Yerel Haberler
Adana
Adana’da kimya ile büyük dönüşüm başlıyor 10 Mayıs 2026 Pazar - 11:30:44 Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sütcü, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yüksek katma değerli üretim ve entegre sanayi yatırımları açısından Adana ve Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Sütcü ve Başkan Yardımcısı Ömer Kaya, Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerindeki yaklaşık 30 milyon metrekarelik alanda yer alan "Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi" yatırımlarına ilişkin bir dizi ziyaretini sürdürdü. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Başkanı ve OSBÜK Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Sütcü ile aynı zamanda AOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan Ömer Kaya, SANKO Holding yönetimiyle bir araya geldi. Türkiye’nin yüksek katma değerli sanayi dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeye hazırlanan bölgede titiz bir çalışma yürüten Sütcü ve Başkan Yardımcısı Kaya, Türkiye sanayisinin köklü ve güçlü kuruluşlarından SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu ve beraberindeki heyeti ziyaret ettikten sonra Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Saha gezisinde; bölgenin yatırım potansiyeli, lojistik bağlantıları, limanlara yakınlığı ve kimya sanayisi açısından sunduğu stratejik avantajlar değerlendirildi. Sütcü, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yüksek katma değerli üretim ve entegre sanayi yatırımları açısından Adana ve Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Sütcü, Adana’nın sanayi gücünü büyütecek her yatırımın bölge ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin de yalnızca Adana için değil, Türkiye’nin kimya sanayisindeki dışa bağımlılığını azaltma hedefi açısından stratejik bir adım olduğunu belirtti. Sütcü ve Kaya, bölgedeki incelemeleri kapsamında ayrıca Yumurtalık Kaymakamı Yakup Papaker ile Yumurtalık Serbest Bölge Müdürü Fatih Altıntaş’ı makamlarında ziyaret etti. Görüşmede, bölgenin genel potansiyelinin yanı sıra Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi hakkında verimli istişarelerde bulunuldu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:46 Başından ve sırtından vurulmuştu, 5 gün sonra hayatını kaybetti Adana’da çalıştığı avize dükkanında uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralanan 34 yaşındaki Nizamettin Alban, tedavi gördüğü hastanede 5 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Olayla ilgili tutuklanan 3 şüphelinin cezaevine gönderildiği öğrenildi. Olay, 5 Mayıs günü saat 13.30 sıralarında Seyhan ilçesine bağlı Kocavezir Mahallesi’ndeki bir iş merkezinde meydana geldi. İddiaya göre, otomobille iş merkezine gelen Y. M. (24) ile E.S. (20), pasaja girerek avize dükkanında çalışan Nizamettin Alban’a tabancalarla ateş açtı. Başına ve sırtına isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan Alban, kanlar içinde yere yığılırken, şüpheliler geldikleri araçla olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Alban yoğun bakımda tedavi altına alınarak entübe edildi. Olayın ardından çalışma başlatan Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, yaklaşık 500 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyerek şüphelilerin saklandıkları adresi belirledi. Sarıçam ilçesi Gültepe Mahallesi’nde saklandıkları adrese düzenlenen operasyonda iki şüphelinin yanı sıra şüphelilere yardım ettiği öne sürülen Y. K.’de gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören Nizamettin Alban, doktorların tüm müdahalesine rağmen 5 gün sonra hayatını kaybetti.
