POLİTİKA - 12 Mart 2026 Perşembe 16:05

Bakan Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"

A
A
A
Bakan Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz" dedi.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında iki ülke ilişkilerinden Orta Doğu’daki çatışmalara, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinden NATO’nun hava savunma sistemlerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.


Alman mevkidaşı ile iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini ve Orta Doğu’da devam eden savaş başta olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Bakan Fidan, ikili ticaret hacminin 2025’te 52 milyar dolar seviyesini aştığını belirtti.


Savunma sanayiinde iş birliği vurgusu


Almanya ile ekonomik iş birliğini daha üst seviyeleri taşıyacak sektörlerden birinin de savunma sanayii alanı olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Avrupa ve Orta Doğu’da yaşanmakta olan gelişmeler, müttefikler arasındaki dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Eurofighter Typhoon savaş uçarı tedariki konusunda Almanya’nın sergilediği olumlu tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayi alanındaki diğer işbirliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut ediyoruz" ifadelerini kullandı.


"Türkiye’nin AB üyeliği Avrupa için stratejik kazanım"


Alman mevkidaşı ile Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik hedefinin de ele aldığını dile getiren Bakan Fidan, "Bölgesel ve küresel gelişmeler Türkiye’nin üye olmasının AB’ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir. Unutulmamalıdır ki üyelik süreci sadece ülkemize değil iki tarafa birden sorumluluk yüklemektedir" dedi.


"Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz"


ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların da görüşmede ele alındığını aktaran Bakan Fidan, "Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Çatışmanın sonlandırılması ve gerilimin azaltılması için komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz. Memnuniyetle görüyoruz ki aslında çoğunluk olarak hem doğuda hem batıda bütün ülkeler hemen hemen aynı perspektifte hareket etmekte aynı şeyi düşünmekte" diye konuştu.


"İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"


Ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme getirilmesi için planlar yapıldığını aktaran Fidan, şu ifadeleri kullandı: "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz. Hiç kimse böyle bir hayalin içerisine girmesin. Yanlış bir adım atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her tür senaryoya hazırlıklı durumdayız."


İsrail’in Lübnan ve Gazze politikalarına tepki


Orta Doğu’daki yaşanan krizlerin merkezinde Netanyahu hükümetinin yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, "Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan istifadeyle kirli savaşı Lübnan’ı da taşımakta. Bir milyona yakın kişinin evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail’in saldırıları sona ermeli. Lübnan’ın çökmesi başta komşu ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Ayrıca uluslararası toplumun dikkati Gazze’den uzaklaşmamalıdır. Netanyahu’nun Gazze ve Batı Şeria’da işgal ve yıldırma politikalarını hayata geçirmesine göz yumulmamalıdır. Mübarek Ramazan ayında ve soğukların devam ettiği bu dönemde Gazzelilerin yaşam şartlarının daha da kötüleşmemesi öncelikli bir meseledir. Barış kurunun ve bağlı mekanizma alanının Gazze’de etkin şekilde faaliyete geçmesi istikrar ve barışın tesisi için hayatı önem taşımaktadır. Barış çabaları devam ederken İsrail’in kutsal mekanlara yönelik hukuka aykırı ve provokatif eylemlerine de devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki gelişmeleri bahan ederek Müslümanların Mescidi Aksa’da ibadet etmelerine kısıtlamalar getirmesi de hukuksuzdur, izansızdır. İsrail’in Hıristiyanların ibadet mekanlarına yönelik kısıtlamalarını keza son derece yanlış bulduğumuzda ayrıca vurgulamak isterim" ifadelerine yer verdi.


Savaşın sona erdirilmesinde Türkiye’nin rolü


ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların endişe verici olduğunu belirten Wadephul, "Bu konuda ortak bir perspektif bulmamız gerekiyor ki buradaki savaş sona erdirilebilsin. Bu konudaki imkanları kullanarak da tabii ki bir savaşın sona erdirilmesini görelim. Türkiye sanıyorum burada çok önemli bir rol oynayabilir. Biz birlikte koordinasyon içerisinde çalışmak istiyoruz önümüzdeki günlerde. Federal hükümet adına da gelecek için tabii ki İran’dan herhangi bir tehlike gelmemesi gerekiyor. Komşularına yönelik Avrupa için de tehlike oluşturmaması gerekiyor ve bölgesel rolünü İran olumlu anlamda tanımlaması gerekiyor. Bu nükleer programı ve balistik füze programının da tabii sonlandırılması gerekiyor ki bir tehdit oluşturuyor" dedi.


"Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır"


Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaret sonrası başta bölge ülkeleri olmak üzer Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin "Bu seyahati ben Avrupa Dışişleri Bakanı seyahati olarak görüyorum. Ben şunu da özellikle ortaya koymaya çalıştım. Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır ve Almanya’dan her defasında zaten bu talep edilmiştir. Sorumluluk alması yönünde bir talepte bulunmuştur. Ben bunu da biraz daha açıklamak ve netleştirmek istedim. Görüşmelerde de elde ettiğim iznin Avrupa çıkarının, bu yöndeki çıkarın çok büyük bir talep olduğunu ve önümüzdeki günlerde de Avrupa Birliği içerisindeki arkadaşlarımla tekrar bu konuyu görüşeceğim" dedi.


İran tarafından ateşlenen ve NATO hava savunma ve füze sistemleri ile etkisiz hale getirilmesine ilişkin Bakan Fidan, "NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi, aslında bizim parçası olduğumuz ve büyük bir destek verdiğimiz NATO’nun kollektif savunma konseptiyle çok yakından uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO bütün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık yapmakta. Hem bölgede olan gelişmeler hem de son saldırılar gösterdi ki hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli. Bunun çok farklı çeşitleri var. Özellikle balistik füzelerle ilgili olan kısımlarda kollektif yarı savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Burada Türkiye NATO üyesi ülkelerden gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda. Özellikle Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü koordinasyon çalışmaları var. Almanya’da bu konuda yakından çalıştığımız ortaklarımızdan birisi. Türkiye’ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası neredeyse bütün NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarından ya bizzat telefon aldım çoğundan ya da mesaj gönderdiler. Aslında bu son derece kıymetli, önemli bir mesaj" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri MHP’li Ersoy, üniversite hastanelerindeki mali sorunları TBMM gündemine taşıdı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, üniversite hastanelerinde görev yapan 4/D statüsündeki sağlık çalışanlarının ikramiye ve mali haklarında yaşanan gecikmeler ile personel eksikliğini TBMM gündemine taşıdı. Milliyetçi Hareket Partisi Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, üniversite hastanelerinde görev yapan ve 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında taşeron sisteminden kadroya geçirilen 4/D statüsündeki sağlık çalışanlarının yaşadığı mali sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Ersoy, hazırladığı yazılı soru önergesi ile konuyu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e ileterek, üniversite hastanelerinde çalışan sağlık personelinin ikramiye ve geriye dönük ücret farklarının zamanında ödenmemesi nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dikkat çekti. Üniversite hastanelerinin döner sermaye bütçelerinde yaşanan mali sıkıntıların çalışan ödemelerinde gecikmelere yol açtığını belirten Ersoy, bu durumun hem sağlık çalışanlarının hak kaybına neden olabileceğini hem de sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Söz konusu sorunların çözümü için gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayan Ersoy, üniversite hastanelerinin mali yapısının güçlendirilmesi ve personel ihtiyacının karşılanması konularında Bakanlığa çeşitli sorular yöneltti. Ersoy sosyal medyada yapmış olduğu paylaşımında şu ifadelere yer verdi; "Üniversite hastanelerinde görev yapan 4/D statüsündeki sağlık çalışanlarımızın ikramiye ve mali haklarının zamanında ödenmemesi ile yaşanan personel eksikliği konusunu hazırladığımız soru önergesi ile Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’e ilettik. Sağlık çalışanlarımızın emeğinin karşılığını zamanında alması ve üniversite hastanelerimizin hizmetlerini aksatmadan sürdürebilmesi için konunun takipçisi olacağız."
