Yerel Haberler
Adana
Mısırın potansiyeli geleceğe taşınıyor 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:59:50 Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. "Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor" Çomu, şöyle devam etti: "Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor." Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezinin 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürüttüğünü anlatan Çomu, " Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor" diye konuştu. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen Çomu, şunları kaydetti: " Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı." Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezinin rol oynadığını belirten Çocum " Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor" şeklinde konuştu.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:00 Adana’da polis kağıt oyununa ara verdirip, boğulma bilgilendirmesi yaptı Adana’da havaların aşırı ısınmamasına rağmen 8 gencin boğulması üzerine Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçip, ev ev, kahvehane kahvehane gezerek anne ve babaları uyardı. Havalar aşırı ısınmasa da güneşi gören Adanalı gençler serinlemek için sulama kanalı, nehir ve göle girmeye başladı. Her yıl ortalama 25 gencin boğulduğu Adana’da bu yıl havalar yeterince ısınmamasına rağmen 8 kişi boğuldu. Bu durumu üzerine Adana Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Polis kanallara "Arkadaşını uyar, kanaldan uzak" dur yazılı pankart astı. Polis daha sonrada özellikle kanal kenarındaki evleri tek tek gezip anne ve babaları çocuklarına sahip çıkması konusunda uyardı. Polis çocukların boğulmasıyla sonuçlanan olaylarda herkesin canının yandığını aynı zamanda 18 yaşından altındaki şahısların boğulması durumda anne ve babanın sorumluluğunun olduğunu bu durumun yargılanmaya kadar gidebileceğini belirterek uyarıda bulundu. Polisin uyardığı vatandaş Ali Çiftçi, "Zamanında küçükken ben de girmiştim. Ama şu anda girmiyorum. Ailelerin başı bu tarz olaylardan çok yandı. O yüzden kanallara girmeyin" dedi. Polis daha sonra mahalledeki kahvehaneleri de tek tek gezerek uyarıda bulundu. Kahvehanede "batak" oyununa ara verdiren polis boğulma konusunda babaların ne yapması gerektiğini anlattı. Oyun oynayan vatandaşlardan Ziya Yılmaz, "Bu bilgilendirme için polislerimize teşekkür ediyorum. Burada çok boğulma olayları oluyor. Vatandaş olarak ne kadar uyarsak da yüzme olayları devam ediyor. İnşallah polislerinizin sayesinde boğulmalar azalacaktır" diye konuştu. başka bir kahvehane sakini Hanifi Akçalı ise, "Buraya girenleri uyarıyoruz. Ben hayatım boyunca bu sulama kanalına girmedim. Güzel yüzerim ama yine de girmem. Ne kadar iyi yüzüyorum desen de bir kramp girdi mi kurtulamazsın. Polisler ev ev geziyor, çok güzel bir şey. Polislerimize güveniyoruz" dedi.
Yalancı şahitlik mesajı ortaya çıktı, dosya yeniden açıldı
