EKONOMİ - 30 Nisan 2026 Perşembe 12:04

ASO Başkanı Ardıç: "Gençlerimizi üretimin asli aktörleri olarak görüyoruz"

A
A
A
ASO Başkanı Ardıç: "Gençlerimizi üretimin asli aktörleri olarak görüyoruz"

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Külliyesi’nde düzenlenen Kariyer Günleri’nde üniversite öğrencileriyle bir araya geldi. Ardıç, "Günümüz dünyasında ülkeleri güçlü kılan, yalnızca sermaye ya da üretim kapasitesi değildir. Bilgiyi üreten, teknolojiyi geliştiren ve bunu değere dönüştürebilen nitelikli insan kaynağıdır. O insan kaynağı da sizlersiniz. Gençlerimizi iş arayan bireyler olarak değil, üretimin asli aktörleri olarak görüyoruz" dedi.


ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Kariyer Planlaması, Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen "Kariyer Günleri" programında öğrencilerle bir araya geldi. Üniversite bünyesindeki Esenboğa Külliyesi’nde düzenlenen etkinliğe Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Tutar, Kariyer Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İsmail Çağrı Doğan ve çok sayıda öğrenci katıldı.



"Ülkeleri güçlü kılan nitelikli insan kaynağıdır"


ASO Başkanı Seyit Ardıç, etkinliğin yalnızca bir kariyer buluşması olmadığını, aynı zamanda ülkenin üretim kapasitesi ve gelecek vizyonunun değerlendirildiği stratejik bir platform olduğunu belirtti. Ardıç, "Bugün kariyer artık sadece bireysel bir gelecek planı değildir. Kariyer, bir ülkenin kalkınmasının, rekabet gücünün ve toplumsal refahın temel unsurlarından biridir. Çünkü günümüz dünyasında ülkeleri güçlü kılan şey; yalnızca sermaye ya da üretim kapasitesi değil; bilgiyi üreten, teknolojiyi geliştiren ve bunu değere dönüştürebilen nitelikli insan kaynağıdır. O insan kaynağı da sizlersiniz" dedi.



"Üretim artık fabrika duvarlarının çok ötesine geçti"


Dünyanın çok hızlı bir değişim içinde olduğunu ve üretim anlayışının da değiştiğini dile getiren Ardıç, "Yeni dünya düzeninde ülkelerin gücünü belirleyen asıl unsur; teknoloji üretebilme kapasitesi, nitelikli insan kaynağı, yenilikçilik kabiliyeti ve değişime uyum hızı olacaktır. Bugün rekabet artık sadece ucuz üretimle kazanılmıyor. Üretim artık fabrika duvarlarının çok ötesine geçti. Bugün üretim, yapay zekâdır, yazılımdır, robotik teknolojilerdir, veridir, yeşil üretimdir, enerji verimliliğidir, tasarımdır, markalaşmadır ve yüksek katma değerdir. Daha da önemlisi, üretim artık sadece ne ürettiğinizle değil; nasıl ürettiğinizle, hangi teknolojiyle ürettiğinizle ve hangi insan kaynağıyla ürettiğinizle ölçülmektedir" ifadelerini kullandı.



"İhtiyacımız bilgiyi yüksek katma değere dönüştürmek"


Eskiden sanayinin temel sorusunun "Ne kadar üretiyoruz?" olduğunu, bugün ise bu sorunun değiştiğini anlatan Ardıç, şunları kaydetti:


"Ne kadar nitelikli üretiyoruz? Ne kadar teknolojik üretiyoruz? Ne kadar sürdürülebilir üretiyoruz? Dünya ile ne kadar rekabet edebiliyoruz? Bu soruların cevabı da doğrudan siz gençlerde, üniversitelerimizde, araştırma merkezlerimizde ve sanayi kuruluşlarımızdadır. İşte bu noktada üniversite-sanayi iş birliğinin rolü son derece kritiktir. Üniversite bilginin üretildiği yerdir. Sanayi ise o bilginin ürüne, teknolojiye, ihracata ve istihdama dönüştüğü alandır. Üniversite ile sanayi birbirinden uzak kalırsa bilgi raflarda bekler; sanayi ise ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını bulmakta zorlanır. Oysa bizim ihtiyacımız olan şey, bilginin üretime; üretimin teknolojiye; teknolojinin de yüksek katma değere dönüşmesidir."



