Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Adana
Mısırın potansiyeli geleceğe taşınıyor
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:59:50
Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. "Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor" Çomu, şöyle devam etti: "Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor." Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezinin 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürüttüğünü anlatan Çomu, " Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor" diye konuştu. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen Çomu, şunları kaydetti: " Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı." Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezinin rol oynadığını belirten Çocum " Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor" şeklinde konuştu.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:34
Adana’da satırlı kavga: 1 ölü, 2 yaralı
Adana’da iki grup arasında çıkan satırlı kavgada 1 kişi öldü, 1’i ağır 2 kişi yaralandı. Olay, gece saatlerinde Yüreğir ilçesi Doğankent Gazipaşa Mahallesi Kıyıboyu Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Suriye uyruklu iki grup arasında henüz belirlenemeyen sebeple tartışma çıktı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda taraflar birbirine satırlarla saldırdı. Arbedede Z.E. ve 2 kişi yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde Z.E.’nin öldüğü belirlenirken, yaralı 2 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Jandarma olaya karışan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:00
Adana’da polis kağıt oyununa ara verdirip, boğulma bilgilendirmesi yaptı
Adana’da havaların aşırı ısınmamasına rağmen 8 gencin boğulması üzerine Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçip, ev ev, kahvehane kahvehane gezerek anne ve babaları uyardı. Havalar aşırı ısınmasa da güneşi gören Adanalı gençler serinlemek için sulama kanalı, nehir ve göle girmeye başladı. Her yıl ortalama 25 gencin boğulduğu Adana’da bu yıl havalar yeterince ısınmamasına rağmen 8 kişi boğuldu. Bu durumu üzerine Adana Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Polis kanallara "Arkadaşını uyar, kanaldan uzak" dur yazılı pankart astı. Polis daha sonrada özellikle kanal kenarındaki evleri tek tek gezip anne ve babaları çocuklarına sahip çıkması konusunda uyardı. Polis çocukların boğulmasıyla sonuçlanan olaylarda herkesin canının yandığını aynı zamanda 18 yaşından altındaki şahısların boğulması durumda anne ve babanın sorumluluğunun olduğunu bu durumun yargılanmaya kadar gidebileceğini belirterek uyarıda bulundu. Polisin uyardığı vatandaş Ali Çiftçi, "Zamanında küçükken ben de girmiştim. Ama şu anda girmiyorum. Ailelerin başı bu tarz olaylardan çok yandı. O yüzden kanallara girmeyin" dedi. Polis daha sonra mahalledeki kahvehaneleri de tek tek gezerek uyarıda bulundu. Kahvehanede "batak" oyununa ara verdiren polis boğulma konusunda babaların ne yapması gerektiğini anlattı. Oyun oynayan vatandaşlardan Ziya Yılmaz, "Bu bilgilendirme için polislerimize teşekkür ediyorum. Burada çok boğulma olayları oluyor. Vatandaş olarak ne kadar uyarsak da yüzme olayları devam ediyor. İnşallah polislerinizin sayesinde boğulmalar azalacaktır" diye konuştu. başka bir kahvehane sakini Hanifi Akçalı ise, "Buraya girenleri uyarıyoruz. Ben hayatım boyunca bu sulama kanalına girmedim. Güzel yüzerim ama yine de girmem. Ne kadar iyi yüzüyorum desen de bir kramp girdi mi kurtulamazsın. Polisler ev ev geziyor, çok güzel bir şey. Polislerimize güveniyoruz" dedi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:39
Adana’nın tarihi Kapalı Çarşı’sı, adı gibi ‘Kapalı’ kaldı
Esnaf, bölgenin ‘Terk edilmiş bir köye’ döndüğünü belirterek, yetkililerden acil tanıtım, reklam ve tur desteği beklediklerini söyledi.
01 Kasım 2024 Cuma - 22:28
Kozan’da asfalt tankeri alev aldı
Adana’nın Kozan ilçesinde asfalt tankeri alev aldı.
01 Kasım 2024 Cuma - 22:24
Uyuşturucu ticaretine 1 tutuklama
Adana’nın Kozan ilçesinde, evinin bahçesinde zeytin ağacının dalına patates filesi içinde gizlenmiş halde bin 569 uyuşturucu hap ele geçirilen şüpheli tutuklandı. Güneri Mahallesi’nde Kozan İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı narkotik polisleri tarafından gerçekleştirilen çalışmada polis bir evde uyuşturucu hap olduğu bilgisine ulaştı. O.K. isimli şahsın evine yapılan baskında, zeytin dalına asılan patates filesi içinde bin 569 uyuşturucu hap ele geçirildi. Gözaltına alınan O.K. ifadesinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
