KÜLTÜR SANAT - 15 Ocak 2026 Perşembe 11:56

‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ temalı etkileşimli sergi Millet Kütüphanesi’nde ziyarete açılıyor

A
A
A
‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ temalı etkileşimli sergi Millet Kütüphanesi’nde ziyarete açılıyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ temalı etkileşimli sergisi bugün ziyaretçilerle buluşuyor.


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ temalı etkileşimli sergisi, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde bugün ziyarete açılıyor. Etkileşimli sergi, 15-22 Ocak tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Sanatçı Yasemin Darbaz Karaca’nın küratörlüğünü yaptığı sergi; ailenin varlığını sürdürmesini tehdit eden bazı temel sorunların hikayeleştirilerek, güçlü aile bağlarının önemini ele alıyor. Ziyaretçilere aile olgusunu sanatsal bir perspektiften yeniden düşünme imkanı sunan sergide, değişen demografik dönüşüm örneklerle gözler önüne seriliyor. Ayrıca Gazze’deki insanlık dramı ve yaşanan göçü resmeden bir bölüm de yer alıyor.


Bakanlık tarafından 2025 Aile Yılı kapsamında aile yapısının güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğini artırmak amacıyla düzenlenen sergi, İstanbul’da Uluslararası Aile Forumu’nda ilk kez ziyarete açılmıştı. 26 ülkeden aileden sorumlu bakanın katıldığı forum kapsamındaki sergi ilgi görmüştü. Forumun kapanış programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ temalı sergiyi ziyaret etmişti. Uluslararası platformda yankı uyandıran sergi, bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesindeki Millet Kütüphanesi’nde sanatseverlerle buluşacak.



‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ temalı etkileşimli sergi Millet Kütüphanesi’nde ziyarete açılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da dönüşüm toplantısı AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nü ziyaret ederek deprem sonrası yürütülen imar, inşa ve ihya sürecini değerlendirdi. Rezerv alanlar, dönüşüm bölgeleri ve sahadan gelen taleplerin ele alındığı toplantıda, Malatya’daki yeniden yapılanma sürecinin mevcut durumu tüm yönleriyle masaya yatırıldı. Milletvekili Ölmeztoprak, gelinen aşamada 455 bininci konut kurasına ulaşılmasının, sahada kat edilen mesafeyi ve ortaya konulan güçlü iradeyi net bir biçimde gösterdiğini vurguladı. Yürütülen çalışmaların yalnızca konut üretimiyle sınırlı kalmadığını belirten Ölmeztoprak, altyapıdan çevre düzenlemelerine, sosyal donatılardan ulaşım bağlantılarına kadar bütüncül bir şehircilik anlayışıyla sürecin ilerlediğini ifade etti. Sahadaki uygulamaları hem kurumların teknik çalışmaları hem de vatandaşlardan gelen geri bildirimler doğrultusunda adım adım izlediklerini kaydeden Milletvekili Ölmeztoprak, konut çevrelerinden altyapı uyumuna kadar her ayrıntıyı titizlikle değerlendirdiklerini, ihtiyaç duyulan düzenlemelerin hayata geçirildiğini ifade etti. Mahalle mahalle dönüşüm değerlendirmesi Çalışma toplantısında özellikle Merkez 4-1 Niyaz-i Mısri-İsmetiye-Kavaklıbağ, Merkez 3-1 Saray-Fuzuli-İzzetiye rezerv alanları ile Merkez 25 Akpınar Mahallesi’nde tamamlanması gereken konutlara ilişkin süreçler detaylı biçimde değerlendirildi. Milletvekili Ölmeztoprak, bu bölgelerde hak sahipliği, kura yöntemleri ve uygulama takvimlerini sahadaki yansımaları kurum yetkilileriyle birlikte ele aldı. Ölmeztoprak, hem vatandaş başvurularına hem de sahadan gelen geri bildirimlere göre sürecin adım adım izlendiğini ifade etti. Dönüşüm ve rezerv alan süreci süren mahallelerin görüşüldüğü toplantıda Akpınar, Sancaktar (25. Bölge), Kırçuval, Ferhadiye, Şıkşık, Saray (Battalgazi), Zaviye ve Çırmıktı (Yeşilyurt), Çöşnük 26. Bölge gibi mahallelerde vatandaşların ilettiği talepler bütüncül bir bakışla değerlendirildi. Valimiz Seddar Yavuz koordinasyonunda yeni süreç Ferhadiye ve Şıkşık, Akpınar, Sancaktar (25. Bölge), Kırçuval, Saray (Battalgazi), Zaviye, Çırmıktı (Yeşilyurt) ve Çöşnük mahallelerinde hak sahipliği, yerinde dönüşüm ve uygulama aşamalarına ilişkin beklentilerin daha sağlıklı zeminde karşılanması amacıyla yeni bir değerlendirme sürecinin başlatılacağını belirten Milletvekili Ölmeztoprak, "Bu kapsamda, Malatya Valimiz Seddar Yavuz’un koordinasyonunda; muhtarlarımız ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği birimleriyle birlikte hemşehrilerimizle yüz yüze görüşmeler, birebir kabuller ve kura metodolojisine yönelik değerlendirme sürecinin hayata geçirilmesini hedefliyoruz" dedi. Milletvekili Ölmeztoprak, hedeflerinin her talebin hem sahada hem de masada birlikte ele alınarak en doğru çözüme ulaştırılması olduğunu söyledi. "Süreci kararlılıkla takip ediyoruz" Malatya’nın her mahallesinde dönüşüm sürecinin adaletli, şeffaf ve sağlıklı biçimde ilerlemesi için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Ölmeztoprak, ortak akıl ve istişareyle daha dirençli bir Malatya inşa etme hedefiyle hareket ettiklerini ifade etti. Milletvekili Ölmeztoprak, deprem bölgesinde yürütülen yeniden inşa ve dönüşüm sürecinin güçlü iradesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirterek, "Deprem sonrası Malatya’mızın ayağa kaldırılması adına ortaya konulan kararlı duruş dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımızı sunuyoruz. Bu süreçte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum’a, bakan yardımcılarımıza, TOKİ Başkanlığımıza, Kentsel Dönüşüm Başkanlığımıza, Yapı İşleri Genel Müdürlüğümüze, sahada güçlü bir koordinasyonla süreci yürüten Valimiz Seddar Yavuz’a, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüze ve tüm ekiplerimize teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Eskişehir Türkiye-Çin diplomatik ilişkilerinin 55’inci yılı sanat sergisiyle kutlandı Türkiye-Çin diplomatik ilişkilerinin 55’inci yıl dönümü; Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği, Changzhou Teknoloji Enstitüsü (CIT) ve Anadolu Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "Diyalog ve Bütünleşme" adlı sanat sergisiyle kutlandı. Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen sergi, Türkiye ve Çin’den çok sayıda sanatçının eserlerini sanatseverlerle buluşturdu. Serginin açılışına; Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Jiang Xuebin, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Av. Ayşe Ünlüce, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Changzhou Teknoloji Enstitüsü Başkan Yardımcısı Prof. Gan Fangqun, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Ünal, Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Duygu Kahraman, GSF öğretim elemanı Arş. Gör. Özge Öner ve çok sayıda sanatsever katıldı. Büyükelçi Jiang Xuebin: "Kültür, iki ülkenin halkını bağlayan en canlı bağdır" Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Jiang Xuebin açılış konuşmasında kültür diplomasisinin önemine dikkat çekerek, Türk ve Çin kültürleri arasında birçok ortak nokta bulunduğunu ifade etti. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Jiang Xuebin, konuşmasına şöyle devam etti: "Kültür, iki ülkenin halkını bağlayan en canlı bağdır. Türkiye’nin zengin ve köklü medeniyetinden her zaman etkileniyorum. Türk ve Çin kültürlerini daha yakından tanıdıkça, aramızda birçok ortak nokta bulunduğunu görüyorum. Kültürel ifade biçimlerimiz ve duygularımızı dile getirme şekillerimiz arasındaki benzerlikler gerçekten dikkat çekicidir. Bu durum, kültür diplomasisinin diplomatik çabalarımızda vazgeçilmez bir unsur olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bugün düzenlediğimiz bu resim ve sanat eserleri sergisi, bu anlayış doğrultusunda atılmış önemli bir adımdır. Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 55’inci yıl dönümünde, siyasi güveni daha da pekiştirmeyi ve her alandaki somut iş birliğimizi derinleştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda kültür, eğitim ve halklar arasındaki temasları artırarak ikili ilişkilerimizi yeni bir seviyeye taşımayı amaçlıyoruz." Rektör Adıgüzel: "Sanat, kalıcı bağlar kuran bir alan" Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ise konuşmasında, iki ülke arasındaki resmi diplomatik ilişkilerin 1971 yılında kurulmasına rağmen kültürel etkileşimin çok daha köklü bir geçmişe dayandığını belirtti. Rektör Adıgüzel sözlerinin devamında Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan tarihi yolculukta Çin coğrafyasıyla kurulan temaslar; zanaattan estetik anlayışa, desen ve motiflerden ifade biçimlerine kadar birçok alanda kültürel birikimimizi zenginleştirmiştir. Tarihi İpek Yolu, yalnızca ticari malların taşındığı bir güzergâh değil; sanatın, tasarımın ve zanaatin kuşaktan kuşağa aktarıldığı güçlü bir etkileşim hattıdır. Bu etkileşimin izleri özellikle seramik ve süsleme sanatlarında açıkça görülmektedir. Açılışını yaptığımız bu sergide, farklı disiplinlerden sanatçılar geçmişten gelen sembolik mirası günümüzün ifade biçimleriyle yeniden yorumluyor. Üniversiteler ve kültür kurumları açısından bu tür buluşmalar büyük önem taşıyor. Çünkü sanat; karşılıklı anlayışı güçlendiren, merakı canlı tutan ve kalıcı bağlar kuran evrensel bir alandır. Bu serginin, Türkiye ile Çin arasındaki kültürel temasları artıracağına ve yeni ortak üretimlere zemin hazırlayacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı. Prof. Gan Fangqun: "55 yıl, anlayış ve iş birliğiyle örülmüş görkemli bir dönem" CIT Başkan Yardımcısı Prof. Gan Fangqun, Çin ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 55’inci yıl dönümünün iki kadim medeniyet için önemli bir kilometre taşı olduğunu belirtti. Kültürün bu dostluk yolunda her zaman en derin bağ olduğunu ifade eden Gan Fangqun, serginin yalnızca sanat eserlerinin buluşması değil, aynı zamanda medeniyetler arası bir diyalog olduğunu dile getirdi. Anadolu Üniversitesi ile yürütülen iş birliğinden duyduğu memnuniyeti vurguladı. Başkan Vekili Ünal: "İki köklü medeniyetin dostluğu yüzyıllar öncesine dayanıyor" Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Ünal da konuşmasında, Türkiye ve Çin arasındaki dostluğun tarihi İpek Yolu ile güçlendiğini ifade etti. Sergide yer alan "Diyalog" ve "Bütünleşme" kavramlarının günümüz dünyasında büyük bir anlam taşıdığını belirten Ünal, Eskişehir’in sanat ve kültürle kurduğu güçlü bağa dikkat çekti. "Diyalog ve Bütünleşme" sergisi kapsamında gerçekleştirilen açılış programı; katılımcılara sertifikalarının takdim edilmesi, müzik konseri ve dans gösterisi ile devam etti. Programın ardından sergi, kurdele kesimiyle resmen açıldı. Açılışın ardından davetliler, sanatçılar eşliğinde sergideki eserler hakkında bilgi aldı.
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu’ndan Karabük Üniversitesi’ndeki atamalara ilişkin paylaşımlara tepki: "Yapılan görevlendirmeleri meslek temelli bir tartışmaya indirgemek; bilimsel cehaletin iyi niyetli olmayan bir söylemle birleşmiş hâlidir" Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı görevlerine veteriner hekim kökenli akademisyenlerin atanmasına ilişkin paylaşımlara tepki göstererek, "Veteriner hekimlik eğitimi de bu temel bilimlerin tamamını kapsayan, tıp ve diş hekimliği ile ortak bilimsel altyapıya sahip bir eğitimdir. Bu gerçekler ortadayken yapılan görevlendirmeleri meslek temelli bir tartışmaya indirgemek; bilimsel cehaletin iyi niyetli olmayan bir söylemle birleşmiş hâlidir" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, bazı basın yayın organlarında Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı görevlerine atanan veteriner hekim kökenli akademisyenler hakkında yapılan paylaşımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Eroğlu, dezenformasyon niteliği taşıyan bu tür söylemlerin akademik liyakati gölgelediğini ve sağlık bilimleri alanında uzun yıllardır sürdürülen disiplinler arası iş birliğine zarar verdiğini ifade etti. Eroğlu, şöyle devam etti: "Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı görevine atanan meslektaşımız, uzun yıllardır Tıp Fakültesi bünyesinde görev yapan, profesör unvanına sahip, tıp, diş hekimliği ve eczacılık eğitimlerinin ortak bilimsel zemini olan tıbbi biyokimya alanında ulusal ve uluslararası yetkinliği bulunan bir akademisyendir. Temel Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı ve Fakülte Yönetim Kurulu üyeliği gibi görevler üstlenmiş olup, sağlık bilimleri eğitimi ve akademik yönetim konusunda güçlü bir tecrübeye sahiptir. Tıp Fakültesi Dekanlığı görevine atanan meslektaşımız ise mikrobiyoloji alanında çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmaya imza atmış, farklı üniversitelerde rektör yardımcılığı, dekanlık ve enstitü müdürlüğü gibi üst düzey idari görevleri başarıyla yürütmüş, akademik ve yönetsel liyakati tartışmasız bir bilim insanıdır. Uluslararası araştırma merkezlerinde görev almış olması, bilimsel donanımının ve akademik vizyonunun açık bir göstergesidir. Dekanlık görevi bir akademik unvan değil, bilimsel birikim, yönetsel ehliyet ve kurumsal sorumluluk gerektiren idari bir görevdir. Sağlık bilimleri eğitimi; anatomi, histoloji, fizyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji ve patoloji gibi temel bilimler üzerine inşa edilir. Veteriner hekimlik eğitimi de bu temel bilimlerin tamamını kapsayan, tıp ve diş hekimliği ile ortak bilimsel altyapıya sahip bir eğitimdir. Bu gerçekler ortadayken yapılan görevlendirmeleri meslek temelli bir tartışmaya indirgemek; bilimsel cehaletin iyi niyetli olmayan bir söylemle birleşmiş hâlidir. Akademik liyakat yerine meslek etiketini öne çıkaran yaklaşımlar, yükseköğretim sistemimizin evrensel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır."