Yerel Haberler
Adana
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:45 ATÜ, 15. yılını "ATÜ’ye Değer Katanlar" ödül töreni ile kutladı Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, üniversitenin kuruluşunun 15. yılında üniversitenin gelişimine katkı sunan akademisyenler, öğrenciler, idari personel ve paydaşlara ödül takdim etti. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin 15. kuruluş yılı kapsamında düzenlenen "ATÜ’ye Değer Katanlar Ödül Töreni", geniş katılımla gerçekleştirildi. Programa Adana Vali Yardımcısı Hasan Balcı, ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, kent protokolü, akademisyenler, kamu kurum temsilcileri, öğrenciler ve davetliler katıldı. Program kapsamında üniversitenin kuruluşundan bugüne gelişim sürecini anlatan "Dünden Bugüne ATÜ" sinevizyon gösterimi izleyicilerle buluşturuldu. Ardından Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen açılış konuşmasını gerçekleştirirken, Vali Yardımcısı Hasan Balcı da üniversitenin bilimsel ve akademik başarılarına dikkat çekti. Konuşmaların ardından üniversitenin 15. yılına özel hazırlanan pasta kesildi. Üniversiteye katkı sunanlar ödüllendirildi Törende bilimsel çalışmalar, proje üretimi, kalite yönetimi, sürdürülebilirlik, uluslararası başarılar, kampüs yaşamı, öğrenci toplulukları ve sportif başarılar gibi birçok kategoride ödüller takdim edildi. Programda ayrıca üniversiteye en yüksek puanla yerleşen öğrenciler, başarılı mezunlar, öğrenci toplulukları ve sportif başarı elde eden takımlar da ödüllerini aldı. Profesörlük belgeleri takdim edildi Tören kapsamında profesörlük unvanı almaya hak kazanan akademisyenlere de profesörlük belgeleri takdim edildi. Çok sayıda akademisyenin sahneye davet edildiği törende akademik başarılar alkışlarla kutlandı. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:34 Adana’nın ekoturizm rotası olan Saimbeyli yaza hazırlanıyor Adana’nın yaz aylarında ekoturizm noktalarından biri olan Saimbeyli ilçesinde sokak sağlıklaştırma ve asfalt çalışmaları hız kazandı. İlçenin turizm potansiyelini ön plana çıkarmak amacıyla yürütülen çalışmaları sahada inceleyen Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal, sokak sağlıklaştırma projesinin birinci etabının sona gelindiği ilçeyi yaz sezonuna hazırladıklarını ifade etti. İlçe merkezinde devam eden sokak sağlıklaştırma çalışmalarının birinci etabının büyük oranda tamamlandığını belirten Başkan Dal, yağışlı hava şartlarına rağmen asfalt çalışmalarının aralıksız sürdüğünü kaydederek, "Burada asıl olan siyaset değil vatandaşa hizmettir. Saimbeyli Belediyesi ile Adana Büyükşehir Belediyemiz vatandaşlarımızın ihtiyaçları söz konusu olduğunda güçlü bir dayanışma örneği ortaya koyuyor. Biz de kendi araç ve personelimizle çalışmalara destek veriyoruz. Sokak sağlıklaştırma çalışmalarında sona geldik. Cadde ve kaldırımların düzenlemeleri tamamlandı. Bundan sonraki süreçte öğretmenevinin yıkılması ve ilçemize yakışır turizm odaklı bir parkın yapılması kaldı. Aydınlatma ve görsel düzenlemelerle insanların gelip gurur duyacağı bir ilçe oluşturmak istiyoruz. Kurban Bayramı sonrası çalışmalarımız hızla devam edecek. Büyükşehir belediyesi, hükümetimizin desteği ve kamu kurumlarımızın iş birliğiyle Saimbeyli’ni Adana’nın örnek ilçelerinden biri haline getirmek için çalışıyoruz" dedi. Vatandaşlardan Abdullah Gültekin ise yapılan çalışmalarla ilçede toz sorununun sona erdiğini belirterek, "Tozdan duramıyorduk, çok güzel oldu" diye konuştu. Saimbeyli sakinlerinden Seçkin Duruklu da çalışmaları takdir ettiklerini ifade ederek, "Eski yol söküldü ve yerine güzel bir asfalt yapıldı. Belediyemizin çalışmalarını beğeniyoruz" dedi.
Hastanede belgesel gösterimi
27 Eylül 2024 Cuma - 14:43 Hastanede belgesel gösterimi Uluslararası 31. Adana Altın Koza Film Festivali çerçevesinde, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesinde, Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu ile Sinematek Adana tarafından düzenlenen özel etkinlikte dünyaca ünlü yönetmen Derviş Zaim’in belgesel filmi "Tavuri" izleyicilerle buluştu. Gösterimin ardından Derviş Zaim, izleyicilerle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Zaim’in hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda tanınan bir yönetmen olarak, sinemaseverlerle buluşması büyük bir ilgiyle karşılandı. Belgesel gösterimi ve söyleşi, Adana sinema kültürüne önemli katkılar sunarken, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Hastanesi, sağladığı destekle kültür-sanat etkinliklerine verilen önemi de bir kez daha gösterdi. "Tavuri" Belgeseli: Gerçek Bir Hikaye Derviş Zaim, yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği bu belgeselinde gerçek yaşam öyküsüne odaklanarak, karakterin iç dünyasını ve toplumsal arka planını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda çocukluk arkadaşı olan karakteri, kendini de filmin içine dahil ederek kurguladığını ve bu belgesel filmin anlatı şekli ve üslubuyla türünün ilk örneklerinden sayılabileceğinin altını çizen Zaim, 9 yıl süren çekimler sırasında insani olayların filmi onun bile tahmin edemeyeceği bir sona ulaştığını ifade etti. Belgesel gösterimi sonrasında gerçekleşen söyleşide Zaim, filmde ele aldığı konular ve çekim süreci hakkında izleyicilerin sorularını yanıtladı. Karakterin yaşamını detaylı bir şekilde ele alırken, belgeselin yapım sürecindeki deneyimlerinden de bahsetti. Derviş Zaim: “Gerçek Hayat, Sinemaya İlham Veriyor” Söyleşi sırasında Zaim, belgesel film yapım sürecinin önemine ve gerçek hayattan alınan hikayelerin sinemadaki yansımalarına değindi. "Tavuri" gibi bir belgeselin, sadece bir karakterin hayatını anlatmakla kalmadığını, aynı zamanda geniş bir toplumsal ve insani perspektif sunduğunu belirten Zaim, gerçek hikayelerin sinema diliyle buluşmasının önemini vurguladı. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, sağlık alanındaki öncü hizmetlerinin yanı sıra, kültür ve sanata verdiği destekle de adından söz ettirmeye devam ediyor. Bu özel etkinlikte de sinemaya ve sanatseverlere destek sağlayan Kurum, Adana’nın kültürel gelişimine katkıda bulunmayı sürdürüyor.
Kreş çocuklarına yangın eğitimi verildi
27 Eylül 2024 Cuma - 14:38 Kreş çocuklarına yangın eğitimi verildi Yüreğir Belediyesi’ne bağlı Minik Yürekler Kreşi’nde çocuklara yangın tehlikelerine karşı bilinç oluşturmak amacıyla itfaiye eğitimi verildi. Yüreğir Belediyesi, 25 Eylül - 1 Ekim arasında kutlanan ‘İtfaiye Haftası’ kapsamında, Kazım Karabekir Mahallesi’nde bulunan Minik Yürekler Kreşi öğrencilerine, öğrenirken eğlenebilecekleri etkinlik programı düzenledi. Minik Yürekler Kreşi öğrencileri, düzenlenen etkinlikte, Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Eğitim Birimi Personellerinden yangından korunma yöntemlerini, uygulamalı olarak öğrenirken, acil durumlar karşısında ne yapacaklarını ve hangi numarayı aramaları gerektiğiyle ilgili bilgiler aldı. Yaşları 03 - 06 arasında değişen çocuklara yangından korunma, önlemler ve alınacak olan tedbirleri anlatan ekipler, yangın söndürme materyallerini de tanıtarak öğrencilere, çakmak ve kibrit gibi yanıcı ve parlayıcı maddelerle oynamamaları konusunda uyarılarda bulunuldu. Konu hakkında bilgi veren kreş sorumlusu Seda Ongun, “Bu tür sosyal faaliyetleri öğrencilerimizin ailelerinden izin alarak sık sık tekrarlıyoruz. Amacımız okul öncesi eğitim verdiğimiz çocuklarımızın bilgilerini artırarak topluma daha yararlı birer birey olmalarıdır” dedi. Verilen yangın eğitimini meraklı gözlerle inceleyen minikler, etkinliğin ardından itfaiye personeliyle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Adana Sanat Evi’nde Dil Devrimi Kutlaması
27 Eylül 2024 Cuma - 14:34 Adana Sanat Evi’nde Dil Devrimi Kutlaması Dil Devrimi’nin 92. Yıldönümü Adana Sanatevi’nde düzenlenen bir söyleşi ile kutlandı. Emekli Öğretim Görevlisi ve Halk Bilimi Uzmanı Ayşe Baştançelik tarafından gerçekleştirilen “Dilimiz Onurumuzdur” konulu söyleşid Baştançelik, “Bugün Dil devrimimizin 92. yılını kutluyoruz. Bu kutlama buruk bir kutlama olsa da devrimde emeği geçen Mustafa Kemal ve çalışma arkadaşlarına minnet borçluyuz” dedi. Baştançelik, “Türkçe konuşan, yazan, düşünen her kişiye, dilimize ve alfabemize sahip çıkma konusunda büyük sorumluluklar düşmektedir. Dilimiz bizim onurumuz, bağımsızlık sembolümüz ve ses bayrağımızdır” dedi. Bir ulusun bağımsızlığı ve sonsuza kadar yaşamasının dilinin varlığı ve bağımsızlığı ile mümkün olduğunu ifade eden Ayşe Baştançelik, “Türkçeyi yabancı etkilerden korumak, onun gelişmesini ve zenginleşmesini sağlamak her Türk yurttaşına düşen en önemli görevdir. Ne yazık ki dilimiz geçmişte olduğu gibi bugün de yabancı dillerin etkisi altındadır. Dillerin birbirini etkilemesi sözcük alışverişinde bulunması doğaldır. Ancak kimi zaman bu etki o kadar fazla olur ki dilin iç ve dış yapısında bozulmalara yol açar. Böyle durumlarda dil işletilemez hale gelir. Dil iyi işlemezse toplumda yozlaşmalar, kişiler arasında uyuşmazlıklar başlar. Çünkü dil toplumdaki sosyal akrabalık bağının temelini oluşturur” diye konuştu. Emekli Öğretim Görevlisi ve Halk Bilimi Uzmanı Ayşe Baştançelik, ”Nitekim bugün dilimiz İngilizcenin baskısı yetmezmiş gibi Arapçanın da baskısı altındadır. Daha önce Türkçeleştirilmiş Arapça sözcükler yeniden kullanıma sokulmuştur. Türkçe ’dedikodu’ sözcüğü yerine Arapça ’gıybet, Türkçe ’tanıtım’ yerine İngilizce ’lansman’, vb. sözcükler kullanılır olmuştur. Ayrıca pek çok yerde Arap alfabesi ile yazılmış iş yeri adları vardır. Bütün bunlar dilimizin gelişmesini ve zenginleşmesini engelleyen durumlardır” şeklinde onuştu.
Tacizden vuruldu, 12 milyon TL tazminat kazandı
27 Eylül 2024 Cuma - 13:42 Tacizden vuruldu, 12 milyon TL tazminat kazandı Adana’da bundan yaklaşık 5 yıl önce apartman sakini bir kadını taciz ettiği öne sürülerek, kadının kocası tarafından vurulup felç kalan apartman görevlisinin açtığı iş kazası davasını kazanıp 12 milyon TL hak etmesi apartman sakinlerini isyan ettirdi. Olay, 29 Kasım 2019 tarihinde Seyhan ilçesine bağlı 2000 Evler Mahallesi’ndeki bir sitede meydana gelmişti. İddiaya göre, sitedeki bir dairede oturan Caner Şahin, apartman görevlisi Rıdvan Uçar’ı eşine sözlü tacizde bulunduğu gerekçesiyle silahla vurmuştu. Bu anlar ise saniye saniye güvenlik kamerasına da yansımıştı. Ağır yaralanan Uçar, çağrılan ambulansla Seyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınmış ve felç kalmıştı. Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği dedektifleri olay yerine giderek zanlı Caner Şahin’i gözaltına aldı. Şüpheli, emniyetteki işlemin ardından sevk edildiği adliyede nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı. “Kişisel meselenin cezası apartmana kesildi” Rıdvan Uçar tedavi gördüğü hastanede hayati tehlikesini atlattı fakat felç kaldı. Uçar, felç kalınca site yönetimi tarafından hakları verilerek işten çıkartıldı. Ancak Uçar, avukatı aracılığıyla sitede çalıştığı sırada vurulup felç kaldığı için bunun bir iş kazası olduğunu iddia ederek tazminat davası açtı. Mahkeme ise siteyi 12 milyon lira tazminat ödemeye mahkum etti. “İki kişi arasında yaşanan olayın cezası tüm siteye kesildi” Apartmanın yöneticisi Ünal Bozkurt (36) yaptığı açıklamada, “2019 yılında kapıcımız, bir site sakinimizin hanımına laf atması sonucu kavga çıktı. Kavgada laf atılan kadının kocası, kapıcıyı vurdu. Kapıcı felç kaldı. Bizim karşımıza 5 yıl sonra 12 milyon gibi ciddi bir rakam ceza kesiliyor. Herkese icra geldi ve daire başına 57 bin 306 lira borç yazıldı. İki kişi arasında yaşanan olaydan dolayı tüm siteye kesilen bu cezayı kimsenin ödeyecek durumu yok” dedi. “Hakim sinirlenip cezayı veriyor” Site sakinlerinden Şükriye Avcı (63) ise, “Bu konunun siteye aksettirilmemesi gerekiyor. Bu olay şahıslar arasında yaşanmış. Sözlü tacizden kaynaklanan bir kavga yaşanmış. Duyduğumuza göre avukat mahkemeye gitmemiş. Hastayım diyerek birkaç defa daha mahkemeye katılmayınca hakim sinirlenip cezayı veriyor. Bu olayda avukat ve yönetimin bizi uyarması gerekiyordu” diye konuştu. “Parayı nasıl ödeyecek bu site sakinleri” Verilen cezaya tepki gösteren site sakini Ayhan Türker (52), “12 milyon az para mı. Başkalarının husumeti nedeniyle site sakinlerine ceza verilmesi yanlış. Bu karar verilirken hiç mi vicdanları sızlamadı. Bu kadar parayı nasıl ödeyecek bu site sakinleri. Daire başına 60 bin lira cezayı nasıl ödeyeceğiz. Bize bu cezayla ilgili bilgi verilmedi. Ben şahsıma bu parayı ödeyemeyeceğim” şeklinde konuştu. “Bez parası bulamıyorum, bu parayı nasıl ödeyeceğim” Yatalak annesi ile birlikte yaşadığını dile getiren Muazzez Düzgün (58) ise, “Ben ve annem birlikte yaşıyoruz. Babamın emekli maaşıyla geçiniyoruz ve annem yatalak. Bez parası bulamıyorum, bu parayı nasıl ödeyeceğim. Taciz nedeniyle iki kişi kavga etmiş. Biz neden cezayı ödüyoruz” şeklinde konuştu.