01 Kasım 2024 Cuma - 22:19
Uyuşturucu ticaretine 1 tutuklama
Adana’nın Kozan ilçesinde evinin bahçesinde zeytin ağacının dalına patates filesi içinde gizlenmiş halde bin 569 uyuşturucu hap ele geçirilen şüpheli tutuklandı. Güneri Mahallesi’nde Kozan İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı narkotik polisleri tarafından gerçekleştirilen çalışmada polis bir evde uyuşturucu hap olduğu bilgisine ulaştı. O.K. isimli şahsın evine yapılan baskında, zeytin dalına asılan patates filesi içinde bin 569 uyuşturucu hap ele geçirildi. Gözaltına alınan O.K. ifadesinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
01 Kasım 2024 Cuma - 18:13
Zihinsel engelli çocuğa cinsel tacizden tutuklanan bekçinin aileye 500 bin lira teklif ettiği iddiası
Adana’nın Ceyhan ilçesinde zihinsel engelli kız çocuğuna tecavüz ettiği iddiası ile tutuklanan bekçi ile diğer sanık bekçiler ile tanıkların ifadeleri ortaya çıktı. Sanık bekçi Mehmet Can D.’nin aileye şikayetten vazgeçmeleri için 500 bin lira teklif ettiği öne sürüldü. Adana’nın Ceyhan ilçesinde yüzde 25 zihinsel engelli kız çocuğu C.İ.’ye 2 yıl önce tecavüz ettiği ve para karşılığı başkalarıyla cinsel ilişkiye zorladığı iddiası ile tutuklanan sanık bekçi Mehmet Can D.’nin yargılandığı mahkemedeki detaylar ortaya çıktı. Sanık Mehmet Can D. ifadesinde C.İ. ile ilişkiye girmediğini iddia ederken, sanık Fatih Ş. ise hakkında C.İ. ile ilişkisi olduğunu söylediği Mehmet Can tarafından tehdit edildiğini söyledi. Sanık Fatih Ş., “Birçok kişi ile bana haber gönderdi. ’Bu işten ben aklanamazsam onu vururum, buz gibi mezar altında yatar’ tarzında mesajlar gönderiyordu” dedi. Tanık olarak dinlenen bekçiler ise, sanık Mehmet Can D.’nin mağdur C.İ. ile ilişkisi olduğunu duyduklarını söyledi. C.İ.’nin annesi H.G., sanık Mehmet Can D.’nin kızı ile ilişkiye 13-14 yaşında girdiğini belirterek, “Mehmet Can D., şikayetten vazgeçmemiz için ev sahibi ile haber gönderdi” dedi. Sanığın şikayetten vazgeçmeleri halinde aileye 500 bin lira vermeyi teklif ettiği de iddia edildi. Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde yapılan duruşmada sanıklar Mehmet Can D., Mehmet Ali T. ve Fatih Ş.’nin savunmaları ile mahkemede tanık olarak dinlenen bekçilerin ifadeleri, zihinsel engelli C.İ.’ye yıllarca yapılan “tecavüz, cinsel istismar ve fuhşa sürükleme” olaylarının nasıl meydana geldiğini ayrıntılarıyla gözler önüne serdi. “İftiraya uğradım” Sanık bekçiler savunmalarında suçlamaları kabul etmedi. Mahkemece tutuklanan bekçi Mehmet Can D., savunmasında iftiraya uğradığını belirterek, “Mağdur başta benim hakkımda herhangi bir beyanda bulunmamıştı, başka bir bekçi arkadaşımız hakkında suçlamada bulunmuştu. 3. ifadesinden sonra suçlamaları bana çevirdi. Ben kesinlikle bu kişiye karşı hiçbir şekilde cinsel içerikli bir eylem veya davranış gütmedim, kendisi ile cinsel ilişkiye girmedim, uyuşturucu madde kullandırmadım, fuhuş için aracılık etmedim. Üzerime atılı suçlamaların hepsini reddediyorum. Benim olaya tek dahilim mağdurun bekçi arkadaşımız hakkında bize gösterdiği mesaj içeriklerine istinaden bu durumu amirlerime bildirmemdi, harici bir bağım ve alakam yoktur” dedi. C.İ.’nin telefon numarasını bildiğini ve telefonunda kayıtlı olduğunu ifade eden sanık Mehmet Can D., kendisini şöyle savundu: “Bir defasında ben kaymakamlıkta görevdeyken kendisini rahatsız edenlerin olduğunu söylemişti. Bana sıkıntılarını anlatmıştı, o zaman numarasını bana vermişti. Ben de sıkıntılarını dinlemek için kendisi ile görüşmüştüm. Kendisi ile 480 saat görüştüğüm hususu kesinlikle doğru değildir. 71 adet görüşme içeriğini topladığımda toplam yedi buçuk saat kendisi ile görüştüm. Mağdur ile ilk olarak hatırladığım kadarıyla 2022 yılının Nisan ayında görüşmeye başladık, kendisi ile sadece telefon üzerinden görüştüm. Dışarıda buluşup cinsel ilişki ya da öpme vb. bir şey yapmadık. Zaman zaman Çamlıyol taraflarında kendisini görüyordum.” C.İ. ile ortak görüşme yaptıkları bekçi arkadaşlarının isimlerini veren sanık Mehmet Can D., “Mağdur ile farklı tarihlerde ortak baz sinyali vermemizin sebebini bilmiyorum. Kesinlikle kendisi ile aynı yerde bulunmadım, belki ben görevdeyken onunla yakın yerlerde denk gelmiş olabilirim. Çünkü mağdur genelde kaymakamlık etrafında dolanıyordu. Bu şahsın yaşı küçüktür ve sürekli sokaklarda gezmektedir. Kendisine sahip çıkan da yoktur. Ben sorunlarını çözmek hususunda yardımcı olmak için kendisi ile bu görüşmeleri yapmıştım” dedi. “500 bin lira teklif etti” Mahkeme başkanı, sanık Mehmet Can D.’nin şikayetten vazgeçmesi için C.