Yerel Haberler
Adana
Kozan’da selin izleri havadan görüntülendi 30 Nisan 2026 Perşembe - 11:21:46 Adana’nın Kozan ilçesinde dün akşam etkili olan sağanak yağış ve dolunun ardından meydana gelen sel felaketinin izleri havadan görüntülendi. Kozan ilçesinde dün akşam etkili olan sağanak yağışın ardından Tabak Deresi taştı. Taşkının etkisiyle Bucak yolu üzerindeki Karabuzağı Mahallesi Döşeme mevkiinde bağlantı yolları su ve çamurla kaplanarak trafiğe kapandı. Yolda bulunan bazı araçlar ise sel sularında mahsur kaldı. Selin boyutu dron ile kaydedildi. Görüntülerde taşan derelerin yatağından çıkarak çevreye yayıldığı, asfalt yolların söküldüğü ve dev kayaların sürüklenerek yerleşim alanlarına kadar ulaştığı görüldü. Özellikle Eskikabasakal ve Karabuzağı mahallelerinde tarım arazilerinin suyun şiddeti nedeniyle etkilenip zarar görmesi dikkat çekti. Bölgede bazı yollar tamamen kullanılamaz hale gelirken sel sularının bıraktığı çamur ve moloz yığınları havadan görüntülendi. "Tarım arazileri ve yollarda büyük hasar oluştu" Eskikabasakal Mahalle Muhtarı Levent Kara, yaşanan afetin büyüklüğüne dikkat çekerek, "Hepimize geçmiş olsun. Şu an durum ağır, bir can kaybımız var, bir üreticimizin de hayvan kaybı var. Tarım arazileri ve yollarda büyük hasar oluştu. Sel yaklaşık 20 dakikada dağdan aşağıya indi. Yağmur dolu ile karışık şekilde yağdı. Maden ocakları dağın yapısıyla oynadı, açılan yollar nedeniyle su doğrudan yerleşim alanlarına yöneldi. Mahallemizde en son böyle bir olay 60 yaşındaki vatandaşlarımızın çocukluk döneminde yaşanmış" dedi. "Daha önce de sel oluyordu ama bu kadarını görmedik" Sel sırasında evinin önünden suyun aktığını belirten Bekir Özgan ise, "Yoldayken köyde sel olduğunu eşimden öğrendim. Daha önce de sel oluyordu ama bu kadarını görmedik. Köprü yapılması lazım, tarlalara su gitmeyecek alanlar oluşturulmalı. Kozan’ın en yakın köylerinden biri burası ve en fazla zarar gören yer de burası" diye konuştu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 09:45 61 yaşındaki beyin cerrahı, maraton koşusunda uluslararası ödül kazandı Adana’da Seyhan Devlet Hastanesi’nde görev yapan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Akın Vural, ilerleyen yaşına rağmen katıldığı 39. Belgrad Maratonu’nda yaş kategorisinde ikinci olarak gümüş madalya kazandı. Dr. Vural, "Haftada 50, ayda 200 kilometre koşup yarışmalara hazırlanıyorum. Yıllık yaklaşık 24 bin hastaya poliklinikte hizmet veriyoruz, 2 bine yakın ameliyat gerçekleştiriyoruz. Bu tempoyu sürdürebilmemde en büyük etken spor" dedi. Adana’da Seyhan Devlet Hastanesi’nde görev yapan 61 yaşındaki Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Akın Vural, mesleğinin yanı sıra hayatının her anında sporu da ihmal etmedi. Gençlik yıllarında önce futbol, ardından da yüzme ile uğraşan Dr. Vural, bir dönem yüzme kulübünde yöneticilik yaptı ve yaklaşık 20 milli sporcu yetiştirdi. Vural, 7 yıl boyunca Türkiye Yüzme Federasyonu’nda asbaşkanlık görevini yürüttü ve 5 yıl önce koşuya başladı. Bir süre sonra maraton yarışmalarına hazırlanan Dr. Akın Vural, geçtiğimiz hafta 39. Belgrad Maratonu’nda yaş kategorisinde ikinci olarak gümüş madalya kazandı. Haftada 50, ayda 200 kilometre koşuyor Haftanın 4 günü toplam 50 kilometre