Yer Adana:16 yaşındaki şüpheliler, 4 kişiyi gasp edip 2 öğrenciyi bıçakladı
22 Mart 2025 Cumartesi - 09:51 Yer Adana:16 yaşındaki şüpheliler, 4 kişiyi gasp edip 2 öğrenciyi bıçakladı Adana’da 16 yaşındaki 2 şüpheli bıçak zoruyla 4 kişinin telefonunu gasp ederken iki lise öğrencisini de telefonlarını vermediği için bıçakladı. Olayın şüphelileri yakalanarak gözaltına alındı. İddiaya göre, önceki gün 16 yaşındaki şüpheliler A.C ve İ.H.Y, merkez Seyhan ilçesine bağlı Reşatbey Mahallesi Merkez Park’ta 4 kişinin cep telefonunu bıçak zoruyla gasp etti. Şüpheliler daha sonra Cemalpaşa Mahallesi Ordu Caddesi üzerinde okuldan çıkan lise öğrencisi B.S (17) ve S.K (17)’nin bıçak zoruyla telefonlarını gasp etmek istedi. Şüpheliler telefonlarını vermeyen 2 öğrenciyi ayaklarından bıçaklayıp kaçtı. Haber verilmesi üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı öğrenciler hastaneye kaldırılarak tedavilerinin ardından taburcu edildi. Polis 16 yaşındaki şüphelileri kısa sürede yakaladı Peş peşe gerçekleşen gasp ve bıçaklama olaylarıyla ilgili İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Gasp Büro Amirliği ekipleri bölgedeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Çevredeki kameralardan elinde bıçakla gezen 2 şüpheliyi tespit eden polis kimlikleri ve adreslerini kısa sürede tespit etti. Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla polis, şüphelilerin adreslerine operasyon yaptı. Operasyonda şüpheliler A.C ve İ.H.Y. yakalandı. Gözaltına alınan 2 şüpheli yağma ve yaralama olaylarından adli işlemlerin yapılması için Çocuk Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Uzmanından kolon kanseri hakkında önemli uyarılar
21 Mart 2025 Cuma - 11:37 Uzmanından kolon kanseri hakkında önemli uyarılar Kolon kanserlerinde 50 yaş ve üzerindeki bireylerin daha fazla risk taşıdığını belirten Prof. Dr. Ali Ezer, "En önemli belirti dışkıda kan görülmesi olarak öne çıkıyor. Hastalık erken evrede belirti vermeden ilerleyebilir" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ali Ezer, Mart ayı Dünya Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kolon kanserine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Kolon kanserinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ezer, bu hastalığın erken teşhis edilmesi halinde tamamen önlenebilir olduğunun altını çizdi. Sindirim sisteminin son organı olan kalın bağırsağın temel görevinin sindirilmiş gıdaların depolanması ve sıvı emilimi olduğunu belirten Prof. Dr. Ezer, kolon kanserinin hem kadınlarda hem erkeklerde en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu ifade etti. Ezer, bu kanserin başlıca risk faktörleri arasında lif içeriği fakir gıdalar ile beslenme, aşırı kırmızı et tüketimi, yüksek ısıda pişirilmiş etler, sedanter yaşam, obezite, sigara ve alkol kullanımı yer aldığını kaydetti. Genetik faktörlerin de hastalığın oluşumunda etkili olduğunu belirten Ezer, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin daha fazla risk taşıdığını söyledi. Kolon kanserinin belirtileri ve erken teşhisin önemi Kolon kanserinin en yaygın belirtileri arasında dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, karın şişkinliği, karın ağrıları, kilo kaybı ve halsizlik bulunduğunu aktaran Ezer, "Ancak en önemli belirti dışkıda kan görülmesi olarak öne çıkıyor. Hastalık erken evrede belirti vermeden ilerleyebilir. Erken teşhisin hayat kurtarır. Türkiye genelindeki Aile Sağlığı Merkezlerinde ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) aracılığıyla ücretsiz olarak yapılan dışkıda gizli kan arama testi ile hastalık erken teşhis edilebilir" diye konuştu. Tedavi süreci ve korunma yolları Prof. Dr. Ezer, kolon kanserinin erken evrede teşhis edilmesi halinde kolonoskopi ile poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılabildiğini bu sayede hastalığın önlenebildiğine değinerek, "Hastalığın ilerlemiş evrelerinde ise cerrahi müdahale, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Son