İ.’nin ailesine 500 bin lira teklif ettiği iddiaları ile ilgili olarak bekçi Mehmet K.’nin ifadesinde geçen “Mehmet Can benim çalıştığım binaya geldi. Şikayetten vazgeçme için aracı olup olamayacağımı sordu” şeklindeki beyanlarını hatırlatıp, bunun bahsi geçen 500 bin TL miktarındaki para ile alakası olup olmadığını sordu. Sanık Mehmet Can D., “Ben kesinlikle Mehmet K.’den aracı olmasını istemedim. C.İ. bu şikayetleri yaptıktan sonra Mehmet K. bana 500 bin TL muhabbetini sordu. Ben de o kişinin ben olmadığımı söyledim, hatta kendisine ’Ağabey söyle benden uzak dursun. Benim hakkımda iftiralarda bulunuyor’ demiştim. Mehmet K. ile yaptığım görüşme 2023 yılının Mayıs ayındaydı. C.İ. emniyet tarafından bilinen bir şahıs. Sürekli çevredeki vatandaşlar C.İ. hakkında ihbarlarda bulunuyor, biz işlem de yapsak durum çözüme kavuşmuyor. Bu nedenle işlem yapmadım” dedi. Sanık bekçi Mehmet Ali T. de suçlamanın iftira olduğunu söyledi. 1 yıldır mağdur durumda olduğunu ifade eden Mehmet Ali T., “Yapmadığım bir suçtan dolayı 1 yıldır mağdur durumdayım. Hakkımda CİMER’e yazılar yazılmış, soruşturma devam ettiği için emniyet bizi açığa almadı. Bu olay medyaya yansıdıktan sonra emniyet bizi açığa aldı. İddiaları kesinlikle kabul etmiyorum, iddialar iftira ve yalandan ibarettir” dedi. C.İ.’yi mesleği gereği tanıdığını ifade eden Mehmet Ali T., savunmasında şunları söyledi: “C.İ. devamlı kaymakamlık önünde ve çevresinde gezen biridir. Ceyhan’da çoğu kişi kendisini bilir, hatta kendisi hakkında Ceyhan’da yardım kampanyaları başlatılmıştı. Ben kesinlikle kendisi ile cinsel ilişkiye girmedim, suçlamaları kabul etmiyorum. Benim C.İ. ile birkaç saniyelik bir telefon görüşmem olduğunu hatırlıyorum. O dönemlerde farklı numaralardan birçok kez aranıyordum, kendisi hemen hemen bütün bekçileri arıyordu. Hatta bu konuda WhatsApp grubumuzda kendisinden gelen telefonların açılmamasına ilişkin uyarılar yapıldı.” Sanık Mehmet Can D.’nin C.İ. ile ne derece ilişkisi olduğu yönündeki soru üzerine sanık Mehmet Ali T., “Ne derece bir ilişkisi olduğu hakkında bilgim yoktur. Ben kendilerinin beraber araba ile gezdiklerini hiç görmedim. Ben C.İ.’ye hiç şiddet uygulamadım, madem öyle şikayetçi olsaydı. Bana iftira atmaktadır” dedi. “İnsanların yüzüne bakamaz oldum” Sanık bekçi Fatih Ş. de iftiraya uğradığını belirtti. Fatih Ş., “Olayların üzerinden bir-bir buçuk yıl geçtikten sonra haklarımızda böyle iftiralar atıyorlar. Mağduru ormanlık alana götürdüğümüz ve bahsi geçen eylemlerde bulunduğumuz iddia ediliyor. Kendisine para verdiğimiz iddia ediliyor. Okan ile benim kendisini dövdüğümü, morlukları annesine gösterdiğini söylemiş. Annesine gösterdiyse neden darp raporu almamışlar. Eğer böyle eylemlerde bulunduysam buna ilişkin herhangi bir somut delil getirsinler. C.İ.’nin aradıkları insanlardan biri de benim, muhakkak ki halimi hatırımı sormak için aramıyordu. Bunlar bize karşı böyle bir plan yaptı. Suçlamayı ve iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum, hepsi iftiradır. Bu kız biz göreve başlamadan önce Ceyhan Kaymakamlığı önüne gelir, oradaki tüm başıboş insanlarla muhatap olur, bu insanlarla gezer. Kesinlikle üzerime atılanlar iftiradır. Uzun süredir mağdurum, ailemin ve insanların yüzüne bakamaz duruma geldim” diyerek beraatını talep etti. Sanık Mehmet Can D.’nin ilk ifadesinde C.İ.’nin telefon numarasını kendisinden aldığını söylediğinin hatırlatılması üzerine sanık Fatih Ş., “C.İ.’nin beni aradığı numara farklı numaralardır, neden aradığını bilmiyorum. ’Ben C.İ.’ dediğinde telefonu yüzüne kapattım. Mehmet Can bana ’Numarayı bana da ver, ararsa ben de engelleyeyim’ demişti, o nedenle o numarayı vermiştim. Biz Mehmet Can ile gece çalışırken beraberiz ancak iş dışında kendisinin özel hayatı ile ilgili bilgim yoktur. Bildiğim kadarıyla Mehmet Can’ın C.İ. ile ilişkisi yoktur. C.İ. fiziken bakıldığı zaman engelli denilebilecek bir kişi değil, ancak davranışlarında tutarsızlıklar mevcuttu, kimle ne zaman ve nerede olacağı belli değildir. Sürekli bize bir şekilde ulaşmaya çalışıyor” dedi. “Kız herşeyi anlattı” Sanıkların savunmalarının ardından başka bir ildeki Adli Görüşme Odası’ndan Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile sosyal çalışmacı gözetiminde duruşmaya katılan C.