POLİTİKA - 03 Mart 2026 Salı 12:02

Bakan Fidan'dan savaş açıklaması: "Vatandaşlarımızdan ölü veya yaralı yok"

A
A
A
Bakan Fidan'dan savaş açıklaması: "Vatandaşlarımızdan ölü veya yaralı yok"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Çatışma bölgelerindeki vatandaşlarımızı yakından izliyoruz. Şu ana kadar olaylarda yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi. Burada basın mensuplarının sorularını cevaplayan Fidan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) - İsrail ve İran arasındaki savaşın hem bölgenin geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte olduğunu belirtti. Fidan, "İran'ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini doğrudan hedef alması, atılan adımların daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihtimalini artırıyor. Bir başka başlık da Hürmüz Boğazı. Boğazın kapanması, küresel finans ve enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Bu da ABD'yi kısa sürede bir şekilde sonuç almaya zorlayabilir" ifadelerini kullandı.

"İran'dan doğal gaz akışının kesilmesi küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabilir"

İlk aşamada saldırıların İran'ın bölgedeki vekil unsurlarında belirgin bir hareketlenmeye yol açmadığını aktaran Fidan, "Ama Hizbullah tarafında bazı hareketlilikler oldu. İran halkı içinde, 'rejim değişikliği sonucunu doğuracak' ölçekte bir dalgalanma ise şu an için görünmüyor. Mevcut şartlarda en olumsuz senaryo şu: Çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran'la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması. Bunun yanında enerji boyutu var. İran'dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanması, küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabilir" değerlendirmesinde bulundu.

"Meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı çalışıyoruz"

Bakan Fidan, meseleyi her boyutuyla ele aldıklarını dile getirerek, "Bu meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı çalışıyoruz; olası senaryolara göre atılabilecek adımlar üzerinde hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bizim temel isteğimiz, talebimiz net: Karşılıklı saldırılar bir an önce dursun ve yeniden diplomasiye dönülsün. Bunu da bütün görüşmelerimizde açık şekilde vurguluyoruz" açıklamasında bulundu.

"İran, füze ve dronlar ile İsrail'i gerçekten rahatsız edebilir"

Netanyahu'nun İran tehdidinin ortadan kaldırılmasını istediğini aktaran Fidan, sözlerine şöyle devam etti:
"Tehdidi ne olarak tanımlıyordu, İran'ın sahip olduğu yetenekler olarak tanımlıyordu. Şimdi yeteneklerin de ötesine geçip rejimin kendisi olarak tanımlıyor. Rejim değişikliği hedefi var. Savaş, bizim olmasın diye uğraştığımız husustu. Bunun mücadelesini verdik. Çözümler de sunduk açıkçası. Hatta savaşın başlangıcını geciktirmiş de olduk. Aslında savaş daha erken başlayacaktı, biz biraz daha geciktirmiş olduk bu çabalarla. Belki bir neticeye ulaşabilirdi ama eski yönteme dönmeyi tercih ettiler. Yine müzakerenin ortasında bu savaş başladı. İranlılar, müzakerenin ortasında savaş başlaması meselesini bir şekilde aslında diplomasinin ihanete uğraması olarak da nitelendiriyorlar. Bence, İsrail ve ABD, İran'ı ilerisi için de tehdit oluşturacak bir İran olmaktan çıkartmak isteyeceklerdir. Şimdi İran da maliyet üretmek için çaba harcıyor. O da Körfez'deki enerji hedeflerini bombalayarak şu anda maliyet üretiyor. Açıkçası bu maliyet ne kadar daha devam eder, ne olur ona bakacağız. Ama İran'ın beklediği cevap gelmeyecek gibi. İran buraları bombalayarak ‘bunlar da Amerika'ya baskı yapsınlar, savaşı durdursunlar' falan diyecek ama o olmayacak gibi Ancak İran, füze ve dronlar ile İsrail'i gerçekten rahatsız edebilir, bunları ciddi bir şekilde kullanırsa."
Bakan Fidan, terör örgütlerinin bulundukları bölgelerdeki zayıflıklardan ve bölünmüşlüklerden istifa eden yapılar olduğunu anlatarak PKK'nın İran'daki varlığına ilişkin, "Bir kımıldama olur mu olmaz mı, bunu yakından takip ediyoruz. Farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek bir ittifak kurduklarını, ortak açıklamalar yaptıklarını da görüyoruz. Bunları yakından takip ediyoruz. Bunlar rejimle ne kadar savaşacaklar, bulundukları yerdeki diğer etnisitelerle ne kadar savaşacaklar, ne olacak, neyi hedefliyorlar, nereden ne çıkar, hepsini takip ediyoruz, analiz ediyoruz" diye konuştu.

