Yerel Haberler
Adana
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:56 Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı" Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağının büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı olduğunu belirterek, "Cerrahi müdahale mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir" dedi. Günümüzde obezite, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmanın ötesine geçerek dünya genelinde hızla yayılan ciddi bir halk sağlığı problemi haline gelmiş durumda. Obezite, artık tüm yaş gruplarını etkileyen yaygın bir sağlık tehdidi olarak karşımıza çıkıyor. Obezitenin, bireylerin yaşam kalitesini düşürdüğünü ve hatta erken ölümlere zemin hazırladığını belirten Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, "Obezite cerrahisi, ileri derecede kilo problemi yaşayan bireylerde, kilo kaybını sağlamak ve obeziteye bağlı hastalıkların riskini azaltmak amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Ancak, verilen kiloların kalıcı olması, hastaların da bu sürece aktif ve olumlu bir şekilde katılımı ile mümkündür" diyerek obezite cerrahisi hakkında bilgiler verdi. Obezite hastalıklara kapı aralıyor Op. Dr. Şanal, obezite başta tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok kronik hastalığın gelişiminde önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, "Bununla birlikte kas-iskelet sistemi sorunları, solunum problemleri ve bazı kanser türleri ile de doğrudan ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle obezite, önüne geçilmesi gereken ciddi ve küresel bir sağlık sorunudur. Obezite cerrahisinde kullanılan yöntemler; mide hacmini küçülterek besin alımını kısıtlamayı, bağırsakların bir bölümünü devre dışı bırakarak emilimi azaltmayı ya da her iki etkiyi birlikte oluşturarak kalıcı kilo kaybı sağlamayı hedefler. Bu yönüyle obezite cerrahisi, düşünülenin aksine yalnızca estetik bir müdahale olmayıp, hastanın yaşam süresi ve kalitesini artıran önemli bir sağlık uygulamasıdır" dedi. Her birey için uygun olmayabilir Obezite cerrahisi her kilolu birey için uygun bir yöntem olmadığından hasta seçiminin büyük önem taşıdığını kaydeden Şanal, "Genel olarak vücut kitle indeksi (VKİ) 35 ve üzeri olan ya da VKİ 30’un üzerinde olup obeziteye bağlı ek hastalıkları bulunan bireyler bu tedavi için aday kabul edilir. Bununla birlikte; daha önce diyet, egzersiz ve medikal tedavi yöntemlerinden yeterli sonuç alamamış olmak, ameliyata engel teşkil edecek ciddi bir sağlık sorununun bulunmaması ve hastanın ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlayabilecek durumda olması gerekmektedir. Tüm bu kriterler, multidisipliner bir ekip tarafından detaylı şekilde değerlendirilerek kişiye en uygun tedavi planı belirlenir" diye konuştu. Cerrahiden sonrası da önemli Obezite cerrahisinin sonrasında tamamen risksiz bir süreçten söz etmenin mümkün olmadığını kaydeden Şanal, şunları söyledi: "Zamanla mide hacminde bir miktar genişleme yaşanabilir veya hastalar eski beslenme alışkanlıklarına geri dönebilir. Özellikle yüksek kalorili sıvı gıdaların tüketimi, sık ve kontrolsüz atıştırma gibi davranışlar yeniden kilo alımına zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle cerrahi tedavi, tek başına bir çözüm değil; yaşam boyu devam etmesi gereken bir disiplinin ilk adımı olarak değerlendirilmelidir. Obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı, büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlıdır. Cerrahi müdahale; mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir. Uzman hekimlerin önerdiği kurallara uyulması, rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması, diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme programına sadık kalınması ve düzenli fiziksel aktivite yapılması durumunda elde edilen kilo kaybını uzun vadede korumak mümkündür."