"Diplomanın yanına mutlaka beceri koymak zorundayız"


Üniversite eğitiminin, diplomanın çok kıymetli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Ardıç, "Bugün iş dünyası size yalnızca ‘Hangi bölümden mezun oldun?’ diye sormuyor. Hangi problemi çözebiliyorsun? Hangi teknolojiye hâkimsin? Hangi beceriyi üretime dönüştürebiliyorsun? Hangi değeri ortaya koyabiliyorsun?’ sorularını soruyor. Diplomanın yanına mutlaka beceri koymak zorundayız. Yabancı dil, dijital yetkinlik, analitik düşünme, problem çözme, takım çalışması, iletişim becerisi ve üretim disiplini koymak zorundayız. Şunu asla unutmayalım; diploma bir sonuç değildir, bir başlangıçtır" değerlendirmesinde bulundu.



"Gençlerimizi üretimin asli aktörleri olarak görüyoruz"


Ankara Sanayi Odası olarak gençleri yalnızca iş arayan bireyler olarak değil, üretimin, teknolojinin, girişimciliğin ve dönüşümün asli aktörleri olarak gördüklerini dile getiren Ardıç, "Bu nedenle staj imkânlarının güçlendirilmesi, mesleki deneyimin artırılması, üniversite-sanayi iş birliğinin yaygınlaştırılması, gençlerimizin firmalarımızla doğrudan temas kurması ve sanayimizin ihtiyaç duyduğu becerilerin eğitim süreçlerine daha fazla yansıması büyük önem taşımaktadır" dedi.



"Fikir cesaretle birleşirse girişim olur"


Girişimcilik ve start-up ekosisteminin de yeni dönemin en kritik başlıklarından olduğunu vurgulayan Ardıç, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Çünkü artık büyük dönüşümler yalnızca büyük fabrikalardan çıkmıyor. Bazen küçük bir fikir, doğru destekle büyük bir teknoloji şirketine dönüşebiliyor. Bazen bir öğrencinin geliştirdiği yazılım, bir sanayi işletmesinin verimliliğini artırabiliyor. Bazen bir girişim, bir sektörün çalışma biçimini değiştirebiliyor. Bu nedenle gençlerimizin fikirlerini sadece proje olarak değil; ürüne, hizmete, markaya, ihracata ve istihdama dönüşebilecek bir değer olarak görmesi gerekiyor. Fikir cesaretle birleşirse girişim olur. Girişim emekle birleşirse üretim olur. Üretim teknolojiyle birleşirse kalkınma olur."



"Kendinize yatırım yapın, umudunuzu kaybetmeyin"


Öğrencilere tavsiyelerde de bulunan Ardıç, sözlerine şöyle devam etti:


"Hayatta sizi öne çıkaracak olan şey yalnızca ne bildiğiniz değildir; nasıl düşündüğünüz, nasıl davrandığınız ve ne kadar kararlı olduğunuzdur. Kendinize yatırım yapın ama bunu sadece maddi bir konu olarak görmeyin. Bilginize, becerilerinize, teknolojiyi anlama kapasitenize, iletişiminize ve karakterinize yatırım yapın. Çünkü iş hayatında zeki insan çoktur, çalışkan insan da çoktur ama güvenilir insan azdır. En kıymetli sermaye güvendir. İnsanların ’Bu kişi sözünün eri mi?’ sorusuna vereceği cevap sizin gerçek değerinizdir. İş hayatı tek başına yürütülen bir yolculuk değildir. Doğru insanlarla bir araya gelmek, doğru ortaklıklar kurmak sizi büyütür. Hata yapmaktan korkarsanız ilerleyemezsiniz. Dünyayı takip edin. Teknoloji nereye gidiyor, üretim nasıl değişiyor, iş yapma biçimleri nasıl dönüşüyor. Bunları yakından takip etmek zorundasınız. Çünkü artık rekabet yalnızca yanınızdaki kişiyle değil, dünyanın farklı coğrafyalarındaki akranlarınızla. Bütün bunların ötesinde en önemli şey şudur; umudunuzu kaybetmeyin. Bazen zorlanacaksınız, bazen yorulacaksınız, bazen karşılığını hemen alamayacaksınız. Ama sabırla, kararlılıkla ve inançla yolunuza devam ederseniz mutlaka karşılığını alırsınız."


