EKONOMİ - 24 Şubat 2026 Salı 12:41

Bakan Uraloğlu: "6 uluslararası finans kuruluşu ile ön mutabakata vardık, projemize toplam 6,75 milyar dolar finansman sağlanacak"

A
A
A
Bakan Uraloğlu: "6 uluslararası finans kuruluşu ile ön mutabakata vardık, projemize toplam 6,75 milyar dolar finansman sağlanacak"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçecek Kuzey Çevre Demiryolu Projesi için 6 uluslararası finans kuruluşundan toplam 6,75 milyar dolarlık finansman için ön anlaşmanın sağlandığını açıkladı.


Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Gebze-Sabiha Gökçen Havalimanı-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı-Halkalı güzergahını kapsayan Kuzey Çevre Demiryolu Projesi için uluslararası finans kuruluşlarıyla toplam 6,75 milyar dolarlık finansman anlaşmasına varıldığını açıkladı.


Bakan Uraloğlu, proje kapsamında Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Asya Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası, OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile ön mutabakata varıldığını belirtti.



"6 Uluslararası finans kuruluşu ile ön mutabakata vardık, kuruluşlar, projemize toplam 6,75 milyar dolar finansman sağlayacak"


Uluslararası finans kuruluşlarının projeye gösterdiği yoğun ilginin, Türkiye’nin demiryolu vizyonuna duyulan güvenin en açık göstergesi olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "6 uluslararası finans kuruluşu ile ön mutabakata vardık. Bu kapsamda kuruluşlar, projemize toplam 6,75 milyar dolar finansman sağlayacak. Böylece Gebze-Sabiha Gökçen Havalimanı-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı-Halkalı güzergahını kapsayan Kuzey Çevre Demiryolu Projesi, Türkiye’nin en büyük dış finansmanlı demiryolu projesi olacak" açıklamalarında bulundu.


Yapıma yönelik ihale hazırlıklarının halen devam ettiğini dile getiren Bakan Uraloğlu, "Bu yıl içerisinde ihale sürecini tamamlamayı ve yer teslimini gerçekleştirerek çalışmalara başlamayı hedefliyoruz" dedi.


"İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ilk kez doğrudan demiryolu ile birbirine bağlanacak"


Projenin güzergahı hakkında bilgi veren Bakan Uraloğlu, "Proje Marmaray hattının Çayırova kesiminden başlayacak, Sabiha Gökçen Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul Havalimanı üzerinden Çatalca’ya bağlanacak. Hat Çatalca’da, şu an yapım çalışmalarına hızla devam ettiğimiz Halkalı-Çerkezköy Hızlı Tren Hattı’na entegre olacak. Bu hat sayesinde Marmaray üzerindeki yük ve yolcu taşımacılığı rahatlayacak, İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ilk kez doğrudan demiryolu ile birbirine bağlanacak" diye konuştu.



125 Kilometrelik stratejik hat inşa edilecek


Uraloğlu, hattın toplam 125 kilometre uzunluğunda inşa edileceğini belirterek "Proje kapsamında toplam uzunluğu 59,1 kilometre olan 44 tünel ve 22,4 kilometre uzunluğunda 42 köprü inşa edilecek" şeklinde konuştu.


"Lojistikte yeni bir dönem başlayacak"


Bakan Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçecek demiryolu hattının Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasındaki demiryolu taşımacılığında kapasitesini önemli ölçüde artıracağını belirterek, "Lojistikte yeni bir dönem başlayacak. Hattın tamamlanmasıyla yılda 33 milyon yolcu ve 30 milyon ton yük taşınacağını öngörüyoruz" ifadelerinde bulundu.



