KÜLTÜR SANAT - 03 Mart 2026 Salı 10:11

Bu çocuğun kulakları radar kadar hassas

A
A
A
Bu çocuğun kulakları radar kadar hassas

Ankara’da yaşayan 13 yaşındaki Lidya Eytemiş, milyonda bir görülen "Absolut Kulak" yeteneğiyle dikkat çekerken, en büyük hedefinin Türkiye’yi uluslararası arenada başarıyla temsil etmek olduğunu söyledi.


Ankara’da yaşayan 13 yaşındaki Lidya Eytemiş, doğuştan milyonda bir görülen ‘Absolut Kulak’ (kusursuz işitme) yeteneğiyle dikkat çekiyor. Duyduğu notaları referans almadan ayırt edebilen Eytemiş, müziğe küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. İlkokul yıllarında müzik öğretmeni tarafından fark edilen Eytemiş, girdiği yetenek sınavını kazanarak Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda eğitim almaya hak kazandı. Konservatuvarda üçüncü yılını tamamlayan genç müzisyen, en büyük hedefinin Türkiye’yi uluslararası alanda başarıyla temsil etmek olduğunu söyledi.



"Yeteneğin eğitimle perçinlenmediği sürece hiçbir anlamı olmayacağını da biliyorduk"


Kızının eğitimi için Ankara’ya taşındıklarını ifade eden Olgun Eytemiş, "Lidya çok küçük yaşlarda henüz konuşmazken bile internetten klasik müzik dinliyordu. O dönemlerde müziğe ilgisi vardı ancak mutlak işitmeye sahip olduğunu, yani ‘Absolut Kulak’ olduğunu müzik öğretmeni keşfetti. Öğretmeni bunun milyonda bir görülen bir özellik olduğunu bize söylediğinde tabii ki çok mutlu olduk. Fakat bu yeteneğin eğitimle perçinlenmediği sürece hiçbir anlamı olmayacağını da biliyorduk. O nedenle çeşitli yerlere videolar çekilip gönderildi. Bunlar içerisinde yurt dışında ve yurt içinde okullar da vardı. Lidya, bunlardan biri olan Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nın sınavlarına katıldı ve başarılı olup kabul aldı. Hocaları da açıkçası Ankara Devlet Konservatuvarı’nda okumasını önerdiler. Biz de o yönde bir karar alıp Ankara’ya taşınmaya karar verdik" dedi.



"Lidya 7 sese kadar ayırt edebiliyor"


Müzik öğretmenleri tarafından yapılan testler sonucunda Lidya’nın 7 farklı nota sesini referans almadan ayırt edebildiğini aktaran Olgun Eytemiş, şu ifadelere yer verdi:


"Lidya’nın keşfediliş hikayesi, çok küçük yaşlarda eğitim aldığı sırada başladı. Müzik öğretmeni telefonla konuşurken Lidya, hocasının gitarıyla oynamaya başlıyor. Hoca daha sonra gitarı eline aldığında, Lidya’nın kusursuz bir la minör yaptığını fark ediyor. Hocası bizi arayarak 30 yıllık gitar öğretmeniyim, hayatımda böyle kusursuz bir la minör yapamadım, kızınız müthiş yetenekli ve elinizde bir mücevhere sahipsiniz dedi. Sonrasında birkaç müzik hocasıyla beraber Lidya’ya bir test uygulamaya karar veriyorlar. Hocası piyanoda farklı sesler çıkıyor ve Lidya’nın bunu oktavları ile birlikte söylemesini istiyor. Lidya 7 sese kadar ayırt edebiliyor. Bunun çok yüksek bir yetenek olduğundan bahsettiler. Bize Lidya’nın bu yeteneğinin çok iyi bir eğitim almadığı sürece hiçbir anlamı olmayacağını söylediler. İnşallah dünyanın en ünlü orkestralarında iyi bir kontrbasçı olacak. Ülkemizi en iyi şekilde temsil edecek, buna inanıyorum."