yıllarda robotik ve laparoskopik cerrahinin yaygınlaşması hastaların daha konforlu bir şekilde tedavi edilmesine imkan tanımaktadır. Kolon kanserinden korunmanın en etkili yolları sağlıklı beslenme ve aktif bir yaşam tarzıdır. Aşırı kilodan kaçınılması, sigara ve alkolden uzak durulması, işlenmiş gıdaların tüketilmemesi ve düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmaması önemlidir" şeklinde konuştu. Kolon kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken Ezer, üçüncü ve dördüncü evre kolon kanseri vakalarında tümör konseylerinin büyük rol oynadığını da anlattı. Medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve ilgili branşlardan uzmanların bir araya gelerek hastalar için en uygun tedavi planını oluşturduğunun altını çizen Ezer, kişiye özel genetik incelemeler ışığında daha özgün tedavi yöntemlerinin uygulanabildiğini söyleyerek bu süreçte cerrahi tedavinin yanı sıra kemoterapi ve radyoterapi gibi destekleyici tedavilerin de multidisipliner bir bakış açısıyla planlandığını belirtti. "Halkımız tarama programlarına katılmalı" Kolon kanserinin erken teşhis edilebilmesi için toplumun tarama programlarına aktif olarak katılması gerektiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Ezer, "50 yaş ve üzerindeki bireylerin iki yılda bir dışkıda gizli kan testi yaptırmaları gerekir. Erken teşhis edilen kolon kanseri tamamen tedavi edilebilir. Halkımız, sağlık taramalarını ihmal etmemeli ve gerekli kontrollerini yaptırmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Uzmanından omurga sağlığı uyarısı
21 Mart 2025 Cuma - 10:59 Uzmanından omurga sağlığı uyarısı Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, çocukların telefon, tablet, televizyon ile vakit geçirmektense küçük yaşlarda mutlaka bir sporla ilgilenmeleri gerektiği bu sayede eklemler ve kasların gelişerek sağlıklı bir omurgaya sahip olacaklarını kaydetti. Tablet, bilgisayar ve akıllı telefonlar nedeniyle çocuklarda boyun ve bel rahatsızlıkları başta olmak üzere çok sayıda rahatsızlığın ciddi biçimde artış gösterdiği belirtiliyor. Bu aletler, yoğun biçimde kullanım nedeniyle gelişme çağındaki çocukların omurgalarında ciddi hasara yol açıyor. Konuyla ilgili Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Şen, "Omurga pozisyonunu korumanın yolları çocukluktan başlıyor. Bunun da asıl rolü ebeveynlerde. Çocukları mutlaka ebeveynler küçük yaştan itibaren spora yönlendirmeliler. Çocuklar maalesef hep masa başındalar. Bilgisayar, cep telefonu ve tabletle zamanlarını geçiriyorlar. Kısacası sıfır hareket ediyorlar. Ebeveynler ısrarla çocuklarını mutlaka yüzme veya farkı branşlara yönlendirmeliler" dedi. "Uzun süreli oturmalardan kaçının" Spor yapmanın sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Orhan Şen, "Çocuklar genç yaşa vardıklarında bu sporları ne kadar devam ettirirlerse kas güçleri o kadar gelişmiş olur. İnsanların mutlaka uzun süreli oturmalardan kaçınmaları gerekiyor. Okullarda dahi 45 dakikaya bir ara verirler, insanlarda mutlaka 2 saate bir boyun ve bel hareketi yapmalılar. Bunları yaptıktan sonra sağlığınızı hem bedensel hem de zihinsel anlamda korumuş olursunuz" diye konuştu. "Ani hareketlerden kaçınmak lazım Gündelik yapılan işlerde de ani ve ağır hareketlerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şen, daha sonra şunları söyledi: "İnsanların uyku pozisyonları ve yattıkları yer çok önemli. Ortopedik sert yataklar en doğrusu. Çok sert ve çok yumuşak yataklarda yatılmamalı. Yataktan fırlayarak kalkmak doğru bir davranış değil. Ev temizliği yapan kadınlar da bazı hususlara dikkat etmeli. Eğilip yerden ağır bir şey almasınlar. Teknolojinin bu kadar gelişmesine rağmen bazı kadınlar dizlerinin üzerine çöküp temizlik yapıyor. Bunlar yanlış, kollu süpürge veya silme aletiyle temizlik yapın. Ani hareketlerden kaçınmak lazım. Bu dediklerimi yapmazlarsa diz problemi, boyun ve bel fıtığı rahatsızlıklarıyla karşı karşıya kalabilirler."