İ., bekçilerin kendisini nasıl kandırıp cinsel istismarda bulunduklarını ayrıntıları ile anlattı. Bilirkişi sosyal çalışmacı, görüşünde mağdurda net bir şekilde mental gerilik gözlemlenmediğini belirterek, “Kendisine sorulan soruları genel olarak algılama yetisine sahip olduğunu düşünüyoruz. Gerek duygusal durum gerekse yaptığımız görüşme itibarı ile şu anki durumda mağdurun soyut kavrama becerisine sahip olduğu kanaatindeyiz. Ancak olay tarihindeki yaşı itibarı ile soyut kavrama becerisi yönünden değerlendirme yapılması zordur, ayrıntılı kanaatimizi raporda bildireceğiz” dedi. Daha sonra C.İ.’nin annesi H.G.’nin ifadesi alındı. Anne H.G., “C.İ benim kızım olur. Kızımı istismar etmişlerdir. Ben çocuğumu hiçbir şekilde salmadım, ancak şunu eklemek istiyorum, benim kızımdan yararlanmışlardır, şikayetçiyim” dedi. Anne H.G., sanıklardan Mehmet Can D.’nin ev sahibi ile haber göndererek şikayetten vazgeçmelerini istediğini belirterek şunları söyledi: “Kızımın telefonu savcılığa gittikten sonra bana bu konuyu anlattı. Öncesinde hiçbir şeyden haberim yoktu. Kızım bana olan biteni anlattığında şaşkınlıkla karşıladım. Yurda kendim götürdüm, yoksa çocuğuma zarar vereceklerdi. Bana anlattığı gün yağmur yağıyordu. Mehmet Can’ın evine gitmeyi düşünüyordu. Garip hareketleri vardı, neden garip davrandığını sorduğumda olan biteni bana anlattı.” Kızının kendisine sanık Mehmet Can’ın ismini verdiğini belirten anne H.G., “Mehmet Can ile cinsel ilişkiye 13-14 yaşlarında girdiğini söyledi. Kızım bir kere elinde 500 TL para ile geldi. Ben sebebini sorunca bana arkadaşının verdiğini söyledi. Ben inanmamıştım. Ayrıca kendisi bir kere dışarıda otururken cinsel konulara girdi, hatta ’Anne istersen sana bekçi ayarlayayım’ dedi. Kızım uyuşturucu kullanmıyordu, uyuşturucuya okuduğu okulda hap ile başladı” dedi. “İlişkisi olduğunu duyduk” Daha sonra tanık bekçiler dinlendi. Tanık Y.E.K., bekçi olarak devriye attıklarında farklı vatandaşlardan bekçi Mehmet Can D.’nin mağdur C.İ. isimli çocukla ilişkisi olduğunu duyduklarını iddia ederek, “Bunu çok farklı yerlerden duydum. Alakasız kişiler bize ’Ağabey, aracı olan bir bekçi varmış, bu C.İ. ile dolaşıyormuş’ tarzında ifadeler kullanıyorlardı. Ben bu konuda Fatih’e de söyledim, hatta Fatih ile birlikte kendisini uyardık. Kendisi bunların yalan olduğunu söyledi. Bundan dolayı kendisini şikayet ettim. Bu sebeple bana kin gütmeye başladı. Şikayet ettiğim tarihte bildiğim üzere kızla yaklaşık iki-iki buçuk yıllık ilişkisi vardı. Ardından kendisi ve O. bana kumpas kurdular. Bu dosyada başta şüpheli oldum, numaramı Cİ.’ye verdiler. C.İ. beni telefonla arayarak ’Ağabey tanışalım, ben düşündüğün gibi biri değilim’ tarzında ifadeler kullanıyordu. Ben kendisi ile yüz yüze hiç görüşmedim. Daha sonra O. ve Mehmet Can haklarında suç duyurusunda bulunduk. Cinsel ilişkiye dair gözümle gördüğüm bir şey yoktur. Fatih’in adını bu olayda hiç duymadım, burada sanık olarak bulunmasına bile şaşırdım. Mehmet Ali’nin ise içtiği sigaraya kadar dışarıdaki vatandaşlar tarif ediyorlardı ve kızla dolaştığını söylediler. Mehmet Ali, Mehmet Can’dan sonra kızla dolaşmaya başlamış diye duydum. Fatih ile görüştüğümde Fatih bana Mehmet Can hakkında ’Böyle bir şey yapmışsa bu çocuk gerizekalıdır’ demişti, ancak bunu varsayım olarak mı söyledi, yoksa Mehmet Can’ın böyle bir şey yaptığından bilgisi var mıydı hatırlamıyorum.” Tanık Y.E.K., WhatsApp yazışmaları ile ilgili de şunları söyledi: “Ö. de C.İ. meselesinden dolayı sürgün edilmişti, ’ve sadece C.İ. değilmiş...’ şeklindeki mesajlar yine bu konuya ilişkindir. ’Mehmet Ali ihraçla kalmaz kardaş’ şeklindeki mesaj kaydı ise Mehmet Ali hakkındaki duyumlarımızdan kaynaklıydı. ’Fuhşa aracılıktan işlem görür’ şeklindeki mesaj kayıtları ise, Mehmet Can’ın mağdur C.İ.’yi yakın çevresindeki kişilere para karşılığı pazarladığına ilişkin bir muhabbettir. Bunu sağdan soldan duyuyorduk, birçok kişi bize bunu söyledi. Örneğin Damla Kebap’ın ismini Recep olarak hatırladığım paketçisi bize bunu söylemişti. Bunun gibi birçok kişiden duymuştuk. ’Mehmet Ali, C.İ. ile ataya gidecek’ şeklindeki ifade ’araya gidecek’ anlamındadır, yani rezil olacak şeklinde kullanılmıştır.” “Mağdurla ilişkisi olduğunu söyled” Tanığın ifadesi üzerine sanık Fatih Ş.’ye iddialar soruldu. Fatih Ş., “Yusuf yanıma geldi, Mehmet Can’ın mağdur ile ilişkisi olduğunu söyledi. Ben de ’Böyle bir şey yapıyorsa gerizekalıdır’ dedim, sonra ben Mehmet Can’a ’Bak senin hakkında böyle diyorlar’ dedim. O da ’Bunu kim görmüş, ne doğruluğu var’ şeklinde cevap verdi. C.İ. ile ben iletişime geçtiğimde C.İ. tehdit edildiğine ilişkin bana herhangi bir şey söylemedi. Ben Mehmet Can tarafından tehdit edildim. Birçok kişi ile bana haber gönderdi, ’Bu işten ben aklanamazsam onu vururum, buz gibi mezar altında yatar’ tarzında mesajlar gönderiyordu” dedi. Tanık Mehmet K. de, mağdur C.