Ardıç, Rektör Prof. Dr. Köseoğlu ile birlikte stantları gezerek, öğrencilerin projeleri hakkında bilgi aldı.



ASO Başkanı Ardıç: "Gençlerimizi üretimin asli aktörleri olarak görüyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamları, okullarımızın selameti ve toplumumuzun güvenliği bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İletişim Başkanlığı binasında düzenlenen "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler" paneline katıldı. Bakan Tekin, Kahramanmaraş’ta okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden Ayla öğretmen ve öğrencileri anarak başladığı konuşmasında dijital çağın hızla geliştiğini vurgulayarak, eğitim sisteminin dijital dönüşüme uyum sağlamasının önemine değindi. Öğrencilerin erken yaşlardan itibaren dijital okuryazarlık becerileriyle donatılması gerektiğini belirten Tekin, bilinçli internet kullanımının güvenli toplum inşasında kritik rol oynadığını, gençlerin ve çocukların dijital dünyanın değişimine ayak uydurması için Bakanlık olarak ellerinden geleni yapacaklarını sözlerine ekledi. "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" Dijital çağın son yıllarda hızla geliştiğini ve çocukların bu gelişimden olumludan daha çok olumsuz etkilendiğini belirten Bakan Tekin, "Kaybettiğimiz öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet niyaz eder, kederli ailelerine, yakınlarına, hem Kahramanmaraş hem de Şanlıurfa halkımıza ve bütün maarif camiamıza başsağlığı diliyorum. Yaralanan evlatlarımıza, yaşanan hadiselerden doğrudan etkilenen tüm kardeşlerimize de şimdiden acil şifalar buyuruyorum. Böyle ağır hadiselerin ardından hepimizin yüreği aynı acı, aynı endişe ve aynı sorumluluk duygusuyla etkileniyor. Evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamları, okullarımızın selameti ve toplumumuzun güvenliği bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum. Çocuklarımızın kendini güvende hissettiği bir okul iklimi, ailelerin içinin rahat olduğu bir sosyal hayat, öğretmenlerimizin mesleklerini huzurla icra edebildiği bir eğitim ortamı ve dijital mecralarda korunmuş bir çocukluk alanı, aynı sorumluluk perspektifi içerisinde gördüğümüz konulardır. O sorumluluğun hakkını vermenin yolu da yaşananları anlık tepkilerle dar alanda tüketmeden, aileden okula, dijital mecralardan akran ilişkilerine, rehberlik hizmetlerinden güvenlik politikalarına kadar geniş bir perspektifle ele almaktan geçiyor" diye konuştu. "Dünya artık eski dünya değil" Ailelerin çocuklarla birlikte manevi temas içerisinde olması gerektiğinin altını çizen Bakan Tekin, "Bugün ’Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler’ başlığı taşıyan bu panelde bir araya gelmemiz bu açıdan çok önemli. Bakanlık olarak paneli önemsiyoruz. Çocuklarımızın güvenliği, okullarımızın iklimi, rehberlik hizmetleri, aile destek mekanizmaları, dijital okuryazarlık ve kurumlar arası iş birliği alanlarında yürüteceğimiz çalışmalar olacak. Cumhurbaşkanımız son dönemde çağın değişim mahiyetine dair çok önemli bir hakikati işaret etti. Dünya artık eski dünya değil. Bugünün dünyası, eski alışkanlıklarla, eski güvenlik öngörüleriyle ve kabulleriyle, eski iletişim kalıplarıyla okunamayacak kadar farklı, hızlı ve çok katmanlı bir yapıya kavuşmuş durumda. Bu değişim en çok da çocuklarımızın hayatında kendisini gösteriyor. Aileyle çocuk arasındaki temas, okul ile öğrenci arasındaki bağ, arkadaş çevresinin etkisi, öğretmenin rehberliği ve büyüklerin çocuk üzerinde himaye edici rolü yeni durumlarla karşı karşıya kalıyor. Bugün bir evladımız aynı anda iki ayrı dünyanın içerisinde kendisini hissediyor. Biri evi, ailesi, okulu, öğretmeni, arkadaşlarının olduğu bir evren. Diğer