POLİTİKA - 02 Ekim 2025 Perşembe 16:06

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP, safralarından kurtulmadıkça ana muhalefet görevini de layıkıyla ifa edemeyecek" (2)

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP, safralarından kurtulmadıkça ana muhalefet görevini de layıkıyla ifa edemeyecek" (2)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "CHP, safralarından kurtulmadıkça ana muhalefet görevini de layıkıyla ifa edemeyecek" dedi.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Değişimin hayatın değişmez gerçeği olduğunu belirten Erdoğan, bugünlere değişerek, kadroları yenileyerek geldiklerini, bunu yaparken yol ve dava arkadaşlığını daima gözettiklerini, kardeşlik hukukunu ise korumaya özen gösterdiklerini ifade etti. "Hemen her arkadaşım bayrağı yeni gelen arkadaşımıza kucaklaşarak, helalleşerek, gönül rahatlığı içerisinde birbirlerine sarılarak teslim etti" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Mesela CHP’de yaşanan ve artık gelenekselleşen kavgaların, hareketlerin hiçbiri hamdolsun bizde yaşanmadı. Partimize zerre miskal katkısı olan kardeşlerimizin hak ve hukukuna her zaman riayet ettik. Bu, tam 24 yıldır üzerine hassasiyetle titrediğimiz en temel vasfımızdır. Burada şu hissiyatımı içtenlikle ifade etmek istiyorum; bu teşkilatın her bir mensubu, AK Parti’nin her bir emektarı benim yol arkadaşımdır, kardeşimdir, kaderdaşımdır. Onunla aramızda inşallah son nefese kadar sürecek kopmaz bir bağ vardır. Bugün bir kez daha kuruluşundan beri bu harekete görev veren herkese teşekkür ediyorum. Bilhassa geçtiğimiz günlerde bayrak değişimi yaşanan illerimizdeki kardeşlerime emekleri, çabaları ve görev süreleri boyunca partimize yapmış oldukları hizmetleri için şükranlarımı sunuyorum. Yeni atanan arkadaşlarımıza yüce Allah’tan başarılar diliyor, devraldıkları bayrağı daha da ileri götürmek için koşacaklarına yürekten inanıyorum. Milletin emanetini omuzlayanlarda yorgunluk, yılgınlık, rehavet hiç olmaz. Hem teşkilatımızın hem de belediyelerimizin röntgenini çekmeye devam edeceğiz. Geçtiğimiz haftalarda AK Parti ailesine katılan belediye başkanlarımıza aramıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum."



"Belediyeleri hısım akraba çiftliğine çeviren haramilerin baskılarına teslim olmak istemeyenlere kapımız ardına kadar açıktır"


Türkiye’de hizmet adresinin AK Parti ve Cumhur İttifakı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Partili belediye rantçı değil, halkçı belediye demektir. Şehrine ve seçmenine aşk ile hizmet etmek isteyen, partimizin ilkelerini benimsemiş herkese bizim kapımız ardına kadar açıktır. Belediyeleri hısım akraba çiftliğine çeviren haramilerin baskılarına teslim olmak istemeyenlere bizim kapımız ardına kadar açıktır. Bu anlayışla saflarımızı genişletmeye devam edeceğiz. Ailemize katılan arkadaşlarımızın tehdit, tedhiş ve psikolojik şiddete maruz kalmasına izin vermeyeceğiz. Yorulmadan, bıkmadan, usanmadan, rotamızdan şaşmadan ve milletimizle gönül bağımızı koparmadan Allah’ın izniyle gece gündüz çalışacağız" diye konuştu.



