalışmayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Sarıgöl’de kartpostallık manzara Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Dadağlı Mahallesi’nde bodur badem ağaçlarının çiçek açmasıyla ortaya çıkan beyaz örtü, yeşil otlar ve papatyalarla birleşerek kartpostalları aratmayan görüntüler oluşturdu. Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Dadağlı Mahallesi’nde bodur badem bahçelerinde ağaçların çiçek açmasıyla birlikte doğa adeta beyaza büründü. Baharın gelişiyle birlikte badem ağaçlarının bembeyaz çiçekleri, yeşeren otlar ve açan papatyalarla birleşerek kartpostallık manzaralar oluşturdu. Dadağlı Mahallesi’nde bulunan bodur badem bahçelerinde tüm ağaçların çiçek açmasıyla ortaya çıkan renk cümbüşü, görenleri adeta büyülüyor. Bahçeye gelen vatandaşlar bu eşsiz manzara eşliğinde fotoğraflar çekerek doğanın sunduğu güzelliğin keyfini çıkarıyor. Mahalle sakinlerinden Halil Uygun, yıllar önce İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından bodur badem fidanlarının bölgeye dikildiğini belirterek, "Yıllar önce İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından elle kırılabilen bodur badem fidanları dağıtılmıştı. Tarla komşumuz da 5-6 dekarlık tarlasına bu fidanlardan dikmişti. Şimdi tüm badem ağaçları çiçek açtı. Toprak yeşerdi, papatyalar açtı. Ortaya çıkan manzara bizleri dinlendiriyor. Buraya ailece gelip fotoğraflar çekiliyoruz." dedi. Bodur badem ağaçlarının özellikle kırsal alanlarda fazla sulama istemeden yetiştirilebildiği, üçüncü yılda verime başladığı ve yedi yaşına geldiğinde ağaç başına 20 ile 50 kilogram arasında ürün verdiği belirtildi. Elle kırılabilen özelliği sayesinde bodur bademin piyasada da yoğun ilgi gördüğü ifade edildi.