POLİTİKA - 07 Kasım 2025 Cuma 13:35

Bakan Bayraktar: "Güncel değeri 37 milyar dolar olan 92,4 milyar metreküp doğal gaz keşfettik"

A
A
A
Bakan Bayraktar: "Güncel değeri 37 milyar dolar olan 92,4 milyar metreküp doğal gaz keşfettik"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Mayıs ayında Göktepe-3 kuyusunda yaptığımız 75 milyar metreküplük keşifle birlikte 2025 yılı içerisinde, güncel değeri 37 milyar dolar olan 92,4 milyar metreküp doğal gaz keşfettik" dedi.


Bakan Bayraktar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2026 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı.



"Maden ihracatımızı da 7 kat artırarak 6 milyar dolarlık bir sektör haline getirdik"


Bayraktar, madencilik alanında zengin yer altı kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma açısından önemli bir imkân sunduğunu dile getirdi. Bu alanda ‘Önce İnsan, Sonra Çevre, Sonra Katma Değerli Madencilik’ vizyonuyla hareket ettiklerini söyleyen Bayraktar, "Madencilik sektörü yüksek istihdam kapasitesi ve oluşturduğu güçlü değer zinciriyle de ülkemizin ekonomisine katkı sağlamaktadır. 2002 yılında Gayrisafi Yurtiçi Hasıla içinde bugünkü fiyatlarla 116 milyar lira olan madencilik sektörünün hacmini 4,5 katına çıkararak 2024 yılında 525 milyar liraya ulaştırdık. Ayrıca, maden ihracatımızı da 7 kat artırarak 6 milyar dolarlık bir sektör haline getirdik" ifadelerine yer verdi.


"Bor madeninde 1 milyar 322 milyon dolarlık gelir elde ederek tüm zamanların rekorunu kırdık"


Bayraktar, Bor madeninin de Türkiye’ye önemli bir gelir sağladığını belirterek, "Bor madeninde geçen sene 2 milyon 500 bin ton satışla 1 milyar 322 milyon dolarlık gelir elde ederek tüm zamanların rekorunu kırdık. Yer altı zenginliklerimizin katma değerli ürünler haline getirilmesi amacıyla; savunma sanayi, nükleer enerji ve çelik sanayi gibi sektörler için kritik önemdeki bor karbür ve ferrobor üretim tesislerini hayata geçirdik. Ayrıca, Eskişehir Kırka’da kurulan pilot tesisle lityum karbonat üretiminde ilk ürünü elde ettik. Yıllık 600 ton kapasiteli endüstriyel tesisin kurulumuna yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz" diye konuştu.



"694 milyon ton ile tek sahada en büyük ikinci nadir toprak elementi kaynağını tespit ederek pilot tesisimizi devreye aldık"


Stratejik önemi sebebiyle son dönemde uluslararası ticaret savaşlarının merkezinde yer alan nadir toprak elementlerinin üretilmesi ve işlenmesinin en öncelikli konulardan biri olduğunu belirten Bayraktar, "Bu doğrultuda, Eskişehir Beylikova’da yoğunlaştırdığımız arama faaliyetleri kapsamında, 125 bin metrenin üzerinde sondaj gerçekleştirdik. 694 milyon ton ile dünyada tek sahada en büyük ikinci nadir toprak elementi kaynağını tespit ederek, üretime yönelik olarak pilot tesisimizi devreye aldık. Endüstriyel tesisin kurulması çalışmalarına devam ediyoruz. Ayrıca, nadir toprak elementleri ve diğer kritik mineraller özelinde çalışmalar yapmak üzere 2018 yılında kurduğumuz Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsünde; cevher zenginleştirme, saflaştırma ve geri dönüşümden uç ürün elde edilmesi faaliyetlerine TENMAK çatısı altında devam ediyoruz" açıklamasında bulundu.


Bayraktar, savunma sanayi, yerli otomobil, batarya teknolojileri ve yenilenebilir enerji ekipman üretiminin merkezinde yer alan kritik ve stratejik madenlerin vazgeçilmez nitelikte olduğunu vurgulayarak, bu çerçevede ‘Türkiye Kritik ve Stratejik Madenler Raporu’nu yayımladıklarını ve böylece kritik ve stratejik önemi olan toplam 37 maden türünü belirlediklerini sözlerine ekledi.