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:55 Oğlu 9 yıl önce öldürülen acılı anne: "Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" Adana’da 9 yıl önce mezarlıkta uğradığı silahlı saldırı sonucu iki arkadaşıyla birlikte hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Refik Bingül’ün annesi Selvihan Bingül’ün, "Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" sözleri, evlat acısının yıllar geçse de dinmediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Faili meçhul olarak kalan dosyanın yeniden gündeme gelmesi ise acılı anneye umut oldu. Edinilen bilgiye göre olay, 26 Ocak 2017 tarihinde sabah saatlerinde merkez Yüreğir ilçesi Ali Hocalı Mahallesi’nde mezarlıkta meydana geldi. Mezarlık görevlisi, kaza yapmış 01 ERG 36 plakalı otomobilin şoför koltuğunda bir kişi ile araç çevresinde 2 kişinin hareketsiz yattığını fark etti. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, yaptığı incelemede cesetlerin bir gün önce evlerine gitmeyen ve sabah saatlerinde kayıp başvurusu yapılan oto tamircisi Ufuk Altun (38), Eser Binen (36) ve Çukurova Üniversitesi İşletme Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Refik Bingül’e (18) ait olduğunu belirledi. Olay yerini güvenlik şeridi ile çeviren ekipler, uzun namlulu silah ve tabancadan çıktığı değerlendirilen yaklaşık 30 adet kovanı tek tek toplayarak inceleme başlattı. Ancak aradan geçen 9 yıla rağmen olayın failleri tespit edilemedi. "9 yıldır ne çektiğimi bir ben, bir de Allah bilir" Refik Bingül’ün acılı annesi Selvihan Bingül (48), yaşadığı tarifsiz acıyı anlatarak, "Diyecek bir şey bulamıyorum. Sözün bittiği yerdeyim. Faili meçhul dosyalar tekrar açılıyor. Umarım bizim dosyamıza da bakarlar. 9 yılda ne çektiğimi bir ben, bir de Allah bilir. Anlatılması zor, evlat acısının tarifi yok. Allah hiçbir anneye bunu yaşatmasın. Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" diye konuştu. "İnşallah yüreğimize su serpilir" Baba Mahmut Bingül (58) ise olay gününü anlatarak faillerin bulunmasını talep etti. Bingül, "Oğlum üniversite öğrencisiydi, arkadaşlarıyla beraber bir araç almışlar. Kutlama yaparak eğlenmişler. Daha sonra gece saat 22.00 gibi mezarlığa gitmişler. Arkadaşının annesinin mezarını ziyaret etmişler. Oradan dönüşte çapraz ateşe tutulmuşlar. Benim oğlum aracın arka sağ tarafında oturuyormuş. Kaçmaya çalışmış ama 7-8 kurşun yemiş. Bunu yapan kişi ya da kişiler, çocukların ensesine de sıkmış. Failler bulunamadı. Ne sonuç ne de kanıt, hiçbir şey yok. Çocukların hepsinin telefonları da mevcut ama bir veriye ulaşılamadı. İnşallah bizim dosyada da bir gelişme olur da yüreğimize su serpilir" diye konuştu.
Adana’da çöp ve molozlar dağ gibi birikti, vatandaşlar tepkisini dile getirdi
08 Ağustos 2025 Cuma - 09:18 Adana’da çöp ve molozlar dağ gibi birikti, vatandaşlar tepkisini dile getirdi Adana’nın Seyhan ilçesinde birçok noktada alınmayan çöp ve molozlar nedeniyle vatandaşlar belediyeye tepki gösterdi. Şehirde bazı vatandaşların, çöplerini konteyner yerine sokağa veya konteynerlerin yanına atması dikkat çekiyor. Ancak belediye ekipleri de o çöpleri toplamayınca çöp ve moloz tepeleri oluşuyor. Kentin özellikle Seyhan ilçesine bağlı Pınar, Mithatpaşa, Sümer, Dağlıoğlu ve birçok mahallesinde çöp konteynerleri dolup taşarken etrafa atılan molozlar ise belediye tarafından toplanmıyor. Hal böyle olunca vatandaşlar da tepkilerini dile getiriyor. Sümer Mahallesi’nde oturan vatandaşlardan Sadık Kaplan, "1990 yılından bu yana buradayım, böyle bir pislik görmedim. Bizim diğer mahalleler de bu şekilde. Adana’nın geneline yayılmış bu görüntü. Apartmanlardan çıkan molozları bu şekilde koyuyorlar buraya ama kaldırılmıyor. Burası Kurban Bayramı’ndan bu yana bu şekilde duruyor. İşim gereği çok geziyorum ve Adana’nın geneli bu şekilde. Buradan hiç mi memur ya da amir geçmiyor, bir yetkili görmüyor mu" diyerek tepki gösterdi. "Mahallemiz çöpün altında kaldı" Pınar Mahallesi Muhtarı Saniye Çelik ise mahallesindeki çöplerin artık dağ gibi biriktiğini, Seyhan Belediyesi’nin çöplerin altında kaldığını belirtti. Çelik, "Mahallemiz çöpün altında kaldı, belediyemiz bu işi beceremedi. Buradan tüm mahalle halkına sesleniyorum lütfen çöplerimizi sokağa atmayalım. Buradaki birkaç molozu önemsemiyorum ancak bütün mahalle çöp atıklarıyla dolmuş durumda. 48 saat bekleyen evsel atıklar kokmaya başlıyor. Bu çöplerden yayılan kimyasal gazlar ve çürümüş sebze atıklarının pis suları sokaklarımızı kirletiyor" dedi.
