Yerel Haberler
Adana
Hantavirüs riskine karşı uzman uyarısı: "Hijyen kurallarına uymak hantavirüsten koruyor" 08 Mayıs 2026 Cuma - 12:54:56 Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz, hijyen kurallarına uymanın hantavirüsten korunmada önemli olduğunu belirterek, "Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar" dedi. Son günlerde dünyada ve Türkiye’de sıkça gündeme gelen hantavirüs vakaları, toplumda endişeye neden oldu. Hantavirüs, genellikle fare ve kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas sonucu bulaşabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olarak tanımlanıyor. Özellikle kapalı ve uzun süre kullanılmamış alanların temizliği sırasında havaya karışan virüs parçacıkları solunum yoluyla vücuda girebiliyor. Medline Adana Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz, "Toplumda paniğe değil, doğru bilgiye ihtiyaç bulunuyor. Bilinçli olmak ve basit önlemlerle hantavirüs riskini büyük ölçüde azaltmak mümkündür" diyerek korunma yollarını anlattı. Hastalığı genellikle kemirgenler taşıyor Dr. Kayhan Uğuz, hantavirüsün, genellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla temas sonucu bulaştığının altını çizerek, "Özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, ahır, bodrum ve kırsal alanlardaki yapılarda risk daha yüksektir. Temizlik sırasında havaya karışan virüs partiküllerinin solunması enfeksiyonun en yaygın bulaş yolları arasında yer alır. Özellikle farelerin bulunduğu alanlarda koruyucu ekipman kullanılmadan yapılan temizlikler ciddi bir risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonu ilk günlerde grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabilir. Ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı en sık görülen şikâyetler arasındadır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise nefes darlığı, öksürük ve ciddi akciğer problemleri gelişebilir. Bu nedenle belirtilerin hafife alınmaması önemlidir. Özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" diye konuştu. Erken tanı önemli Hantavirüste erken teşhisin hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Uğuz, şunları söyledi: "Hastalığın kesin tanısı laboratuvar testleriyle konulurken, hastanın temas öyküsü de tanı açısından önemlidir. Özellikle solunum sıkıntısı yaşayan hastaların acil değerlendirilmesi gerekir. Gerekli durumlarda akciğer ve böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için ek tetkikler de yapılabilir. Günümüzde hantavirüse karşı özel bir antiviral tedavi bulunmasa da erken dönemde uygulanan destek tedavileri sayesinde hastaların iyileşme şansı yüksektir. Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar. Ayrıca uzun süre kullanılmamış ev veya iş yerlerini temizleyen kişiler de dikkatli olmalıdır. Fare ve kemirgenlerin yaşam alanlarına girmesini önlemek için gıda ürünlerinin kapalı şekilde saklanması ve yaşam alanlarının düzenli temizlenmesi de çok önemlidir." Hijyen kurallarına uymak koruyor Hantavirüsten korunmada en önemli adımın hijyen kurallarına dikkat etmek olduğunu vurgulayan Dr. Uğuz, "Hijyen kurallarına uymak hantavirüsten korunmada önemli. Kapalı alanlar temizlenmeden önce mutlaka havalandırılmalı, temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılmalı. Özellikle fare veya başka kemirgenlerin dışkısının görüldüğü alanların süpürülmesi yerine dezenfektan kullanılarak temizlenmesi gerekir" dedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:04 Kontrolsüz yıkımda yeni gelişme: 1 kişi tutuklandı, 3 şüpheliye adli kontrol verildi Adana’da kontrolsüz bina yıkımı sırasında kaldırımda bekleyen bir kadının son anda kaçarak kurtulduğu olayla ilgili başlatılan soruşturmada gözaltına alınan 4 şüpheliden 1’i tutuklandı. Olay, merkez Yüreğir ilçesine bağlı Ulubatlı Hasan Mahallesi’nde 6 Mayıs günü meydana geldi. Yıkımı yapılan binanın kontrolsüz şekilde çökmesi sırasında kaldırımda bulunan bir kadın son anda kaçarak ölümden kurtulmuş, yaşanan panik anları çevredeki vatandaşların cep telefonu kameralarına yansımıştı. Görüntülerin haber olmasının ardından savcılık harekete geçti. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler, A.Ç., B.R.K., H.Y. ve Y.Ç., ’kasten bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olma’ suçlamasıyla tutuklama talebiyle Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikte savunma yapan şüpheliler, gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını öne sürdü. Şüphelilerden A.Ç. kamyon şoförü olduğunu belirterek tüm tedbirleri aldıklarını savunurken, B.R.K. ise binanın ön tarafını görmediğini ve yıkımın yola doğru gerçekleşmediğini iddia etti. H.Y.’de sahadan sorumlu olduğunu, araçları durdurmaya çalıştığını söyledi. Şüpheli Y.Ç. ise binanın riskli yapı kapsamında belediyeden izinli şekilde yıkıldığını belirterek, "Can ve mal kaybı olmadı. Araçları durdurduk ancak bazı sürücüler uyarıları dikkate almadı" dedi. Şüpheli avukatı da müvekkillerinin gerekli güvenlik önlemlerini aldığını, sabit ikametgah sahibi olduklarını ve kaçma şüphelerinin bulunmadığını belirterek tutuksuz yargılama talebinde bulundu. Mahkeme, A.Ç., B.R.K. ve H.Y. hakkında tutuklama talebini reddederek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalarına karar verdi. Şüphelilere haftada bir gün imza verme ve yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulandı. Hakimlik, Y.Ç. hakkında ise kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delilleri karartma ve kaçma ihtimalinin olduğu gerekçesiyle tutuklama kararı verdi. Şüpheli cezaevine gönderildi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:03 Kontrolsüz yıkımda yeni gelişme: 1 kişi tutuklandı, 3 şüpheliye adli kontrol verildi Adana’da kontrolsüz bina yıkımı sırasında kaldırımda bekleyen bir kadının son anda kaçarak kurtulduğu olayla ilgili başlatılan soruşturmada gözaltına alınan 4 şüpheliden 1’i tutuklandı. Olay, merkez Yüreğir ilçesine bağlı Ulubatlı Hasan Mahallesi’nde 6 Mayıs günü meydana geldi. Yıkımı yapılan binanın kontrolsüz şekilde çökmesi sırasında kaldırımda bulunan bir kadın son anda kaçarak ölümden kurtulmuş, yaşanan panik anları çevredeki vatandaşların cep telefonu kameralarına yansımıştı. Görüntülerin haber olmasının ardından savcılık harekete geçti. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler A. Ç., B. R. K., H. Y. ve Y. Ç., "Kasten bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikte savunma yapan şüpheliler, gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını öne sürdü. Şüphelilerden A. Ç. kamyon şoförü olduğunu belirterek tüm tedbirleri aldıklarını savunurken, B. R. K. ise binanın ön tarafını görmediğini ve yıkımın yola doğru gerçekleşmediğini iddia etti. H. Y.’de sahadan sorumlu olduğunu, araçları durdurmaya çalıştığını söyledi. Şüpheli Y.Ç. ise binanın riskli yapı kapsamında belediyeden izinli şekilde yıkıldığını belirterek, "Can ve mal kaybı olmadı. Araçları durdurduk ancak bazı sürücüler uyarıları dikkate almadı" dedi. Şüpheli avukatı da müvekkillerinin gerekli güvenlik önlemlerini aldığını, sabit ikametgah sahibi olduklarını ve kaçma şüphelerinin bulunmadığını belirterek tutuksuz yargılama talebinde bulundu. Mahkeme, A.Ç., B.R.K. ve H.Y. hakkında tutuklama talebini reddederek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalarına karar verdi. Şüphelilere haftada bir gün imza verme ve yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulandı. Hakimlik, Y.Ç. hakkında ise kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delilleri karartma ve kaçma ihtimalinin olduğu gerekçesiyle tutuklama kararı verdi. Şüpheli cezaevine gönderildi.
Binlerce kişiyi mağdur eden güzellik merkezi patroniçesi borçlarını ödeyebilmek için yurt dışına kaçmış
17 Nisan 2025 Perşembe - 14:52 Binlerce kişiyi mağdur eden güzellik merkezi patroniçesi borçlarını ödeyebilmek için yurt dışına kaçmış Adana’da binlerce kişiyi mağdur eden ve ardından yurt dışına kaçan güzellik merkezinin sahibinin, çalışanlarının olduğu gruba mesaj atıp, "Ben hala sizin maaşınızı ödemek için mücadele eden bir Sinem’im. Eğer gücüm yeterse. Bu borcu hem rakamla, hem vicdanımla ödemek için var gücümle savaşacağım. Kalbim sizde kaldı" dediği ortaya çıktı. Kentte 3 şubesi olan Bellapais Güzellik Merkezi’nin sahibi Sinem Çekinmez, müşterilerine piyasa değerinden daha ucuza yüklü miktarda hizmet paketi sattı. Çalışanlarına 5 aydır maaş ödemediği öne sürülen Çekinmez’in, bankalardan ve esnaf kooperatifinden de krediler çekip, tedarikçilerine de borçlarını ödemeden yurt dışına kaçtı. Bugün sabah haberi alan çalışanlar, erken saatlerde güzellik merkezinin şubelerine gitti. Alacaklarına karşılık iş yerini yağmalayan çalışanlar, işlemlerde kullanılan cihazlar başta olmak üzere bilgisayar, tablo, saksı, masa-sandalye gibi tüm eşyaları çalıp, araçlarına yükledi. Suç duyurusunda bulunuldu Çalışanlar, dolandırıldıklarını belirterek Sinem Çekinmez hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi. "Planım, cihazları ve malları satarak önce sizlerin maaşlarını, sonra tedarikçi borçlarını ödemek" Adı dolandırıcılık olaylarına karışan Bellapais Güzellik Merkezi’nin sahibi Sinem Çekinmez, çalışanlarının olduğu gruba mesaj atıp helallik istedi. Çekinmez mesajda, şu ifadelere yer verdi: "Bugün sizlere yazarken kelimeler boğazımda düğümleniyor. Belki de bu cümleler, hayatım boyunca yazmak zorunda kaldığım en ağır satırlar... Çünkü ne anlatacağım bir başarı hikayesi, ne de vereceğim bir müjde var. Sadece kalbim, vicdanım ve size olan sorumluluğumla baş başayım. Biliyorum, son iki aydır hepinizin omzuna fazladan yükler bindirdim. Geciken maaşlar, belirsizlikler, cevapsız kalan sorular. Ama bilin ki ne bir günü rahat uyudum, ne de sizlerin emeğini göz ardı ettim. Sadece nefes almak, toparlanmak, borçlarımı ödemek ve size mahcup olmamak için mücadele ettim. Her yolu denedim. Kredi istedim, destek aradım, kendi adıma kapı kapı dolaştım. Ama çare bulamayınca. Bir anne gibi gördüğüm bu markayı, en azından geride temiz bırakmak için son çare olarak yurt dışına çıkmak zorunda kaldım. Planım, buradaki cihazları ve malları satarak önce sizlerin maaşlarını, sonra tedarikçi borçlarını ödemekti. Kaçmak ya da unutturmak değildi niyetim. Sadece yüzümün daha az eğildiği bir çözüm bulmaktı. Ama dün öğrendim ki, en güvendiğim insanlar, Yıllardır omuz omuza çalıştıklarım, gece gündüz birlikte emek verdiğim kadrom, arkamdan iş yerimi yağmalamış. Bu yaşadığım sadece bir maddi iflas değil. Bu, kalbimde telafisi olmayan bir kırılma. Ben kimseyi yarı yolda bırakmadım. Bunu en iyi siz bilirsiniz. Bir insanın, bir kadının, bir işverenin en çaresiz yerindeyim. Tek isteğim, kırgınsanız anlayışla karşılarım, ama ne olur bu hikayeye ihaneti değil, gerçeği ekleyin. Ben hala sizin maaşınızı ödemek için mücadele eden bir Sinem’im. Eğer gücüm yeterse. Bu borcu hem rakamla, hem vicdanımla ödemek için var gücümle savaşacağım. Kalbim sizde kaldı."
Modern şehir yaşamı, gençleri hareketsizliğe itiyor"
17 Nisan 2025 Perşembe - 12:26 Modern şehir yaşamı, gençleri hareketsizliğe itiyor" Modern yaşamla birlikte gıda bolluğunun arttığını ancak hareketliliğin azaldığını belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Nuh Baklacı, "Modern şehir yaşamı, gençleri hareketsizliğe itiyor" dedi. Uzmanlar, günümüzde tüm dünyada hızla artan obezite vakalarının, özellikle Türkiye’de alarm verici bir düzeye ulaştığına dikkat çekiyor. Avrupa ülkeleri arasında obezite oranlarında ilk sıraya yükselen Türkiye’de, bu sağlık sorununun sadece bireysel değil, toplumsal bir tehdit haline geldiğini anlatan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Nuh Baklacı, Türkiye’de toplumun yüzde 75’inin de şişman kategorisinde olduğunun altını çizdi. Obezitenin vücutta yağ oranının erkeklerde yüzde 25, kadınlarda yüzde 35’i aşması olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Nuh Baklacı, "Ancak yağ ölçümü günlük pratikte zor olduğu için Vücut Kitle İndeksi (VKİ) esas alınır. VKİ’nin 18-25 arası normal kabul edilir. 25-30 arası aşırı kilolu, 30’un üzeri ise obezite olarak sınıflandırılır. 40’ın üzeri ise morbid obezite yani ölümcül obezite olarak adlandırılır. Maalesef Türkiye’de VKİ’si 18-25 arasında olan bireylerin oranı yalnızca yüzde 20-30 arasında. Bu da toplumun yaklaşık yüzde 75’inin şişman veya obez olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı. Obezite bir tercih değil bir hastalık Dünya Sağlık Örgütü’nün de obeziteyi bir hastalık olarak tanımladığını vurgulayan Dr. Baklacı, "Bu konuda toplumda hala ciddi bir farkındalık eksikliği var. Obezite, şeker, tansiyon, kalp hastalıkları, alzheimer, eklem ve sindirim sistemi hastalıkları gibi birçok ciddi hastalığın temelini oluşturuyor. Ülkemizde 1950’lerde yüzde 2 civarında olan diyabet oranı, 2011’de yüzde 16’ya ulaştı. Günümüzde ise bu oran yüzde 30’lara çıktı. En önemli neden ise obezite. Modern yaşamla birlikte gıda bolluğu arttı ancak hareketlilik azaldı. Şehirleşme, sosyal medya bağımlılığı ve gençlerin açık alanlarda yeterince hareket edememesi, obeziteyi tetikleyen faktörlerin başında geliyor. Modern şehir yaşamı, gençleri hareketsizliğe itiyor. Ayrıca gıdalara eklenen tat artırıcı maddeler ve lezzetli hazır yiyecekler, kişide dopamin bağımlılığı oluşturuyor. Bu da açlık hissi olmadan yeme davranışına neden oluyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelede 3 temel adım Obeziteyle mücadelede bireysel sorumluluğun önemine de dikkat çeke Dr. Baklacı, şu önerilerde bulundu: "Düzenli Beslenme: Kahvaltıyı atlamamak, öğün saatlerine uymak ve doğal gıdaları tercih etmek gerekiyor. Egzersiz ve Hareket: Spor, yalnızca yağ yakımı için değil aynı zamanda dopamin salgısı ile iştah kontrolü açısından da kritik. Kötü Alışkanlıklardan Uzak Durmak: Alkol ve katkı maddesi içeren yüksek kalorili gıdalardan uzak durulmalı." "Gençler geleceklerini tehlikeye atmamalı" Obezitenin sadece bugünü değil, yarını da tehdit ettiğinin altını çizen Baklacı "Özellikle 20-25 yaşında obeziteyle karşılaşan bir birey, 40-50 yaşlarında metabolik hastalıklarla yüzleşecektir. Genç yaşta alınan önlemler, gelecekte sağlıklı bir yaşamın anahtarıdır. Lütfen gençlerimiz spor yapsın, düzenli beslensin ve tıbbi yardım almaktan çekinmesin. Vücut Kitle İndeksi 30’un üzerinde olan bireyler kendi başlarına mücadele etmekte zorlanabilir. Tıbbi yardım almak, süreci hızlandırır ve başarı oranını artırır. 15 günlük bir diyetle bile gıdaya olan bağımlılıklar ciddi oranda azaltılabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
Aspirin kalp krizi ve felç riskine karşı koruyucu bir etki sağlayabiliyor
17 Nisan 2025 Perşembe - 10:52 Aspirin kalp krizi ve felç riskine karşı koruyucu bir etki sağlayabiliyor Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ercan Türk, aspirinin ispatlanmış en büyük faydasının kalp-damar sağlığı üzerinde görüldüğünü belirterek, "Kalp krizi ve felç riskine karşı koruyucu bir etki sağlayabiliyor" dedi. 50 yıldan daha uzun bir süredir aspirinin kalp sağlığı üzerine olumlu etkisi olduğu biliniyor. Ancak bir ilacın faydalarını ve risklerini iyi anlamanın o ilacı bilinçli bir şekilde kullanmak açısından önem taşıdığını söyleyen Medline Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ercan Türk, aspirin kullanmanın kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında önemli bilgiler verdi. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ercan Türk, aspirinin kullanımının günümüzde kanserden saç sağlığına, diş çürüklerinin tedavisinden karaciğer yağlanmasına kadar birçok alanda gündeme geldiğini belirterek, "Ancak aspirinin ispatlanmış en büyük faydası kalp-damar sağlığı üzerinde görülüyor. Aspirin, vücudumuzda kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücreleri etkileyerek çalışıyor. Normalde, pıhtılaşma hayati bir mekanizmadır, bir kesik ya da yaralanma durumunda kanamayı durdurmak için gereklidir. Fakat damar sertliği (ateroskleroz) olan kişilerde, damarın içinde oluşan pıhtılar kalp krizi veya inme riskini artırır. Aspirin, bu pıhtı oluşumunu azaltarak kalp krizi ve felç riskine karşı koruyucu bir etki sağlayabiliyor" diye konuştu. Kalp krizi geçirmiş bireylere öneriliyor Özellikle daha önce kalp krizi geçirmiş, kalp damarlarında daralma olan ya da stent takılmış hastalar için aspirinin genellikle doktorlar tarafından önerildiğini kaydeden Türk, "İkincil korunma adı verilen bu yaklaşımda, aspirin kullanımı hayati öneme sahiptir ve bu kişilerde aspirinin sağladığı yarar, risklerden daha ağır basar. Sağlıklı bireylerin veya kalp-damar hastalığı geçirmemiş kişilerin ’koruma amaçlı’ aspirin kullanımı ise daha farklı bir konudur. Son yıllarda yapılan araştırmalar, düşük doz aspirin kullanımının sağlıklı bireylerde kalp krizi riskini azaltmakla birlikte, bazı ciddi yan etkilere yol açabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, herhangi bir kalp-damar hastalığı öyküsü olmayan kişilerin aspirin kullanmaya başlamadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir. Aspirinin doktor önerisi olmadan kullanılması bazı tehlikeler doğurabilir. En bilinen yan etkileri arasında mide ve bağırsak kanamaları, ülserler ve nadiren de olsa beyin kanaması gibi ciddi durumlar yer alır. Son yapılan bazı araştırmalar, özellikle 60 yaş üstü bireylerin her gün aspirin kullanmasının iç kanama riskini artırdığını göstermektedir. Bu nedenle aspirin masum bir ilaç gibi görünse de tüm risk faktörleri değerlendirilerek birey için en uygun kararı ilgili doktor vermelidir. Çünkü her hasta özeldir ve her bireyin sağlık durumu, damar yapısı ve risk faktörleri birbirinden farklıdır" şeklinde konuştu. Kalp-damar sağlığı sadece ilaçla korunmaz Kalp ve damar sağlığını korumanın yalnızca ilaçlarla değil, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkün olduğunu belirten Dr. Türk, "Dengeli beslenme, düzenli egzersiz programı, sigaradan uzak durmak ve stresten kaçınmak, kalp sağlı için atılacak en önemli adımlardır. Aspirin veya başka bir ilaç kullanımı bu sağlıklı yaşam tarzının ancak bir tamamlayıcısı olabilir; asla tek başına yeterli değildir"ifadelerini kullandı.
Adana’da basit kaza cinayetle sonuçlandı: 2 şüpheli tutuklandı
17 Nisan 2025 Perşembe - 10:33 Adana’da basit kaza cinayetle sonuçlandı: 2 şüpheli tutuklandı Adana’da bir petrol istasyonunda yaşanan maddi hasarlı basit kaza sonrasında büyüyen olayda darp edilen genç sürücünün amcası kaldırıldığı hastanede 25 gün sonra hayatını kaybetti. O anların güvenlik kamerasına yansıdığı olayda yakalanan 3 şüpheliden 2’si tutuklandı. İddiaya göre, 3 Mart’ta merkez Seyhan ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde 20 yaşındaki H.S., petrol istasyonunda otomobilini yıkatmak istedi. Bu sırada genç sürücü, petrol istasyonunda park halinde bulunan Ö.P’nin (44) aracına çarptı. Kazaya sinirlenen O.P.’de genç sürücüyü darp etti. H.S. durumu babası S.S.(51) ve amcası Sezgin Sürer’e (43) bildirdi. Ö.P.’de yakınları M.E.(29) ve E.H.’yi (27) çağırdı. Ö.P. ve çağırdıkları yakınları ellerindeki sopalarla baba, oğul ve amcayı dövdü. Dakikalar süren dehşet, istasyonun güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Saldırıda ağır yaralanan 3 kişi hastaneye kaldırıldı. Ancak tedavi altındaki Sezgin Sürer, 25 gün boyunca verdiği yaşam savaşını kaybederek 28 Mart’ta hayatını kaybetti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Cinayet Büro Amirliği ekipleri de olayla ilgili çalışma yaptı. Ekiplerin çalışması kapsamında şüpheliler belirlenerek kıskıvrak yakaladı. Gözaltına alınan Ö.P., M.E. ve E.H., suçu birbirlerinin üzerine attı. Adliyeye sevk edilen 3 şüpheliden E.H. adli kontrol şartıyla serbest kaldı, diğer 2’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.