"Bizim kendimizi hesaba çekme, varsa hatamızı kabullenme noktasında hiçbir çekincemiz yok"


Erdoğan, AK Parti olarak yaz ayları boyunca yoğun tempoda çalıştıklarını ve Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı koordinasyonunda genel başkan yardımcılarından bakanlara, MKYK’dan milletvekillerine kadar herkesin 49 gün boyunca tam kadro sahada olduğunu söyleyerek, "Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız vesilesiyle 81 ilimizin hepsinde esnaftan çiftçiye, akademiden iş insanlarına, işçiden emekliye, kadınlara ve gençlere kadar yüz binlerce vatandaşlarımızla buluştuk, kucaklaştık ve istişare ettik. 81 ilimizde merkez ilçeler dahil 973 ilçemizde toplantılar gerçekleştirdik. Bu toplantılarda çalışmalarımızı anlattık, talepleri ve görüşleri dinledik. Büyük bir gayretle 49 gün gibi kısa bir zamanda ülkemizin dört bir yanındaki buluşmalarımızı tamamladık. Yaz döneminde Kadın ve Gençlik Kollarımızda yoğun bir mesai içerisindeydi. Bir devlet projesi olarak yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine dair bilgilendirmelerde bulunduk, soru işaretlerini giderdik. Yine aynı dönemde şehit yakınlarımız ve gazilerimizi ziyaret ederek hem dayanışmamızı gösterdik hem de onların hayır dualarını aldık. Halkımızın nabzını tuttuğumuz buluşmalarda topladığımız öneri, tespit ve eleştirilere göre değerlendirmelerimizi yapıyoruz. Bizim kendimizi hesaba çekme, varsa hatamızı kabullenme noktasında hiçbir çekincemiz yok, olmadı ve olmayacak" ifadelerine yer verdi.



"CHP, safralarından kurtulmadıkça ana muhalefet görevini de layıkıyla ifa edemeyecek"


TBMM Genel Kurulu’nda 28. Dönem 4. Yasama Yılı’nın başlaması dolayısıyla açılış konuşmasını gerçekleştirerek, cumhurbaşkanlığı makamı için iftihar verici bir teamülü yerine getirdiklerini dile getiren Erdoğan, "Meclis’teki atmosfer umutlarımızın daha da artmasına vesile olmuştur. Buradan demokrasi kültürünün ne manaya geldiğini bir kez daha ortaya koyan tüm milletvekillerine ve genel başkanlara teşekkür ediyorum. Dünkü tabloyu çok kıymetli bulduğumuzu özellikle ifade ediyorum. Ana muhalefet partisinin daha ilk günde uyduruk bir bahane üreterek Meclis’i kırıp kaçması aslında bunların zihniyetlerinin de görülmesini sağlamıştır. Yaklaşık 28 milyon vatandaşımızın oyunu alan bir cumhurbaşkanı olarak bunların Meclis açılışından firar etmek için öne sürdükleri saçmalıkların bizim nazarımızda kıymeti harbiyesi yoktur. Bunların siyaset yapma tarzı maalesef böyle, kendilerini hiç geliştiremiyorlar. Kantin solculuğu havasından bir türlü çıkamıyorlar. Burada asıl üzüntü verici durum yapılan ayıbın doğrudan Meclis’e ve millete karşı olmasıdır. CHP, en büyük saygısızlığı bize değil, bizden daha ziyade dillerinden düşürmedikleri milli iradeye ve gazi Meclis’e karşı sergilemişlerdir. Ne yazık ki CHP, ortaya saçılan onca pisliğe rağmen belediyeleri soyup soğana çeviren suç örgütünün vesayetinden halen çıkamadı. Türkiye’nin ana muhalefet partisinin demokratik siyaset yerine rüşvet, irtikap, iltimas, yolsuzluk, sahtekarlıkla anılması utanç verici olduğu kadar Türk demokrasisi adına endişe vericidir. Anlaşılan CHP, safralarından kurtulmadıkça ana muhalefet görevini de layıkıyla ifa edemeyecek" değerlendirmesinde bulundu.