4 kişinin yanarak öldüğü kazanın sürücüsü: "Navigasyon kurbanı olduk"
27 Eylül 2024 Cuma - 12:38 4 kişinin yanarak öldüğü kazanın sürücüsü: "Navigasyon kurbanı olduk" Adana’da tarım işçilerini taşıyan minibüsün uçuruma düşüp alev aldığı, 2’si çocuk 4 kişinin yanarak öldüğü kazaya ilişkin 15 yıla kadar hapsi istenen tutuklu sürücü Mustafa Akfırat’ın (28) yargılanmasına başlandı. Akfırat, aracın fren balatalarından koku gelmesine rağmen yola devam ettiğini belirterek,“Kazanın olduğu güzergahtan ilk defa gittiğim için navigasyon açarak yolu bulmaya çalıştım. Rampa aşağı inerken araç bir anda alev almaya başladı ve ardından uçuruma yuvarlandık. Navigasyon kurbanı olduk” dedi. Mardin’den Manisa’nın Salihli ilçesine salatalık hasadı için tarım işçisi götüren Mustafa Akfırat idaresindeki 34 FF 6095 plakalı minibüs, 22 Nisan’da Adana kent merkezine ulaştıktan sonra Karaisalı ilçesine bağlı Kızıldağ Yaylası yolunda Pozantı’ya çıkmak için navigasyonla ilerledi. Akfırat, sert virajların olduğu yolda minibüsün yakıtı azalınca, mahalledeki bir vatandaştan yardım isteyerek, araca yakıt takviyesi yaptı. Minibüs, Gildirli Mahallesi yol ayrımında yokuş aşağı inerken, sürücüsünün kontrolünden çıkarak, uçuruma yuvarlandı. Kazada, Zozan Sakin (18),Bünyamin Çakıl (6), Zeynettin Çakıl (20) ve Serkan Çakıl (13) hayatını kaybetti, 17 kişi yaralandı. Jandarma tarafından gözaltına alınan Mustafa Akfırat, işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Tutuklu sanık Mustafa Akfırat hakkında ‘Birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan Adana 10’ncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Mustafa Akfırat katıldı. Müşteki ve taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada sanık Mustafa Akfırat, yaptığı savunmada, aracın sahibi arkadaşı M.A.B. ile birlikte araçta toplamda 21 kişi olduklarını, Mardin’den Gaziantep’e kadar aracı arkadaşının kullandığını söyledi. Kazadan birkaç dakika önce aracın fren balatalarından koku geldiğini ve ardından alev aldığını belirten Akfırat, “Ben normalde İstanbul’da yolcu taşımacılığı yapıyorum. O günde arkadaşım benden kendisiyle birlikte gelmemi rica etti. Beraber Mardin Kızıltepe’den Manisa’nın Salihli ilçesine gitmek için yola çıktık. Araç arkadaşıma ait olduğu için herhangi bir arızasının olup olmadığını bilmiyorum. Ancak, Gaziantep’te şoför koltuğuna geçtiğimde aracın frenlerinin gevşek olduğunu ve tutmadığını farkettim’’ dedi. Kaza yaptığı güzergahı daha önce kullanmadığını, o günde tamamen navigasyon kurbanı olduklarını söyleyen Akfırat kaza anını şöyle anlattı; “Gece geç saat olmuştu. Aracın yakıtı azalınca mahalledeki birinden yardım istedik. O kişiden yakıt alarak, yolu sorduk. Bize o güzergahın tehlikeli olduğunu söyledi. Bizde geri dönerek, E-5’den otoban çıkmak istedik. Güzergahı bilmediğim içinde navigasyonu açıp ilerlemeye başladım. Yakıttan sonra aracın fren balatalarından koku gelmeye başlamıştı. Girdiğimiz yolda rampaydı. Rampa aşağı inerken araç bir anda alev almaya başladı ve ardından uçuruma yuvarlandık.’’ Uçuruma yuvarlandıktan sonra araçtan ilk kendisinin çıktığını belirten sanık sürücü Akfırat, “Önce araçtakileri kontrol ettim. Ardından yukarı çıkarak yardım istedim. Bu olayda benim bir suçum yoktur. Tamamen navigasyon kurbanı olduk. Tahliyemi ve beraatimi isterim’’ Dedi. Mahkeme heyeti, sanık Mustafa Akfırat’ın tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı eksiklerin tamamlanması için ileri bir tarihe erteledi.
Uzman Psikolog Çapar  “Alzheimer hastasına bakmak, anksiyete ve depresyona yol açabiliyor”
27 Eylül 2024 Cuma - 09:09 Uzman Psikolog Çapar “Alzheimer hastasına bakmak, anksiyete ve depresyona yol açabiliyor” En temel belirtisi unutkanlık olan Alzheimer hastalığının, hasta için olduğu kadar hasta yakını için de zorlayıcı olduğuna dikkat çeken Uzman Psikolog Tara Çapar “Bakım veren kişinin stres düzeyinde artış, zorlanma, anksiyete, depresyon gibi ruhsal bozukluklar gözlemlenmiştir. Bu kişilere ihtiyaç halinde psikolojik destek sunulmaktadır” dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Uzman Psikolog Tara Çapar, hafıza ve bilişsel yeteneklerin bozulduğu demans (bunama) hastalıklarının en yaygın çeşidi olan Alzheimer’ın psikolojik boyutuyla ilgili bilgi verdi. Alzheimer hastalığının 65 yaşından sonra nüfusun yüzde 10’unda ve 85 yaşın üzerinde yüzde 50’sinde görüldüğünü belirten Psikolog Çapar hastalığın seyri boyunca görülen en yaygın belirtinin unutkanlık olduğunu vurguladı. Alzheimer’ın genellikle sinsi şekilde başlayıp ilerlediğini söyleyen Psikolog Çapar “Araştırmalar sonucunda Alzheimer’ın beyin nöronlarına zarar veren, zihinsel işlevlerde, bellekte, yargılamada, algılamada, davranışlarda ve soyut düşünmede bozulmalara yol açan dejeneratif bir beyin hastalığı olduğu bilinmektedir. Erken başlangıçlı Alzheimer daha hızlı ilerlerken yıkımın kısa zamanda olduğu görülür. İlk bozulan yakın dönemde yaşanan bellektir. Örneğin hastaya bellek muayenesi yapıldığında söylenen kelimeleri tekrar etmesi istenir, hasta hemen hatasız bir şekilde yineleyebilir ancak üç dört dakika sonra kelimeleri tekrar söylemesi istendiğinde yineleyemez” dedi. Psikolog Çapar hastalığın erken dönemlerinde dil işlevinde bozulma, anlama ve ifade etme güçlüğü, adlandıramama, yazamama, okuyamama, apraksi yani sesleri hatalı telaffuz etme, tanıyamama, soyutlama, planlama, sıralama, sonlandırma gibi işlevleri yürüten beynin ön lobunda bozulmalar ile insanları tanıyamama, hatırlayamama, kendine bakamama gibi sorunlar görülebileceğini ifade etti. “Endişe ve huzursuzluk gibi psikolojik belirtiler de görülür” Araştırmalarda hastaların üçte birinde psikotik belirtilerin görüldüğünü aktaran Psikolog Çapar “Hastalar eşyalarının çalındığını ya da yer değiştirdiğini söyleyebilirler. Yabancıların, yakınlarının kılığına girdiklerine inanabilirler. Endişeli, neşesiz, huzursuz ve gergin olabilirler. Hastalığa özgü olmadığı belirtilse de ilerleyen evrelerde çökkünlük, paranoid psikoz, ağır bunalım, panik ve ajitasyon hali sık görülebilir. Yine ileri evrelerde hastalar kendine bakamaz, altına kaçırabilir, iştahsız olabilir, kilo kaybedebilir, halsiz hissedebilir, yataktan kalkamayabilir” diye konuştu. Alzheimer tanısı almış hastaların yakınlarının da çeşitli sorunlarla karşılaştığına işaret eden Psikolog Çapar bu sorunların hem hasta hem de bakım verenin yaşam kalitesini ve iyilik halini negatif yönde etkilediğini anlattı. Bu sorunların en başında günlük yaşam aktivitelerini, yaşam koşullarını düzenlemek; hastanın bakımını planlamak ve iletişim kurmanın yer aldığını dile getirdi. “Bakım veren kişiye de psikososyal destek gerekebilir” Hastalığın erken evresinden sonra kişinin iletişim kapasitesinin