POLİTİKA - 25 Şubat 2026 Çarşamba 14:34

BBP Genel Başkanı Destici: "Bu millet ne kimliğinden ne de inançlarından asla vazgeçmeyecektir"

A
A
A
BBP Genel Başkanı Destici: "Bu millet ne kimliğinden ne de inançlarından asla vazgeçmeyecektir"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "80 darbesinde denediler, olmadı. 28 Şubat’ta denediler, olmadı. 27 Nisan’da denediler, olmadı. 15 Temmuz’da denediler, olmadı. Yine Allah’ın inayeti ve milletimizin ferasetiyle olmayacaktır. Bu millet ne kimliğinden ne de inançlarından asla vazgeçmeyecektir" dedi.


BBP Genel Başkanı Destici, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Güne üzücü bir haberle uyandıklarını belirten Destici, "Balıkesir 9. Ana Jet Üssü’nden havalanan F-16 savaş uçağımızın gece saat 00.50 civarında kaza kırıma uğraması sebebiyle maalesef pilotumuz Binbaşı İbrahim Bolat’ın hayatını kaybettiğini üzülerek öğrendik. Öncelikle şehit pilotumuza yüce Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına, kahraman silah arkadaşlarına ve Türk milletine baş sağlığı ve sabır niyaz ediyoruz. Elbette bu düşüşün nedenleri, savcılığımızın başlattığı soruşturma ve hava kuvvetlerimizin yapacağı incelemeler neticesinde ortaya çıkacaktır. Tekrar şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun. Cenab-ı Hakk, kahraman askerlerimizi, güvenlik güçlerimizi, polisimizi, milletimizin her bir ferdini her türlü kazadan, beladan, doğal afetlerden, saldırılardan muhafaza eylesin. Cenab-ı Hakk kahraman ordumuzun yar ve yardımcısı olsun inşallah" diye konuştu.



"Milletimize yönelik iyi niyetli bir tavır göremiyoruz"


Türkiye’de İslam ile ilişkili, İslam’ı hatırlatan her şeye düşman ve karşı olan bir toplulukla muhatap olduklarını söyleyen Destici, "Aslında ne düşmanlıklarını ne gerekçelerini ne de argümanlarını doğru dürüst ifade edemiyorlar. Bir laiklik ipi bulmuşlar, ona sarılıyorlar. Kiminle muhatap olduğumuzu, ne istediklerini de net olarak ifade etmiyorlar. Çünkü ne istediklerini net olarak ifade etseler yüzlerindeki maske düşmüş olacak ve gerçek niyetlerini, gerçek yüzlerini görmüş olacağız. Minareye düşmanlar, bayraktaki hilale düşmanlar, besmeleye düşmanlar, cuma namazına düşmanlar, Ramazan’a, oruca, bayrama, bayramlaşmaya, okullarda söylenen ilahilere, hepsine düşmanlar. İtirazlarını zaman zaman Araplaşma, laiklik, çağdaşlık gibi kelimelerle ifade etmeye çalışıp, karşılaştığımız dünya üzerindeki her milletin yaşadığı ve çözebileceğimiz, çözdüğümüz problemleri aklın ve dünya gerçeklerinin çok dışında İslam’a bağlamaya çalışıyorlar. Milli Eğitim Bakanlığımız Ramazan ayı dolayısıyla ‘Maarif’in Kalbinde Ramazan’ temasıyla bir çalışma hazırlamış ve bunu da okullara göndermiş. Bu çalışmaya bir topluluk hem de öyle bir topluluk ki; tam 168 kişi, isimlerinin önünde yazar, çizer, sanatçı, profesör gibi ifadeler ve ünvanlar var. Bu topluluk, bu çalışmaya Talibanlaşma, eğitim sistemini baskıcı ve dayatmacı bir anlayışla yeniden şekillendirme, oruç tutmayan öğrencileri dışlama ve ötekileştirme, açık bir fişleme belgesi, laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suç gibi tuhaf, anlaşılmaz, hatta korkunç ifadelerle itiraz ediyorlar. Bu açıklamada milletimize yönelik iyi niyetli bir tavır göremiyoruz. Bu davranış biçiminin ülkemize de, milletimize de, birliğimize de hiçbir faydası olmadığını herkesin bilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.



"Bu millet ne kimliğinden ne de inançlarından asla vazgeçmeyecektir"


Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Herkes duysun ve bilsin ki burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Türkiye, Müslüman bir ülkedir. Türk milleti Müslüman’dır. Dünya var olduğu sürece de Müslüman kalmaya devam edecektir. İstedikleri kadar rahatsız olabilirler ama gerçek bu ve bu gerçeği bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da değiştirmeye güçleri yetmeyecektir. 80 darbesinde denediler, olmadı. 28 Şubat’ta denediler, olmadı. 27 Nisan’da denediler, olmadı. 15 Temmuz’da denediler, olmadı. Yine Allah’ın inayeti ve milletimizin ferasetiyle olmayacaktır. Bu millet ne kimliğinden ne de inançlarından asla vazgeçmeyecektir."