Cerrahi maskeli hırsız yakalanınca "Eşyaları yolda buldum" savunması yaptı
21 Mart 2025 Cuma - 10:53 Cerrahi maskeli hırsız yakalanınca "Eşyaları yolda buldum" savunması yaptı Adana’da kurs merkezinin camını kırıp içeri giren şüphelinin hırsızlık anı güvenlik kamerasına saniye saniye yansırken, ışığı tutmak için maskeyi çıkarmasıyla kimliği belirlenip yakalanarak tutuklandı. Tutuklanan şüphelinin çaldığı eşyalar için "Yolda buldum" savunması yaptığı öğrenildi. Olay, 3 Mart’ta merkez Yüreğir ilçesine bağlı Seyhan Mahallesi’ndeki bir kurs merkezinde meydana geldi. Ş.Ö. (39) yüzünü kapüşon ve cerrahi maske ile gizleyip kurs merkezinin penceresinin camını kırıp içeri girdi. Şüpheli içerideki odaları gezerek 2 dizüstü bilgisayar, cep telefonu ve bir miktar para çalıp kaçtı. İş yeri sahibi N.T. sabah geldiğinde hırsızlığın gerçekleştiği görünce durumu polise bildirdi. Bölgeye giden Asayiş Şube Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri çalışma yaptı. Polis, iş yeri ve çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyerek şüphelinin kimliğini yüzündeki maskeyi bir anlığına çıkarmasıyla tespit etti. Şüpheli Ş.Ö. evine yapılan operasyonla yakalandı. Yapılan aramalarda çaldığı malzemeler de ele geçirildi. Gözaltına alınıp emniyete götürülen şüphelinin ifadesinde, "Ben hırsızlık yapmadım bu eşyaları yolda buldum" diyerek kendini savunmaya çalıştığı öğrenildi. Hırsızlık anları güvenlik kamerasına yansıyan şüpheli işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Adana’da iftar sonrası tatlıcılara rağbet arttı
21 Mart 2025 Cuma - 09:34 Adana’da iftar sonrası tatlıcılara rağbet arttı Adana’da Ramazan ayıyla birlikte iftar sonrası tatlıcılara rağbet arttı. Adana’da Ramazan ayında esnaf hareketli günler geçirirken özellikle merkez ilçelerde ve cadde üstünde olan tatlıcılarda boş masa kalmıyor. Gün boyu oruç tutanlar, iftar sonrasında hem yürüyüşe hem de alışverişe çıkıyor. Vatandaşların yürüyüş sırasında soluğu tatlıcılarda alması ise tatlıcıların işlerinde yoğunluğa neden oluyor. Tatlıcı Zeynep Geyik, "Ramazan ayımız bereketiyle geldi. Her Ramazan olduğu gibi bu Ramazan ayında da yoğunuz. Gelen misafirlerimize yetişmeye çalışıyoruz. Adanalılar iftar sonrası künefe ve katmeri tercih ediyor. Gün boyu oruçlu olunca haliyle vatandaşlar enerjilerini toplamak için tatlıcılara yoğun talep gösteriyorlar. Akşam 8’den sonra 10’a kadar yoğun oluyoruz" dedi. "Ramazan ayı esnafı sevindirdi" Ramazan’ın esnafa can suyu olduğunu anlatan Geyik, "Yeni yılın ilk aylarında durgunluk vardı. Esnaf, Ramazan ayı ile birlikte hareketlendi. Tüm Türkiye genelinde Ramazan ayı esnafı sevindirdi, çok iyi oldu" diye konuştu. İftar sonrası tatlı yemeye gelen vatandaşlardan Umut Yılmaz ise, "İftardan sonrası şekerim düştüğü için ben de kendimi buraya attım. Genellikle şerbetli tatlıları tercih ediyorum, oruç olunca şekerimiz, tansiyonumuz düşüyor. Herkes soluğu tatlıcıda almış. Künefe olmazsa olmazım, her akşam yerim" ifadelerini kullandı.
Üreticide en ucuz sebze marul: Tarlada 5 TL, manavda 5 katı
20 Mart 2025 Perşembe - 20:12 Üreticide en ucuz sebze marul: Tarlada 5 TL, manavda 5 katı Türkiye’nin üretim merkezlerinden Adana’nın tarlalarda yetiştirilen her mevsimin olmazsa olmazı marul üreticide 5 TL’den alıcı bulurken, aynı bölgedeki manav ve marketlerde 25 ile 30 TL arasında satılması dikkat çekiyor. Tarımda önemli bir merkez olan Adana’da hem turfanda hem de sezonda olmak üzere sebze ve meyve üretimini yılın 12 ayı boyunca gerçekleştiriliyor. Domatesinden, salatalığına, biberinden, maruluna kadar çeşit çeşit ürünün yetiştiği kentte çiftçi ekmeğini topraktan kazanıyor. Ancak zaman zaman üretici ile marketler arasında oluşan farklar hem dikkat hem de tepki çekiyor. Şuanda marul bahçelerde 5 TL’den alıcı bulurken, market ve manavlarda 25 ile 30 TL arasında satılıyor. Kozan ilçesinde de dönüm dönüm marul eken üreticisi de bu sene sevinemedi. Önce dondan etkilenen üreticiler şimdi de fiyat düşüklüğü ile üzüldü. 20 dönüm arazide marul yetiştiren Kazım Sucak’ta, marula 5 TL’den zor alıcı bulduğunu söyledi. Üretici Sucak, "Burada gördüğünüz üzere 20 dönüm tarlada marul yetiştiriyoruz. Lakin sıkıntımız para etmiyor. Emeğimizin karşılığını alır mıyız dedik ama olmadı" dedi. 60-70 bin kök marulun tarlada olduğuna değinen Sucak, "Tanesini 5 TL’den zor satıyoruz. Burada gördüğünüz gibi abilerimiz gelip istiyor kesim yapıyoruz. Biz bunun fidesini ilk ekerken 2,5 TL’den alıyoruz geri kalan gübresi, ilacı 5-6 TL’ye bize mal oluyor. Geçen Pazar günü pazarı gezdim. En uygun 25 TL idi, 45 TL’ye kadar çıkıyordu fiyatlar" diyerek aradaki farka dikkat çekti. Daha önce bahçeleri soğuk vurduğunu o yüzden tarlaların sürdüğünü belirten Sucak, marul ekili son kalan tarlalar olduğunu ama talebin olmadığını sözlerine ekledi.
Erken yaşta verilen destek Down sendromlu bireyleri topluma kazandırıyor
20 Mart 2025 Perşembe - 13:19 Erken yaşta verilen destek Down sendromlu bireyleri topluma kazandırıyor Down sendromunun yaşam boyu süren bir durum olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Erkan Yasdıman, "Erken yaşta verilen eğitim, onların hayata daha iyi uyum sağlamalarını sağlar. Aile desteği, özel eğitim programları ve sosyal etkinlikler sayesinde becerilerini geliştirerek bağımsız bir hayat sürebilirler" dedi. Down sendromunun bir hastalık değil, genetik bir farklılık olduğunu anlatan Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Erkan Yasdıman açıklamalarda bulundu. Dr. Yasdıman, "Toplum, Down sendromu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı için bazı önyargılara kapılabiliyor. Oysa ki Down sendromlu bireyler de herkes gibi mutlu bir yaşam sürebilir. Bunun için onlara saygıyla yaklaşmak, toplum içinde eşit fırsatlar sunmak ve destek olmak gerekir" diye konuştu. Hamilelik sırasında gelişiyor Dr. Yasdıman, Down sendromunun hamilelik sırasında rastgele oluşan bir durum olduğunu ifade ederek, "Annenin veya babanın yaptığı herhangi bir şeyden kaynaklanmaz ve önlenemez. Her yaştan anne baba, Down sendromlu bir çocuk sahibi olabilir. Ancak annenin yaşı ilerledikçe bu ihtimal artar. 35 ve üstü yaşlarda anne olanların down sendromuna sahip çocuklar dünyaya getirme riski daha fazladır ancak bu durum bir kesinlik oluşturmaz. Down sendromu, beraberinde getirdiği fiziksel özelliklerin yanı sıra hafif veya orta derecede zihinsel geriliğe de yol açan önemli bir durumdur. Günümüzde anne kanından yapılan testler yardımıyla down sendromunu belirleme oranı yüzde 99,8’e ulaşmıştır. Down sendromlu bir bebek doğduğunda ise genellikle fiziksel özellikler yardımıyla tanınabilir. Ancak kesin tanı için kromozom analizi (karyotip testi) yapılır" ifadelerini kullandı. Belirgin fiziksel özellikleri bulunuyor Down sendromu ile doğan bebeklerin en belirgin özelliklerinin gözlerinin çekik olması olduğunu kaydeden Yasdıman, "Bunun dışında burun köprüsünün düz olması, el, ayak ve kulakların küçüklüğü, boyunda kısalık, avuç içinde kıvrım ve normal olmayan büyüklükte bir dil yapısı da down sendromunun öne çıkan belirtileri arasında yer alır. Unutulmamalıdır ki Down sendromlu çocuklar hasta değildir. Sadece yaşıtlarından bazı farklılıklar gösterirler. Bununla beraber Down sendromlu bebeklerin çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanın koordine ettiği bir rutin içerisinde nörolog, kardiyolog ve endokrin uzmanlarınca belirli aralıklarla düzenli olarak takip edilmesi gerekebilir" şeklinde konuştu. El attıkları işlerde başarılı olabilirler Down sendromlu bireylerin zihinsel gelişiminin yaşıtlarına göre biraz daha yavaş olabileceğinin altını çizen Yasdıman, "Ancak bu, öğrenemeyecekleri anlamına gelmez. Her Down sendromlu birey birbirinden farklıdır, hepsinin kendine has özellikleri ve yetenekleri vardır. Doğru eğitim ve destekle birçok şeyi öğrenebilir, bağımsız bir yaşam sürdürebilirler. Bazıları üniversiteye gider, sporla ilgilenir, sanat yapar veya bir iş yerinde çalışabilirler. Down sendromlu bireyler sevgi dolu, neşeli ve arkadaş canlısı olurlar. Erken yaşta verilen eğitim, onların hayata daha iyi uyum sağlamalarını sağlar. Aile desteği, özel eğitim programları ve sosyal etkinlikler sayesinde becerilerini geliştirerek bağımsız bir hayat sürebilirler. Down sendromu yaşam boyu süren bir durumdur. Önemli olan, onları anlamak, desteklemek ve toplumda hak ettikleri yeri almaları için imkan oluşturmaktır. Sevgi ve anlayışla yaklaşıldığında, Down sendromlu bireylerin de hayatı dolu dolu yaşadığı unutulmamalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.