"Güncel değeri 37 milyar dolar olan 92,4 milyar metreküp doğal gaz keşfettik"


Petrol ve doğal gaz gibi birincil enerji kaynaklarında dışa bağımlılığın yüksek olmasının, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve dış ticaret dengesi üzerinde önemli etkiler oluşturduğu söyleyen Bayraktar, geçen sene 66 milyar dolar olan enerji ithalatımızı azaltmak adına yurt içi ve yurt dışındaki arama ve üretim faaliyetlerimizi artırdıklarını bilgisini paylaştı. Bakan Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:


"Devam eden arama faaliyetlerimiz kapsamında başta Mayıs ayında Göktepe-3 kuyusunda yaptığımız 75 milyar metreküplük keşifle birlikte 2025 yılı içerisinde, güncel değeri 37 milyar dolar olan 92,4 milyar metreküp doğal gaz keşfettik. Arama faaliyetlerinin yanı sıra, Sakarya sahasında üretimin artırılması yönünde de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda, günlük yaklaşık 7 milyon metreküp olan üretimimiz, tamamlanan Faz-1 sonunda 9,5 milyon metreküpe ulaşmıştır. Böylece 4 milyondan fazla hanemizin yıllık ihtiyacını kendi doğal gazımızla karşılıyor ve yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolarlık ithalatı önlüyoruz. Faz-2 çalışmaları kapsamında ilk yüzer üretim platformumuz "Osman Gazi"yi enerji filomuza dahil ettik. Deniz üstünde adeta bir sanayi tesisi olan bu platform ile, 2026 yılında üretime başlayacak ve günlük doğal gaz üretimimizi 20 milyon metreküpe çıkararak mevcut üretimimizi iki katına ulaştıracağız. Faz-3 kapsamında ise 2028 yılında devreye alacağımız ikinci Yüzer Üretim Platformu ile Türkiye’nin enerji yolculuğunda yeni bir sayfa daha açacağız. Bu faz sonunda günde 45 milyon metreküp, yıllık olarak ise 16,5 milyar metreküp doğal gaz üretimi yapacağız."



"161 kara sondajını tamamladık 62 milyon varillik yeni petrol rezervi keşfettik"


Bayraktar, Gabar’da geçen yıl bu günlerde yaklaşık 57 bin varil olan günlük petrol üretimini, yüzde 42 artırarak 81 bin varile yükselttiklerini dile getirerek bu üretim ile cari açığın azaltılmasına yılda yaklaşık 2 milyar dolarlık katkı sağladıklarına işaret etti.


Arama ve üretim faaliyetlerinin yapılabilmesi amacıyla Gabar’ın sarp arazisinde yoğun bir çalışma yürüterek, yaklaşık 700 kilometrelik bir yol ağı inşa ettiklerini söyleyen Bayraktar, "2025 yılında Şırnak, Adıyaman ve Diyarbakır başta olmak üzere toplam 161 kara sondajını tamamladık, 50 sondaja ise devam ediyoruz. Bu çalışmalar neticesinde, 62 milyon varillik yeni rezerv keşfettik. 2026 yılında 282’si karada, 18’i denizde olmak üzere toplam 300 sondaj yapmayı hedefliyoruz. Tüm bu çalışmalarımızın sonucu olarak petrol ve doğal gazda tarihimizin en yüksek üretim seviyelerine ulaştık. Yurt içi ve yurt dışında günlük toplam 180 bin varil üretim gerçekleştiriyoruz. Bu üretimle her gün yaklaşık 7 milyon aracın yakıt ihtiyacını kendi petrolümüzle karşılayabiliyoruz" diye konuştu.



"81 ilimizde 950 yerleşim yeri ve 229 OSB’ye doğal gazı ulaştırdık "


Doğal gaz iletim ve dağıtım şebekesinin gelişimine dikkati çeken Bayraktar, "243 bin kilometrelik iletim ve dağıtım şebekemizle, 81 ilimizde 950 yerleşim yeri ve 229 OSB’ye doğal gazı ulaştırdık. Son bir yılda; ilave 51 yerleşim yerine doğal gaz arzı sağlamamızın yanı sıra Türkiye genelinde konut abone sayısı da yaklaşık 1 milyon artmıştır. Nüfusumuzun yüzde 85’ine doğal gaz kullanım imkânı sunarak vatandaşlarımıza sadece bir enerji kaynağı değil yaşam konforu ve şehirlerimizde yüksek bir hava kalitesi de sağlıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz doğal gaz dönüşümü sayesinde yıllık 34 milyon ton karbondioksit emisyonunun yanı sıra kükürt kaynaklı kirlilik oluşumunu da önlüyoruz" şeklinde konuştu.



"Rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzü 38 bin MW’ın üzerine çıkartarak 29 Keban Barajı’na eş değer bir kapasiteyi devreye aldık"


Türkiye’nin elektrik talebinin geçen yıl yaklaşık yüzde 6 oranında artarak 354 milyar kWh’e yükseldiğini söyleyen Bayraktar, sözlerini şu şekilde sürdürdü:


"Bu yüksek talep artışını karşılamak üzere son bir yılda devreye aldığımız yaklaşık 7 bin MW’lık kapasiteyle kurulu gücümüzü 121 bin 418 MW’a ulaştırdık. Rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzü 38 bin MW’ın üzerine çıkartarak 29 Keban Barajı’na eş değer bir kapasiteyi devreye aldık. Bu yıl yalnızca rüzgâr ve güneşten elde ettiğimiz elektrik, sanayi tüketimimizin yaklaşık yüzde 75’ini karşılayacak seviyeye gelmiştir. Avrupa’da Almanya ve Fransa’nın ardından en yüksek elektrik talebine sahip üçüncü ülkeyiz. Bu yıl elektrik talebimiz hava şartlarının da etkisiyle 29 Temmuz’da günlük bazda 1,24 milyar kWh’i, yine Temmuz’da aylık bazda yaklaşık 34 milyar kWh’i aşarak rekor seviyelere ulaştı. Bu dönemde zirveye çıkan talebin yüzde 60’ını yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan karşıladık. Bunların yanı sıra yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içindeki payını yüzde 62’ye, yerli kaynakların oranını ise yüzde 71’e yükselttik. Geldiğimiz bu nokta itibarıyla Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı verilerine göre, toplam yenilenebilir enerji kurulu gücümüz ile Avrupa’da 5., dünya genelinde ise 11. sırada yer alıyoruz."


Bayraktar, nükleer enerjinin Türkiye için alternatif değil, zorunluluk olduğuna değinerek Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin, aynı anda 4 reaktör inşasının yürütüldüğü, dünyanın en büyük nükleer santral projesi olduğunu söyledi. 2050 yılında 20 bin MW’lık nükleer kapasiteye sahip olmayı planladıklarını, Sinop ve Trakya’daki nükleer güç santrali projeleriyle ilgili çalışmaların sürdüğünü anlatan Bayraktar, bununla birlikte 5 bin MW’lık küçük modüler reaktörlere (SMR) sahip olmak istediklerini dile getirdi.


"Enerji tüketimimizde yaklaşık yüzde 16 tasarruf edeceğiz"


Enerji verimliliğinin; iklim hedeflerine ulaşmanın, sanayinin rekabet gücünü artırmanın ve sürdürülebilir kalkınmanın stratejik unsurlarından biri haline geldiğini söyleyen Bayraktar, "Sadece 2024 yılında 3,4 milyar dolarlık yatırımla 1 milyon 544 bin TEP tasarruf sağladık ve 4,8 milyon ton karbondioksit emisyonunu engelledik. Eylem planı dönemi sonunda enerji tüketimimizde yaklaşık yüzde 16 tasarruf edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Bayraktar, enerjiyi çatışma ve gerilim alanı olarak değil, bölgesel ve küresel iş birliğinin bir aracı olarak gördüklerini vurgulayarak 2016 yılından itibaren dünyada LNG arzının genişleyeceğini öngörüsü ile son bir yılda 143 milyar metreküplük LNG kontratı yaptıklarını söyledi.



"Meskenlerde kullanılan elektriğe yüzde 54; doğal gaza ise yüzde 45 destek verilmektedir"


Enerji tüketim desteğine devam ettiklerinin altını çizen Bayraktar, "Bu kapsamda, tüm vatandaşlarımızın elektrik ve doğal gaz faturalarında bugünün fiyatlarıyla 2024 yılında 548 milyar, 2025 yılı ilk 10 ayında ise yaklaşık 530 milyar liralık tutar hazinemiz tarafından karşılanmıştır. Halihazırda meskenlerde kullanılan elektriğe yüzde 54; doğal gaza ise yüzde 45 destek verilmektedir" şeklinde konuştu.