Başkan Kıvanç: "KOBİ tanımı büyüdü, işletmelerin nefes alanı genişledi"
07 Ağustos 2025 Perşembe - 16:24 Başkan Kıvanç: "KOBİ tanımı büyüdü, işletmelerin nefes alanı genişledi" Adana Sanayi Odası (ADASO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, finans kuruluşlarının daha erişilebilir ve makul maliyetli kredi politikaları geliştirmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, "Doğru zamanda, doğru kaynağa ulaşan her KOBİ, ekonomiye daha fazla katma değer, daha fazla istihdam ve daha güçlü ihracat anlamına gelir" dedi. ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, KOBİ’lerin ülke ekonomisinin taşıyıcı kolonları olduğunu vurgulayarak açıklamada bulundu. Kıvanç, açıklamasında, "Uzun süredir iş dünyasının gündeminde KOBİ tanımındaki üst sınırlar, reel sektörün güncel ekonomik gerçekleriyle uyumlu hale getirildi. Satış hasılatı ve mali bilanço üst limiti 500 milyon TL’den 1 milyar TL’ye çıkarıldı. Bu karar, özellikle yüksek enflasyon nedeniyle son yıllarda fiilen KOBİ niteliğini koruyan pek çok işletmenin sistem dışına itilmesini önleyecek, bu firmaların teşvik ve destek mekanizmalarından yeniden faydalanabilmesini sağlayacaktır" diye konuştu. KOBİ’lerin ekonomik sistemdeki ağırlığına dikkat çeken Kıvanç, "Ülkemizdeki işletmelerin çok büyük bir kısmı KOBİ niteliğinde. TÜİK verilerine göre KOBİ’ler, 3 milyon 378 bin 611 işletme ile Türkiye’deki tüm girişimlerin sayıca yüzde 99,7’sini oluşturuyor. Ülkede üretimin değerinin yüzde 41,6’sını, ihracatın yüzde 35’ini, ithalatın yüzde 20’sini, istihdamın ise yüzde 70,5’ini KOBİ’ler gerçekleştiriyor. İstihdamın, üretimin, ticaretin ve ihracatın belkemiği olan bu işletmelerin doğru sınıflandırılması, uygulanacak politikaların da hedefe ulaşması açısından büyük önem taşıyor. KOBİ’ler olmadan sürdürülebilir büyüme mümkün değildir. Bu çerçevede yapılan bu düzenlemeyi yerinde ve son derece değerli buluyoruz. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetimimize iş dünyasına verdikleri destekten ötürü teşekkür ediyoruz. KOBİ tanımı büyüdü, işletmelerin nefes alanı genişledi. KOBİ’lerin üretim süreçlerini aksatmadan sürdürebilmesi, uygun şartlarda krediye erişimleriyle doğrudan bağlantılı. Bu nedenle, finans kuruluşlarımızın daha erişilebilir ve makul maliyetli kredi politikaları geliştirmesi büyük önem taşıyor. Doğru zamanda, doğru kaynağa ulaşan her KOBİ ekonomiye daha fazla katma değer, daha fazla istihdam ve daha güçlü ihracat anlamına gelir"diyerek sözlerini tamamladı.