tarafta ise sınırlarını çoğu zaman bizim göremediğimiz, dilini de tam olarak çözemediğimiz, kurallarını küresel platformların belirlediği, duyguları ve davranışları yönlendiren devasa dijital bir evren var" şeklinde konuştu. "Çocuklarımızın hangi kırgınlığı içinde taşıdığını acaba fark edebiliyor muyuz?" Velilerin çocukların etkilendiği içerikleri geç fark ettiklerini söyleyen Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eskiden çocuklarımızın halini büyük ölçüde yüzünden, arkadaş çevresinden, okul içindeki davranışlarından, evdeki tavırlarından çözümleyebiliyorduk ama bugün çocuklarımızın günlük hayatı gözümüzün önünde akarken onları etkileyen içeriklerin, seslerin ve sembollerin önemli bir kısmı bizim göremediğimiz bir alanda şekilleniyor. Peki biz yeni çağın eski sakinleri olarak dijital dünyanın içinde doğan çocuklarımızı gerçekten ne kadar görebiliyoruz? Bir baba olarak bir eğitimci olarak maalesef bu konuda yeterli bir dikkat içerisinde olduğumuzu düşünmüyorum. Evladımızın aynı evin içinde bulunması, aynı sofraya oturması, okuluna gidip gelmesi kuşkusuz çok değerli, çok kıymetli. Fakat onun gönlünde biriken ve zihnini meşgul eden görüntülere, arkadaşlarından kopuşuna, ekran başında büyüttüğü yalnızlığa acaba temas edebiliyor muyuz? Çocuklarımızın hangi içeriklerden etkilendiğini, hangi sembole neden ve nasıl bir anlam yüklediğini, hangi dijital çevrede kabul aradığını, hangi kırgınlığı içinde taşıdığını, hangi öfke diline maruz kaldığını acaba fark edebiliyor muyuz? Bu soruların cevabı, ekran süresini takip etmekten çok daha derin bir idraki beraberinde getiriyor. Görmek; çocuklarımızın hangi duyguyla ekran başına geçtiğini, oradan hangi duyguyla kalktığını, kimlerle temas kurduğunu, hangi kelimeleri benimsediğini, hangi davranışlarında keskin değişimler başladığını fark edebilmektir." Düzenlenen panele İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Samsun Murzioğlu: "Kalkınma odaklı çalışmalar kararlılıkla sürüyor" Meclis toplantısında konuşan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun’un ekonomik, lojistik ve ticari kapasitesini artırmaya yönelik yatırımların ve iş birliklerinin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Samsun TSO Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Haluk Akyüz başkanlığında gerçekleştirildi. İki toplantı arasında yürütülen çalışmalar hakkında meclis üyelerini bilgilendiren Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Ramazan Bayramı’nın ardından yoğun bir çalışma dönemine girdiklerini belirterek, "Faaliyet tempomuzun yükseldiği bir ayı geride bıraktık. Geçtiğimiz süreçte ilimizin ihracat potansiyelini geliştirmek amacıyla önemli temaslar kurduk. İlgili kurum ve temsilcilerle bir araya gelerek kentin dış ticaretine yönelik değerlendirmeler gerçekleştirdik" dedi. "Gücümüze güç katacak önemli bir adım" Ulaşım ve lojistik yatırımlarına da değinen Murzioğlu, "Uzun süredir takip ettiğimiz Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı’nın ilk etap yapım kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu proje, şehrimizin üretim, ticaret ve lojistik kapasitesini güçlendirecek önemli bir adımdır. Sizlerin huzurunda başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımız, Samsun Milletvekilimiz Mehmet Muş başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. İş dünyasına destek programları ve bilgilendirme toplantıları devam ediyor İş dünyasına yönelik bilgilendirme toplantıları ve destek programlarının kesintisiz şekilde sürdüğünü ifade eden Murzioğlu, "Üyelerimizin doğru, güvenilir ve güncel bilgiye en hızlı şekilde ulaşmasını sağlamak amacıyla çeşitli kamu kurumları ve paydaş