İ.’nin kiracısı olduğunu söyledi. Sanık bekçi Mehmet Can’ı tanımadığını belirten Mehmet K., “Sadece iş yerinde kendisi ile bir kez karşılaşmıştık. Birlikte aynı yerde görev yapıyorduk. Orada bana ’Böyle bir konu var, benim müdahil olmadığım bir konu. Bu konuda bana yardımcı olabilir misin?’ dedi. Benim bu konu ile ilgili dışarıdan duyduğum hususları kendisine sordum. Kendisi de öyle bir olay olmadığını söyledi. 500 bin TL konusunda ise müşteki H. bana ’Kızım hakkında bir şeyler var, başkaları tarafından bana para teklif edildi’ şeklinde söyledi. Daha sonra ben bu hususu Mehmet Can’a sorduğumda Mehmet Can bu teklifi kendisinin yapmadığını söyledi” dedi. “Bekçi bir sevgilisi var” Tanık bekçilerden Y.G. de, Mehmet Can’ın C.İ. ile arasında ilişki olduğunu duyduğunu söyledi. Y.G., “Biz görev yaptığımız sırada GBT sorgusu yaptığımız kişiler bize C.İ.’nin bekçi bir sevgilisi olduğunu, isminin de Mehmet Can olduğunu söylüyorlardı. Daha sonra bu hususu Mehmet Can ile konuştuk. ’Dışarıdan böyle şeyler duyuyoruz, haberin olsun’ dedik, o da bize ’Bbenlik bir şey yok, böyle bir şey yok, inanmayın’ tarzında ifade kullandı” dedi. Tanık bekçilerden A.E. ise, C.İ.’nin ailesi ile sorunları olan biri olduğunu söyledi. Zaman zaman C.İ.’yi yanında yetişkin erkeklerle gördüklerini söyleyen A.E., “Gördüğümüzde onları uyarıyorduk, uyardığımız zaman bu şahıslardan bazıları bize ’Ağabey sen öyle diyorsun ama, gri arabası olan bir bekçi sevgilisi var’ diye anlatıyorlardı. Örneğin Damla Kebap’ta çalışan paketçi bir çocuk bize bunu söylemişti. Bunun dışında bir kişi daha vardı ancak ismini bilmiyorum, her tarafı dövmeli bir çocuktu, kanser hastasıydı, büyük ihtimalle ölmüş olabilir, son zamanlarda durumunun kötü olduğunu söylüyorlardı, komşusu olduğunu söylemişti. O çocuk da aynı beyanlarda bulunmuştu. Bunları birkaç kişiden duyduktan sonra Mehmet Can’ı çağırdık, Mehmet Ali ve Fatih de oradaydı. ’Böyle böyle şeyler duyuyoruz, biliyorsun zihinsel engeli var, yaşı küçük, uzak dur böyle olaylardan’ dedik. O da bize ’Benim böyle şeylerle işim olmaz’ dedi ve konuyu kapattık. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Mehmet Can’ın mağdur ile cinsel ilişkiye girdiğini dışarıdan duyuyorduk, bir keresinde iki bayanın kavga ettiği anonsu gelmişti, gittiğimizde C.İ. ve ablasının birbirlerine girmiş olduklarını gördük. Ablası C.İ.’ye ’Ağabey sizle alakalı bir şey yok ama üniformalı bir bekçi kendisini Ayas’a götürüyor ve orada ilişkiye giriyor. Arabası gri, müstehcen görüntüleri var, fotoğrafları bana vermedi, sildi’ şeklinde ithamlarda bulunuyordu. O gün biz bu olay için ekip çağırdık ancak daha sonra oradan ayrıldık. Tutanak tutmadık, o işleri polise bırakıyoruz” dedi. Tanık bekçi S.A.K. de, diğer tanık bekçiler gibi arkadaşları sanık Mehmet Can’ın C.İ. ile sevgili olduklarını, görüştüklerini duyduklarını söyledi. Sanık Mehmet Can’a “Böyle bir şey varsa uzak dur, başın yanar" şeklinde uyarıda bulunduklarını ifade eden S.A.K., Mehmet Can’ın C.İ. ile cinsel ilişkiye girdiği, fuhşa aracılık ettiğine dair bir duyumu olmadığını belirtti. Savcının tutuklama talebi üzerine söz hakkı verilen sanık bekçi Mehmet Can D., “Mütalaayı kabul etmiyorum, ben bu suçu işlemedim. Ömer isimli şahsın ismi benden daha çok geçmesine rağmen ihale üzerime bırakıldı” dedi. “Rapor alınacak” Mahkeme heyeti, sanık bekçi Mehmet Can D.’nin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, dosyada mevcut delil durumu, delilleri karartma şüphesinin bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olması ile tüm dosya kapsamı birlikte nazara alındığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcut olduğu, yüklenen suçun CMK’nın 100/3 maddesinde sayılan ve tutuklama sebebi var kabul edilen suçlardan olduğu, yüklenen suç için öngörülen ceza miktarı gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde tutuklama şartlarının mevcut olduğu, hakkındaki adli kontrol tedbirini ihlal eden sanık yönünden adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaatiyle tutuklanmasına karar verdi. Diğer sanıkların da adli kontrollerinin devamına karar verilirken, duruşma bir kebapçıda paketçi olarak çalışan kişinin tanık olarak dinlenilmesine, tüm sanıklar ve mağdurun HTS kayıtlarının araştırılması, baz istasyonları yönünden sanıkların ortaklaşa bir durumunun olup olmadığı, ayrıca sanık Mehmet Can D. ile C.İ. arasındaki görüşme süresi hususunda ve C.İ.’nin suç tarihinde fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş olup olmadığı hususunda rapor aldırılması için ileri bir tarihe ertelendi.