"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak siyasette nezaket ikliminin oluşmasına öncülük edeceğimizin altını çizdik"


CHP’nin dün gerçekleştirilen özel oturum ile Türk demokrasisinin eriştiği olgunluğu görmeleri açısından bir fırsat sunduğunu kaydeden Erdoğan, "Oturumun ardından siyasi partilerimizin genel başkanları ile çok samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Yeni yasama yılı boyunca siyasete nezaket, hoşgörü, empati ve karşılıklı saygının hakim olması temennilerimizi ilettik. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu iklimin oluşmasına öncülük edeceğimizin özellikle altını çizdik. 28. Dönem 4. Yasama Yılı’nın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve milletvekillerimiz için tekrar hayırla vesile olmasını diliyorum. Yeni yasama yılında daha önce genel çerçevesini paylaştığımız Türkiye Yüzyılı Reform Programımızı peyderpey hayata geçirmeye başlayacağız. Bu reform hamlesinin önemli bir veçhesini yerel yönetimlerde mali disiplini güçlendirecek adımlar teşkil edecektir. Geçtiğimiz aylarda gündeme getirdiğimiz ve büyük ilgi uyandıran Mahalli İdareler Reform Paketimizi de tekemmül ettiriyoruz. Bu süreçte sizden gelen öneri ve katkıları titizlikle değerlendiriyoruz. İnşallah hem belediye başkanlarımızın daha verimli hizmet etmesini hem de halkımızın daha iyi hizmet almasını sağlayacağız" dedi.



"Son seçimlerde el değiştiren birçok belediye şimdiden dökülmeye başladı"


Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Son seçimlerde el değiştiren birçok belediye şimdiden dökülmeye, hizmet noktasında iflas bayrağını çekmeye başladı. Konserinden asfaltına, reklamından imarına kadar elinizi nereye atsanız oradan bir yolsuzluk skandalı fışkırıyor. Ortada harcanan milyarlar, on milyarlar var, ama hizmet yok, eser yok. Seçim meydanlarında ‘Allah’ın suyundun para mı alınır’ diyorlardı, şimdi millet fahiş fiyatla bile olsa neredeyse içecek su bulamıyor. Su kamyonları, su bidonları, çöp dağları, yolda kalan otobüsler istisna olmaktan çıktı, rutin haline geldi. Öyle pişkinler ki, daha çöpleri toplayamıyorlar. Daha musluktan düzenli su akıtmayı beceremiyorlar. Daha otobüsleri vaktinde durağa getiremiyorlar. Bir de utanmadan bize itibar dersi vermeye kalkıyorlar. CHP Genel Başkanı bunlarla uğraşacağına, sabah-akşam kriz duasına çıkıyor. AK Parti yıpransın, hükümet yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun havasında. Bir gün bakıyorsunuz balıkları bahane ederek nükleer enerjiyi eleştiriyor, ertesi hafta Türkiye’nin doğal gaz tedarik anlaşmaları diline dolaşıyor. Türk Hava Yollarının iki yıldır sürdürdüğü ve dünyaya ilan ettiği uçak alım görüşmelerini çarpıtarak kendince senaryolar yazıyor. Ne uluslararası ticaret bilgisi var ne de diplomasinin kurallarına vakıf. Uluslararası piyasalardan gaz almayı bakkaldan gazoz almak kadar basit zannedecek bir cehalet çukurunda. Ne diyelim? İnşallah bir an önce kendini toparlar, biraz siyaset öğrenir. Yoksa CHP’li vatandaşlarımıza Allah sabır versin demekten başka bize bir yol kalmayacak."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Türkiye’nin Âşıkları OMÜ’de bir araya geldi Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Türk Edebiyatı ve Şiiri Araştırmaları Topluluğu tarafından düzenlenen "Türkiye’nin Âşıkları OMÜ’de (Sazın Telinden, Gönül Dilinden)" adlı şölen, farklı şehirlerden gelen halk ozanlarını üniversitede bir araya getirdi. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi (AKM) Mavi Salon’da gerçekleştirilen şölen İlkadım Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlendi. Şölende; Van’dan Âşık Poyrazoğlu, Erzurum’dan Âşık Turabi, Âşık Eminoğlu ve Âşık Rahim Sağlam, Gümüşhane’den Âşık Kul Nuri, Bayburt’tan Âşık Süphani ile Samsun’dan Âşık Obalı ve Âşık Yavuz sahne alarak hünerlerini sergiledi. "Değerli âşıklarımızı ağırlamanın mutluluğunu yaşıyoruz" Şölenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Edebiyatı ve Şiiri Araştırmaları Topluluğu Akademik Danışmanı Prof. Dr. Bekir Şişman, aşıklık geleneğinin önemine vurgu yaparak, "Âşıklık geleneği; tarih boyunca ya usta-çırak ilişkisiyle ya da ’bade içme’ gibi mistik rüyaların etkisiyle edinilmiş derin bir birikimdir. Bu birikim, akademik çalışmalara konu edilerek gelecek nesillere aktarılmaktadır. Bugün burada; Erzurum’dan Gümüşhane’ye, Bayburt’tan Samsun’a kadar geniş bir coğrafyadan gelen değerli âşıklarımızı ağırlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Unutmamalıyız ki, 2009 yılında UNESCO ’İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası’ listesine giren bu eşsiz hazineyi sadece kütüphane raflarında veya akademik tezlerde tutarak koruyamayız. Bu mirası gerçekten korumak; ancak onu sahneye taşımak, yaşatmak, canlandırmak ve hayatın içinde aktif bir şekilde uygulamakla mümkündür" dedi. İhsan Kurnaz: "Her türlü projeye sınırsız destek vermeye hazırız" İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz ise konuşmasında kültürün toplumlar üzerindeki birleştirici gücüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Kültür, bir toplumun varlık sebebidir. Kültürü olmayanın kökü, kökü olmayanın ise geleceği olmaz. Tarihten bugüne bizlere miras kalan değerlerimizi; kültür elçilerimiz, ozanlarımız ve üstatlarımızla bir arada kutlamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Maalesef üzülerek belirtmeliyim ki, günümüzde gençlerimizi kendi kültürüne ve tarihine tam anlamıyla sahip çıkacak şekilde yetiştirmekte zorlandığımızı görüyoruz. Bu durum bizleri derinden yaralıyor. İlkadım Belediyesi olarak; kültürümüzü, edebiyatımızı ve tarihimizi yaşatacak her türlü projeye sınırsız destek vermeye hazırız. Üniversitemizin gerçekleştireceği tüm kültürel faaliyetlerde paydaş olmaya devam edeceğiz." Katılımcılardan yoğun ilgi ve beğeni toplayan şölen, yapılan teşekkür konuşmaları ve plaket takdiminin ardından sona erdi. Şölene ayrıca İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ebül Muhsin Doğan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vedat Keleş, çok sayıda akademisyen, öğrenci ve sanatsever katıldı.
