Yerel Haberler
Adana
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:33 Hayriye Teyze’nin yüzü devlet desteğiyle güldü Adana’nın Kozan ilçesinde yaşanan sel felaketinde 1 inek, 1 keçi, 3 oğlak ve 1 kuzusunun telef olmasının ardından gözyaşı döken Hayriye Özcan’ın yüzü devletin desteğiyle yeniden güldü. Adana’nın Kozan ilçesinde geçtiğimiz günlerde etkili olan sağanak yağış sonrası Tabak Deresi taşarken, taşkının etkisiyle Bucak yolu üzerindeki Karabuzağı Mahallesi döşeme mevkiinde bağlantı yolları su ve çamurla kaplandı. Sel felaketinde hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşlar da etkilendi. Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bölgede incelemelerde bulunurken Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gönderilen çadırlar hızla kurularak üreticilerin hizmetine sunuldu. Sel felaketinde 1 inek, 1 keçi, 3 oğlak ve 1 kuzusu telef olan Hayriye Özcan’da selde telef olan ineğinin yavrusuna bakmaya devam etti. Bakanlığın gönderdiği çadır ve sağlanan destekler ile hayvanlarını koruma altına alan Özcan, bu kez buzağılarını güvenli bir alana aldı. "Ben bu hayvanlarıma bakarak 3 evlat yetiştirdim" Devlete teşekkür eden Hayriye Özcan, yıllardır hayvancılıkla geçimini sağladığını, çocuklarını okuttuğunu anlatarak, "Devletimizden, milletimizden Allah razı olsun. Çadır benim için önemliydi. Hayvanlarımı güvene aldım. O günün acısını atlatmış değilim. Selde annesi telef olan buzağı yanımdan ayrılmıyor. Yüreğim kaldırmıyor, ben bu hayvanlarıma bakarak 3 evlat yetiştirdim. Biri mühendis oldu, biri diş doktoru, biri daha küçük. Severek yapıyorum ben işimi" diye konuştu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:28 Kozan’da selden etkilenen vatandaşların yaraları sarılıyor Adana’nın Kozan ilçesinde meydana gelen sel afetinin ardından İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bölgede hasar tespit çalışması yaptı. İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, afetten etkilenen üreticileri ziyaret ederek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Kozan’da etkili olan sağanak yağış sonrası Tabak Deresi taşarken, taşkının etkisiyle Bucak yolu üzerindeki Karabuzağı Mahallesi Döşeme mevkisinde bağlantı yolları su ve çamurla kaplandı. Sel felaketinde hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşlar da etkilenmişti. Bölgede incelemelerde bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü Bayazıt, zarar gören üreticilerle bir araya gelerek taleplerini dinledi. Yapılan tespitlerde, hayvanların barınabileceği uygun alanların bulunmadığı belirlenirken, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gönderilen çadırlar hızla kurularak üreticilerin hizmetine sunuldu. Selde 1 inek, 1 keçi ve 2 oğlağı telef olan Hayriye Özcan’a Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından destek sağlandı. Hayriye Özcan, yaşadığı süreç sonrası verilen desteğe teşekkür ederek, "Sel felaketinde ahırımız yıkılmıştı. İl Müdürümüze teşekkür ederim, çadırımızı kurdular. Allah razı olsun devletimizden" dedi. İlçe genelinde hasar tespit ve destek çalışmalarının aralıksız sürdüğü, ekiplerin sahadaki çalışmalarına devam ettiği bildirildi.
Tedavi edilmeyen alerjik rinit işitme kaybına yol açabiliyor
23 Haziran 2025 Pazartesi - 09:52 Tedavi edilmeyen alerjik rinit işitme kaybına yol açabiliyor Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Asiye Merve Erdoğan, burun tıkanıklığı, öksürük ve kaşıntı gibi belirtilerle ortaya çıkan ve masum görünen alerjik rinitin, zamanında tedavi edilmediğinde uyku apnesinden işitme kaybına kadar pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabildiğini söyledi. Alerjilere bağlı belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Asiye Merve Erdoğan, açıklamalarda bulundu. Alerjik reaksiyonların vücutta doğuştan gelen bir duyarlılıkla oluşabildiğini ifade eden Dr. Erdoğan, "Bahar ve yaz aylarında ortaya çıkan alerjilerde vücut bazı çevresel maddeleri yabancı olarak algılar ve savunma mekanizmasını devreye sokar. Bu durum burun akıntısı, hapşırık, öksürük, burun ve boğazda kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir. Başta hafif seyreden bu şikayetler zamanla günlük yaşam kalitesini ciddi oranda etkileyebilir" diye konuştu. "Alerjenden uzak kalmak önemli" Alerjik rinitin en doğru tedavisinin alerjen maddelerden uzak durmak olduğunun altını çizen Dr. Erdoğan, bunun her zaman mümkün olamadığını dile getirdi. Belirtileri kontrol altına almak için uygun ilaçların kullanılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Ağızdan alınan ilaçlar ya da burun spreyleri ile semptomlar hafifletilebilir. Ancak her ilacın potansiyel yan etkileri olabilir. Uyku hali, bulantı ve nadiren kusma gibi yan etkiler görülebilir. Bu nedenle ilaç kullanımının mutlaka hekim önerisiyle yapılması gerekir" ifadelerini kullandı. Alerjik rinitin sadece burun tıkanıklığıyla sınırlı kalmadığını, tedavi edilmediğinde daha ciddi hastalıklara neden olabileceğini aktaran Erdoğan, "Alerji nedeniyle yaşanan sıkıntılar zaman içerisinde horlama, uyku apnesi, kronik sinüzit ve orta kulakta sıvı birikimi gibi sıkıntılara neden olabilir. Orta kulak tedavi edilmediğinde ise bu durum işitme kaybı gibi ciddi durumlarla hastayı karşı karşıya bırakabilir" uyarısında bulundu. "Enfeksiyon ile karıştırılabilir" Alerjinin bazı durumlarda üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılabildiğini de ifade eden Dr. Erdoğan, "Alerjiler bazen geçmeyen burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı ile kendini gösterdiğinde, enfeksiyon sanılarak gereksiz antibiyotik kullanımlarına yol açabilir. Bu da hastalığın aslında tedavisiz kamasına ve komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle doğru tanı konulması önemlidir. Alerjiye erken dönemde tanı konulması hastaların yaşam kalitesini de artırıyor. Kısa ve uzun vadeli komplikasyonlardan kaçınmak ve yaşam kalitesini korumak için ilk belirtilerde hekime başvurmak çok önemlidir. Özellikle çocuklarda işitme ve konuşma gelişimi açısından bu tür alerjik tabloların göz ardı edilmemesi gerekir" dedi.
Prof. Dr. Özkan: "Türkiye’deki havuzların yüzde 68’i diş minesini aşındıracak kadar asidik"
22 Haziran 2025 Pazar - 10:54 Prof. Dr. Özkan: "Türkiye’deki havuzların yüzde 68’i diş minesini aşındıracak kadar asidik" Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Yaz mevsimiyle birlikte yüzme havuzları dolup taşarken, diş sağlığını tehdit eden büyük bir tehlike göz ardı ediliyor. Klorlu havuzlarda kontrolsüz pH seviyeleri, özellikle genç yüzücülerde diş minesinin çözünmesine, hassasiyet artışına ve çürük oluşumuna neden oluyor" dedi. Özkan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Son 5 yılda ‘havuz erozyonu’ nedeniyle başvuran hasta sayısında 3 kat artış gözlemledik. Türkiye’deki havuzların yüzde 68’i güvenli pH aralığının dışında. Bu da diş minesinin mikron mikron erimesine yol açıyor. Havuz suyu gözleri yakmasının ötesinde, dişleri de aşındırıyor" diye konuştu. "Bilimsel Verilerle Açıklanan Gerçekler" Sağlık Bakanlığı 2024 Denetim Raporunda Türkiye genelinde denetlenen 326 havuzun yüzde 68’inin pH değeri güvenli aralığın dışında bulunduğunu, özellikle kapalı spor salonu havuzlarında pH 6.4’e kadar düşerek diş minesini çözünür hale getiren bir ortam oluşturduğuna dikkat çeken Özkan şöyle devam etti: "Journal of Dental Research (2023): Olimpik sporcularda yapılan incelemelerde, yüzde 74’ünde diş minesi erozyonu tespit edildi. Haftalık 8 saatten fazla klorlu suya maruz kalan bireylerde diş minesinin ciddi şekilde aşındığı gözlemlendi. Asit maruziyetinde 5 dakika sonra mine yüzeyinde mikroçatlaklar oluşmaktadır. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Klinik Verileri (2023): 15-25 yaş grubu aktif yüzücülerde ortalama 0.43 mm mine kaybı tespit edildi. Bu oran, normal bireylerin 4 katı." Özkan: mine gittikten sonra geri getirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, "Parlayan diş, sağlıklı diş değil. Hastalar bazen ‘dişim beyazladı, parladı’ diye geliyor. Oysa bu, mine tabakasının incelip alttaki dentin renginin yansımasıdır. Yani diş, parlaklaştığı anda aslında savunmasız hale gelmiştir. Çocuklarda süreç çok daha hızlı. 12 yaş altı çocukların diş minesinin kalınlığı, yetişkinlere göre %30 daha azdır. Bu da, klor maruziyetinin çocuklarda 2 kat daha hızlı erozyona yol açtığı anlamına gelir. İstanbul’da yüzme kurslarına katılan çocukların yüzde 41’inde bu durum erken evrede görüldü." Tek seansla başlayan süreç. Klorlu havuz suyunda pH seviyesi 6.8’in altına düştüğünde, diş minesinin %97’sini ana yapısı olan hidroksiapatit kristalleri çözülmeye başlar. Sadece 1 yüzme seansı bile 1-3 mikronluk mine aşınması oluşturabilir. En büyük yanlış. Havuzdan çıkar çıkmaz diş fırçalamak, asitle yumuşamış mineyi zımpara gibi kazımak demektir. En az 30 dakika bekleyin, ardından florürlü ve aşındırıcı olmayan bir macunla fırçalayın" dedi. Özkan, diş sağlığını tehdit dden 5 kritik riski ise şöyle sıraladı: "Klor Kokusuna Aldanmayın: Güçlü koku, yüksek klor değil, kloramin birikimidir. Bu madde mineyi aşındıran asidik yapıyı tetikler. Tuzlu Havuzlar Daha Zararlı Olabilir: Tuzlu su sistemlerinde elektrolizle açığa çıkan hidrojen peroksit, diş minesini klordan daha agresif biçimde aşındırabilir. Dişteki Renk Değişiminin Gerçek Nedeni: Mine aşındıkça alt tabaka olan sarı dentin görünür hale gelir. Bu, genellikle yanlışlıkla "beyaz leke" sanılır ama aslında erozyon belirtisidir. Standart Ağız Koruyuculara Dikkat: Uygun olmayan koruyucular, havuz suyunu ağız içinde hapsederek mineye 3 kat daha uzun temas süresi yaratır. Diş Macunu ve Klor Etkileşimi: Florürlü diş macunlarındaki sodyum lauril sülfat, klor kalıntılarıyla birleştiğinde aşındırıcı kimyasal reaksiyonlar başlatabilir." Özkan’dan koruyucu stratejileri ise şöyle sıraladı: "Dijital pH Ölçüm Cihazı Kullanın: Havuz suyunun pH’ı 7.2’nin altındaysa yüzmekten kaçının. Kalsiyum Fosfat İçeren Ağız Spreyleri: Yüzme sonrası ağız içini dengeleyerek asidik etkileri nötralize eder. Gece Florür Jeli Uygulaması: Haftada 2 gece 5.000 ppm’lik jelle yapılan 5 dakikalık uygulama, mine dokusunu onarır. Biyofilm Temizliği: Ayda 1 kez alkalin peroksit içeren ağız gargarası, klorun diş yüzeyine tutunmasını engeller. Riskli Dişlerin Güçlendirilmesi: Havuz hasarı olmadan mine çatlaklı, gizli çürüklü ve önceden aşınmış riskli dişlerinizi güçlendirmek amacıyla Yarık Örtücü ve Anatomik Dolgu gibi diş tedavilerinizi yaptırabilirsiniz." Özkan son olarak, havuzların göründüğü kadar masum olmadığını söyleyerek, "Diş minesi erozyonu sessiz ilerler. Sıcak bir çayda irkiliyorsanız, gece uykunuzda dişleriniz sızlıyorsa, nedenini başka yerde aramayın. Sıklıkla havuza giriyorsanız, dişleriniz suyun içindeki görünmeyen asitlerle savaşıyor olabilir. Biz diş hekimleri için artık yaz ayları ‘havuz hasarı onarma sezonu’na dönüştü. Bu durum bir birey değil, tüm toplum sağlığını ilgilendiren bir problemdir. Önlem basit, farkındalıkla başlar" dedi.
Sınav alanına erken gelmesine rağmen sınava giremedi
22 Haziran 2025 Pazar - 10:53 Sınav alanına erken gelmesine rağmen sınava giremedi Adana’da bir kadın YKS’nin ikinci oturumu Alan Yeterlilik Testleri (AYT) sınavına girmek için erkenden salonun olduğu yere gelse de saat 10.00’da kapıya gelmediği için sınava giremedi. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM), Türkiye genelinde 81 il ve KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da 250 sınav merkezinde düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (2025-YKS) ikinci oturumu Alan Yeterlilik Testleri (AYT) başladı. Adana’da da Çukurova Üniversitesi Yerleşkesinde birçok binada sınava girildi. Sınava giren adaylar didik didik aramadan sonra salonları alındı. Saat 10.15’te başlayan sınava girişler saat 10.00’da son buldu. YKS’lerde bir ritüel haline gelen sınava geç kalma yine yaşandı. Bu kez sınava gireceği alana erkenden gelen ancak bahçede oturan bir kadın saat 10.02’de kapıya gelince sınava giremedi. Görevlilerin saat 09.45’ten itibaren sürekli bağırarak uyarı yapmasına rağmen kadın daldığını söyleyip sınava saat 10’dan sonra girmek istedi. Ancak görevliler sınava alamayacaklarını söyledi. Kadın bir süre görevliyi ikna etmeye çalışsa da sınava giremeyeceğini anlayınca salon kapısından uzaklaştı. Engellilere özel salon Ayrıca ÖSYM’ye engelli olduğunu belirten adaylar için de üniversitede özel salon oluşturuldu. Tekerlekli sandalyede sınava gelen birçok aday hiçbir sorun ile karşılaşmadan salonlara girdi.