"Bu millet, Türkçemizin yanına ikinci bir eğitim dili eklenmesine müsaade etmeyecek"


Destici, Türk milletinin umut hakkını da, teröristlere yapılacak bir genel affı da asla kabul etmeyeceğini vurgulayarak, "Bu millet Anayasa’nın 66. maddesi değiştirilerek kimliğimizin değiştirilmesine, yani ortak adımızın Türk olmaktan çıkarılmasına da asla müsaade etmez ve etmeyecektir. Ve yine bu millet, herkes bilsin ki Türkçemizin yanına ikinci bir resmi ya da eğitim dili eklenmesine müsaade etmemiştir ve etmeyecektir" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tunceli Tunceli’de Mamekifest Gençlik Festivali sona erdi Tunceli Valiliği tarafından düzenlenen ve birçok etkinlik ile konserin yapıldığı, renkli görüntülere sahne olan Mamekifest Gençlik Festivali coşkulu şekilde sona erdi. Tunceli Valiliği tarafından 7-9 Mayıs tarihleri arasında Mameki Parkı’nda düzenlenen Mamekifest Gençlik Festivali, renkli görüntülere sahne oldu. Çocuk oyunları, spor, kültür ve sanat etkinliklerinin yer aldığı festival yoğun ilgi görürken son gün düzenlenen Haluk Levent konserini binlerce kişi izledi. Başta jandarma ve polis olmak üzere resmi kurumların stantlarının yer aldığı bölümlerde çocuk ve gençlerin yanı sıra her yaş grubundan insana yönelik bilgilendirmeler yapıldı. Festival alanını gezerek başta çocuklar olmak üzere katılımcılarla ilgilenen Vali Şefik Aygöl, "Malum gençlik haftası başlıyor. Geçen sene Mamekifest’i ciddi katılımlarla yapmıştık. Vatandaşlarımız bu festivalden çok memnun kalınca bunun devamını istediler. Özellikle üniversite öğrencilerimiz yaz döneminde yapıyorsunuz diye serzenişte bulundu. Biz de bu sene festivalimizi kiye böldük. Mamekifest gençlik diye yaptık. Ayrıca Mamekifest yaz diye yurtdışı ve yurt içinden gelecek vatandaşlarımızın faydalanacağı bir festival yapacağız. Festivalde spor, kültür, sanat, müzik, çocuk oyunları, eğitimler var. Aklımıza gelen her şeyi barındırıyoruz. Onun için tüm şehre, yaş gurubuna hitap eden bir festival yapıyoruz. Son birkaç yılda oluşan bu güzel huzurun tüm memlekete yayılmasıyla ilgili olarak bu tür çalışmaların ve etkinlikleri devam edeceğini ifade etme istiyorum. Herkesi Tunceli’ye davet ediyorum" diye konuştu. Festivalde gönüllerince eğlenen çocuklar trafik jandarması aracından anneler gününü kutlarken, festivale katılan vatandaşlar da memnuniyetlerini dile getirerek benzeri etkinliklerin devamını istediklerini dile getirdi.
Eskişehir Anadolu Üniversitesinden Engelliler Haftasında engelsiz vizyon Mayıs 10-16 tarihleri arasında dünya genelinde eş zamanlı olarak kutlanan Engelliler Haftası, engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit ve etkin katılımını desteklemeyi ve bu alanda farkındalık oluşturmayı amaçlayan önemli bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi de özel eğitim alanındaki akademik birikimi ve kapsayıcı eğitim vizyonuyla dikkat çekiyor. Fakülte Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Engelliler Haftası nedeniyle yaptığı değerlendirmelerde engelliliğin yalnızca bireysel bir durum değil aynı zamanda toplumsal erişilebilirlik ve farkındalıkla doğrudan ilişkili bir konu olduğuna dikkat çekerek eğitimden istihdama kadar uzanan süreçte kritik çözüm alanlarına vurgu yaptı. Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken engelli birey kavramını açıklayarak özel bireylerin de kendi içinde ikiye ayrıldığını şu sözlerle belirtti: "Engelli birey; doğum öncesi, doğum anı veya doğum sonrasında bireyin farklı nedenlerden kaynaklı olarak bilişsel, motor gelişimi veya dil ve konuşma dediğimiz iletişim, sosyal-duygusal gelişim alanında yaşadığı ve tipik gelişim, yani normalde toplumda yaşayan bireylerin deneyimlediği gelişimsel süreçlerde birtakım farklılıklar yaşayan bireylerdir. Bu farklılıkların da yaşam içerisinde eğitim gibi farklı ve diğer toplumsal ortamlarda düzenlemeleri zorunlu kılan bir durum olarak adlandırabiliriz. Bunun iki boyutu var. Birinci boyutu tipik gelişimden olumsuz anlamda etkilenme, özürlülük durumu. Yani zedelenme, zedelenmenin yetersizliğe dönmesi, yetersizliğin de engele dönmesi. Diğer boyutu da üstün zekâ, üstün yetenek boyutu." Toplumun neredeyse yarısı etkileniyor Türkiye’deki engelli bireylerin sayısına dikkat çeken Prof. Dr. Diken bu sayının dolaylı olarak daha da yüksek olduğunu şu ifadelerle anlattı: "Türkiye nüfusuna baktığınız zaman yaklaşık 10 milyon civarında bir engelli kitlesinden bahsediliyor. Bu bireylerin anne, baba ve en az bir kardeşini de ekleyince sayıyı dört ile çarpmamız gerekiyor. Böylece toplumda yaklaşık 40 milyonluk bir kitlenin bu durumdan doğrudan etkilendiğini görüyoruz. Bu da aslında nüfusumuzun yarısı demek." "Ciddi bir toplumsal farkındalık gerekiyor" Engelliliğin her an herkesin başına gelebileceğini ve bu durumun toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirten Prof. Dr. İbrahim Halil Diken konuşmasına şöyle devam etti: "Herhangi bir kaza veya travma, normal işlevini sürdüren bireyi işlevsiz hale getirebiliyor belli alanlarda. Bu da ciddi bir toplumsal farkındalığı gerektiriyor. Yıllardır da 10-16 Mayıs haftası Engelliler Haftası adı altında bu gruba yönelik farkındalık, empati oluşturma çalışmaları yapılıyor. Biz, sağlıklı bireylerin de bu ihtiyaçlara sahip olabilecek duruma gelebileceğinin farkındalığını oluşturarak toplumsal yaşam kalitesine odaklanmaya yönelik etkinlikler düzenleneniyor." Öğretmenler kapsayıcı bir programla yetişiyor Anadolu Üniversitesinin öğretmen yetiştirme konusundaki vizyonuna dikkat çeken Prof. Dr. Diken kapsayıcılığa şöyle vurgu yaptı: "Biz Eğitim Fakültesi olarak alana, Türkiye’ye öğretmen yetiştiriyoruz. Bu öğretmenleri topluma kapsayıcı bakmaları açısından gerek programlarımızdaki dersler gerek yaptığımız etkinlikler ve çalışmalarla daha bilinçli, daha empati sahibi, çocuklara ve öğrencilere kapsayıcı bakan bireyler boyutunda hazırlamaya çalışıyoruz." Türkiye’de iki temel sorun öne çıkıyor Prof. Dr. Diken açıklamalarında özel eğitim alanındaki sorunlara da parmak bastı. Türkiye’de özel eğitim alanında çözüm bekleyen iki ana sorunu belirten Prof. Dr. Diken şunları söyledi: "Özellikle iki temel konu çok önemli Türkiye’de. Birincisi erken müdahaleye ilişkin; yani 0-6 yaşa yönelik özellikle bir modelimizin olmaması, bir sistem sorununun olması. Diğer önemli nokta da istihdam sorunu. Yani okulu bitirdikten sonra bu engelli topluma katkı, kendi üretkenliklerini gerçekleştirme bağlamında işe yerleştirme, iş bulma ve işte devam etme gibi iki temel konu büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor." Temel çaba daha bilinçli öğretmenler Anadolu Üniversitesinde yetişen geleceğin öğretmenlerine değinen Prof. Dr. Diken, üniversitedeki programların donanımlarını anlatırken "Programlarımızın içerisinde öğretmen adaylarımız için engelli bireyleri ve onların ailelerini daha iyi anlamak, eğitsel ihtiyaçlarını daha doğru karşılamak boyutunda derslerimiz, stajlarımız ve uygulama alanlarımız söz konusu. Dolayısıyla bunları yaparak aslında öğretmen adaylarımızı daha bilinçli, daha empati kuran, bireysel farklılıklara dikkat eden öğretmenler olarak yetiştirme çabası içerisindeyiz" dedi. "Teknoloji araç olursa işimiz kolaylaşır" Dijital araçlar ve yapay zekâ başta olmak üzere yaşanan teknolojik gelişmeler özel eğitim alanında da birçok yeniliğin kapısını aralıyor. Teknolojinin özel eğitimdeki yerini "araç" ve "amaç" dengesi üzerinden yorumlayan Prof. Dr. Diken şunları söyledi: "Teknoloji şu an hepimizin elinde olan bir araç. Bunu bir araç olarak kullandığınız zaman çocuğun veya bireyin bireysel ihtiyaçları temelinde o araçtan ne kadar üst düzeyde yararlanabilirsek o kadar sağlıklı olacak, işimiz kolaylaşacak. Bunu bir araç olarak, yaptığımız iş neyse o iş içerisinde yararlanabileceğimiz, bilimsel bilgiyi o araç üzerinden elde edip hayata geçirmemiz gereken bir durum olarak düşünüyorum." Aile ile iş birliği özel eğitimde kritik öneme sahip Özel eğitimde aile ile yapılan iş birliğinin çok kıymetli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Diken bu noktadaki ihtiyacın altını şöyle çizdi: "Aileyi merkeze almamız gerekiyor. Tüm dünyadaki en önemli paradigma değişimi de aile merkezli özel eğitim uygulamaları yani ailenin bizim odağımızda olduğu. Çocuğun aile içinde öğrendiğini düşünerek özellikle erken çocuklukta buna odaklanmak gerekiyor. Aileyle iş birliğinde sadece kâğıt üzerinde bir iş birliğine değil, onunla gerçekten var olan sorunlarına çözüm üretecek mekanizmaları oluşturacak süreçlere ihtiyaç var." Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Diken toplumdaki engelli kavramının aslında yine toplumun kendisi tarafından inşa edildiğini belirtti ve bu konuyu verdiği bir asansör örneği ile şöyle açıkladı: "Engelli terimini oluşturan şey aslında toplumun bireysel farklılıkları olan bireylere sunduğu imkânlarla ilişkili. Burada 3 kavramı açıklamak gerekiyor. Zedelenme yetersizliğe yol açıyor yetersizlik ise engele yol açabiliyor. Tekerlekli sandalyedesiniz, buraya geldiniz. Asansörümüz yoksa, binaya erişiminiz yoksa, sizin o tekerlekli sandalyede olmanız size bir engel teşkil etmiyor, bizim bu binayı size uygun hale getirmememizden kaynaklanıyor. Toplum tekerlekli sandalye ile sizin erişilebilirliğinize imkân vermiyorsa o zaman aslında sizin durumunuzu engelli hale getiren siz değilsiniz; toplum, devlet veya ilgili kurumlar ve yapılardır. Bu açıdan engellilik toplumsal bir durum." Anadolu Üniversitesi özel eğitimde öne çıkıyor Anadolu Üniversitesinin özel eğitim alanındaki başarılarına ve otoritesine vurguda bulunan Prof. Dr. Diken üniversitenin öne çıktığı noktaları şöyle belirtti: "Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesiyle, Eğitim Fakültesiyle, İÇEM’iyle, DİLKOM’uyla, ÜYEP’iyle, Engelliler Entegre Yüksekokulu, Engelliler Araştırma Enstitüsü ve diğer lisans programları ile kümülatif olarak toplumda bireysel farklılıkları ön planda tutan, bunu bir toplumsal hizmet olarak kendine şiar edinmiş bir üniversite. Bu bağlamda dezavantajlı bireylere sunulan hizmetler boyutunda YÖK’ün ilk Üstün Başarı Ödülü’nü Anadolu Üniversitesi, bu saydığım hizmetleri kümülatif olarak sunan bir yapı olarak kazandı." Engelliler Haftası ilham verici etkinliklerle geçecek Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında birçok ilham verici ve farkındalık odaklı etkinlik düzenleyecek. Prof. Dr. Diken ise düzenlenecek etkinlikleri şöyle müjdeledi: "5 gün süren bu haftada her güne bir etkinliğimiz var. Örneğin 11 Mayıs Pazartesi günü öğrenci yemekhanesinin önünde empati istasyonlarımız olacak, orada bir görme engellinin bakış açısıyla hayatı deneyimleyeceksiniz. Bir tekerlekli sandalye ile nasıl hareket edeceğinizi deneyimleyeceksiniz. Bu haftayı empati için tasarladık. Diğer günlerde de başarı hikâyeleri koymak istedik. Örneğin Cuma günü çok önemli bir etkinliğimiz var; kollarını küçüklükten kaybetmiş ve ağzıyla müthiş derecede resimler yapan Ressam Yusuf Akgün’ün hikâyesi ve resim sergisi. Amacımız bu toplumsal farkındalığı başarı hikâyeleriyle destekleyerek ortaya koymak."