kuruluşlarla iş birliği yaparak güçlü bir iletişim ve koordinasyon köprüsü kuruyor, bu sayede hem bilgi akışının sağlıklı biçimde ilerlemesine katkı sunuyor hem de iş dünyasının ihtiyaçlarına daha etkin çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda düzenlediğimiz toplantılarda yalnızca güncel gelişmeleri aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda işletmelerin karşılaştığı sorunları doğrudan dinleyerek çözüm odaklı bir yaklaşım da benimsiyoruz. İki toplantı arasında iş teftişi süreçlerinden kamu alımlarına, teşvik mekanizmalarından finansmana erişim konularına kadar birçok başlıkta üyelerimizi düzenli olarak bilgilendirmeye devam ettik" ifadelerini kullandı. "Samsun’un potansiyelini en iyi şekilde değerlendireceğiz" Murzioğlu konuşmasında ayrıca, Antalya’da katıldıkları YÖREX Fuarı ile Samsun B2B Networking Summit gibi organizasyonların kentin tanıtımına ve ticari ilişkilerine katkı sağladığını belirtti. Samsun TSO’nun stratejik planı doğrultusunda hazırlanan İktisadi Raporun yayımlandığını da aktaran Salih Zeki Murzioğlu, raporun kentin ekonomik yapısını ortaya koyan önemli bir kaynak olduğunu söyledi. Konuşmasında Samsun TSO Kampüs projesine de değinen Salih Zeki Murzioğlu, "Kampüs idealimize giden yolda önemli bir adım attık. İnşaat süreci başladı. Bu proje yalnızca fiziki bir yatırım değil; iş dünyamıza daha güçlü hizmet sunacağımız, kurumsal kapasitemizi artıracağımız bir merkez olacak. Şehrimizin sahip olduğu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek ve ulusal ile uluslararası ticarette daha etkin bir rol üstlenmesini sağlamak adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" diyerek sözlerini tamamladı. Toplantı, gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlanmasının ardından sona erdi.
Yozgat Yozgat’ta aile içi iletişimin şifreleri masaya yatırıldı Yozgat’ın Sorgun ilçesinde lise öğrencileri Aile İçinde İletişim Stratejileri eğitimi aldı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi, Sorgun ilçesindeki Mevlüde Ahmet Doğanay Fen Lisesi’nde seminer verdi. Seminerde Tanrıverdi, aile içi iletişimin temelleri ve kuşaklar arası bağın toplumsal gelecekteki kritik rolü üzerine açıklamalarda bulundu. Tanrıverdi, Türk toplumunun yüzyıllık aile planlarına ihtiyacı olduğunu vurguladı. Aile kavramının önemine dikkat çeken Tanrıverdi, sağlıklı bir toplum yapısının ancak sağlam temeller üzerine kurulu ailelerle mümkün olabileceğini belirtti. Toplumda kuralsızlık ve manevi boşluk olarak tanımlanan anomi kavramına değinen Tanrıverdi, aile bağlarının zayıflamasının bireyleri bu boşluğa ittiği uyarısında bulundu. Öğrencilere "Aile bağları neden önemlidir?" sorusunu yönelterek interaktif bir tartışma başlatan Tanrıverdi, çocukluk döneminde yaşanan güvensiz bağlanma sorununun, bireylerin gelecekte kuracakları evliliklerde ve eş seçimlerinde belirleyici bir risk faktörü oluşturduğunu ifade etti. Kuşaklar arası farklılıklara değinen Öğretim Üyesi Tanrıverdi, X, Y ve Z kuşaklarının hayata bakış açılarını analiz etti. Toplumsal gelişimin sabır gerektirdiğini belirten Tanrıverdi, günübirlik çözümlere değil, Türk toplumunun geleceğini inşa edecek 100-200 yıllık makro aile planlarına ihtiyacı olduğunu belirtti. Sosyal medya hesaplarının aile içi dinamikler üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Ayşe Betül Tanrıverdi, sanal dünyanın bireyleri yalnızlaştırdığını kaydetti. Çözüm olarak sevgi odaklı, açık iletişim ve karşılıklı saygıya dayalı bir model öneren Tanrıverdi, aile üyelerinin birbirini gerçekten dinlemesi gerektiğinin altını çizdi. Program, soru-cevap bölümünün ardından öğrencilere hediye kitap takdimiyle sona erdi.