POLİTİKA - 07 Ekim 2025 Salı 16:17

CHP Lideri Özel: "Yaz boyunca mücadele eden, çalışan, direnen milletvekillerimin huzurunda, 70 gün deniz, kum, güneş ile yaşayan, buna doyan iktidar milletvekillerini hatırlatmak gerekiyor"

A
A
A
CHP Lideri Özel: "Yaz boyunca mücadele eden, çalışan, direnen milletvekillerimin huzurunda, 70 gün deniz, kum, güneş ile yaşayan, buna doyan iktidar milletvekillerini hatırlatmak gerekiyor"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Yaz boyunca mücadele eden, çalışan, direnen milletvekillerimin huzurunda, 70 gün deniz, kum, güneş ile yaşayan, buna doyan iktidar milletvekillerini hatırlatmak gerekiyor" dedi.


CHP Lideri Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. 70 gün aradan sonra yeniden Meclis çatısı altında olduklarını hatırlatan Özel, "Maalesef bu 70 günde can sıkan sorunlar seyrelmedi, aksine arttı ve çoğaldı. Üç büyük krizi yaşamaya devam ettik: Demokrasi krizi, adalet krizi ve bunlara bağlı olan ve kötü yönetimin sonucu ekonomik kriz. 70 gündür ülkenin sorunları büyürken bizler de mücadelemizi büyüttük. Yaz boyunca 81 ilde çalıştık. Derdi olanların ayağına gittik, sorunlarını dinledik. Partimize yönelen saldırılara karşı bir arada durduk ve kenetlendik. Birileri klimalı salonlarda kendi atadıklarına kendini alkışlatırken, biz 70 günde 20 büyük eylem yaptık. 19 Mart sonrası 60’ıncı eylem için de yarın yine İstanbul’dayız, meydanlardayız. Biz milletten aldığımız güçle meydanları doldururken, bizimle siyasi rekabet edemeyenler saldırılarını sürdürdüler. Biz mücadeleyi büyütürken onlar kumpasları büyüttüler. Yaptıklarıyla milletin gönlünden düşmüşlerdi, gözünden de düştüler. Okyanus ötesinde meşruiyet aramaya giriştiler" ifadelerini kullandı.


Türkiye’de işsizlikten dolayı evine ekmek götüremeyenlerin, aldığı maaşla geçinemeyenlerin olduğunu dile getiren Özel, "Bu ülkede yedi milyon asgari ücretli, en düşük maaşı alan 4 milyon emekli, ama hemen onun üstündeki dilimlerde 11 milyon emekli, ürünü para etmediği için topraktan kopan milyonlarca çiftçi, geleceğinden umutsuz gençler varken bu Meclis nasıl saygın olabilir? Meclis’i saygın, vatandaşı perişan bir ülke olmaz. Vatandaş perişansa o mecliste saygınlık aranmaz. Yaz boyunca mücadele eden, çalışan, direnen milletvekillerimin huzurunda 70 gün deniz, kum, güneş ile yaşayan, buna doyan iktidar milletvekillerini hatırlatmak gerekiyor. Bu Meclis’i kapatıp kaçtığınızda 26 bin 400 lira olan açlık sınırı, şu an 28 bin lira oldu. 89 bin lira olan yoksulluk sınırı 91 bin liraya ulaştı. Bugün beş asgari ücretli ya da altı emekli maaşlarını birleştirseler, yoksulluktan altısı birden ancak birini kurtarabiliyorlar" dedi.



"Okul kantini enflasyonu yüzde 68"


