POLİTİKA - 29 Nisan 2026 Çarşamba 13:39

Cumhurbaşkanı Erdoğan:" Kut’ül Amare Zaferi’mizin 110. yıl dönümünde kahramanca mücadele eden askerlerimizi rahmetle anıyorum"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan:" Kut’ül Amare Zaferi’mizin 110. yıl dönümünde kahramanca mücadele eden askerlerimizi rahmetle anıyorum"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce grup toplantısının Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini temenni etti.


"Filistin’in yiğit evlatlarını bir kez daha selamlıyorum"


Filistin halkının maruz kaldığı zulme ve gösterdiği direnişe değinen Erdoğan, uluslararası kuruluşun sessizliği altında yaşananlara dikkati çekerek, "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen; ’Susarsak eğer taşları sıkacağız, acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz, mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda’ diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin’in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" ifadelerini kullandı.


"Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır"


Kut’ül Amare Zaferinin 110’uncu yılının idrak edildiğini dile getiren Erdoğan, "Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa, askerlerini "Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad-u handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum" diyerek tebrik etmişti. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken onlara şunları emrediyordu; "18. Kolordu’nun aslan yürekli erleri, Cenab-ı Hakk’a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut’ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum.’" dedi.


"Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir"


Kut’ül Amare Zaferi’nin tarihe şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak yazıldığını ve milli hafızada bu zaferin yer aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu zafer, belli kesimler tarafından tekrar köpürtülen ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi’ yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biridir. Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş, hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa, muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenci ve Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt ve Arap ittifakının ne kadar stratejik bir önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut’ül Amare’de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale’de de şahit oluyoruz. Saraybosna’dan Üsküp’e, Bakü’den Kudüs’e, Bağdat’tan Şam ve Halep’e kadar nice kardeşimiz ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş ve kara toprağı kanlarıyla sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği net bir şekilde görülmüştür" diye konuştu.


"Coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız kenetlenmektir"


Başkan Erdoğan, geçmişte olduğu gibi günümüzde de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattının bir duvarın tuğlaları misali kenetlenmekten geçtiğini vurgulayarak, "Kökenlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir. Hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizleri bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin diliyle konuşmak barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz" açıklamasında bulundu.


"Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır"


Türkiye’nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması ortak tarih, ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmasının tenkit değil, takdir edilecek bir politika olduğunu söyleyen Erdoğan, "Mazimiz gibi istikbalimizde müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş dostluğumuzu kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat, biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


"2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz"


Erdoğan, 81 ilde 500 bin sosyal konut kazandıracak projeye halkın yoğun bir ilgi gösterdiğine dikkati çekerek, "500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık, 29 Aralık itibarıyla kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik. Ankara’dan İzmir’e, Gaziantep’ten Trabzon’a, Çorum’dan Hatay’a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Şimdi hedefimiz; evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız" dedi.


"İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz"


Bu projenin yanı sıra İstanbul’da uygulanacak olan kiralık konut uygulamasını da hayata geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, "İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz" diye konuştu.


"Her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasetlerinde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da ‘çözümsüzlük çözümdür’ anlayışına yer olmadığını belirterek, "23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. ‘Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız ve hepinizden hesap soracağız’ gibi anti demokratik yollara asla tevessül etmedik" ifadelerine yer verdi.


"Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor"


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in seviyesiz ifadelerle AK Parti’yi hedef aldığını söyleyen Erdoğan, "İçinde zerre kadar vizyonun, projenin ve nezaketin olmadığı, Türkiye’nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, basın mensupları karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan eleştirilere kulak vermekten bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz" değerlendirmesinde bulundu.


"Her gün yeni bir skandal patlak veriyor, CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor"


"Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok" diyen Başkan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. ‘Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım’ gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir öz eleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenabı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin."


"Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır"


Bir taraftan 500 bin sosyal konut için kura çekildiğini, diğer taraftan ise Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezine haline getirecek adımların atıldığını dile getiren Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için ‘güçlü merkez’ şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz; istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi, üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek ve Türkiye’nin rekabet gücünü artırmaktır. Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi ise ‘Terörsüz Türkiye’ sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte on sekizinci ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık" dedi.


"Komisyon raporunun ışığında, siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız"


Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Komisyon raporunun ışığında, siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar gerçeklerle değil tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir ve süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Biz bu yola ittifak olarak Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil Türkiye’nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla samimiyette ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Uyuşturucu operasyonunda yakalanan sanıkların yargılanmasına devam edildi Kastamonu’nun Tosya ilçesinde jandarma ekipleri tarafından düzenlenen uyuşturucu operasyonunda yakalanan 3 sanığın yargılanmasına devam edildi. Olay, Eylül 2025 yılında Tosya Sanayi Sitesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Tosya İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, bir ihbarı değerlendirerek şüphelendikleri bir aracı durdurdu. Durdurulan araçta yapılan aramada araç içerisinde şoför kapısı ile koltuk arkasında tütün paketi içerisinde 90 gram bonzai maddesi ele geçirildi. Araçta bulunan M.A., O.D. ile H.C.Ş.’nin üzerinden 2,30 gram bonzai maddesi bulundu. Olay sonrası uyuşturucu madde ile yakalanan M.A., H.C.Ş. ile O.D.’nin ev ve eklentilerinde jandarma ekiplerince yapılan aramalarda mutfakta 1 adet hassas terazi, fritöz içerisinde 5 gram bonzai maddesi, ayrı bir poşetin içinde 2,90 gram bonzai maddesi ve aseton kutusunda bonzai maddesi ile 5 adet sentetik ecza hapı ele geçirildi. Operasyonun ardından gözaltına alınan H.C.Ş. ile O.D., çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanırken, M.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. M.A., H.C.Ş. ile O.D. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan açılan dava görülmeye devam etti. "Uyuşturucu satıcısı değilim, sadece kullanıcıyım" Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık H.C.Ş., "Fritözün içerisinde bulunan uyuşturucu mavi poşetin içindeydi. Mavi poşette 5 gram kağıdın içinde hepsi bir yerdeymiş, annem oraya koymuş poşeti, ben koymadım. Poşet yoktu hiç. 3 dal sigarayı ben kendim için hazırlamıştım. Bunları farklı zamanlarda bin lira karşılığında Efe ve Murat’tan aldım. Efe’den çok aldım ama Murat’tan 5 ya da 6 kere almışımdır. Ödemeyi genellikle nakit yapıyordum" dedi. Tutuksuz yargılanan sanık O.D. ise, "Mütalaaya katılıyorum, mütalaa doğrultusunda beraatımı talep ediyorum. Ben uyuşturucu ticareti yapmadım" diye konuştu. Tutuksuz yargılanan sanık M.A. da, "Mütalaa doğrultusunda beraatımı talep ediyorum" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, H.C.Ş’nin tutukluluğunun devamına ve O.D. ile M.A.’nın adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
İstanbul SCAR Kongresi, 11 ülkeden akademisyenleri Yakın Doğu Üniversitesi’nde buluşturdu Yakın Doğu Üniversitesi’nde düzenlenen 5’inci Bilimsel ve Akademik Araştırmalar Kongresi’ne (SCAR 2026) Arnavutluk, Filipinler, Hindistan, İran, Kanada, Kırgızistan, KKTC, Polonya, Tayvan, Türkiye, Ukrayna ve Yemen’den akademisyenler katıldı. Kongrenin açılış konuşmalarını; Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Umut Aksoy, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı ile kongre eş başkanları Doç. Dr. Alper Yusuf Köroğlu ve Prof. Dr. Candan Öztürk yaptı. Türkiye ve KKTC başta olmak üzere; Arnavutluk, Tayvan, Kırgızistan, Ukrayna, Yemen, Polonya, Filipinler, Kanada, Hindistan ve İran’dan akademisyenlerin yer aldığı kongre iki gün sürdü. Araştırmacıların yanı sıra çok sayıda akademisyen ve öğrencinin katıldığı kongrede; yapay zeka, sağlık bilimleri, hemşirelik, eğitim, psikoloji, sürdürülebilirlik, ekonomi ve mühendislik gibi birçok alanda bildiriler yer aldı. Kongre kapsamında katılımcılar, iki farklı panelde bir araya gelirken; yüz yüze gerçekleştirilen 14 oturum ile 10 çevirimiçi oturumda bilimsel çalışmalar paylaşıldı, toplamda 133 bildiri sunuldu. İki üniversite arasında akademik iş birliği protokolü imzalandı Kongrenin düzenlenmesinde iş birliği yapan Yakın Doğu Üniversitesi ile Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi arasında akademik iş birliği protokolü de imzalandı. Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Kurt ile Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı’nın imzalarıyla yürürlüğe giren protokol; iki üniversite arasında ortak bilimsel araştırmaların yürütülmesi, akademik yayın faaliyetlerinin desteklenmesi, öğrenci ve akademisyen değişim programlarının geliştirilmesi ile ortak proje ve etkinliklerin hayata geçirilmesini hedefliyor. İmza töreninde konuşan Prof. Dr. Mustafa Kurt, üniversiteler arası iş birliklerinin bilimsel üretimi ve araştırma kapasitesini artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu vurgulayarak, "Amacımız daha çok çalışmak, daha fazla üretmek ve ürettiğimizi insanlığın ve toplumun yararına sunmaktır" dedi. İmzalanan iş birliği protokolünün de bu hedefe önemli katkı sağlayacağını belirten Prof. Dr. Mustafa Kurt bu iş birliğinin her iki kuruma da güç kazandıracağına inandığını ifade etti. İmzalanan protokolün özellikle bilimsel üretimi artırma noktasında daha derin bir anlam taşıdığını belirten Prof. Dr. Mehmet Gavgalı, akademisyenlerin yüksek bir performansla çalıştığını vurgulayarak, "Bizler gerçekten üretken ve güçlü bir akademik kadroya sahibiz. Bu potansiyelin doğru iş birlikleriyle daha da ileri taşınacağına inanıyoruz. Bu anlaşma yalnızca bugünü değil, geleceği de planlayan bir adımdır. Ortak projeler, akademik değişimler ve bilimsel çalışmalarla bu iş birliğini sürekli ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz" dedi. Prof. Dr. Umut Aksoy: "Bilim; bilgiyi toplumsal faydaya dönüştüren dinamik bir süreçtir" Kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, bilimsel araştırmanın yalnızca bilgiye ulaşmakla sınırlı olmadığını belirten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Umut Aksoy ise "Bilim; bilgiyi sorgulayan, geliştiren ve toplumsal faydaya dönüştüren dinamik bir süreçtir" dedi. Günümüzde dünyayı etkileyen küresel sorunların ancak disiplinlerarası iş birlikleri, eleştirel düşünce ve nitelikli bilimsel üretimle aşılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Aksoy, bu nedenle bilimin sadece akademik bir faaliyet değil, toplumların geleceğini şekillendiren stratejik bir sorumluluk olduğunu söyledi. Prof. Dr. Aksoy, "Bilgiyi üreten ve toplumsal faydaya dönüştüren bir vizyon geliştirmeyi hedefledik. Times Higher Education Dünya Üniversiteleri Sıralaması 2026 sonuçlarına göre dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer almamız, bu kararlı akademik vizyonun uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu göstermektedir" dedi. Prof. Dr. Mehmet Gavgalı: "Bilim, bilinmeyene yönelik sorular sorabilme cesaretidir" Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı ise kongrenin yalnızca bilimsel çalışmaların sunulduğu bir platform olmadığını, aynı zamanda farklı disiplinlerin bir araya gelerek yeni düşünceler ürettiği önemli bir akademik buluşma olduğunu söyledi. Bilimsel çalışmaların çoğu zaman uzmanlık alanlarının derinliklerinde ilerlediğini ifade eden Prof. Dr. Gavgalı, günümüz dünyasında ise gerçek ilerlemenin ancak farklı disiplinlerle temas kurabilmekten geçtiğini vurguladı. Prof. Dr. Gavgalı, "Sağlık bilimlerinden sosyal bilimlere, fen bilimlerinden güzel sanatlara uzanan bu geniş yelpaze bize şunu göstermektedir; gerçek gelişim, sınırların aşılıp bilgilerin buluştuğu yerde gizlidir" diye konuştu. Kongrenin akademik sınırların ötesine geçmeyi teşvik eden önemli bir buluşma noktası olduğunu belirten Prof. Dr. Gavgalı, farklı alanlardan araştırmacıların aynı çatı altında bir araya gelmesinin bilimsel üretime büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Bilimin yalnızca mevcut bilgiyi tekrar etmekten ibaret olmadığını da vurgulayan Prof. Dr. Gavgalı, "Bilim, bilinmeyene yönelik sorular sorabilme cesaretidir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Köroğlu: "En büyük amacımız, bilimin birleştirici gücüyle yeni ufuklar açmak" Günümüzde bilginin çok hızlı tüketildiğini belirten Kongre Eş Başkanı Doç. Dr. Alper Yusuf Köroğlu, bilimsel temellere dayanan nitelikli araştırmaların her zamankinden daha büyük önem taşıdığını vurguladı. Doç. Dr. Köroğlu, "Popüler söylemlerden ziyade, bilimsel literatüre dayanan; geçerliliği ve güvenirliği yüksek çalışmalara bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz" dedi. Kongrenin temel hedefinin farklı disiplinlerden gelen araştırmacıları ortak bir zeminde buluşturmak olduğunu ifade eden Doç. Dr. Köroğlu, "Bu kongrenin en büyük amacı, farklı alanlardan bilim insanlarını ortak akılda bir araya getirmek ve bilimin birleştirici gücüyle yeni ufuklar açmaktır" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Öztürk: "Bu organizasyon, üniversiteler arası iş birliğinin en güzel örneklerinden biridir" Bilimin birleştirici gücünü ve ortak aklın sınır tanımayan yapısını vurgulayan Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Candan Öztürk, "Bugün burada, bilimin birleştirici gücünü ve ortak aklın sınır tanımayan yapısını hep birlikte deneyimlemek üzere toplanmış bulunuyoruz" dedi. Kongrenin, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ile iş birliğinde hazırlandığını hatırlatan Prof. Dr. Öztürk, "Bu anlamlı organizasyon, üniversiteler arası iş birliğinin ve birlikte üretme kültürünün en güzel örneklerinden biridir" ifadelerini kullandı. Bilimin yalnızca bilgi üretmekten ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Öztürk, aynı zamanda insanlık için çözüm üretme sorumluluğu taşıdığını ifade etti. Kongrenin sadece akademik bir etkinlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Öztürk, "Bugün burada kurulacak her temas, paylaşılacak her bilgi ve tartışılacak her fikir; yarının dünyasını şekillendirecek önemli bir adımdır" dedi.