01 Kasım 2024 Cuma - 17:26
Uyuşturucu bağımlısı genç evini yaktı
Adana’da uyuşturucu bağımlısı şahıs, evini ateşe verdi. Şüpheli gözaltına alınırken, ev kullanılamaz hale geldi. Edinilen bilgiye göre, olay merkez Seyhan ilçesi Yeşiloba Mahallesi’nde iki katlı müstakil evin üst katında meydana geldi. İddiaya göre, krize giren uyuşturucu bağımlısı genç evi ateşe verdi. Yanmaya başlayan ikametin bitişiğindeki ilkokulda öğrenim gören öğrenciler tedbir amacıyla tahliye edilirken, ihbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle bitişikteki okula sıçramadan kontrol altına alındı. Evin kullanılamaz hale geldiği yangının söndürülmesinin ardından öğrenciler yeniden okula alındı. Uyuşturucu bağımlısı genç ise gözaltına alındı.
01 Kasım 2024 Cuma - 10:42
40 yıldır protez bacak hayaline kavuşmayı bekliyor
ADANA (İHA) – Adana’nın Feke ilçesinde yalnız yaşayan 63 yaşındaki adam, 40 yıldır hayalini kurduğunu protez bacağa kavuşmak istiyor. Adana’nın Feke ilçesinde Çandırlar Mahallesinde zor şartlarda yalnız yaşayan 63 yaşındaki Salih Yaşar Aybar’ın 18 yaşında ayağında çıkan yaranın enfeksiyon kapması sonucu bacağı kesildi. Bacağı kesildikten sonra sağ gözünde oluşan rahatsızlık nedeniyle gözünde de görme kaybı olan Aybar, maddi imkansızlıklar nedeniyle protez bacak alamadı. Aybar, şimdi yıllardır hayalini kurduğu protez bacağa kavuşmak istiyor. “18 yaşındayken ayağım kesildi” Yeni bir bacak ile köydeki zor şartlarda kendi ihtiyaçlarını karşılayıp kimseye yük olmamak istediğini belirten Salih Yaşar Aybar, “40 yıldır bir ayağım olmasının hayalini kuruyorum. 18 yaşındayken ayağımda bir yara oldu ve ayağım kesildi. Köyde hiçbir şey yapamıyorum. Ayağım kesildi yara geçmedi. Bu sefer başka yerden kesildi. Evlendim 1 yıl ayağım üzerinde bastım sonra 9 ay yatalak oldum. Halam ile kayınvalidem baktı. Onlar vefat etti. Ben böyle tek kaldım fakat buna da şükür” dedi. “40 yıllık bir hayalim protez bacağım olması” Bir bacağı olmasını çok istediğini kaydeden Aybar, “Köyde tek başıma kalıyorum kimsem yok. Kardeşlerim var ama kimseye yük olmak istemiyorum. Sobamı yakamıyorum. Ev tutamıyorum. 3 bin 300 TL maaşımla geçinmeye çalışıyorum. Kışın köy şartları çok zor. Kardeşlerimin yanına gidiyorum her zamanda olmuyor. Benim banyo yapmam sorun. Kimseyi rahatsız etmek istemiyorum. Bir protez ayağım olsun dedim ama olmuyor. Kaymakamlıktan yardım hesabı açıldı ama olmadı. Gözüme ayağım kesildiğinde bir nokta indi ve tek gözümde görmüyor. Sesim duyuldun isterim. Bir protez bacak 350-450 bin TL benim öyle bir para bulma sansım yok. Oturamıyorum, yürüyemiyorum şartlar çok zor. 40 yıllık hayalim bir protez bacağım olsun, kimseye muhtaç olmadan yaşayayım” diye konuştu.
01 Kasım 2024 Cuma - 10:19
Adanalı kasaplardan kebapçılara fiyat tepkisi
Adana’da 1 kilogram kemiksiz eti 450 TL’ye satan kasaplar, ortalama 150 gram Adana kebabını 350-400 TL’ye satan kebapçılara tepki gösterdi. Kebabın başkenti Adana’da ortalama 150 gram bir porsiyon Adana kebap, merkez Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde 250-300 TL aralığında, Çukurova ilçesindeki kebapçılarda ise 300-400 TL aralığında satılıyor. Adana Kasaplar Çarşısı esnafı, 1 kilogram kemiksiz erkek kuzu etini 450 TL’ye sattıklarını, kebapçıların fiyatlarının pahalı olduğunu söyledi. “Gönül rahatlığıyla etlerini tüketebilirler” Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur, “Adana Kasaplar Çarşısı’nda kemiksiz etin kilogramı 450 TL. Kasaplarımız, vatandaşlarımızın gözü önünde etlerini hazırlayıp satıyorlar. Adana bazında denetimlerimiz devam ediyor. Gönül rahatlığıyla vatandaşlarımız etlerini alıp tüketebilirler” dedi. “Fahiş fiyatların önüne geçilmesi lazım” Adana kebabının fahiş fiyata satıldığını öne süren Yağmur, “1 kilogram et ile 10 kişi doyabilirken vatandaşlar restoranlara gittiğinde bir kişilik Adana kebabı en az 350 liraya yiyor. Bu fahiş fiyatların önüne geçilmesi lazım. Ortalama fiyatlar zaten bellidir. Bir porsiyon Adana kebabın maliyeti 200 lira. Bu satılan fiyatlar akıl verici değil” ifadelerini kullandı.