Bartın BARÜ ile Bartın İl Müftülüğü arasında "Diyanet Genç Ofis" protokolü imzalandı Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Bartın İl Müftülüğü arasında öğrencilerin sosyal, kültürel ve kişisel gelişimlerine katkı sağlanması amacıyla "Diyanet Genç Ofis İş Birliği Protokolü" imzalandı. Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Bartın İl Müftülüğü arasında öğrencilerin gelişimlerini desteklemek hedefiyle "Diyanet Genç Ofis İş Birliği Protokolü" yapıldı. Protokol, Rektörlük Senato Salonu’nda BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ile Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin tarafından imzalandı. Protokol kapsamında BARÜ Kutlubey Yerleşkesi Öğrenci Yaşam Merkezinde Diyanet Genç Ofis kurulacak. Diyanet Genç Ofis’te öğrencilere yönelik manevi danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunulacak. Ayrıca seminer, konferans, söyleşi gibi etkinlikler düzenlenerek öğrencilerin sosyal, kültürel ve kişisel gelişimlerine katkı sağlanacak. Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya, "Gençlerimizin sosyal, kültürel ve manevi gelişimlerine katkı sunacak önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Yaklaşık 5 ay önce başlattığımız hazırlık sürecinin ardından Bartın İl Müftülüğü ile iş birliği protokolü imzalayarak Diyanet Genç Ofis’in Üniversitemizde kurulmasına yönelik önemli bir adım attık. Bu anlamlı iş birliğinin Üniversitemiz ve şehrimiz için hayırlı olmasını diliyor, başta Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Protokolün imzalanmasının ardından Rektör Akkaya ve İl Müftüsü Keskin, Diyanet Genç Ofis’in kurulması planlanan alanda inceleme yaptı.
Çorum El ele verip şehitlikte temizlik yaptılar Çorum’da Ramazan Bayramı öncesinde şehitlikte bakım, onarım ve temizlik çalışması yapıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 81 ilde eş zamanlı olarak başlattığı seferlik kapsamında Çorum’da şehitlikte kabirlerin bakım ve temizliği yapıldı. Bu kapsamda, Çorum Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü öncülüğünde şehitlikte bir araya gelen katılımcılar, kabirlerin bakım ve temizliğini yaptı. Çocukların katıldığı çalışmanın ardından şehit kabirleri tek tek ziyaret edildi. İl Müftü Yardımcısı Dr. Fazıl Saraç tarafından da şehitler için dua edildi. "Gelecek nesillere, kahramanlarımızın hatırasını en temiz ve en vakur haliyle aktarmak boynumuzun borcudur" Tüm şehit mezarlarının bakım, temizlik ve onarımlarının yapılacağını söyleyen Çorum Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürü Sahit Aydın, "Bu toprakları bizlere vatan kılan, gölgesinde huzurla nefes aldığımız al bayrağımıza rengini veren aziz kahramanlarımıza olan minnet borcumuzun küçük bir nişanesini sunmak üzere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, ilgili kurumların desteği ile 81 ilimiz genelindeki tüm şehit mezarlarının bakım, onarım ve temizliğini kapsayan büyük bir seferberliği bugün itibarıyla başlatmış bulunuyoruz. Aynı zamanda şehitlerimizin mevcut durumlarını da kayıt altına alarak gerekli çalışmaların yapılması için takip ediyoruz. Gelecek nesillere, kahramanlarımızın hatırasını en temiz ve en vakur haliyle aktarmak boynumuzun borcudur" dedi.
Bartın Üniversitesi gençler Kur’an-ı Kerim’i güzel okumak için yarıştı Bartın Üniversitesinde (BARÜ) düzenlenen yarışmada öğrenciler Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma ve hafızlık alanındaki yeteneklerini sergiledi. Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Diyanet İşleri Başkanlığı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) öncülüğünde öğrencilerin Kur’an-ı Kerim’i okuma becerilerini geliştirmek amacıyla "Üniversitelerarası Hafızlık ve Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması" düzenlendi. Rektörlük Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılış konuşmalarını BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Başkan yaptı. Program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Açılış konuşmasında Rektör Akkaya, etkinliğin manevi değerine dikkat çekerek "Bütün okumalarımız tek bir kitabı anlayabilmek içindir. Bu anlamlı organizasyon, güzel okuma ve hafızlıktaki ahengin yansıması olarak gönüllerimizi huzurla dolduran bir eserin finalidir. Bizler Kur’an’ı anlamak zorundayız. Okumak demek duyduklarımızı algılamak, işittiklerimizi anlamlandırmak demektir. Kur’an’ı okumak da yüreğimizi huzurla doldurmaktadır" dedi. Ardından geçilen yarışmada öğrenciler "Hafızlık" ve "Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma" kategorilerinde performanslarını sergiledi. Yarışmacılar jüri tarafından farklı kriterler üzerinden değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler neticesinde "Hafızlık" kategorisinde Muhammed Enes Işık seçilirken "Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma" kategorisinde Talha Bilgiç birinci, Recep Şahin ikinci, Zidny İlahiyal Husna ise üçüncü oldu. Dereceye giren öğrenciler, bölge yarışmalarında BARÜ’yü temsil etme hakkı kazandı.