"Bizim için en önemlisi Lidya’nın mutlu olması"


Lidya’nın daha önce kontrbas eğitimi almamasına rağmen kısa sürede iyi seviyede kontrbas çalmayı öğrendiğini belirten Olgun Eytemiş, "Lidya daha önce hiç yaylı çalgı çalmamıştı, sadece piyano eğitimi almıştı. Ancak burayı kazandığında Lidya’ya bir kontrbas enstrümanı uygun gördüler ve kontrbas çalmaya başladı. O güne kadar gördüğü ya da eğitim aldığı bir enstrüman olmamasına rağmen 3 yıldır çok güzel bir şekilde eğitim alıyor. Bizim için en önemlisi Lidya’nın mutlu olması. Lidya gibi milyonda bir özelliğe sahip Türkiye’de belki birçok çocuk var ve çoğu gerekli rehberlik olmadığı için farklı branşlarda eğitim almayı tercih ettiler ya da mecbur kaldılar. Önemli olan çocuklarımızın hem eğitim alması hem de mutlu oldukları işleri yapması. Bu anlamda Ankara Devlet Konservatuarı’nda Lidya çok mutlu. Anne baba olarak bizim için en önemlisi, Lidya’nın mutlu olduğu yerde olması. Çocuklarımızı mutlu oldukları ve ilgilendikleri alanlarda yetiştirelim. Onların özelliklerine rehberlik ederken önlerine çıkan her engelli kaldırmayalım çünkü bazı engelleri kendileri kaldırmaları hayatta onları güçlü kılıyor" şeklinde konuştu.



"Ülkemizi dünyada güzel temsil etmesini isterim"


Kızının sanatın her dalıyla içe içe olduğunu aktaran Sema Eytemiş, "Lidya müziği çok seviyor. Küçük yaşlardan itibaren müzikle iç içe oldu. Konservatuara girdikten sonra da müziği daha da sevmeye başladı. Çok yoğun çalışıyor ama eve geldiği zaman o yorgunluğa rağmen çantasını bir tarafa atıp kıyafetlerini bile değişmeden piyanosunun başına oturup ve piyano çalıyor. Bunun dışında sanatın diğer dallarıyla da ilgileniyor. Kara kalem portre çizimleri, boyama yapmayı, dans etmeyi çok seviyor. Biz de onu destekliyoruz. Ben de müziği çok seviyorum, sanatı seviyorum. İleride kendini mutlu hissedeceği yerde olmasını, ülkemizi dünyada güzel temsil etmesini isterim" diye konuştu.



"En büyük hedefim dünyanın en ünlü kontrbastçısı olmak"


Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek istediğini söyleyen Lidya Eytemiş, "13 yaşındayım ve Ankara Devlet Konservatuvarı’nda 7. sınıf kontrbas öğrencisiyim. En büyük hedefim dünyanın en ünlü kontrbasçısı olmak ve herhangi bir orkestrada ünlü olmak. Ülkemizi ve okulumuzu en iyi şekilde temsil etmeyi arzu ediyorum ve ailem için de büyük katkı sağlamak istiyorum. Annemle birlikte sabah 08.00 gibi okula geliyorum. Hafta içi saat 20.00 gibi çıkıyorum ama hafta sonları saat 21.30’a kadar kalıyorum okulda. Bir Türk olarak ülkemi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum" ifadelerinde bulundu.


"Lidya’yı hep birlikte büyük orkestralarda çalarken göreceğiz"


Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Prof. Dr. Burak Karaağaç, Lidya’nın yetenek sınavını başarıyla geçerek konservatuvara girmeye hak kazandığını belirterek, "Yaklaşık 25 yıldır hocalık yapıyorum. Birçok öğrenci yetiştirdim, Lidya’da güzel öğrencilerimden bir tanesi. Lidya kontrbas yetenek sınavıyla alındı. Ailesi de şehir dışından Ankara’ya taşınan ailelerimizden bir tanesidir. Lidya daha 3’üncü senesinde, yani ilk öğretim 8. sınıfta. Bundan sonra liseye ve üniversiteye devam edecek. 12 Yıllık eğitimini tamamladıktan sonra da Lidya’yı hep birlikte büyük orkestralarda çalarken göreceğiz. Bu yolu tercih edecek gençlere de tavsiyem; geç kalmasınlar bir an önce okulumuza başvursunlar" açıklamalarında bulundu.



Bu çocuğun kulakları radar kadar hassas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.