Sıcak hava ve yanlış klima kullanımı burun kanamasına yol açabiliyor
07 Ağustos 2025 Perşembe - 13:11 Sıcak hava ve yanlış klima kullanımı burun kanamasına yol açabiliyor Klimaların ortam havasını kurutarak solunan havanın da nem oranını düşürdüğünü dikkat çeken Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, "Bu durum, burun mukozasının kurumasına ve yüzeysel damarların hassaslaşarak çatlamasına neden olabilir" dedi. Burun kanaması, özellikle yaz aylarında oldukça sık rastlanan ancak endişe verici gibi görünse de genellikle ciddi olmayan bir durum olduğu biliniyor. Burun içindeki kılcal damarlar oldukça hassas olduğu, sıcak hava, kuru ortam, burna darbe alınması, karıştırılması ya da tansiyon yükselmesi gibi nedenlerle kolayca kanayabildiği belirtildi. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, burun kanamalarının yüzde 90’ının hafif seyirli olup genellikle kendiliğinden geçtiğini, yaklaşık yüzde 10’unun ise tansiyon yükselmesi gibi ciddi sorunların habercisi olabileceğine dikkat çekerek uyarı ve önerilerde bulundu. Genellikle kolay kontrol ediliyor Burun kanamalarının ‘ön burun kanaması’ ve ‘arka burun kanaması’ olarak ikiye ayrıldığını kaydeden Arslanhan, "Burnu besleyen damarların burun deliğine yaklaşık 1 santim uzakta olması sebebiyle, travma, bir cisim veya parmak sokulması, mukoza kuruluğu gibi lokal nedenlerle oluşan kanamalar ön burun kanamaları olarak tanımlanır. Genellikle daha hafif ve kolay kontrol altına alınabilen bu tür kanamalar, toplumda en sık görülen burun kanaması tipidir. Öte yandan, arka burun kanamaları ise burnun daha derin bölgelerindeki damarların çatlamasıyla ortaya çıkar ve genellikle ileri yaşlarda, yüksek tansiyon veya kafa içi tümörler gibi altta yatan sağlık sorunlarına bağlı olarak gelişir. Arka burun kanamaları daha şiddetli olabilir ve tıbbi müdahale gerektirebilir" dedi. Klima kullanımı olumsuz etkileyebilir Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen klimaların ortam havasını kurutarak solunan havanın da nem oranını düşürdüğüne dikkat çeken Dr. Arslanhan, "Bu durum, burun mukozasının kurumasına ve yüzeysel damarların hassaslaşarak çatlamasına neden olabilir. Sonuç olarak burun kanamaları meydana gelebilir. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için klimalar bilinçli kullanılmalı; bulunduğunuz ortam zaman zaman havalandırılmalı ve nem dengesi korunmalıdır. Özellikle klima kullanılan odalarda pencerenin bir miktar açık bırakılması, hava sirkülasyonu ve nem açısından fayda sağlar. Burun kanamasını önlemek amacıyla, burun içinde kuruluk hissedildiğinde nemlendirici burun damlaları kullanılabilir. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek de mukozanın nemli kalmasına yardımcı olur. Burun temizliği sırasında aşırı ve sert sümkürme hareketlerinden kaçınılmalıdır. Ayrıca, özellikle hipertansiyon hastalarının hava sıcaklığının yüksek olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkmamaları, burun kanaması riskini azaltmak açısından uygun olacaktır" diye konuştu. Dr. Arslanhan, burun kanamalarının endişe verici gibi görünse de çoğu olayda korkulacak bir durum bulunmadığını tedavisinin ise genellikle basit müdahaleler ile gerçekleştirildiğini söyledi. Arslanhan, böyle bir durumda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Sakin olun. Panik yapmak kanamanın artmasına neden olabilir.Başınızı öne doğru eğin. Bu, kanın boğaza akmasını ve mide bulantısını engeller.Burun kanatlarını parmaklarınızla sıkın. Her iki burun deliğini nazikçe bastırarak 5-10 dakika boyunca sıkın.Ağzınızdan nefes alın. Kanama durana kadar ağızdan nefes almaya devam edin.Soğuk uygulama yapın. Burnun üzerine veya enseye soğuk kompres koymak damarları büzerek kanamayı durdurmaya yardımcı olabilir.Kanama durduktan sonra burnunuzu temizlemeyin. Kan pıhtısını çıkarmak yeni bir kanamaya yol açabilir.Kanamanın 15-20 dakikadan fazla devam etmesi veya kanın ağızdan gelmesi halinde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. Sürekli ya da tekrarlayan burun kanamaları altta yatan bir hastalığın habercisi olabilir."
Motosiklet sürücüsüne hakeret edip saldırı girişiminde bulunan şahıslar yakalandı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 13:04 Motosiklet sürücüsüne hakeret edip saldırı girişiminde bulunan şahıslar yakalandı Adana’da trafikte kendisini uyaran motosiklet sürücüsüne saldırı girişiminde bulunarak küfür eden şahıs ve arkadaşı gözaltına alındı. Sürücüye 6 bin 498 lira da idari para cezası uygulandı. Olay, merkez Çukurova ilçesinde Adnan Menderes Bulvarında yaşandı. Alınan bilgiye göre, 10 Haziran’da motosikletli hafif ticari aracın sürücüsünü uyardı. Hafif ticari aracın sürücüsü de aşağı inerek motosiklet sürücüsüne küfür edip saldırma girişimine bulundu. O anlar ise motosiklet sürücüsünün kask kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerin sosyal medyaya yeni yansıması üzerine İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçerek şüpheli sürücü ve yanındaki şahsı yakaladı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Adnan Menderes Bulvarı üzerinde bir kamyonet sürücüsünün trafiği tehlikeye düşürdüğü ve bir motosiklet sürücüsüne hakaret ettiği olaya ilişkin görüntülerin 06 Ağustos 2025 günü sosyal medyada yer alması üzerine, İl Emniyet Müdürlüğümüzce yapılan incelemede; söz konusu olayın 10 Haziran 2025 günü gerçekleştiği, aracın 35 ZID 94 plakalı kamyonet olduğu ve sürücüsünün S.A. olduğu tespit edilmiştir. Güvenlik güçlerimiz tarafından sürücüye Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca bin 986 TL, araç sahibine ise 4 bin 512 TL olmak üzere toplam 6 bin 498 TL idari para cezası uygulanmıştır. Ayrıca adı geçen şahıs göz altına alınarak adliyeye sevk edilmiştir" denildi.
ATÜ’nün Erasmus+ projelerine büyük destek
07 Ağustos 2025 Perşembe - 11:14 ATÜ’nün Erasmus+ projelerine büyük destek Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ), Dış İlişkiler Genel Koordinatörlüğü’nün yürütücülüğünde Erasmus+ Yükseköğretim Programı 2025 teklif çağrısı kapsamında önemli bir başarıya imza attı. Türkiye Ulusal Ajansı tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, üniversitenin KA131 ve KA171 projeleri desteklenmeye değer bulundu. Üniversiteden yapılan açıklamada:" Erasmus+ KA131 (programla ilişkili ülkeler ve programla ilişkili olmayan ülkelerle öğrenci ve personel hareketliliği) projesi kapsamında üniversitemize tahsis edilen toplam bütçe, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 50 oranında arttı. Bu gelişme, hem öğrenci hem de personel hareketliliği açısından daha fazla uluslararası fırsat anlamına geliyor. Avrupa dışındaki ülkeleri kapsayan Erasmus+ KA171 projesinde ise kayda değer bir genişleme yaşandı. 2024 yılında yalnızca üç ülkeyi kapsayan hareketlilik ağı, 2025 döneminde on ülkeye çıkarıldı. Vietnam, Arnavutluk, Kosova, Azerbaycan, Ukrayna, Fas, Tunus, Brezilya, Botsvana ve Kenya ile kurulan yeni iş birlikleri sayesinde alınan proje desteği, geçen yıla göre yaklaşık yedi katına ulaştı"denildi. Uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda sürdürülen bu çalışmaların, ATÜ’nün küresel ölçekte daha görünür ve etkin bir yükseköğretim kurumu olmasına katkı sağladığı, öğrenciler ve personele farklı kültürlerle etkileşim içinde bulunabilecekleri yeni akademik deneyimler sunmayı hedeflediği belirtildi.
Adana’da bir ilk: Ameliyatsız yöntemle kalp kapakları onarıldı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:28 Adana’da bir ilk: Ameliyatsız yöntemle kalp kapakları onarıldı Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde 70 yaşındaki bir hastaya aynı seansta hem MitraClip hem de TriClip işlemleri başarıyla uygulandı. Ameliyatsız yöntemle kalp kapakları onarılan hasta sağlığına kavuştu. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda görevli Uzman Dr. Samet Yılmaz, kalp kapağı hastalıklarının tedavisinde bölgede bir ilke imza attıklarını belirterek, 70 yaşındaki hastaya aynı seansta hem MitraClip hem de TriClip işlemlerinin başarıyla uygulandığını, bu tür girişimlerin cerrahi risk taşıyan hastalar için büyük avantaj sunduğunu belirtti. Kalp kapak yetmezliğinin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu kaydeden Dr. Yılmaz, "Mitral ve triküspit kapakta oluşan ileri derecede kaçaklar, çoğu zaman açık kalp ameliyatı gerektiriyor. Ancak yaşlı veya ciddi ek hastalıkları olan hastalar için bu ameliyatlar yüksek risk taşıyor. Kapalı yöntemle uygulanan MitraClip ve TriClip işlemleri bu hastalar için umut verici" dedi. MitraClip’in sol karıncık ile sol kulakçık arasındaki mitral kapağa, TriClip’in ise sağ karıncık ile sağ kulakçık arasındaki triküspit kapağa yönelik bir tedavi yöntemi olduğunu anlatan Yılmaz, "Her iki yöntemde de kalbin durdurulmasına veya göğüs kafesinin açılmasına gerek kalmadan, kasık damarından girilerek kapaklara özel mandallar yerleştiriyoruz. Bu sayede kapaklardaki kaçaklar ciddi oranda azalıyor. Eğer mandallar yerlerinden oynamazsa, tekrar müdahale gerekmiyor. Ama ilerleyen dönemde kaçak artarsa, aynı yöntemle yeni mandallar ekleyerek tedaviye devam edebiliyoruz" şeklinde konuştu. İleri görüntüleme ile planlanan işlem Adana’da ilk kez uygulandı Bölgede ilk kez aynı seansta iki işlemi birden yaptıklarını vurgulayan Uzm. Dr. Yılmaz, "70 yaşındaki erkek hastamıza daha önce stent takılmıştı ve orta dereceli kalp yetmezliği vardı. Hem mitral hem triküspit kapakta ileri düzey kaçak mevcuttu. Ayrıca böbrek fonksiyonları da bozulmuştu. Bu nedenle hasta açık cerrahi açısından yüksek riskli olarak değerlendirildi. İşlem öncesinde transözofajiyal ekokardiyografi ve 3 boyutlu tomografi ile kapak yapısını inceledik. Müdahale sırasında mandalları hangi noktalara yerleştirmemiz gerektiğini bu görüntüler sayesinde netleştirdik. İşlem sonucunda her iki kapaktaki kaçakları hafif dereceye indirdik ve hastamızın klinik durumu belirgin şekilde düzeldi" diye konuştu. Dr. Yılmaz, kalp kapak hastalıklarında cerrahinin tek çare olmadığını hatırlatarak, "Bu yöntemler cerrahinin riskli olduğu durumlarda oldukça etkili alternatifler sunuyor. Özellikle ileri yaş ve çoklu organ problemi olan hastalarda hem güvenli hem de etkin bir tedavi seçeneğidir. Bu tür işlemlerin iyileşme süreci de oldukça hızlıdır. Başarılı geçen işlem sonrası hastamızı ikinci gününde taburcu ettik ve nefes darlığı, halsizlik, kalp yetmezliği gibi şikâyetlerde ciddi azalma gözlemledik" ifadelerini kullandı. Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde uygulanıyor MitraClip ve TriClip teknolojisinin Türkiye’de henüz sınırlı sayıda merkezde uygulanabildiğine değinen Dr. Yılmaz, "Şu anda bu işlemler yalnızca 8-10 merkezde yapılabiliyor. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak bu alanda da öncü olmaktan gurur duyuyoruz" dedi.
Sahte diploma dağıtan sanık suç makinesi çıktı: Tam 44 kaydı var
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:25 Sahte diploma dağıtan sanık suç makinesi çıktı: Tam 44 kaydı var Ankara merkezli yapılan sahte diploma operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanan Adanalı sanık İsa Can E.’nin çoğu dolandırıcılık olmak üzere 44 suç kaydı olduğu öğrenildi. Ankara’da Ocak ve Mayıs ayında yapılan sahte diploma operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanan 35 yaşındaki İsa Can E.’nin de diğer zanlılar gibi üniversitelerin öğrenci işleri sistemine sızdığı öğrenildi. Zanlının orada görevli üst düzey kişilerin fotoğraflarını kullanarak sahte e imza üretip sisteme girip sahte diploma ürettiği öne sürüldü. İsa Can E.’nin önce Atatürk Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan şahsın adına sahte e imza oluşturduğu ve işletme diploması düzenlediği, daha sonra aynı üniversiteden hukuk ve beden eğitimi ve spor öğretmenliği diploması oluşturduğu iddia edildi. Sanığın aynı zamanda Göç İdaresi Başkanlığı, İstanbul İl Göç Uzmanı olarak görev yapan üst düzey bir kişinin fotoğrafı ile sisteme girip sahte e imza üretip buradan sahte belge çıkardığı ileri sürüldü. Zanlının ayrıca hukuk fakültesi diplomasını da bu operasyonda gözaltına alınıp tutuklanan Gökay Celal G.’ye aldığı tespiti yapıldı. "Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı sistemine bile sızmış" İsa Can E.’nin sahte kimlik kullanılmak suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığında, başkomiser olarak görev yapan S.D.’nin adına oluşturulan elektronik imza ile sistemlere yetkisiz erişim sağladığı da da ileri sürüldü. Zanlının 44 suç kaydının olduğu, bunların genellikle dolandırıcılıktan kaynaklandığı öğrenildi.