EKONOMİ - 12 Mayıs 2026 Salı 13:33

Bakan Bayraktar: "2026 yılı rüzgarın yılı olacak"

A
A
A
Bakan Bayraktar: "2026 yılı rüzgarın yılı olacak"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak. Zira YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak" dedi.


Bakan Bayraktar, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nin açılışına katıldı. ‘Yarının Güvencesi Rüzgarın Enerjisi’ sloganıyla gerçekleştirilen programda Türkiye’nin rüzgar enerjisinde büyüme hedefleri ve 2035 perspektifi detaylandırıldı. Ayrıca yeni türbin teknolojileri, tedarik zinciri dönüşümü ve yerli üretimin rüzgar enerjisindeki rolü, izin süreçleri, finansman modelleri, şebeke altyapısı ve yeniden güçlendirme yatırımları, yapay zeka, veri yönetimi, siber güvenlik ve sektördeki dijitalleşme süreçleri de ele alındı.


Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bayraktar, enerji alanında tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiklerini ifade etti.


Hürmüz Boğazı’nda başlayan enerji krizinin küresel piyasalara etkisine değinen Bayraktar, yalnızca kaynağa sahip olan ülkelerin değil, enerjiyi çeşitlendirebilen, teknolojiyi geliştirebilen, altyapısını güçlendirebilen ve hızlı karar alabilen ülkelerin güçlü olacağını söyledi.



"Türkiye, enerji arzında bir sıkıntı yaşamayan ülkelerden biridir"


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Türkiye olarak enerjide dışa bağımlılığı azaltan, arz güvenliğini önceleyen, yerli ve yenilenebilir kaynaklarını maksimum düzeyde değerlendiren ve aynı zamanda çevreyle uyumlu bir enerji dönüşümünü hayata geçiren çok katmanlı bir strateji yürüttüklerini söyleyerek, "Bugün hamdolsun Türkiye, enerji arzında bir sıkıntı yaşamayan ülkelerden biridir. Oluşturduğumuz tedarik kaynaklarındaki çeşitlilik, LNG altyapımız, boru hatlarımız, doğal gaz depolama kapasitemiz, elektrik üretim çeşitliliğimiz ve güçlü elektrik iletim sistemimiz sayesinde vatandaşlarımızın enerjiye kesintisiz erişimini sağlıyoruz" açıklamasında bulundu.



"2035 yılında yollarımızda 6 ila 8 milyon elektrikli aracın olacağını öngörüyoruz"


Sanayide, ulaştırmada, tarım alanlarında, şehirleşmede, veri merkezlerinde ve yapay zeka teknolojilerinde elektrik kullanımının arttığını ifade eden Bayraktar, "Bugün Türkiye’de elektrikli araç sayısı 400 bini aşmış durumda. 2035 yılında yollarımızda 6 ila 8 milyon elektrikli aracın olacağını öngörüyoruz. Sadece ulaşım değil, iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar da elektrik talebini yukarı taşıyor. Geçtiğimiz yaz klima kullanımına bağlı olarak günlük elektrik tüketiminde tarihi rekorlar kırdık. Fakat önümüzde daha sıcak yazlar, daha yoğun enerji tüketimi ve çok daha yüksek bir elektrik talebi oluşmasını bekliyoruz. İşte tam da bu nedenle Türkiye’nin enerji dönüşümünün merkezinde elektrik; elektriğin merkezinde ise yenilenebilir enerji yer almaktadır" ifadelerine yer verdi.



"Türkiye; yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında, dünyada ise ilk 11 ülke içerisinde"


Bayraktar, AK Parti hükümetleri olarak yenilenebilir enerjide gerçek anlamda bir atılım yaptıklarını sözlerine ekleyen Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:


"Türkiye’nin toplam kurulu gücü 125 bin megavatı aşmış durumda ve bunun yaklaşık yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Bu başarının en önemli ayaklarından biri rüzgar enerjisi. 2005 yılında sadece 20 megavat olan rüzgâr kurulu gücümüz bugün 15 bin megavat seviyesini geçti. 2025 yılında gerçekleşen 393 milyar kilovatsaatlik toplam elektrik üretimimizin içinde rüzgar santralleri yüzde 10,9’luk paya sahip oldu. Yıllık 34,5 milyar kilovatsaatlik elektrik üretimi ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştık. Artık ülkemizin hemen her köşesinde görmeye alıştığımız rüzgâr türbinleri, bugün Türkiye’nin enerji bağımsızlığının en güçlü sembollerinden biri haline geldi. Yine güneş enerjisinde 2014 yılında sadece 40 megavat olan kapasitemiz bugün 26 bin megavatı aştı. Rüzgâr ve güneşin toplam kurulu güç içindeki payı artık üçte bir seviyesinde. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye; yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında, dünyada ise ilk 11 ülke içerisinde."