"Terörsüz bölge meselesi biraz Suriye'yi, Irak'ı, İran'ı ilgilendiren bir husus"

Terörsüz Türkiye ile TBMM'de devam eden bir süreç olduğunu söyleyen Fidan, "Terörsüz Türkiye'nin olması için terörsüz bölgenin olması gerekiyor, bunu hep teknik dili biraz düzeltmek için kullanmak zorunda kalıyoruz. Terörsüz bölge meselesi biraz Suriye'yi, Irak'ı, İran'ı ilgilendiren bir husus. Buralardaki denklemde örgüt kendiliğinden irade koymadığı sürece, Terörsüz Türkiye'de belli adımları atmak mümkün olmuyor. Yakından takip ediyoruz. İçerideki siyasal süreç ayrı bir konu. Onu ben dediğim gibi, şu anda siyasi partiler raporu aldılar. Bakıyorlar, kendileri de herhalde bir karar verecekler" dedi.
İran'ın Kıbrıs Adası'nı hedef alıp almayacağı konusuna ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, "Kuzey Kıbrıs için çok fazla risk olduğunu düşünmüyorum an itibarıyla. Güney'de de riskin sınırlı olduğunu düşünüyorum, çok sınırlı. Sivil tesisler için çok fazla bir şey olmayabilir" şeklinde konuştu.

"Türkiye kendini her zaman korur"

Bakan Fidan, bölgedeki saldırıların Türkiye'ye sıçrayıp sıçramayacağı sorusuna, "İran konusundan bağımsız olarak konuşuyorum: Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz" cevabını verdi.

"Sükunetin sağlanması ve yeniden bir barış ortamı oluşması için yoğun bir çaba içindeyiz"

Bölgedeki gerginliğin azaltılmasına yönelik uluslararası çabalar olduğuna dikkati çeken Fidan, "Sükunetin sağlanması ve yeniden bir barış ortamı oluşması için yoğun bir çaba içindeyiz. İran'da ve genel olarak bölgemizde istikrarın korunması kritik. Bu nedenle çatışmaların bir an önce bitmesi ve diplomatik sürecin başlaması gerektiğini her fırsatta söylüyoruz. Burada aslında tek katmanlı müzakere yok, çok katmanlı müzakere var. Birincisi savaşan tarafları tekrar masaya getirebilir miyiz? Saldıran taraf saldırısını ne zaman durduracak veya durdurmaya hazır? Minimumu bunun, onları tatmin edecek bir askeri yetersizliğe ulaştırmak. Minimum savaşı durdurma şartı. Maksimumu da rejim değişikliği. Yani, savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran'da bir rejim değişikliğiyle sona erebilir. Bu minimum şartın gerçekleşmesi belli bir süre, belli bir askeri operasyon silsilesi isteyecek. İran geniş bir coğrafya. Füze sistemleri, radar sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri, deniz kuvvetleri çok yere dağılmış" açıklamasında bulundu.
Fidan, başka ülkelerdeki yetkililerle temas halinde olduğunu ifade ederek, barış isteniyorsa ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

"Şu ana kadar olaylarda yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok"

Bölgede yaşayan vatandaşların durumuna ilişkin de bilgi veren Bakan Fidan, "Çatışma bölgelerindeki vatandaşlarımızı yakından izliyoruz. Şu ana kadar olaylarda yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok. İran'da, çifte vatandaşlar dâhil, yaklaşık 20 bin civarında vatandaşımız bulunuyor. İran'la olan üç sınır kapımızdan hem Türk vatandaşlarımız hem de üçüncü ülke vatandaşları ülkemize şu an itibarıyla sorunsuz şekilde geçiş yapabiliyor. Çağrı merkezimiz var, Başkonsolosluklarımız, Büyükelçiliklerimiz, burada Konsolosluk işleri ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yani 24 saat çalışıyoruz. Her saatte bir rapor alıyoruz. Şu anda can güvenliği açısından çok büyük bir sıkıntı yok" ifadelerini kullandı.

"İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor"

Fidan, İran'dan Türkiye'ye göç dalgası olma ihtimaline ilişkin ise, "Biz geçen Haziran Savaşı'ndan itibaren Dışişleri'nin koordinasyonunda ilgili birimlerle koordine toplantısı yapıyoruz. İçişleri, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kızılay, Savunma, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT). Her türlü planlamayı yapıyoruz. Bu konuda halkımız müsterih olsun. Gerekli imkanlara ve planlamalara sahibiz. Şu anda İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor. İran izin vermiyor şu anda. Dolayısıyla İran'dan hiç kimse gelmiyor şu anda bize" dedi.

İran ile ABD - İsrail arasındaki savaşın Gazze'yi kötü etkilediğini de söyleyen Fidan, "İsrail Gazze'ye giriş çıkışları durduruyor, biliyorsunuz savaştan dolayı ve vurulan diğer ülkeler de bizim Gazze'de beraber çalıştığımız ülkeler, Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Ürdün vesaire bunlar, hepsi beraber çalıştığımız ülkeler. Mısır hariç, şimdi bu ülkelerin başında başka acil ateşleri var ve ister istemez gündemleri değişiyor" ifadelerine yer verdi.

"Her türlü platforma destek sağlama irademiz var"

Filistin'e yönelik desteklerin sürdüğünü belirten Bakan Fidan, "Filistin meselesinde, daha önce de söyledik, her türlü platforma destek sağlama irademiz var. İnsani yardımlar baştan beri devam ediyor, herhalde bizden daha fazla veren olmadı. Dolayısıyla bizim bir de ayrıyeten nakdi deklarasyona girmemize gerek yok, ayni yardım sürekli yapılıyor. Onun dışında Uluslararası Barış Gücü ile alakalı şu anda oluşan kompozisyonda hali hazırda bizden bir talep olmadı. İnsani yardım konusunda oldu. Bunu da yapıyoruz" dedi.

"Ara seçimden önce CAATSA'dan bir sonuç elde etmek için çalışılıyor"

İsrail'in, ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) yaptırımlarının kalkmasını istemediğinin sorulması üzerine Fidan, "İsrail belli yeteneklere civardaki ülkelerin kavuşmasını istemez. Şu anda o modda gidiyor. Bakalım bu mücadeleler devam edecek. Herkes kendi elindeki kartı bir şekilde oynayacak. Ara seçimden önce CAATSA'dan bir sonuç elde etmek için çalışılıyor. Biz siyasi adımları attık. Göreceğiz" ifadelerini kullandı.

"Kendi mahallemizde bir oluşum olacaksa bunun içerisinde hep beraber olmaya hazırız"

Fidan, Avrupa güvenlik mimarisine ilişkin ise şunları kaydetti:

"Avrupalılar bunu kendi aralarında daha çok, ileri savunma sanayii alanında ileri götürdüler biliyorsunuz, SAFE gibi. Biraz daha işte Amerikan savunma sistemlerinden bağımsız hale gelelim ama NATO'nun dışında NATO birliklerinin olmadığı, Avrupa'nın kendi birlikleri ile bir şeyler yapmaya ilişkin kapsamlı bir çalışma ve plan halihazırda yok. Arayışlar var, tartışmalar var. Biz de tartışmaları yakından takip edip ediyoruz. Gerekli yerlerde gerek biz gerek diplomatlarımız müdahil oluyoruz. Bizim duruşumuz, Cumhurbaşkanımızın duruşu bu: Kendi mahallemizde bir oluşum olacaksa biz de bunun içerisinde hep beraber olmaya hazırız."