05 Kasım 2024 Salı - 09:26 Yalancı şahitlik mesajı ortaya çıktı, dosya yeniden açıldı Karamanda otomobilde başından vurulmuş halde ölü bulunan ve intihar ettiği öne sürülen Adanalı komiser dosyasında şahitlik yapan kadının "Ben yalancı şahitlik yapmak zorunda kaldım" mesajı ortaya çıkınca dosya yeniden açıldı. Adanalı komiser Mehmet Şimşek (31), geçen 27 Ocak’ta Adana’da ebe Elif Çelik ile nişanlanıp daha sonra görev yeri Karaman Ayrancı’ya döndü. Ancak Karaman’a gittiğinde Şimşek’in nişanlısına hediye olarak alıp odasındaki çekmecede tuttuğu 27 bin liralık pırlanta yüzükle imzasının bulunduğu boş A4 kağıdının çalındığı ortaya çıktı. Polis memuru makam odasına girmiş Kamera kayıtlarını inceleyen Şimşek, 28 Ocak’ta makam odasına polis A.D.’nin izinsiz şekilde girdiğini tespit etti. Hırsızlık olayını 31 Ocak’ta yargıya taşıyan Mehmet Şimşek, 1 Şubat’ta aracında ölü bulundu. Kayıtlara intihar olarak geçti Başından vurulmuş halde ölü bulunan Adanalı komiserin ölümü ise kayıtlara intihar olarak geçti. Savcılık, Şimşek’in evinde ve makam odasında bulunan psikoloji ilaçlarının da önceki nişanlısından ayrılması, hırsızlık olayı ve görev yerinin değişmesi nedeniyle derinden etkilediğine hükmedip takipsizlik kararı verdi. Hırsızlık şüphelisi polis A.D. ise 10 Şubat’ta tutuklandı ancak 4 Nisan’da serbest bırakıldı. Yalancı şahit ortaya çıktı Ancak geçtiğimiz ay, bir telefon numarasından Mehmet Şimşek’in ailesine gelen mesaj, olayın seyrini değiştirdi. ‘Merhaba ben D.D., Mehmet Şimşek davasında A.D. için yalancı şahitlik yapmak zorunda kaldım. Bunu telafi etmek için avukatınız benim ile iletişime geçebilir mi? İlk mahkemede bu hatayı düzeltmek istiyorum’ yazılı mesaj üzerine ailenin avukatı Nazan Akça Subaşı kapatılan dosya için Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı’na itirazda bulundu. İtirazı ve mesajı inceleyen savcılık, yeni bir esas numarası vererek davanın yeniden açılması kararını verdi. “Bu olay ’profesyonelce kurgulanmış cinayet” Avukat Nazan Akça Subaşı, olayın ’profesyonelce kurgulanmış cinayet’ olduğunu öne sürerek, “Mehmet Şimşek aracın başından vurulmuş halde ölü bulunmuştu. Dosya, intihar denilerek kapatıldı. Ancak sonradan ortaya çıktı ki rahmetli komiser olaydan 1 gün önce yüzüğünü çalan polisten şikayetçi oluyor ve o polis defalarca kez komiseri arıyor. Sabahında ise komiser aracında ölü bulunuyor. Mehmet, Adana’dan Karaman’a yeni gidiyor. Aracını tertemiz yaptırıp Karaman’a gidiyor ancak aracın yolcu koltuğunda bir şarj aleti bulunuyor hem de toprak izi var. Ayrıca komiserin HTS ve PTS kayıtları dosyaya girmemiş” ifadelerini kullandı. “Kapatılan dosya yeniden açıldı” Kapatılan dosyanın yeniden açıldığını ve A.D.’nin sevgilisine yalancı şahitlik yaptırdığını anlatan Subaşı, “Polis memuru A.D., yüzüğü çalmadığını ve sevgilisine ‘Yerde buldum’ diyerek ifade verdirmişti. Sevgilisi bize ulaştı ve yalancı şahitlik yaptığını açıkladı. Savcılık soruşturması yeniden açıldı. Toplanmasını istediğimiz deliller vardı. O deliller tekrardan toplanacak. Mehmet Şimşek ve A.D.’nin bütün kayıtları toplanacak. Kapatılan dosya yeniden açıldı ve deliller toplanıyor. Şüpheli polis memuru ise görevden uzaklaştırıldı ancak halen ihraç edilmemiş” dedi.
Depremzedeler TOKİ ile hem yuva buldu, hem deprem korkusunu yendi
05 Kasım 2024 Salı - 09:14 Depremzedeler TOKİ ile hem yuva buldu, hem deprem korkusunu yendi Adana’da depremzedeler için yapılan TOKİ konutlarında yaşamlar sürmeye başladı. Evlerde oturan depremzedeler konutlardan memnun olurken, deprem korkusun da artık yaşamadıklarını, kendilerini güvende hissettiklerini söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde evleri yıkılan binlerce depremzede için 11 ilde TOKİ tarafından yapılan konutların inşası sürüyor. Adana’da ise 10 bin 958 konutun 3 bini tamamlandı ve 7 bin 958 konutun inşası Seyhan, Çukurova, Sarıçam, Tufanbeyli, Yumurtalık ve Ceyhan ilçelerinde devam ediyor. 7 gün 24 saat esasına göre devam ediyor İşçiler, inşaatlarda 3 vardiya olarak konutların yapımını 7 gün 24 saat esasına göre devam ettiriyor. Projeler çerçevesinde kurası çekilen ve hak sahiplerine teslim edilen evlerde yaşam başladı. Merkez Çukurova ilçesine bağlı Şambayadı Mahallesi’nde yapılan TOKİ konutlarında oturmaya başlayan aileler, hem devlete teşekkür etti, hem de artık deprem korkusu yaşamadıklarını söyledi. “Ev çok güzel” Bu depremzedelerden birisi de merkez Çukurova ilçesinde oturdukları Gülek Sitesi ağır hasar alan ve evleri yıkılan Halime Sapmaz. Sapmaz, eşiyle birlikte Şambayadı Mahallesi’ndeki TOKİ konutlarında 6 aydır yaşam sürüyor. Sapmaz, “Devlete çok teşekkür ediyoruz. Biz bu kadar hızlı evlerin teslim edileceğine inanamıyorduk. Ev çok güzel. Ufak tefek sıkıntılarımız oluyor, onlarda düzeltilecektir” dedi. “Ev çok sağlam” Deprem korkusu yaşamadıklarını da anlatan Sapmaz, “Önceki evimizde deprem sırasında çok sallanmıştık. Evimiz ağır hasar almıştı. Bu ev ama çok sağlam. Geçen gün deprem olduğunda ben korkup aşağı indim ama eşim yukarıdan seslenip, ‘Aşağıda zatürreden öleceksin. Yukarı gel, ev sağlam’ diyerek çağırdı” ifadelerini kullandı. “Bu evden ayrılmam” Bir diğer depremzede Kenan Çetin ise evi çok beğendiğini söyleyerek, “Bizim evimizde merkez Çukurova ilçesi Süleyman Demirel Bulvarı üzerinde bulunan Dörtler Apartmanıydı. Ağır hasar almıştı ve evimiz yıkıldı. Kirada kaldık ve devletimiz kira paramızı ödedi. Bu eve Haziran ayında taşındık ve çok memnunuz. Ev çok güzel. Önceki evimizde deprem anında oğlumla birlikteydim ve çok kötü anlar yaşadık. Buraya taşındığımızda da deprem oldu ama hiç hissetmedik. Bu evde kendimi çok güvende hissediyorum, kaç şiddetinde olursa olsun bu evden ayrılmam” diye konuştu. “2025 sonunda bütün depremzedeler evlerine kavuşacak” İnşaatları inceleyen Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, “Deprem olduktan sonra 1 yıl içerisinde depremzedeleri evlerine kavuşturduk. Depremzedelerimizin yüzde 30’u evlerinde oturuyor. 2-3 ay içerisinde bu rakam daha da artacak ve 2025’in son çeyreğinde artık evine kavuşmayan depremzede kalmayacak. İhalelere çıkıldıkça inşaatlar sürüyor. Orta hasarlı binaların yıkımı da sürüyor. O yıkılan binaların yerine de TOKİ ev yapmaya başlıyor” dedi. “Evlerine kavuşmanın mutluluğu gözlerinden okunuyor” Evlerine kavuşan insanların mutluluk yaşadığını belirten Karslıoğlu, “İnsanlar çok mutlu. Hem geride yaşamış olduğu travmayı atlatıyorlar hem de devletin büyüklüğünü bir kere daha görmüş oluyorlar. Şimdi birer birer evlerine kavuşmanın verdiği mutluluk gözlerinden okunuyor. Bizde bundan mutluluk duyuyoruz. Ufak tefek sorunları da diyalog ile çözüyoruz” ifadelerini kullandı.
Uzmanı, ergenlerle sağlıklı iletişim kurmanın yollarını açıkladı
05 Kasım 2024 Salı - 08:54 Uzmanı, ergenlerle sağlıklı iletişim kurmanın yollarını açıkladı Psikolog Özge Sert, ergenlerle sağlıklı ve güvene dayalı iletişim kurmanın yollarını anlatarak, “Empati kurmak, açık ve doğru iletişim kurup, sınırlar ve kurallarda kararlı olunması çok önemli. Güvene dayalı sağlıklı bir iletişim ortamı ergenlik döneminde sağlanması gereken önemli yapı taşlarından biridir” dedi. Ergenlik, bireyin kimlik ve sosyal rollerini keşfetmeye çalıştığı, özerklik kazanmaya odaklandığı bir geçiş dönemidir. Ergenler, aileden bağımsızlaşma eğiliminde olup akran ilişkilerine ve sosyal kabul görmeye daha çok önem verirken konuyla ilgili Onma Psikoloji’den Psikolog Özge Sert açıklamalarda bulundu. “Duygu ve düşüncelerinizi net bir şekilde dile getirin” Psikolog Sert, ergenlik döneminde gençlerin kendini bulma ve sınırları test etme süreci nedeniyle duygusal dalgalanmalar ve çatışmalar yaşadıklarını belirterek, “Ergenlik döneminde empati kurmak çok önemli. Çocuğunuzun duygularını anlamaya özen gösterin. Ergenlik, yoğun duyguların deneyimlendiği bir süreçtir ve gençler bu duyguları ifade etmekte zorlanabilir. Onun duygularını yargılamadan ve küçümsemeden dinlemek, kendini güvende hissetmesine yardımcı olabilir. Çocuklarınızla açık ve doğru iletişim kurun. Duygu ve düşüncelerinizi net bir şekilde dile getirin. Aynı şekilde, çocuğunuzun da kendini rahatça ifade edebilmesi için ona alan tanıyın. Fikirlerini önemsediğinizi ve onu dinlemeye hazır olduğunuzu hissettirin” ifadelerini kullandı. “Ortak noktada buluşun” Ergenlerle ortak noktada buluşmanın önemli olduğunu anlatan Psikolog Özge Sert, daha sonra şunları söyledi: “Sınırlar ve kurallarda kararlı olun. Ergenlik dönemindeki gençler sınırlar ve kuralları katı bulup önemsiz bakabilirler. Sınırları belirlerken tutarlı ve kararlı davranın. Ancak, bu sınırları koyarken çocuğunuzun ihtiyaçlarını ve görüşlerini de göz önünde bulundurarak adil bir tutum sergileyin. Onun, kendisini ifade etmesine ve kuralların belirlenme sürecine katkıda bulunmasına fırsat verin. Kuralların sebepleri anlatın, düşünce ve duygularını alın. İş birliği yaparak orta noktada buluşun. Bu şekilde; kurallara uyum sağlaması, kendini ve fikirlerini değerli hissetmesi kolaylaşacaktır. Kritik anlarda sakin kalmalısınız. Tartışmalar elbette ki olacaktır. Tartışma anlarında sakin kalmak oldukça önemlidir. Yüksek sesle konuşmak ya da sert tepkiler vermek, çocuğunuzun daha da savunmacı hale gelmesine yol açabilir. Bunun yerine, onunla sakin bir şekilde konuşmaya çalışabilirsiniz.” “Çocuğunuzun bireyselliğine saygı gösterin” Ebeveynlerin ergenlerle kaliteli vakit geçirmesinin bağları güçlendireceğini vurgulayan Onma Psikoloji’den Psikolog Özge Sert, “Ergenlerin ilgi alanlarına ortak olun ve onunla kaliteli vakit geçirin. Onun ilgi alanları hakkında sorular sorun ve üzerinde sohbet edin. Bu, bağınızı güçlendirecek ve ona olan ilginizi ve sevginizi göstermeye yardımcı olacaktır. Onun kendi kişiliğini geliştirmesine izin verin. Ergenlik dönemi, kimlik gelişimi açısından kritik bir süreçtir. Ergenlik dönemini yaşayan genç, özerklik kazanmaya çalışmaktadır. Çocuğunuzun bireyselliğine saygı gösterin ve onun kendi kararlarını almasına izin verin. Bu, kendisine olan güvenini artırır ve aranızdaki güveni pekiştirir. Çocuklar ebeveynlerini rol model alarak büyürler ve gelişirler. Duygularınızı nasıl sağlıklı bir şekilde ifade ettiğinizi, çatışmaları nasıl çözümlediğinizi ve empati gösterdiğinizi çocuğunuza örnek olacak şekilde sergileyin” diye konuştu. “Güvene dayalı bir iletişim, kritik rol oynar” Güvene dayalı iletişim ortamının ergenlik döneminde önemli bir yapı taşı olduğunu dile getiren Psikolog Özge Sert, “Çocuğunuzla sağlıklı ve güvene dayalı bir iletişim kurmak, onun gelişiminde ve duygusal sağlığında kritik bir rol oynar. Bu iletişim, çocuğun kendini ifade etme becerisini artırır, sorunlarıyla başa çıkma becerisini geliştirir, sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasına yardımcı olur ve duygusal zeka gelişimine katkıda bulunur. Sonuç olarak, güvene dayalı sağlıklı bir iletişim ortamı ergenlik döneminde sağlanması gereken önemli yapı taşlarından biridir” dedi.