koşarak antrenman yapan Dr. Akın Vural, ayda ise 200 kilometre koşup spordan bir an olsun vazgeçmiyor. "Yaş grubumda ikinci oldum" 5 yıldır düzenli olarak koşu antrenmanları yaptığını belirten Vural, "Haftada 4 gün yaklaşık 50 kilometre koşuyorum, aylık ise 200 kilometreye ulaşıyorum. Yarışlara katılarak bu çalışmaların karşılığını almaya çalışıyorum. Son olarak Sırbistan’daki uluslararası yarışta, 21 kilometrelik yarı maratonda yaş grubumda ikinci oldum" dedi. "Spor beni motive ediyor" Yoğun iş temposuna rağmen spordan vazgeçmediğini ifade eden Vural, "Yıllık yaklaşık 24 bin hastaya poliklinikte hizmet veriyoruz, 2 bine yakın ameliyat gerçekleştiriyoruz. Bu tempoyu sürdürebilmemde en büyük etken spor. Koşu bana hem enerji hem de motivasyon sağlıyor" diye konuştu. "Hareketsizlik, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor" Ailesinin de sporla iç içe olduğunu vurgulayan Vural, "Kızım modern pentatlonda, oğlum ise kanoda milli sporcu. Hastanede ise ’Seyhan Doğa Sporları’ grubuyla çalışanları da spora teşvik ediyoruz. yaklaşık 50 personeli koşu ve bisiklet gibi aktivitelere yönlendirdim. Hareketsizlik ve kötü alışkanlıklar uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Spor, hem fiziksel hem de zihinsel sağlık için vazgeçilmez" şeklinde konuştu. "Spor ameliyatlarda da fayda sağlıyor" Koşunun özellikle mesleki performansına da katkı sağladığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Akın Vural, "Beyin sağlığı açısından spor çok önemli. Daha iyi düşünmeyi ve motive olmayı sağlıyor. Zor ameliyatlarda spordan aldığım motivasyonla daha başarılı sonuçlar elde ediyorum. Bugüne kadar yaklaşık 20 yarışa katıldım 10’a yakın derece elde ettim. Hedefim, aldığım sonucu daha ileriye taşımak" ifadelerini kullandı.
Adana’da 323 polis adayı yemin ederek mezun oldu
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:48 Adana’da 323 polis adayı yemin ederek mezun oldu Adana Kemal Serhadlı Polis Meslek Eğitim Merkezi’nde (POMEM) düzenlenen törenle 31. dönem eğitim programını tamamlayan 323 polis adayı yemin ederek mezun oldu. POMEM Spor Salonu’nda gerçekleşen tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Törene, polis adaylarının aileleri ve çok sayıda davetli katıldı. Duygusal anların yaşandığı törende, POMEM Müdür Vekili Emniyet Müdürü Ahmet Yarlıgaç, polisliğin sorumluluk gerektiren bir meslek olduğuna dikkat çekerek, "Bu üniforma; halkın güveni, devletin ciddiyeti ve şehitlerimizin emanetidir. Unutmayın, her polis gerektiğinde bir gazi, bir şehit adayıdır," dedi. Törene video mesajla katılan Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Murat Balcı da mezunları tebrik etti. Dönem birincisi Murat Şahin, yaş kütüğüne plaket çakarak büyük alkış aldı. Ardından adaylar, hep birlikte yemin ederek resmen meslek hayatlarına ‘merhaba’ dedi. Müftü Vekili Hacı Ahmet Başaran’ın duasıyla devam eden programda, genç polisler keplerini havaya fırlatarak mezuniyet sevincini doyasıya yaşadı. Törenin sonunda ise duygusal bir sürpriz yaşandı. Polis adaylarından Kadir Avcu ve Mehmet Gürel Timurcioğlu, mezuniyet coşkusunu evlilik teklifleriyle taçlandırdı. Avcu, Nurdane Gürbüz’e; Timurcioğlu ise Didem Küçük’e evlenme teklif ederek salonda alkış fırtınası estirdi.