ve becerilerinin düştüğünün altını çizen Psikolog Çapar “Hastalar duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını iletmede zorluklar yaşayabilir. Bu yüzden bakım veren kişilerle örneğin aile üyeleri, arkadaş, akraba ve çevresindeki diğer kişilerle iletişim kurmakta zorluklar görülebilir. Konuşma yetisinin azalması ruhsal, davranışsal ve duygusal olmak üzere pek çok yönden olumsuz etkiler. Hastaya nasıl bakım verileceğinin bilinmesi, yaşam koşullarını nasıl düzenlemek gerektiğinin öğrenilmesi hasta yakınlarının dikkat etmesi gereken en önemli unsurlar arasındadır. Dahası bakım veren bireylerle yapılan çalışmalarda, zamanının büyük bir çoğunluğunu hasta ile geçirdiğinde bakım verenin stres düzeyinde artış, zorlanma, anksiyete, depresyon, sosyal izolasyon gibi ruhsal bozukluklar gözlemlenmiştir. Bakım yükünün artmasıyla, uyku düzeninde bozulmalar, ailevi problemler, endişe, yalnız kalma kaygısı gibi ruhsal belirtiler de bakım verenleri yıpratabilmektedir” diye konuştu. Alzheimer tanısı almış bireylerin yakınlarına sunulacak psikososyal yardım desteğinin önemine değinen Psikolog Çapar “Kişiyi güçlendirme, iyilik hali, hasta bakımı ile ilgili bilgi verilmesi, dikkat edilmesi gereken önemli durumlar, maddi yardımlar gibi destekler sunulmaktadır. Bakım verenler ihtiyaç dahilinde bireysel, grup psikoterapileri, aile terapisi gibi psikolojik desteklere yönlendirerek destek verilmelidir” dedi.
Çiftçi, pamuktan umduğunu bulamadı
27 Eylül 2024 Cuma - 09:07 Çiftçi, pamuktan umduğunu bulamadı Adana’da pamuk hasadı devam ederken çiftçi, hem verim hem de fiyat düşüklüğü nedeniyle umduğunu bulamadı. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “İplik fabrikaları pamuğu yurt dışından alıyor. Bu yüzden bizim pamuk para etmiyor” dedi. Adana’da ’beyaz altın’ olarak nitelendirilen pamukta hasat sürüyor. Pamuk ağaları ile film ve romanlara konu olan Adana’da pamuk, lifiyle tekstile, çekirdeğiyle yağ ve yem sanayisine, linteriyle kağıt sanayine, küspesiyle de hayvancılık sektörüne ham madde sağlıyor. Adana, ülke üretiminde 5. sırada yer alıyor. Ekim alanı azaldı Bu sene kentte yaklaşık 147 bin dönüm alanda ekilen pamuktan dönüm başına ortalama 350-400, genel olarak da 70 bin ton rekolte bekleniyor. “Fiyatlar çok düşük” İhlas Haber Ajansı’na konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, verimin normal olduğunu anlatarak, “İlk hasadı yaptığımız pamuktan dönüm başına 350-400 kilogram verim alırken şu anda 500-600 kilogram verim bekliyoruz. Hasat halen devam ediyor ancak fiyatlar çok düşük. Pamuk fiyatları serbest piyasada kilogramı 21 lirayken Çukobirlik tarafından geçen hafta 25 lira, Antbirlik ise 28 lira fiyat açıkladı” diye konuştu. “Pamuk para etmiyor” 500 kilogram verim alındığında çiftçinin maliyetleri kurtardığını anlatan Doğan, “2018 yılında 455 bin dönüm alanda Adana’da pamuk ekmiştik ama sonra hep ekim alanı azaldı. İplik fabrikaları pamuğu yurt dışından alıyor. Bu yüzden bizim pamuk para etmiyor. Gümrük vergilerini de pamukta arttıramadığımız için pamuk ekimi her geçen gün azalıyor” ifadelerini kullandı. Öte yandan, Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, pamuk fiyatlarının en az 30 lira olması gerektiğini söyledi.