"Bugün artık sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren, ekipman üreten ve bunu ihraç eden güçlü bir Türkiye var"


Yenilenebilir enerjiyi enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azalması, düşük cari açık, yerli sanayi ve yüksek teknoloji anlamına geldiğini söyleyen Bakan Bayraktar, "Bugün Türkiye’de rüzgâr türbinlerinde yaklaşık yüzde 60 yerlilik oranına ulaştık. Kule, jeneratör ve kanat üretiminde ise yüzde 70’in üzerine çıktık. Kulelerden jeneratörlere, kanatlardan döküm ekipmanlarına kadar çok geniş bir üretim kabiliyeti oluşturduk. 2014 yılında yalnızca 27 üreticiye sahip olduğumuz yenilenebilir enerji sanayinde bugün 500 yerli üretici faaliyet gösteriyor. Alt tedarikçilerle birlikte yaklaşık 50 bin vatandaşımıza yeşil istihdam sağlıyoruz. Bugün artık sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren, ekipman üreten ve bunu ihraç eden güçlü bir Türkiye var. Bu başarı; doğru vizyonun, güçlü siyasi iradenin, kararlı enerji politikalarının ve müteşebbis ruhun bir sonucudur" diye konuştu.


Bayraktar, Ulusal Enerji Planı’na göre Türkiye’nin elektrik talebinin 2035 yılında 510 teravatsaat seviyesine ulaşmasını beklediklerini söyledi. Bu talebi güvenli, temiz ve ekonomik kaynaklarla karşılamak zorunda olduklarına dikkati çeken Bayraktar, "Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2035 hedefi doğrultusunda rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzü toplam 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda; iletim altyapımızı da büyütecek ve daha dirençli bir hale getireceğiz. Çünkü güçlü bir yenilenebilir enerji portföyü, güçlü bir şebeke altyapısı gerektirir. Bu kapsamda; 14 bin 700 kilometre uzunluğunda, 40 gigavat kapasiteli HVDC hattı, 15 bin kilometre yeni AC iletim hattı ve 40 yeni konvertör merkezi planlıyoruz. 2035 yılına kadar yeşil iletim altyapısına yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırım gerçekleştireceğiz. Bunun yanında enterkonneksiyon kapasitemizi artırarak Türkiye’yi bölgesel enerji ticaretinin merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz" dedi.



"2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak"


Yenilenebilir enerji yatırımlarında YEKA modelinin son derece başarılı sonuçlar verdiğine vurgu yapan Bayraktar, "Bugüne kadar toplam 7 bin 800 megavatlık YEKA yarışması gerçekleştirdik. Yeni model kapsamında 2024 ve 2025 yıllarında toplam 3 bin 800 megavatlık yeni kapasite tahsis ettik. Bu yarışmalara hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar yoğun ilgi gösterdi. Önümüzdeki dönemde her yıl en az 2 bin megavatlık YEKA yarışmaları düzenlemeye devam edeceğiz. Bu program vesilesiyle bu yıl yapmayı planladığımız YEKA yarışmalarımıza ilişkin de birkaç detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak. Zira YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak. Önümüzdeki dönemin en stratejik başlıklarından biri de deniz üstü yani offshore rüzgâr enerjisi olacaktır. Ülkemiz bu alanda çok önemli bir potansiyele sahiptir. Bakanlık olarak Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore saha belirledik. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışmasını gerçekleştireceğiz. 2035 yılına kadar offshore rüzgârda 5 gigavatlık kapasite hedefliyoruz" şeklinde konuştu.