Uzmanı klimaların doğru kullanılması için uyarıyor:
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:06 Uzmanı klimaların doğru kullanılması için uyarıyor: İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, terliyken klimaya maruz kalmanın kas spazmlarına neden olabildiğini söyleyerek, "Sabit bir noktaya uzun süre soğuk havanın üflenmesi kasların kasılmasına ve tutulmalara yol açar. Sabah uyanıldığında boyunda ya da belde hissedilen ağrının nedeni genellikle gece boyunca çalışan klimalardan kaynaklanır" dedi. Yaz aylarında bunaltıcı sıcaklardan korunmanın en kolay yollarından biri de klima kullanımı. Evlerde, iş yerlerinde, alışveriş merkezlerinde hatta araçlarımızda bile sıklıkla karşımıza çıkan klimalar, doğru kullanıldığında yaşam konforunu artırıyor. Ancak bilinçsiz ve kontrolsüz klima kullanımı ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bilinçsiz klima kullanımının fiziksel rahatsızlıklardan enfeksiyonlara, alerjilerden solunum yolu hastalıklarına kadar uzanan geniş bir yelpazede sağlığımıza zarar verebileceğini söyleyen Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, klima kullanımı hakkında önemli uyarı ve önerilerde bulundu. Boyun ve sırt ağrıları artıyor Dr. Zeydan, boyun ve sırt ağrılarının klimanın doğrudan vücuda teması sonucu yaz aylarında en sık karşılaşılan şikayetler arasında geldiğini söyleyerek, "Özellikle terliyken klimaya maruz kalmak kas spazmlarına neden olabilir. Bu durum kişinin hareket kabiliyetini kısıtlayarak günlük yaşamı zorlaştırabilir. Aynı şekilde, vücut üzerindeki sabit bir noktaya uzun süre soğuk havanın üflenmesi kasların kasılmasına ve tutulmalara yol açar. Sabah uyanıldığında boyunda ya da belde hissedilen ağrının nedeni genellikle gece boyunca çalışan klimalardan kaynaklanır. Uyurken vücut ısısının düşmesi, soğuk havayla birleşince bu durum neredeyse kaçınılmaz hale gelir. Solunum yolları da klima kullanımından doğrudan etkilenir. Soğuk ve kuru hava, burun ve boğaz mukozasını kurutarak enfeksiyonlara davetiye çıkarır. Boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı ve öksürük gibi belirtiler sıklıkla klima kaynaklı solunum yolu tahrişlerinin sonucudur" diye konuştu. Alerjenlere davetiye çıkartıyor Klimaların bir diğer tehlikesinin ise alerjen birikimine neden olduğunun altını çizen Zeydan, "Filtreleri düzenli olarak temizlenmeyen ya da değiştirilmeden uzun süre çalışan klimalar, içinde biriken toz, polen, küf ve bakteri gibi maddeleri ortama yayar. Bu durum özellikle astım ve alerjik nezle gibi rahatsızlıkları olan bireylerde yakınmaların artmasına neden olur" dedi. Lejyoner hastalığına dikkat! Zatürre gibi daha ciddi enfeksiyonların da klima kaynaklı hastalıklar arasında yer alabildiğini ifade eden Dr. Zeydan, "Özellikle "lejyoner hastalığı" olarak bilinen bir tür zatürre, kirli klima sistemlerinde üreyen "Legionella" bakterisinin solunmasıyla bulaşır. Zatürre benzeri belirtilerle seyreden lejyoner hastalığı; yüksek ateş, kas ağrısı, öksürük ve nefes darlığı gibi şikâyetlere yol açar. Bu bakteri yaşlılar, bağışık düzeyi düşük bireyler ve kronik hastalığı olanlar için hayati risk taşıyabilir" şeklinde konuştu. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, klimanın doğru kullanımı için yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: 1. Klima kullanırken, iç ortam sıcaklığının 23-25 derece arasında olması yeterlidir. Klima kullanımında dikkat edilmesi gereken faktörlerin başında ise direkt kişinin üzerine üflememesi gelir. Ayrıca sıcak ortamdan birdenbire çok soğuk ortama geçilmemeli, iç sıcaklık ile dış sıcaklık arasındaki fark ise 10 dereceyi aşmamalıdır. 2. Klima kullanılan ortamların düzenli olarak havalandırılması da ihmal edilmemelidir. Uzun süre kapalı kalan, hava sirkülasyonu sağlanmayan alanlarda kirli hava birikir ve bu da baş ağrısı, halsizlik, göz yanması gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu nedenle özellikle ofis, araç ve alışveriş merkezi gibi kapalı alanlarda belli aralıklarla pencerelerin açılarak temiz hava girişi sağlanması büyük önem taşır. 3. Filtre temizliği de klima sağlığının olmazsa olmazıdır. Klimaların filtreleri en az ayda bir kez temizlenmeli, mümkünse yılda bir kez profesyonel bakım yapılmalıdır. Aksi halde hava yolu ile taşınan zararlı partiküller hem havayı hem de sağlığımızı tehdit eder. 4. Ayrıca klima kullanımında bireysel farkındalık da oldukça etkilidir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı olan bireyler klima kaynaklı rahatsızlıklara karşı daha hassastır. Bu gruplar, doğrudan soğuk havaya maruz kalmaktan kaçınmalı; gece boyunca çalışan klimalarda zaman ayarlı kullanım tercih edilmelidir.