Behçet Aksoy

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Bu bitkiyi koparana 699 bin TL ceza veriliyor Dünyada sadece Malatya’da yetişen ve nesli kritik seviyede tehlike altında bulunan endemik "Peşmen Navruzu" bitkisi, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde görüntülendi. Koruma altında bulunan Peşmen Navruzu bitkisini koparanlara ise 699 bin 245 TL ceza veriliyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi kapsamında Malatya’da nesli tehlike altında bulunan endemik türlerden Iris Peshmeniana (Peşmen Navruzu), Ornithogalum Malatyanum ve Hypericum Malatyanum 2016 yılında koruma altına alınmıştı. Koruma altında bulunan Peşmen Navruzu, Yeşilyurt ilçesinde yaklaşık bin 400 rakımlı bölgelerde doğa yürüyüşü yapan Hüseyin Gülfırat tarafından görüntülendi. Yer yer kar örtüsünün halen bulunduğu bölgede açan çiçekler dikkat çekti. Malatya Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü yetkilileri, Peşmen Navruzu’nun Malatya’ya özgü lokal endemik ve nesli kritik seviyede tehlike altında (CR) bulunan bir tür olduğunu belirterek, bitkinin genellikle nisan ayında çiçek açtığını, 2026 yılında ise hava şartlarına bağlı olarak nisan ayı sonlarında çiçeklendiğinin gözlemlendiğini ifade etti. Yetkililer, türün korunmasına yönelik izleme çalışmalarının Malatya DKMP Müdürlüğü tarafından sürdürüldüğünü kaydederek, kurum izni olmadan yapılacak biyokaçakçılık faaliyetlerine karşı 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında 699 bin 245 TL idari para cezası uygulandığını bildirdi. Bitkiyi görüntüleyen Hüseyin Gülfırat ise yüksek rakımlı bölgelere zaman zaman kar görmek amacıyla çıktığını belirterek, "Tesadüfen gördüğüm bu bitkinin daha sonra Peşmen Navruzu olduğunu öğrendim. Bölgenin yüksek rakımlı ve soğuk olması nedeniyle bitki burada daha geç ortaya çıkıyor. Endemik ve koparılması yasak bir tür olduğunu öğrendim" diye konuştu
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Keneler nisan ayından itibaren aktif oluyor" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarına ilişkin, "Keneler nisan ayından itibaren aktif oluyor. Havalar ısınmaya başladığı andan itibaren kasım ayına kadar devam ediyor" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, KKKA vakalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İlk kene vakalarının Türkiye’de 2002 yılında görüldüğünü belirten Eroğlu, bu vakaların ilk olarak Tokat’ta başladığını ifade etti. KKKA vakalarının insanların yüzde 5’inde ölümle sonuçlandığını dile getiren Eroğlu, KKKA’ya karşı daha dikkatli ve bilinçli olunması gerektiğinin altını çizdi. KKKA’nın daha çok kırsal ve ormanlık alanlarda yaygın olduğunu söyleyen Eroğlu, keneden korkulmaması gerektiğini, bu tip vakalara karşı gerekli önlemler alınırsa toplum sağlığının iyi yönde ilerleme kaydedeceğini sözlerine ekledi. "KKKA ilk defa ülkemizde 2002 yılında bazı vakalar görülüyor" KKKA’nın Türkiye’de ilk vakaların 24 yıl önce görüldüğünü belirten Eroğlu, "KKKA ilk defa ülkemizde 2002 yılında bazı vakalar görülüyor. Ama tanı 2003 yılında yapılmış. 2004 yılından itibaren de keneye karşı alınması gereken önlemler, diğer mücadeleler belirleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı tarım il müdürlükleri vasıtasıyla özellikle riski olan yerlerde vakalar ülkemizde önce Tokat’ta başlıyor. Daha sonraki yıllarda da 30 ilimizde vakalar görüldü. Dünyada 899 kene türü var. Ülkemizde bunun 46 tanesi yaşıyor. 