"İletim altyapımız ve yerli sanayimizle çok daha güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz"


Türkiye artık enerjide yalnızca tüketici değil; oyun kurucu bir ülke olduğunu kaydeden Bayraktar, "Doğal gazda merkez ülke olma hedefimiz, yenilenebilir enerjide üretim gücümüz, nükleer yatırımlarımız, enterkonneksiyon hatlarımız, iletim altyapımız ve yerli sanayimizle çok daha güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz. Bunu inşa ederken önümüzdeki dönem için merkezinde elektrikleşme olan yeni bir enerji mimarisi üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda kamuoyumuzla paylaşacağımız bu yeni program ile daha dirençli, daha esnek ve dijitalleşen yeni bir enerji altyapısı hedefliyoruz. Enerji politikalarımızı günümüz şartlarıyla uyumlu hale getiriyoruz. Hürmüz örneğinde olduğu gibi ortaya çıkabilecek krizlere karşı da dirençli bir yapı amaçlıyoruz. Bu kapsamda kasım ayında ülkemizde düzenlenecek BM İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı COP31 büyük bir önem taşıyor. Rüzgârdan güneşe, nükleerden enerji verimliliğine kadar birçok başlıkta iddialı hedeflerle Antalya’dan dünyaya önemli mesajlar vereceğiz. Yeni enerji mimarimiz ile uyumlu olacak şekilde iş birliği fırsatlarını değerlendirecek, çeşitli anlaşmalara imza atacağız" değerlendirmesinde bulundu.


Bayraktar, 2017 yılında Emine Erdoğan’ın sıfır atık inisiyatifinin küresel bir markaya dönüştüğünü ve enerji verimliliğinde de önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Bakanlık olarak enerji verimliliğinde, önce ulusal ardında da uluslararası bir farkındalık oluşturmak istediklerini belirten Bayraktar, "Bu kapsamda enerji verimliliği ile sıfır atık yaklaşımını ortak bir toplumsal dönüşüm vizyonunda buluşturacak Sıfır Atık Festivali’ni hayata geçiriyoruz. Saygıdeğer Hanımefendi’nin himayelerinde, Bakanlığımız ve Sıfır Atık Vakfı’nın iş birliğinde gerçekleştireceğimiz festivalin teması ‘Enerjide Verimlilik, Gelecekte Dönüşüm’ olacak" dedi.


Programa Bakan Bayraktar’ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (İRENA) Genel Direktörü Francesco La Camera, TÜREB Başkanı İbrahim Erden ve birçok sektör temsilcisi yer aldı.


Program, Bakan Bayraktar’ın konuşmasının ardından Türkiye’de yenilenebilir enerjinin geleceği ve yenilenebilir enerjideki yeni yatırım fırsatlarını ele alan oturumlarla devam etti.