Türkiye’deki 22 milyon çocuğun 8,5 milyonunun yoksulluk sınırının altında yaşadığını söyleyen Özel, "Neredeyse 10 çocuğumuzdan dördü yoksun. Ve sonra çıkıp ‘Türkiye yüzyılı’ diyorlar. Hangi yüzle? Hangi yüzyıl? Aç kalan çocukların yüzyılı mı? Bakın genel merkezimizde çaycı arkadaşımızın kızı Defne’nin eline bir kağıt vermişler. Arkadaşımız da kağıdı bize getirdi. Diyorlar ki Defne’ye, Defne’ye söyledikleri şu, ‘Sandviç, meyve suyu, elma, fındık, su.’ Bunların toplamı; sandviç 70 lira, meyve suyu 20 lira, elma 20 lira, fındık 50 lira, su 15 lira. Toplamı 175 lira. Sandviç, meyve suyu, elma, fındık, su. Toplam 175 lira. İkinci sınıftaki Defne’nin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ‘Okula gelirken bunları getir’ diye eline verilen pusula, 175 liraya bu çantayı dolduruyor. Bir avuç değil fındık, bir su, bir küçük meyve suyu, sandviç, elma. Peki, bunu yapmayalım, o zaman Defne’ye verelim kantinden kendisi alsın. Bakın TÜİK‘e söylüyorum. Hani enflasyonu, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu olarak belirliyorsunuz. Ona göre de zam verilmesini sağlıyorsunuz. Hatta o da değil hedef enflasyona gidiyorlar daha da aşağısını veriyorlar. Geçen sene tost 45’miş, bu sene 80. Ayran 10 liradan, 20 lira olmuş. Simit 15 liradan, 20 lira olmuş. Şişe suyu 10 liradan, 15 lira olmuş. Bisküvi 15 liradan, 25 lira olmuş. Okul kantini enflasyonu yüzde 68. Bugün okullar bu ayın başında açıldı. Ve cebinde para olmayan, işi olmayan, asgari ücretle geçinmeye uğraşan insanların, hatta çocuğu işsiz diye toruna emekli maaşıyla harçlık veren insanların muhatap olduğu enflasyon bu enflasyon" diye konuştu.



"Erdoğan kendi geleceği için ülkenin nadir elementlerini satamaz"


Nadir elementlerin, Türkiye’nin geleceği olduğunu ve satılmaması gerektiğinin altını çizen Özel, "Dünyada nadir toprak elementleri diye bir gerçek var artık. Bazı çalışmalar bu elementlere en çok sahip olan beşinci ülkenin Türkiye olduğunu söylüyor. Üstünde durduğumuz bu topraklarda bir talih kuşu var. Trump o kadar kanın gözyaşının arasında, Ukrayna’ya ’Nadir elementleri bana ver’ diyor. Teknoloji bunlar üzerinden ilerliyor. Gitmiş kapalı kapılar ardında, bunların pazarlığını yapmış. En çok olduğu yer Eskişehir Beylikova’daki madenleri Trump’a veriyor, karşılık olarak meşruiyet alıyor. Erdoğan kendi geleceği için bu ülkenin geleceğini satamaz. Nadir elementler Türkiye’nin geleceğidir, sattırmayalım" ifadelerine yer verdi.



"Ar-Ge‘ye önem verildiğinde Türkiye bu teknolojilere kavuşacak"


Kurtuluş Savaşı sonrasında 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’i kurduğunda toplu iğnenin dahi olmadığını söyleyen Özel, "Atın nalına çakacak çivi de yoktu. Ama doğru, dürüst, namuslu çalışıldı. Gençlere güvenildi. Eğitim seferberliği yapıldı. Doğru işler yapıldı. En sonunda Türkiye uçak da vagon da üretebilen, kendine yetebilen bir ülke haline geldi kısa sürede. Bu milletin evlatları 100 yıl sonra biz bir kez daha büyük bir kalkınma hamlesini başlattığımızda bu örümcek kafa Milli Eğitim Bakanlığı’ndan kurtulup yerine dünyayı gören, nasıl çalışılması gerektiğini bilen kadrolar geldiğinde, Ar-Ge‘ye önem verildiğinde Türkiye bu teknolojilere kavuşacak. Bunlar 20 yıl sonra dün bir arkadaş söyledi; ‘maddenin ışınlanması.’ Türkiye’den Avrupa’ya buradan bir madde filmlerde olduğu gibi ışınlanıp oluşacaksa burada da kullanılan teknoloji nadir elementler olacak. Şimdiden altın yumurtlayan tavuğu Trump‘a verip iki yumurtasına razı olmak olmaz. Buradan yalvarıyorum ana muhalefet lideri olarak. Vicdanı olan herkese, aklı olan herkese. Bu ülkenin geleceğini kendi geleceği ile Trump‘a, trampa yapan Erdoğan’a mani olun. Mani olun. Türkiye nadir elementlerle ilgili ayağa kalkmalıdır. Erdoğan kendi geleceği için bu ülkenin nadir elementlerini satamaz" dedi.



CHP Lideri Özel: "Yaz boyunca mücadele eden, çalışan, direnen milletvekillerimin huzurunda, 70 gün deniz, kum, güneş ile yaşayan, buna doyan iktidar milletvekillerini hatırlatmak gerekiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.