1944’te Kırım’da, 1956’da Kongo’da benzer vakalar görülüyor. İkisi bir araya getiriliyor. İnsanlarda yüzde 5’e yakın ölümle seyrediyor. Kamuoyuna şöyle bir duyuru yapmıştık; ‘Keneden korkmayın, geç kalmaktan korkun.’ Daha çok kırsalda, özellikle ormanlık alanlar, ormanlık alanın bittiği yerde, ülkemizde Kuzey Anadolu platosunda, Erzincan, Sivas, Tokat, Amasya, Bolu’ya kadar olan risk illerinde görülüyor. Fakat sonraki yıllarda değişik illerde, Diyarbakır, Malatya gibi yerlerde vakalar görüldü. Hatırladığım kadarıyla 400 vaka görülüyor. Bu kişilerden 15’i hayatını kaybediyor. Başka bir yıl yine 500’e yakın vaka var. Geçen yıl da 15 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu yıl geçtiğimiz günlerde yine bir gencimiz, evladımız hayatını maalesef kaybetti" diye konuştu. "Keneler nisan ayından itibaren aktif oluyor" KKKA’yı tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını, gerekli bilinçle ölümlerin azaltılabileceğinin altını çizen Eroğlu, "Bunu tamamen ortadan kaldırmanız mümkün değil. Onun için bireysel önlemler, mekanik önlemler ve kimyasal mücadele bunları ortaya koymak lazım. Çiftlik hayvanlarının, diğer hayvanların ilaçlanması, parazit ilaçlarıyla, antiparazitli ilaçlarla ilaçlanması da önemli noktalardan bir tanesi. Doğru bilinen yanlışlar doğru zannediliyor ama yanlış aslında. Bunları bu vesileyle ortaya koymak lazım. Keneler nisan ayından itibaren aktif oluyor. Havalar ısınmaya başladığı andan itibaren kasım ayına kadar devam ediyor. Temmuzda, ağustosta pik yapıyor. Keneler o sırada çok aktif. Bağ, bahçeye giderken gerekir tedbirleri almaları lazım" şeklinde konuştu. "KKKA’yı taşıyan kene, 12 saate yakın kan emiyor" Kenenin vücuda yapıştıktan sonra hemen zehir vermediğini dile getiren Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha çok açık renkli ve uzun kollu, yani açık bir bölge olmayacak şekilde giyinmeleri lazım. Pantolonlarının paçasını çorabın içine koyacaklar, oradan bir yapışma olmasın. Vatandaşlar, işi bittikten sonra evine geldiği zaman da soyunacak ve bir kene taraması yapacak. Çünkü kene yapıştığı zaman hissetmiyor zaten insanlar. Eğer bir kene görmüş ise buna hemen müdahale etmesi gerekiyor. Doğru bilinen yanlış dediğimiz şey, ‘Aman keneye dokunulmasın, bir sağlık kuruluşuna gidilsin.’ Hayır, doğru değil. Bunun sebebi şu; kene yapıştıktan sonra kan emmeye başlıyor. Etkeni vermiyor. KKKA’yı taşıyan kene 12 saate yakın kan emiyor. 12 saat sonra şişiyor ve etkeni vermeye başlıyor. Biz keneyi gördüğümüzde ne zaman yapıştığını, ne zaman tutulduğunu bilmiyoruz. Vatandaşlar sabahleyin tarlasına gidiyor çalışıyor. Öğleden sonra diyelim ki keneyi gördü. Süratli bir şekilde alacak ama çıplak el ile almayacak. Bir poşet, eldiven ya da bir bez parçası ile onu çıkarıp muhafaza edecek."
İstanbul TCG Anadolu turistlerin ilgi odağı oldu SAHA EXPO 2026 kapsamında İstanbul’a gelen Türk donanmasının amiral gemisi TCG Anadolu, Sarayburnu Limanı’nda vatandaşların ve turistlerin ilgi odağı oldu. İstanbul Boğazı’ndan geçen dev kruvaziyer gemisi MSC Fantasia’daki turistlerin, tarihi yarımadaya adeta sırt çevirerek TCG Anadolu’yu izlediği anlar havadan görüntülendi. Geminin yalnızca TCG Anadolu’ya bakan kısmında oluşan yoğunluk dikkat çekti. Türkiye’nin en büyük askeri gemisi olan TCG Anadolu, SAHA EXPO 2026 kapsamında Sarayburnu Limanı’na demirledi. Üzerinde