Sivas Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nden çocuklara ve ailelere anlamlı seminer: "Aile bizim sığınağımız ve kalemizdir" İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, suça sürüklenen çocuklar ve ailelerine yönelik ‘Can Veren Pervaneler’ semineri düzenledi. Programda konuşan yazar Hayati İnanç, aile kurumunun önemine dikkat çekerek, "Aile bizim sığınağımız ve kalemizdir" dedi. İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, suça sürüklenen çocuklar ve ailelerinde farkındalık oluşturmak amacıyla anlamlı bir projeye imza attı. Kadıköy’de gerçekleştirilen ‘Can Veren Pervaneler’ temalı seminere; Anadolu Cumhuriyet Savcısı İdris Aksoy, kurum müdürleri, personel, çocuklar ve aileleri katıldı. "Çocukların topluma kazandırılması ve umut önceliğimiz" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürü Seviyya Sancı, yürütülen çalışmaların sadece hukuki bir süreçten ibaret olmadığını vurguladı. İnsana dokunan bir iyileşme sürecini hedeflediklerini belirten Sancı, çocukların topluma sağlıklı bireyler olarak kazandırılmasının ve içlerindeki umut duygusunun güçlendirilmesinin kurumun öncelikli hedefleri arasında yer aldığını ifade etti. "Aile bizim sığınağımız ve kalemizdir" Seminer kapsamında düzenlenen söyleşide ise ünlü şair ve yazar Hayati İnanç, hayat, inanç ve aile değerleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Aile içi iletişimin ve toplumsal duyarlılığın altını çizen İnanç, Türk toplumunda aile bağlarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, "Aile bizim sığınağımız ve kalemizdir" ifadelerini kullandı. Değerlerin zayıflamasının sosyal sorunları beraberinde getirdiğine dikkat çeken İnanç, gençlerin ahlaki gelişimle yetiştirilmesinin toplumsal yapı üzerindeki olumlu etkilerine değindi. "Özellikle Türk toplumu için aile yapısı fevkalade önemlidir, ihmale gelmez" Yazar Hayati İnanç özellikle Türk toplumunda aile yapısının büyük bir önem taşıdığına dikkat çekerek, "Çok özel bir toplulukla bir arada bulunma fırsatımız oldu. Suça sürüklenen çocuklar ve aileleri bugünkü konuşmayı büyük bir dikkatle dinlediler. Bu programı düzenleyen ve gelip dinleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün burada ailenin önemi kendini gösterdi. Aile bizim sığınağımız, kalemiz. Özellikle Türk toplumu için aile yapısı fevkalade önemlidir, ihmale gelmez. Ancak son zamanlarda bir miktar hata ettiğimiz de doğrudur. Bu toplantı buna dair bir uyanışı ve farkındalığı ifade ediyordu. Herkesin üzerine düşeni yaparak aileyi ve anneyi daha yakından ve daha iyi kavrama, değerini anlama noktasında yol alabilmeyi ümit ediyorum" ifadelerine yer verdi. Gençlerin ve ailelerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşi, zaman zaman duygusal anlara sahne oldu. İnanç’ın kendine has üslubuyla aktardığı mesajlar katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Etkinlik sonunda, aile değerlerinin gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarılması temennisinde bulunuldu.
Adıyaman Anne ve üvey ağabeye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Adıyaman’ın Besni ilçesinde 2014 yılında silahla vurulmuş halde bulunan ve intihar ettiği öne sürülen 17 yaşındaki Fatma Koçak’ın annesi ve üvey kardeşi tarafından intihara mecbur bıraktıkları gerekçesiyle yapılan yargılamada, her iki sanığa da ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Adıyaman 1.Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ikinci duruşmasında karar çıktı. Mahkeme, karar öncesinde sanıkları dinledi. Sanıklardan anne Ayşe G., ağlayarak yaptığı savunmada, "Ben evlat katili değilim. Bana nasıl böyle bir suçlamada bulunursunuz. Bize iftira atanlar, mal yüzünden bunu yapıyor. Ben evlat katili bir anne değilim, beni öyle bir şey ile suçlamayın" dedi. Sanık üvey ağabey Kadir K. ise savunmasında, "Ben suçsuzum. Kardeşimin psikolojik sorunları vardı. Evlenmeden önce defalarca evden kaçtı. İki defa beraat ettim. Yargıtay’ın bozma kararı sonrasında Dubai’deydim. Hemen ülkeme döndüm. Eğer katil olsam gelmezdim. Suçsuzum. Keşke bir zerre suçlu olsaydım da annem böyle ağlamasaydı. Ben kardeşimin öyle bir şey yapacağını bilsem ben kendimi önüne atardım. Bize yazık ediyorlar" dedi. Sanık avukatlara ise yargılamanın adil olmadığını, gizli tanıkların beyanlarının gerçeği yansıtmadığını dile getirdi. Yeni tanıkların dinlenmesini istedi. Sanıkların son sözlerini söylemesinin ardından mahkemeye karar için 15 dakika ara verildi. Mahkeme heyeti ara sonrasında kararını açıkladı. Kararda, Sanıklar Ayşe G. ve Kadir K.’nin , "maktüle yönelik cebir ve tehdit kullanılması, intihara mecbur bırakmak suretiyle Türk Ceza Kanunu (TCK) 82/1-d maddesi, kasten öldürme suçunun yakın akrabalara (üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeş) karşı işlenmesini" nedeniyle her ikisine de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.