Oto galericiye baskında 74 bin uyuşturucu hap ve 401 bin TL ele geçirildi
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:45 Oto galericiye baskında 74 bin uyuşturucu hap ve 401 bin TL ele geçirildi Adana’da oto yıkamacı ve oto galericiye Seyhan polisinin yaptığı baskında 74 bin 735 uyuşturucu hap ve suçtan elde edildiği öne sürülen 401 bin 390 TL para ele geçirildi. Olayla ilgili gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı. Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, Sümer Mahallesi’nde bir oto yıkama ve oto galeri üzerine faaliyet gösteren iş yerinin paravan olarak kullanıldığını, uyuşturucu ticareti yapıldığını tespit etti. Polis iş yerine pusu attı, uyuşturucu satışı sırasında baskın yaptı Seyhan Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, söz konusu iş yerinin önünde uyuşturucu ticareti tespit etmek için pusuya yattı. Saatlerce iş yerini takip eden polis, uyuşturucu satışı olduğu an baskın yaptı. Yapılan baskında, iş yeri çalışanı E.O. (35) ile uyuşturucu satın alan C.M. (34) suçüstü yakalandı. İş yeri sahibi B.K. de (37) gözaltına alındı. İş yerinde ve B.K.’nin aracında yapılan aramada 74 bin 697 uyuşturucu hap, 3 ruhsatsız tabanca, 38 ecstacy hap, 6.33 gram esrar ve suçtan elde edildiği öne sürülen 401 bin 390 TL para ele geçirildi. Emniyete götürülen şüphelilerden B.K. ise uyuşturucu satışı yapmadığını, olayla bir ilgisinin olmadığını öne sürdü. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen B.K., E.O. ile C.M., çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı.
Üç günde ikinci kez su borusu patladı, mahalle sular altında kaldı
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:21 Üç günde ikinci kez su borusu patladı, mahalle sular altında kaldı Adana’nın Seyhan ilçesinde üç günde ikinci kez patlayan su borusu nedeniyle mahalle sular altında kaldı. Evlerini su basan vatandaşlar isyan etti. Merkez Seyhan ilçesi Ova Mahallesi’nden geçen Adana Su ve Kanalizasyon İdaresine (ASKİ) ait su borusu, geçtiğimiz pazar günü henüz belirlenemeyen nedenle patladı. Yoğun akış nedeniyle evleri su bastı. İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler suyu tahliye edip patlayan boruyu onardı. Üç günde ikinci kez patladı Dün ise aynı boru yeniden patladı ve sokaklar su altında kaldı. Bazı vatandaşlar dışarı çıkamadığı için işe gidemedi. Bölgeye sevk edilen ekiplerin yaklaşık üç saatlik çalışmasıyla sular tahliye edildi. Çoğu evin bahçesi sudan zarar görürken evleri suyla dolan vatandaşlar isyan etti. Bir vatandaşın ise bahçesinde beslediği 15 tavuktan 12’si boğularak telef oldu. "Sürekli böyle eziyet çekiyoruz" İhlas Haber Ajansı’na konuşan mahalle sakinlerinden Memduh Bingöl, "Pazar günü yine aynı boru, aynı yerden patladı. Bu sokakların hepsini su bastı. Altyapımız yok rezil oluyoruz. Ya tamiratı bilmiyorlar ya da anlamıyorum, mahalle hep su doluyor. Sürekli böyle eziyet çekiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bugün ağlamaktan sinir krizi geçirdim" Evinin bahçesi sular altında kalan ve 12 tavuğu telef olan Binnaz Şapadak, "Her taraf pislik, evin içerisine kadar geldi. Tavuklar suda boğuldu. Yazık değil mi onlara. Evin içerisine kadar çamur girdi, her taraf pislik dolu. 18 yıldır bu mahalledeyim ve her zaman bu sorunlar var. Her yağmur yağdığında, her boru patladığında böyle çamurun içerisinde kalıyoruz. Bugün ağlamaktan sinir krizi geçirdim" diye konuştu.
Doç. Dr. Akıncı: "İsrail, kısa veya uzun vadede bölgeye yaşattığı zulmün karşı cevabını alacak"
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:10 Doç. Dr. Akıncı: "İsrail, kısa veya uzun vadede bölgeye yaşattığı zulmün karşı cevabını alacak" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, "Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Batı ülkeleri, İsrail’in güvenliğini sağlamak istiyorsa burada bölge ülkeleriyle iyi geçinmek zorunda. Bölge ülkelerinin hak ve hukukuna riayet etmek zorundalar. İsrail ya bir an önce bu yayılmacı politikasına son verecek ya da kısa veya uzun vadede bölgeye yaşatmış oldukları zulmün karşı cevabını alacaktır" dedi. İsrail, önce Gazze, ardından İran ve Lübnan olmak üzere son günlerde de Şam yönetiminin Dürzileri kontrol altına alma girişimlerini gerekçe göstererek Suriye’ye yönelik yoğun saldırılar gerçekleştirdi. Uzmanlar ise İsrail’in son saldırılarını yalnızca taktiksel bir müdahale değil, aynı zamanda kuzey sınırı boyunca yeni bir güvenlik mimarisi inşa etmeye yönelik stratejik bir hamle olarak değerlendiriyor. Konuyla ilgili Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. "İsrail, politikalarını yavaş ama etkili realize ediyor" Doç. Dr. Akıncı, İsrail’in Arz-ı mevud’a göre yayılmacı politikalarının devam edeceğine vurgu yaparak, şunları söyledi: "İsrail, Yahudi inancına göre Arz-ı mevud yani vadedilmiş toprakları alıncaya kadar bu yayılmacı politikalarına devam edecek gibi gözüküyor. İsrail’in saldırdığı ülkelere bakınca yayılmacı politikasını realize etme noktasında çok ciddi etki ve tepkiler ortaya koymuş oldu. İsrail’in bölgeye yönelik politikalarına bakıldığında yavaş yavaş ama kararlı bir şekilde bunu realize ettiğini görüyoruz. Bunu yaparken de bölge ülkelerin ulus devlet kimliğini ve üniter yapılarını bozarak, bu ülkelerin birleştirici unsurlarını, toplumun kritik yapılarını çözümleyerek yaptığını görüyoruz. Bunun son örneğini Suriye’de geçtiğimiz haftalarda görmüş olduk." "İsrail bize uzak bir düşman değil, yakın bir düşman" İsrail’in nihai hedefinin Türkiye olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Berat Akıncı, "İsrail, vadedilmiş topraklarını realize edecekse bunda en son varacağı nokta Türkiye. Türkiye’de de 20 ilimiz maalesef onların vadedilmiş toprakları içerisinde gözüküyor. Cumhurbaşkanımızın aslında açıkladığı gibi İsrail aslında bize uzak bir düşman değil, yakın bir düşman. Türkiye burada bölgeye yönelik politikalarını çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye, İsrail’in bölgeye yönelik yayılmacı politikalarını engelleyecek bir dizi hareketler aslında yapıyor ve yapmaya devam edecek. Türkiye, her zaman bunu bütün dünyada, uluslararası arenada açıklıyor" ifadelerini kullandı. "Bölge ülkelerinin hak ve hukukuna riayet edilmeli" İsrail ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve Batı ülkelerinin bölge ülkelerinin hak ve hukukuna riayet etmek zorunda olduğuna vurgu yapan Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, "İsrail, bölgeye yönelik yayılmacı politikalarının sonucunda başta Gazze, Lübnan ve Suriye olmak üzere uluslararası hukuku, insan hakları hukuku ve yaşama hakkını göz ardı etti. Burada İsrail ve başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batı ülkeleri, İsrail’in güvenliğini sağlamak istiyorsa burada bölge ülkeleriyle iyi geçinmek zorunda. Bölge ülkelerinin hak ve hukukuna riayet etmek zorundalar. İsrail ya bir an önce bu yayılmacı politikasına son verecek ya da kısa veya uzun vadede bölgeye yaşatmış olduklarını zulmün karşı cevabını alacaktır" dedi. "Türkiye bölgede terör faaliyeti görmek istemiyor" Terörsüz Türkiye yolunda PKK’nın silah bırakma sürecini de değerlendiren Doç. Dr. Akıncı, "Artık Türkiye ve bölge ülkeleri de Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerden oldukça yoruldu. Halklar yoruldu, çok sayıda şehidimiz oldu. Bölgenin topyekun kalkınmaya, huzura ve gelişmeye ihtiyacı var. Son gelişmeleri sadece Türkiye üzerinden okumamak gerekiyor. PKK ve türevleri başka ülkelerin topraklarını kullanıp ülkemize saldırıyordu. Türkiye’nin PKK’ya yönelik silah bıraktırma politikaları aslında İsrail’in yayılmacı politikalarına da panzehir olabilecek bir politika. Türkiye’nin buradaki temel tezi aslında çok net. Türkiye bölgede terör faaliyeti, İsrail’in yayılmacı politikalarını görmek istemiyor. Türkiye, Suriye ve Irak ile bölge ülkeleriyle karşılıklı kazan-kazan politikası ve refah anlayışını, bir refahın yükselişini görmek istiyor" ifadelerini kullandı.
Doğan: "Çiftçimize güçlü bir destek mekanizması sunulmalıdır"
22 Temmuz 2025 Salı - 15:16 Doğan: "Çiftçimize güçlü bir destek mekanizması sunulmalıdır" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Adana’da tarımsal üretimin ciddi bir krizle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, çiftçilerin yaşadığı sorunlara acil çözüm çağrısında bulundu. Doğan, artan girdi maliyetleri, finansmana erişim zorlukları, iklim kaynaklı afetler, su krizi ve ürünlerin para etmemesi gibi çok yönlü sorunların, çiftçileri üretimden uzaklaştırdığını belirterek çağrıda bulundu. Doğan, "Çiftçimiz bugün her açıdan derin bir krizin içerisindedir. Üretimden kopma noktasına gelmişlerdir. Zorda kalan çiftçilerimiz, elindeki tarla, traktör, ekipman gibi tüm varlıklarını satılığa çıkarmaktadır" dedi. Geçmiş yıllarda sadece bazı ürünlerde yaşanan fiyat istikrarsızlığının, bu yıl neredeyse tüm ürünlere yansıdığını ifade eden Doğan, "2025 yılı itibarıyla çiftçimizin ektiği, biçtiği hiçbir ürün yeterli gelir sağlamamaktadır. Enflasyonun hızla yükseldiği bir dönemde gelir kaybı yaşayan çiftçimiz, temel yaşam ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanmaktadır" şeklinde konuştu. "Üreticimiz ayakta kalmalı, tarlalar boş kalmamalıdır" Gelinen noktada artık sorunların görmezden gelinemeyeceğini ifade eden Doğan, "Üretici sahipsiz bırakılırsa, ülkemiz daha büyük ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalacaktır. Beklentimiz; vakit kaybetmeden üreticimizin yaşadığı bu çok yönlü krize müdahale edilmesidir. Kalıcı çözümlerle birlikte çiftçimize güçlü bir destek mekanizması sunulmalıdır. Unutulmamalıdır ki güçlü bir Türkiye, güçlü bir tarımla mümkündür. Üreticimiz ayakta kalmalı, tarlalar boş kalmamalıdır" dedi.