"3,5 milyon haneye 86 milyar lira doğrudan elektrik tüketim desteği yapıldı"


Bayraktar, dar gelirli hanelere yönelik elektrik, doğal gaz ve kömür yardımlarının sürdüğünü söyleyerek, "Günümüz fiyatlarıyla; 2019-2025 yılları arasında 3,5 milyon haneye 86 milyar lira doğrudan elektrik tüketim desteği, 2022-2025 yılları arasında 679 bin haneye 4,8 milyar lira doğrudan doğal gaz tüketim desteği verilmiştir. Bunlarla birlikte 2003 yılından itibaren 225 milyar lira kömür yardımı yaptık" diye konuştu.


Petrol, doğal gaz ve maden üretiminden elde edilen devlet haklarından 15,8 milyar liralık kaynağı Aile ve Gençlik Fonu’na aktararak gençlere destek olduklarını da dile getiren Bayraktar, "Bugüne kadar 62 bini aşkın genç çiftimiz bu fondan yararlanmaya hak kazanmıştır" dedi.


Komisyon Bayraktar’ın konuşmasının ardından siyasi parti sözcülerinin konuşmalarıyla devam etti.



Bakan Bayraktar: "Güncel değeri 37 milyar dolar olan 92,4 milyar metreküp doğal gaz keşfettik"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Maraş: "Aydın’ın Mart ayı ihracatı 157.5 milyon dolar oldu" Aydın Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan faaliyet illerine göre 2026 yılı mart ayı ihracat verilerini değerlendirirken, Aydın’ın Mart ayı ihracatının 157.5 milyon dolar olduğunu açıkladı. Başkan Maraş, küresel ekonomide yaşanan belirsizliklerin, bölgesel krizlerin, artan maliyetlerin ve dış pazarlardaki talep daralmasının ihracatçı firmalar üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek, Mart ayında yaşanan düşüşün mevcut şartlar içinde olağan karşılanması gerektiğini ifade etti. Başkan Maraş açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Faaliyet illerine göre Aydın’ın 2026 yılı mart ayı ihracatı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8 azalarak 157,5 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Son 12 aylık ihracatımız ise yüzde 1,4 azalışla 1 milyar 930 milyon dolar seviyesine gerilemiştir. Aydın, en fazla ihracat gerçekleştiren iller arasında 22’nci sırada yer almıştır. Sadece yerel ya da ulusal değil, küresel ölçekte zorlu bir ekonomik süreçten geçiyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlar, siyasi gerilimler, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, enerji ve lojistik maliyetlerindeki dalgalanmalar, ihracat pazarlarında talep daralması ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, ihracat yapmayı her zamankinden daha güç hale getirmiştir. Bu tablo içerisinde Mart ayında ihracatımızda yaşanan azalmayı yalnızca rakamsal bir gerileme olarak değil, küresel şartların ihracatçı üzerindeki etkisinin bir yansıması olarak değerlendirmek gerekir. İçinden geçtiğimiz dönemde mevcut pazarlarda tutunmak, yeni pazarlara ulaşmak ve rekabet gücünü korumak başlı başına önemli bir başarıdır. Bu nedenle söz konusu azalışı, olağan dışı değil; küresel ekonomik şartların doğal bir sonucu olarak görmek gerekir. Özellikle Avrupa Birliği pazarında elde edilen performansı olumlu buluyoruz. Mart ayında AB ülkelerine ihracatımız yüzde 9,5 artarak 72 milyon dolara ulaşmış, AB’nin Aydın ihracatındaki payı yüzde 45,7 olmuştur. Sektörel bazda baktığımızda, Mart ayında 30 farklı ana sektörde ihracat gerçekleştirilmiştir. Gıda ürünleri ve içecek sektörü 53,6 milyon dolar ile lider sektör