Bakan Bayraktar: "2026 yılı rüzgarın yılı olacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Zonguldak’taki yüksek ses cinayeti davasında sanığa müebbet hapis Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde araç park etme ve yüksek sesle müzik dinleme tartışması yüzünden 24 yaşındaki komşusu Dilara Yıldırım’ın hayatını kaybettiği, Faruk B.’nin ise yaralandığı olayda tutuklu sanık Serdar S., "kadına karşı kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına, tutuklu sanık Serdar S. taraf avukatları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Bakanlık avukatı, iddia makamının mütalaasına katıldıklarını belirterek sanığa indirimsiz ceza verilmesini talep etti. "Bilerek ve isteyerek yapmadım, kazaydı" Duruşmada söz hakkı verilen tutuklu sanık Serdar S., maktul Dilara Yıldırım ile aralarında daha önceden bir husumet bulunmadığını öne sürdü. Olayın bir kaza olduğunu savunan S., "Kendisiyle hiç kavga etmedik. Olay günü de bilinçli bir saldırıda bulunmadım, kazayla oldu. Yaralandığını duyunca 112’yi kendim aradım. Yaşananlardan pişmanım, keşke böyle yaşanmasaydı" dedi. "19 santimetrelik bıçak sadece 2.2 santimetre girdi" Sanık avukatı ise savcılığın esas hakkındaki mütalaasına katılmadıklarını belirterek eylemin kasten değil, taksirle gerçekleştiğini iddia etti. Olay gecesi maktul ve müştekinin araçla geldiğini, gürültü nedeniyle alt kata inen müvekkilinin babasının kovalandığını gördüğünü belirten sanık avukatı, "Müvekkilim ıssız bir yerde olmaları sebebiyle içgüdüsel olarak kendisini korumak adına bıçağı almıştır. Yerde aracın lastiklerini keserken arkadan saldırıya uğramış, ayağa kalktığı sırada elindeki 19 santimetrelik bıçak kaza sonucu maktulün karın bölgesine isabet etmiştir. Bıçak sadece 2.2 santimetre derine inmiş ve hiçbir organa zarar vermemiştir. Eylem kasti olsaydı sonuç çok daha ağır olurdu. Olayın hemen ardından ambulans aranarak kazayla yaralanma ihbarı yapılmıştır. Müvekkilimin ’taksirle adam öldürme’ suçundan cezalandırılmasını ve lehe olan indirimlerin uygulanmasını talep ediyoruz" diye konuştu. Son sözü sorulan sanık, "Pişmanım. Tamamen kazayla oldu. Bilerek, isteyerek bir şey yapmadım" ifadelerini kullandı. Haksız tahrik indirimi uygulanmadı Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Serdar S.’nin maktul Dilara Yıldırım’a yönelik eylemini "kadına karşı kasten öldürme" olarak değerlendirdi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörülen suçta takdiri indirim maddelerini uygulayan heyet, sanığa ’müebbet hapis’ cezası verdi. Mahkeme, cinayet yönünden sanığa haksız tahrik indirimi uygulamadı. Öte yandan olay gecesi müşteki Faruk B.’ye yönelik eylemleri nedeniyle de sanığa, bıçakla ’kasten yaralama’ suçundan 7 ay 15 gün, ’mala zarar verme’ suçundan ise 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Isparta Isparta Belediyesi, 3 okula halı saha ve 1 okula kapalı spor salonu kazandırıyor Isparta Belediyesi tarafından İstanbul Ticaret Odası (İTO) Şehit Mustafa Gözütok Ortaokulu’na kapalı spor salonu, Işıkkent Anadolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Burhan Açıkkol İlkokulu ve Gürkan Kız İmam Hatip Ortaokulu’na ise sentetik çim saha yapılıyor. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, önceki dönemde olduğu gibi yeni dönemde de mahalleleri ve okulları halı saha ile kapalı spor salonlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda İTO Şehit Mustafa Gözütok Ortaokulu’na kapalı spor salonu inşa ediliyor. İnşaat çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiği 898,5 metrekare inşaat alanına sahip kapalı spor salonu içerisinde basketbol ve voleybol sahası, 2 giyinme odası ile 1 yönetici odası bulunacak. Isparta Belediyesi tarafından Işıkkent Anadolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Burhan Açıkkol İlkokulu ve Gürkan Kız İmam Hatip Ortaokulu’na da sentetik çim halı saha yapılıyor. Işıkkent Anadolu İmam Hatip Lisesi’ndeki saha çalışmasında sahanın direkleri dikilerek, telleri çekildi. Burada da halı serimi işlemine geçilecek. Şehit Burhan Açıkkol İlkokulu’na daha önce yine Isparta Belediyesi tarafından kapalı spor salonu inşa edilmişti. Kapalı spor salonunun yan tarafına sentetik çim saha yapılıyor. Bu sahanın da çalışmaları büyük ölçüde tamamlanırken, sahanın halı serimi yapılacak. Gürkan Kız İmam Hatip Ortaokulu’nda da sentetik çim sahanın zemin çalışmaları tamamlandı. Saha direklerinin dikilmesiyle tel ve halı serme çalışmaları yapılacak. Sahaların tamamlanmasıyla Isparta Belediyesi tarafından 3 okula sentetik çim saha, 1 okula da kapalı spor salonu kazandırılmış olacak.