01 Kasım 2024 Cuma - 09:40
’Baykuş gözü’ dövmesi kuyumcuyu vurup soyan şüpheliyi yakalattı
Adana’da kuyumcuyu vurup 900 gram altın çalan soyguncu "baykuş gözü" dövmesinden saklandığı evde yakalandı. Olay, 28 Ekim günü Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesi Ahmet Sapmaz Bulvarında meydana geldi. İddiaya göre, kimliği belirlenemeyen bir şüpheli motosiklet ile kuyumcuya geldi. Kasklı bir kişi motosikletten inerek elindeki silahla kuyumcuya girdi. İçeri giren kasklı şüpheli, işyeri sahibi Muhammed Bahadır A. (32)’ya “Kıpırdama, arkanı dön” diyerek tabanca ile ateş açtı. Sırt bölgesinden yaralanan işyeri sahibi kanlar içerisinde yere yığıldı. Bu sırada kasklı şüpheli vitrinde bulunan altınları topladı. Ardından arkasına bakmadan geldiği motosikletiyle kaçtı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Bölgeye gelen sağlık ekipleri yaralıyı hastaneye kaldırıldı. Hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenilen kuyumcunun tedavisini devam ettiği bildirildi. “Boynundaki ’baykuş gözü’ dövmesi kimliğini ele verdi” Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Gasp Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. 100 saatlik görüntü izleyen gasp polisleri, şüphelinin olaydan önce 3 saat bölgede keşif yaptığını belirledi. Polis şüpheli Okan B.’nin (35) kimliğini boynunda bulunan baykuş gözü dövmesinden belirledi. Çukurova İlçesine bağlı Yüzüncüyıl Mahallesi’nde bir apartman dairesinde saklanan şüpheli yapılan operasyonla yakalandı. “900 gram altın çalmış, 160 gramını bozdurmuş” Gasp polisleri Okan B.’nin saklandığı adrese yaptığı operasyonda çalınan 740 gram altını ele geçirdi. Şüphelinin 900 gram altın çaldığı 160 gramını bozdurup banka hesabına aktardığı öğrenildi. Paranın aktarıldığı hesaba tedbir kararı uygulandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Okan B., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
01 Kasım 2024 Cuma - 09:33
Adanaspor’da Yusuf Şimşek dönemi
Adanaspor, teknik direktör Yusuf Şimşek ile 1 yıllık sözleşme imzaladı. Turuncu-beyazlı kulüpten yapılan açıklamaya göre kulüp başkanı Furkan Akgül, teknik direktör Yusuf Şimşek bir araya geldi. Görüşmenin ardından teknik direktör Şimşek ile 1 yıllık sözleşme imzalandı. Akdeniz ekibi, 27 Ekim’de teknik direktör Kemal Kılıç ile yollarını ayırmıştı.
01 Kasım 2024 Cuma - 09:31
Stres ve kaygı gençlerde ‘Zona’ görülmesini arttırdı
Dermatoloji Uzmanı Dr. Deniz Çetinkünar, zonanın artık gençlerde de görüldüğünü belirterek, “En çok 50 yaş üzerinde, onkolojik tedavi gören hastalarda görülen zona hastalığının gençlerde de görüldüğünü gözlemliyoruz. Bunun nedeni gençlerin yaşadığı stres ve kaygı olabilir” dedi. ‘Zona zoster’ olarak bilinen ve kısaca ‘zona’ olarak tanımlanan deri hastalığında son zamanlarda artış yaşanıyor. Genellikle yaşlılarla ilişkilendirilen hastalık artık gençleri de etkisi altına almaya başladı. Gençlerde de görülme sıklığının artığını belirten Dr. Çetinkünar, günümüzde gençlerin yaşadığı stres ve kaygının yüksek olmasının, bağışıklık sistemini baskılayarak virüsün canlanmasına neden olduğuna dikkat çekti. “Kalp kriziyle dahi karıştırılabiliyor” Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Deniz Çetinkünar, İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Dr. Çetinkünar, zonanın ‘Suçiçeği’nden sonra görüldüğüne dikkat çekerek, “Zona, su çiçeğine benzer kabarcık oluşturması, deri döküntüleri ve ağrıyla kendini belli eden bir hastalık. Nedeni, Varisella Zoster (VZV) isimli bir virüs. Daha sık yüz, sırt, karın, göğüs ve pelvis bölgelerinde görülür. Suçiçeği geçiren ya da aşısı olan kişilerde virüs, bir nevi vücutta uykuya yatıyor. Ancak bağışıklığınız düştüğünde, güçsüz kaldığınızda, yorgun düştüğünüzde bu uykuya yatan virüs. tekrar canlanıyor. Öncesinde hastalar şiddetli bir ağrı, yanma, batma ve kaşıntı hissediyor. Genellikle bu hastalık vücudun sağ veya sol tarafını tutuyor. 1-5 gün sonrasında tipik döküntüler ortaya çıkıyor. Döküntüler çıktığında tanımız kolaylaşıyor. Hastalar tutulum olan bölgede şiddetli ağrı hissediyorlar. Ancak göğüs bölgesinde tutulum olduğunda hissedilen şiddetli ağrı nedeniyle hastalar, kalp krizi olduğunu düşünebiliyorlar” ifadelerini kullandı. “Körlüğe kadar gidiyor” Zona’nın bulaşma riskinin olmadığına vurgu yapan Dr. Çetinkünar, “Zonadan sonra suçiçeği geçirmemiş birisi varsa suçiçeği bulaşabilir. Erken dönemde tedaviye başlamak çok önemli. Belirtilerin başladığı ilk 3 gün içerisinde tedavi edilirse, hastalığın seyri hafifliyor. Aksi durumda, hasta özellikle ağrıyı uzun süre çekiyor. Baş bölgesinde görülen zonaların bazıları az hastada körlüğe kadar giden ciddi bir duruma dönüşebiliyor” diye konuştu. “Risk grupları aşı olmalı” Zona’ya karşı aşı olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Deniz Çetinkünar, “Artık aşı kullanmaya başladık. Özellikle risk grubunda aşıyı öneriyoruz. En çok 50 yaş üzerinde, onkolojik tedavi gören ve bağışıklık sisteminin zayıf olduğu hastalarda görülme riski artığı için zona aşısı yaptırmalarını istiyoruz” dedi.