olurken, makine ve teçhizat sektörü 30,4 milyon dolar, tarım ve hayvancılık sektörü ise 12,2 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta en yüksek payı yüzde 78,8 ve 124,2 milyon dolar ile imalat sanayi almıştır. Ülke genelinde de mart ayında faaliyet illerine göre ihracat yüzde 6,4 azalarak 21,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Aydın’da yaşanan ihracat azalışını Türkiye genelindeki eğilimden bağımsız değerlendirmek doğru olmayacaktır. Küresel ticaretin yavaşladığı, rekabetin zorlaştığı ve maliyet baskılarının arttığı bu dönemde ihracatçılarımız büyük bir özveriyle üretmeye ve ülkemize döviz kazandırmaya devam etmektedir. Aydın iş dünyası sahip olduğu üretim kültürü, girişimcilik ruhu ve pazar çeşitliliğiyle bu süreci de aşabilecek güçtedir"
Gümüşhane Gümüşhane’de iki beyazın büyüleyici buluşması Gümüşhane’nin yüzyıllarca idari ve ticari merkezi olan, "hoşgörü şehri" Süleymaniye Mahallesi, baharın gelişiyle birlikte adeta bir tabloya dönüştü. Yüksek kesimlerdeki kar örtüsü ile vadideki meyve ağaçlarının beyaz çiçeklerinin aynı karede buluştuğu mahalle, tarih ve doğaseverlere görsel bir şölen sundu. Türkiye’de adını değerli bir madenden alan tek il olan Gümüşhane’nin eski yerleşim yeri olan ve bugünkü kent merkezine 3 kilometre mesafede bulunan tarihi Süleymaniye Mahallesi bahar mevsimiyle birlikte ayrı bir güzelliğe büründü. Doğa ve tarihi iç içe barındıran yapısının yanı sıra yüzyıllarca farklı kültürlerin huzur içinde yaşadığı tarihi Süleymaniye Mahallesi, ilkbaharın gelişiyle birlikte kuş seslerinin eşliğinde zirvelerinde de beyaz örtü, ağaç dallarında da beyaz çiçeklerle birlikte mahalleyi saran halı gibi yeşil örtüyle enfes bir görünüme kavuştu. "Gümüş" madenlerinin bereketiyle şekillenen ve madenci kenti kimliğiyle bilinen bölge, bu yıl havaların soğuk seyretmesi nedeniyle baharı gecikmeli de olsa coşkuyla karşıladı. İl merkezine sadece 3 kilometre mesafede bulunan mahallede, yüksek rakımlı noktalardaki kar örtüsü ile vadi tabanındaki meyve çiçekleri "iki zıt beyazı" aynı manzarada birleştirdi. Tarih boyunca Türk, Rum ve Ermeni toplumlarının bir arada yaşadığı Süleymaniye, bu kültürel zenginliğini günümüze kadar taşıdı. Günümüzde "Kentsel ve Doğal Sit Alanı" statüsünde korunan bölgede, cami ve kiliselerin yan yana yükselen siluetleri, hoşgörü ikliminin en somut kanıtı olarak dikkat çekti. Mahalledeki han, hamam, köprü, çeşme ve camisiz minareler, baharın yeşil ve beyaz tonlarıyla birleşerek fotoğraf sanatçıları için doğal bir plato oluşturdu. Yüz yıllık miras turizmle canlandı Yaklaşık bir asır önce yerleşim merkezinin mevcut şehir konumuna taşınmasıyla sessizliğe bürünen Süleymaniye, son yıllarda gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla turizmin odak noktası haline geldi. Bölgeyi ziyaret eden vatandaşlardan Mehmet Kaçan, mahallenin eski bir madencilik şehri olduğunu hatırlatarak, her mevsimin ayrı bir güzellik sunduğunu ifade etti. Kaçan, şehir merkezine 10 dakika mesafede bulunan bu kadim yerleşimin, özellikle bahar aylarında sunduğu renk cümbüşünün mutlaka görülmesi gerektiğini belirtti. Fotoğrafçıların yeni gözdesi Gümüşhane’de yaşayan fotoğraf tutkunu Metin Aydın ise Süleymaniye’nin sunduğu görsel imkanlara değindi. Aydın, yükseklerdeki karın henüz erimediği, aşağılarda ise ağaçların çiçek açtığı bu dönemin nadir sahneler sunduğunu dile getirdi. Hafta sonu huzur arayanlar ve kuş sesleri eşliğinde tarih yolculuğuna çıkmak isteyenler için Süleymaniye Mahallesi, şehrin en önemli cazibe merkezi olma özelliğini sürdürdü.
Kilis Kilis’te gönüllü dönüşte duygulandıran an Suriye’de Esad rejiminin sona ermesinin ardından gönüllü dönüşler devam ederken, geri dönüş işlemlerinin yürütüldüğü Kilis Öncüpınar Gümrük Kapısı’nda röportaj sırasında bir Suriyeli duvardaki Türk bayrağını öpüp başına koydu. Kilis’te bir Suriyelinin Türk bayrağına gösterdiği saygı kameraya yansıdı. Suriye’de Esad rejiminin sona ermesinin ardından Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacıların gönüllü geri dönüşleri hız kesmeden devam ediyor. Geri dönüş işlemlerinin yürütüldüğü Kilis Öncüpınar Gümrük Kapısı’ndaki Gönüllü Geri Dönüş Merkezi’nde Suriyeliler, gerekli işlemlerini tamamlayarak ülkelerine geçiş yapıyor. Bursa’dan geldiğini ve Şam’a döneceğini belirten Suriyeli Wael Anbar, röportaj sırasında duvarda asılı bulunan Türk bayrağını öperek başına koydu. 10 yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşadığını ifade eden Anbar, "Türkiye’yi çok seviyorum. Türk bayrağı benim başımın üstünde. Türkiye’den çok memnunum, Türkiye için ne söylesem az" dedi. 2013 yılında Humus’tan Türkiye’ye geldiğini belirten bir diğer Suriyeli Belal Shabalot, "Türkiye’de muhasebecilik yaptım, evlendim ve 3 kız çocuğum var. Türkiye çok iyi ve güzel bir ülke. Her şey için teşekkür ederiz. 12-13 yıl yaşadım ve çok memnun kaldım" diye konuştu. Öte yandan, Kilis Öncüpınar Gümrük Kapısı’nda gönüllü geri dönüşler gece saatlerinde de aralıksız sürüyor.
Samsun Sanayi sitesinin seyyar berberi, esnafı dükkan dükkan gezerek tıraş ediyor Samsun’da sanayi dönüşüm sürecinin ardından ilginç bir meslek hikâyesi ortaya çıktı. Yüzlerce esnafın faaliyet gösterdiği Toybelen Sanayi Sitesi’nde berber bulunmaması üzerine, 25 yıllık berber Mürsel Bülbül çözümü "seyyar berberlikte" buldu. Elinde çantasıyla dükkân dükkân gezen Bülbül, esnafı yerinde tıraş ediyor. Canik ilçesinde yer alan Gülsan Sanayi Sitesi’ndeki esnafın yeni yapılan Toybelen Sanayi Sitesi’ne taşınmasıyla birlikte eski bölgede yıkım süreci başladı. Gülsan Sanayi Sitesi’nde uzun yıllardır berberlik yapan 44 yaşındaki Mürsel Bülbül ise müşterilerinin taşınmasının ardından yalnız kaldı. Yeni sanayi sitesinde henüz berber dükkânlarının olmaması üzerine Bülbül, çantasını alarak esnafı tek tek ziyaret etmeye başladı. Gittiği her dükkânda hizmet veren Bülbül, gün içinde sınırlı sayıda tıraş yapabildiğini belirterek işin zorluklarına dikkat çekti. 25 yıldır aynı esnafa hizmet verdiğini ifade eden Mürsel Bülbül, "Gülsan Sanayi Sitesi’nde 25 yıldır bu mesleği yapıyorum. Esnaf Toybelen’e taşınınca ben orada tek kaldım. Burada bize dükkân verilip verilmeyeceği belirsiz olduğu için bu şekilde çalışıyorum. Çocuğum var, ev geçindiriyorum. Esnafı takip etmek zorundayım. Elimde çantayla dükkân dükkân geziyorum" dedi. Seyyar çalışmanın zor olduğunu vurgulayan Bülbül, "Ben bu esnafın 25 yıldır tanıdığı biriyim. Onlarla iç içe çalıştım. O yüzden buradayım. Gün içinde 4-5 tıraş yapabiliyorum, 10 olduğu pek olmuyor. Sürekli gezmek bedenen zorlayıcı, buraya gelip bu işi yapmak ciddi bir külfet" diye konuştu.