Iğdır Iğdır çadır kent yönetiminde Türkiye’ye örnek olmayı hedefliyor Iğdır Üniversitesi ile AFAD iş birliğinde düzenlenen "Afete Hazır Kampüs Çadırkent Kurma Etkinliği" kapsamında öğrenciler, afet anlarında kullanılacak çadır kentlerin kurulumu için yarıştı. Etkinlikte öğrenciler hem zamana karşı mücadele etti hem de muhtemel afet durumlarına karşı hazırlıklarını sergiledi. Iğdır Üniversitesi Şehit Bülent Yurtseven Kampüsü’nde düzenlenen "Afete Hazır Kampüs Çadırkent Kurma Etkinliği"nde öğrenciler, afet anlarında kullanılacak çadır kentlerin kurulumu için yarıştı. Etkinlikte öğrenciler hem zamana karşı mücadele etti hem de afetlere hazırlık konusunda yeteneklerini ortaya koydu. Etkinlikte konuşan Iğdır Valisi M. Fırat Taşolar, Türkiye’nin bir afet ülkesi olduğunu belirterek her türlü afete karşı hazırlıklı olunması gerektiğini ifade etti. Iğdır’ın hem kitlesel göç hareketleri hem de sel ve deprem gibi farklı afet riskleri açısından kritik bir noktada bulunduğunu belirten Taşolar, çadır kent kurulumu ve yönetiminin afet süreçlerinde büyük önem taşıdığını söyledi. Taşolar, "Biz Iğdır ilini Türkiye’nin en iyi çadır kent kuran ve çadır kent yönetimini gerçekleştirebilen şehri yapmak istiyoruz. Allah korusun ülkemizin başına olumsuz bir durum geldiğinde, Iğdır’ın çadır kent kurulumu ve yönetiminde AFAD’ın ilk hattında yer alan illerden biri olmasını hedefliyoruz. Çadır kent yönetimi konusunda Türkiye’de markalaşmak istiyoruz" dedi. Etkinlik kapsamında oluşturulan öğrenci grupları, afet anlarında kullanılacak çadırları en kısa sürede kurabilmek için kıyasıya yarıştı. Yarışmada öğrenciler hem zamana karşı mücadele etti hem de afet durumlarında koordinasyon ve ekip çalışmasının önemini uygulamalı olarak gösterdi. Yarışma sonunda iki çadırı 13 dakikada kurmayı başaran Iğdır Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Programı öğrencileri birinci oldu. Dereceye giren öğrencilere çeşitli ödüller verildi. Yarışmada birinci olan Iğdır Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Programı öğrencisi ve AFAD gönüllüsü Ömer Şerif Coşkun ise etkinliğin sadece bir yarışma olmadığını belirterek, afet durumlarında hızlı ve sağlıklı müdahale için önemli bir çalışma olduğunu söyledi. Coşkun, "Ülkemiz bir afet ülkesi. Bu nedenle herkesin AFAD gönüllüsü olması gerektiğini düşünüyorum. Afet anlarında herkesin desteğine ihtiyaç var. Biz de burada sorumluluk alarak bu bilinçle hareket ettik" diye konuştu.
Tekirdağ Büyükşehir’den şifa yolunda bin 110 hastaya ücretsiz ulaşım desteği Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin Ekim 2025’te başlattığı ücretsiz hasta ulaşım hizmeti kapsamında bugüne kadar bin 110 onkoloji hastası hastanelere ücretsiz ve güvenli şekilde ulaştırıldı. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen "Ücretsiz Hasta Ulaşım Hizmeti", kanser tedavisi gören vatandaşların hastane ulaşımında önemli bir destek oldu. "Şifa Yolunda Birlikte" sloganıyla yürütülen hizmet kapsamında, hastalar evlerinden alınarak il sınırlarındaki onkoloji merkezlerine götürülüyor, tedavi sonrası yeniden evlerine bırakılıyor. Tekirdağ’ın 11 ilçesini kapsayan uygulamada, 2025 yılının son üç ayında 471 hastaya ulaşım desteği sağlanırken, 2026 yılının mayıs ayına kadar olan süreçte ise 639 hasta daha hizmetten yararlandı. Böylece ücretsiz hasta ulaşım hizmetinden faydalanan toplam onkoloji hastası sayısı bin 110’a ulaştı. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda sürdürülen hizmetle, hastaların tedavi sürecindeki ulaşım stresi ve maddi yükünün azaltılması hedefleniyor. Hastalar ve bir refakatçileri, özel tahsis edilen araçlarla güvenli şekilde hastanelere ulaştırılıyor. Özellikle bağışıklık sistemi hassas olan hastalar için toplu taşıma kaynaklı enfeksiyon riskinin azaltılması açısından uygulamanın önemli bir kolaylık sunduğu belirtildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, vatandaşların en zor dönemlerinde yanlarında olmayı görev bildiklerini belirterek, "Tedavi sürecindeki yorgunluklara bir de yol stresi eklenmesin istedik. Amacımız sadece ulaşım sağlamak değil, hastalarımıza bu zorlu süreçte moral vermek ve yalnız olmadıklarını hissettirmektir. Sağlıklı bir gelecek için her vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Ücretsiz hasta ulaşım hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşların, hafta içi mesai saatlerinde 0850 459 33 59 numaralı hattı veya ALO 153 Candan Çözüm Merkezi’ni arayarak randevu oluşturabildiği öğrenildi. Ağır hastalar için ise Büyükşehir Belediyesinin ambulans hizmetlerinin sürdüğü belirtildi.