Bakan Uraloğlu: "6 uluslararası finans kuruluşu ile ön mutabakata vardık, projemize toplam 6,75 milyar dolar finansman sağlanacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Erkek hegemonyasına kadın eli değdi Diyarbakır’da daha çok erkeklerin yer aldığı tatlı imalat sektörüne kadın eli de değdi. Ünü neredeyse dünyaya yayılan tatlı yapımının her aşamasında yer alan Oya Şeker, erkek hegemonyasını tek başına dağıttı. Diyarbakır’ın asırlık tatlı geleneğini sürdüren Hacıbaba Pastaneleri, kadın istihdamına verdiği önemle dikkat çekiyor. Erkek egemen mutfak kültüründe kadın ustalar yetiştiren firma, üretim alanında kadın emeğini ön plana çıkarıyor. Baklava ustası olma hayali kuran Oya Şeker, işletmede baklava yapımının her aşamasında görev alıyor. Hamurun yoğrulmasından açılmasına, tepsiye dizilmesinden fırın sürecine kadar üretimin her noktasında aktif rol üstlenen Şeker, ustalık yolunda emin adımlarla ilerliyor. 100’ün üzerinde erkek çalışanın bulunduğu üretim alanında tek kadın olarak çalışan Oya Şeker, azmi ve çalışkanlığıyla dikkat çekiyor. 28 yaşında olduğunu ve çıraklık görevi yaptığını dile getiren Şeker, kademe kademe işi öğrendiğini söyledi. Şeker, "Ustalarım bana her konuda destek oluyorlar. Hamur açarken, yağlama yaparken, Hasanpaşa tatlısında her zaman destek oluyorlar. Yavaş yavaş ben de öğrenmeye çalışıyorum. Ustalarımdan çok memnunum. Kadın baklava ustası sayısı yok denecek kadar az. Hiçbir kadın pes etmesin. Sabah kalkınca güneş doğdu her şey düzelecek diyorum ama sonra da olmuyor ama yine de pes etmiyorum. Çoğu zaman ben pes ettim ama bırakmadım başa sardım" ifadelerini kullandı. Şeker’in ustası ve Hacıbaba Pastaneleri baklava sorumlusu Ali Kaya ise firma olarak çalışmalarının arasında hanımefendilere bu mesleği daha çok sevdirip, kadın ustalar yetiştirmek olduğunu söyledi. Kaya, "Kadın çalışanlarımızın sayısını baklava sektöründe artırma niyetimiz var. Oya arkadaşımız mesleğe gayet hızlı bir şekilde adapte oldu. Çünkü merakı vardı. Şu an özel olarak onunla ilgileniyoruz hepimiz. En kısa zamanda Diyarbakır’da ilk denecek gibi kadın baklava ustası yetişmiş olacak inşallah" şeklinde konuştu. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, sadece bir pastane olmadıklarını ve ülke çapında kocaman bir aile olduklarını söyledi. Elaldı, "İnsanların hayatlarına dokunarak geleceklerine yön vermek adına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Benim de hayatıma dokunan oldu ki bu seviyeye geldik. Biz de insanların hayatına dokunmaya çalışıyoruz. Geleceklerini kurmalarında yardımcı olmaya çalışıyoruz" dedi. Elaldı, Oya usta gibi birkaç tane daha çalışkan kadın arkadaşlarının olduğunu söyledi. Elaldı, "Bütün birimlerde kadın arkadaşlarımız var. Kadınların çalışmasından da bu anlamda çok memnunuz. Kadınlarımızın da meslek sahibi olmalarında katkı sağlıyoruz. Onlarında hayatına dokunmaya çalışıyoruz. Oya kızımızı belki bölgenin belki de Türkiye’nin en büyük ustalarından biri yapacağız inşallah. Onda da o ışık var. Ustalarımızın genelinin işine sevgi katması, ürünlerimizin kaliteli ve lezzetli çıkmasına vesile oluyor" ifadelerini kullandı.
Sivas Görevi başında felç oldu, 5 yıldır gazilik unvanının verilmesini bekliyor Sivaslı Tankçı Uzman Çavuş İbrahim Taş, 2021 yılında görevi başındayken felç oldu, böcek ısırması sonucu felç kaldığı düşünülen Taş, başlattığı hukuk mücadelesinin neticesinde kendisine gazilik unvanı verilmesini bekliyor. Sivaslı Tankçı Uzman Çavuş İbrahim Taş (36) , 2011 yılında göreve başladı. Barış Pınarı Harekatı başta olmak üzere bir çok zorlu görevde fedakarca görev aldı. 2021 yılında ise görevi başındayken fenalaşarak felç oldu. Yürüme ve konuşma yeteneğini kaybetti. Devam eden tedavi sürecinin neticesinde bu yıl güçte olsa ayağa kalkıp konuşmaya başladı. Rahatsızlık nedeni tam olarak tanımlanamadığı için Taş’a gazilik unvanı verilemedi. Geçirdiği felç nedeniyle artık çalışması mümkün olmayan Taş, gazilik unvanını alabilmek için konuyu yargıya taşıdı. Şimdi mahkemenin vereceği kararı bekliyor. Yalnız bırakılmadı Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Fatih Deveci süreç boyunca Taş’ı hiç yalnız bırakmadı. Taş’la ilgili süreci yakından takip eden Deveci ve yönetim kurulu iftar yemeğinde Taş’la bir araya geldiler. Taş, burada yaptığı açıklamada, Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği’nin her zaman yanında olduğunu belirterek, "Görevde rahatsızlandım. 2021 yılından beri bu haldeyim. Fatih başkanım bana destek oldu. Bana kimse destek olmuyor. Ben mahkemelerde bekliyorum. Gazi olmak istiyorum" dedi. "İnşallah İbrahim’in yüzü gülecek" Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Fatih Deveci, mahkemenin vereceği kararla İbrahim’in yüzünün gülmesini beklediklerini ifade edip, "İbrahim bizim çok değerli bir kardeşimiz. 21 Eylül 2021 yılında Barış Pınar’ı Harekatına da katılıyor. Kendisi zaten tankçı uzman çavuş olarak görev yapıyordu. Görev esnasında kendisi bir rahatsızlık geçiriyor ve felç kalıyor. 2021 yılında İbrahim ile tanıştığımız zaman yürüyemiyordu ve tamamen felçliydi. Kendisini ifade dahi edemiyordu. 5 yıl sonra ise ayağa kalkmaya başladı. İbrahim derneğimize gelerek gazilerimizle muhabbet etti. Bu da bizim çok hoşumuza gitti. Daha sonra ise bu ay mübarek bir ay olduğu için biz de İbrahim’e iftar yapmaya gittik. Bizim ve İbrahim, 10 yıl boyunca kutsal emanetimiz olan bayrağımızı korumuş ve üniformamızı üzerinde taşımıştır. Görev esnasında kendisi ile birlikte 3 arkadaşı daha rahatsızlanıyor. Şu an da hukuk savaşı veriyoruz. İbrahim’in hak ettiği gazilik unvanını alması için uğraşıyoruz. İnşallah bu davamızı kazanacağız. İnşallah İbrahim’in yüzü gülecek ve kendisi gazi olacak" dedi.