konuşlu 4 helikopter ve Bayraktar TB3 SİHA’larla dikkat çeken milli gemi, İstanbul Boğazı’ndan geçen yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini gördü. Özellikle dev kruvaziyer gemisi MSC Fantasia’daki turistlerin güvertelere çıkarak TCG Anadolu’yu cep telefonlarıyla görüntülemesi dikkat çekti. Havadan çekilen görüntülerde turistlerin savaş gemisine bakan tarafta yoğunluk oluşturduğu, İstanbul’un tarihi siluetine ise ikinci planda kaldığı görüldü. "Turistler İstanbul manzarasını değil TCG Anadolu’yu izledi" Boğaz geçişi sırasında Sarayburnu açıklarından geçen Bahama bayraklı dev kruvaziyer MSC Fantasia’daki turistlerin büyük bölümünün geminin sancak tarafına yönelmesi dikkat çekti. Havadan kaydedilen görüntülerde yolcuların cep telefonlarıyla TCG Anadolu’yu görüntülediği, bazı turistlerin uzun süre gemiyi izlediği görüldü. İstanbul’un tarihi yarımadası, Ayasofya-i Kebir Camii, Sultanahmet Camii ve Topkapı Sarayı manzarasına rağmen turistlerin yoğun ilgisinin savaş gemisine yönelmesi dikkat çekici görüntüler oluşturdu. Türk Deniz Kuvvetleri envanterindeki en büyük platform olan TCG Anadolu, yaklaşık 232 metre uzunluğa ve 27 bin 436 ton deplasmana sahip bulunuyor. Çok maksatlı amfibi hücum gemisi olarak görev yapan TCG Anadolu; SİHA konuşlandırabilme kapasitesiyle de dünyada öne çıkan platformlar arasında yer alıyor. Gemide aynı anda helikopter operasyonları gerçekleştirilebiliyor. "Dev kruvaziyer ile milli savaş gemisi aynı karede" Yaklaşık 333 metre uzunluğundaki MSC Fantasia ise dünyanın büyük kruvaziyer gemileri arasında gösteriliyor. Binlerce yolcu kapasitesine sahip lüks gemi; açık yüzme havuzları, seyir terasları ve eğlence alanlarıyla dikkat çekiyor. Dev yolcu gemisinin, TCG Anadolu ile aynı karede görüntülenmesi İstanbul Boğazı’nda güzel görüntüler oluşturdu.
Osmaniye Teneffüste fenalaşan öğrenciye öğretmenden hayat kurtaran müdahale Osmaniye’de teneffüs sırasında nefes borusuna mısır parçası kaçan ilkokul öğrencisi, nöbetçi öğretmen Ayşe Dinç’in yaptığı Heimlich manevrasıyla kurtarıldı. Osmaniye merkezde bulunan Yedi Ocak İlkokulu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, teneffüs sırasında yiyecek yiyen bir öğrenci, nefes borusuna mısır parçası kaçması sonucu bir anda fenalaşarak yere yığıldı. Durumu fark eden nöbetçi sınıf öğretmeni Ayşe Dinç, hızla öğrencinin yanına koştu. Öğrencinin nefes almakta zorlandığını ve soluk borusuna yiyecek kaçtığını anlayan öğretmen Ayşe Dinç, vakit kaybetmeden Heimlich manevrası uyguladı. Yapılan müdahale sonrası öğrencinin nefes borusundaki yiyecek çıkarılırken, öğrenci yeniden nefes almaya başladı. Bu tür durumlarda ilk yardım bilmek ve doğru müdahale önemli diyen Öğretmen Ayşe Dinç, "Bahçe nöbetim sırasında bir öğrencinin boğazını tutarak bana doğru geldiğini ve nefes almakta zorlandığını fark ettim. Daha önce almış olduğum ilk yardım eğitimi sayesinde aklıma hemen Heimlich manevrası geldi ve vakit kaybetmeden uygulamaya başladım. Öğrencimizin soluk borusundaki yabancı cisim kısa sürede çıkarıldı. Müdahalenin ardından öğrencimiz yavaş yavaş nefes almaya ve kendine gelmeye başladı.Bu tür durumlarda soğukkanlı davranıp zamanında ve doğru müdahale yapmak çok önemli. Gerçekten hayat kurtarıyor. Bu nedenle herkesin ilk yardım eğitimi alması gerektiğini düşünüyorum. En büyük sevincimiz ise öğrencimizin yeniden sağlığına kavuşmuş olmasıdır." Dedi.