01 Kasım 2024 Cuma - 08:55
Zeytin ağacına saklanan uyuşturucu ele geçirildi
Adana’nın Kozan ilçesinde zeytin ağacının dalına patates filesi içinde gizlenmiş halde bin 569 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Edinilen bilgiye göre olay ilçeye bağlı Güneri Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, polis bir evde uyuşturucu hap olduğu bilgisine ulaştı. O.K. isimli şahsın evine yapılan baskında, zeytin dalına asılan patates filesi içinde bin 569 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Şüpheli gözaltına alındı.
31 Ekim 2024 Perşembe - 15:02
49 yaşındaki kadın kemik erimesi nedeniyle 37 kez ameliyat oldu ama sağlığına kavuşamadı
Adana’da kemik erimesi nedeniyle 37 kez ameliyat olmasına rağmen sağlığına kavuşamayan ve yatağa mahkum yaşayan 49 yaşındaki Özlem Arat, "Artık dayanacak gücüm kalmadı” dedi. 49 yaşındaki Özlem Arat, 17 yıl önce Ahmet Arat (63) ile tanışarak evlenmeye karar verdi. Nişanlanan Özlem Arat’ın bu sırada kemik ağrıları başladı. Doktora gidip muayene olan Arat, kemik erimesi nedeniyle tedavi görmeye başladı. 2008 yılında da Ahmet Arat ile hayatını birleştiren Özlem Arat, evlendikten sonra tedavi olmasına rağmen kemik ağrıları arttı. Doktora gittiğinde hamile olduğunu öğrenince bebeğe zarar gelmemesi için tedavisine ara veren Arat, rahatsızlığından dolayı ilk bebeğini 6 aylık 10 günlükken dünyaya getirdi. Aylarca hastanede kalan Asen (15) ismini verdikleri kız çocuğunun doğuştan kalbi delik, akciğer rahatsızlığı ve yürüme problemi olduğu belirlendi. Özlem Arat kendisi de bir taraftan tedavi olmaya devam etti. Bu arada ikinci bebeğine hamile kalan genç kadın, Arda (14) isimli bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Doğumdan sonra Özlem Arat’ın kemiklerindeki ağrılar iyice arttı. Doktora gittiğinde kemik erimesinin çok ilerlediği, acilen ameliyat olması gerektiği belirtilen Arat, Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı Seyhan Uygulama Merkezi’nde Ortopedi Uzmanı Dr. M.F.U. tarafından muayene edildi. Doktor kemik erimesinin çok ilerlediğini, acilen kalçaya protez takılması gerektiğini söyledi. Ameliyatla kalçasına protez takılması sonrası 2 ay ağrıları dinen Arat, sonra yeniden rahatsızlanarak ayağa kalkamaz duruma geldi. Ağabeyinin başka bir doktora götürdüğü Arat’a protezin mesane bölgesinde olduğu ve acilen ameliyat olması gerektiği söylendi. Genç kadın, Adana’da Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi’ne giderek burada film çektirdiğinde kalçaya takılan protezin mesanede olduğunu öğrendi. Doktorlar hemen Arat’ı ameliyata alarak protezi mesaneden çıkartıp kalçaya taktı. Ancak iddiaya göre protezin yanlış yere takılmasından dolayı vücutta kemikler iltihaplandığı ve zarar gördüğü için Arat art arda boyun, bacak, kol gibi yerlerden tam 37 kez ameliyat geçirerek platin ve protez takıldı. Bu arada Arat’ın bir ayağı diğerinden 7 santim kısaldı. Özel ayakkabı ve terlik giymeye başlayan genç kadın, 37 kez ameliyat olmasına rağmen yatağa mahkum bir hayat sürmeye başladı. “Dayanacak gücüm kalmadı, ailem bile yanımda değil” Artık dayanacak gücünün kalmadığını dile getiren Özlem Arat, ”Çok fazla ameliyat oldum ama daha da kötüye gidiyorum. Çocuklarım okula gidemiyor, eşim işi bırakmak zorunda kaldı. Kalçamdaki protez çıktı ve dışarıdan görünüyor. Şu an tamamen yatağa bağlı yaşıyorum. Kalçamdaki kemiklerin çürümesi nedeniyle protez takılması gerekiyor dediler, protezi yanlış taktılar. Benim ayaklarım şişti ve kendi ihtiyaçlarımı göremiyorum. Artık gücüm yok, yataktan kalkmıyorum. Ailem bile yanımda değil, sana bakamayız diyorlar” dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder