Yerel Haberler
Adana
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:11 Adana’nın gelecek vizyonu bu panelde çizildi: "Akıllı Enerji, Akıllı Sanayi" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "23. Ekserji ve Uygulamaları Yaz Kursu", final gününde dev bir panele sahne oldu. "Akıllı Enerji, Akıllı Sanayi: Adana’nın Gelecek Vizyonu" başlıklı panelde, kentin sanayi potansiyeli ile sürdürülebilir enerji stratejileri masaya yatırıldı. Prof. Dr. Adnan Midilli’nin moderatörlüğünde gerçekleşen panele; akademik ve iş dünyasından isimler katıldı. Panelde, Adana sanayisinin küresel rekabet gücünü artırmak için "Akıllı Enerji" sistemlerine geçişin bir tercih değil zorunluluk olduğu vurgulandı. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecinde ekserji yöntemlerinin sanayideki enerji kayıplarını en aza indirmede oynayacağı kritik rol konuşuldu. Adana Sanayi Odası (ADASO), Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) ve Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) temsilcileri, bölgedeki sanayi tesislerinin teknolojik dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınma projeleri hakkında güncel verileri paylaştı. Rektör Sözen’den panelistlere teşekkür plaketi Panelin ardından programın kapanış seremonisine geçildi. ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, panelin gerçekleşmesine sundukları katkılar ve üniversite-sanayi iş birliğine verdikleri desteklerden dolayı panelistlere ve programa eğitmen olarak katılan Prof. Dr. Yunus Çengel, Prof. Dr. Arif Hepbaşli ve Prof. Dr. Mehmet Karakilçik’a teşekkür ederek plaket takdiminde bulundu. Rektör Sözen, takdim sırasında yaptığı konuşmada, "Akademik bilginin sanayideki uygulama gücüyle birleşmesi, Adana’nın sadece bölgede değil, dünyada bir enerji ve sanayi üssü haline gelmesi için en büyük anahtarımızdır" dedi. Etkinlik, plaket töreninin ardından düzenlenen kapanış kokteyli ile sona erdi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:01 Fekeli gaziden Kaymakam Yılmaz’a, Ferdi Tayfur’un "Hatıran Yeter" şarkısıyla teşekkür Hakkari’nin Çukurca ilçesinde EYP patlaması sonucu iki gözünü kaybeden Fekeli gazi Uzman Çavuş Ahmet Gür, paraya sıkışınca çok sevdiği otomobilini satmak zorunda kaldı, durumu öğrenen Feke Kaymakamı Feyza Yılmaz, aracı bulup satın alarak gaziye hediye etti. Gazinin teşekkürü ise hem gülümsetti hem de yürekleri ısıttı. Gazi Uzman Çavuş Ahmet Gür, Hakkari Çukurca 2. Hudut Tugay Komutanlığı 1. Komando Taburu emrinde görev yaparken 11 Ağustos 2020’de Kuzey Irak sınır hattında EYP patlaması sonucu iki gözünü kaybetti. Gür, mesleğe başladığı yıl kazandığı ilk paralarıyla bir otomobil satın aldı. Gür, çok sevdiği ilk otomobilini, evininin tadilat işlemlerinde paraya sıkışınca satmak zorunda kaldı. Gür, gözlerini kaybettiği için büyük hevesle aldığı ve çok sevdiği otomobiline sadece bir kez binebilmişti. "Gözlerim açılsa bu kadar sevinmezdim" Durumu öğrenen Feke Kaymakamı Feyza Yılmaz, aracı buldurup satın alarak gaziye hediye etti. Gazi Ahmet Gür, Ankara GATA’daki kontrolü sırasında Kaymakam Feyza Yılmaz’ın sürpriziyle büyük mutluluk yaşadığını belirterek, "Bu anlamlı hediye ile gözlerim açılsa bu kadar sevinmezdim" diyerek duygularını dile getirdi. Otomobiline kavuşmasının ardından şehit Eren Kızıldağ ve Bünyamin Çabuk’un fotoğraflarını aracının arka camına astığını belirten Gür, onları unutturmamak için aracını bu şekilde dekore ettiğini ifade etti. Gür, arkadaşının yardımıyla aracıyla kaymakamlık bahçesine giderek Kaymakam Feyza Yılmaz’a teşekkür etti. Gür, kaymakamlık binası önünde Adanalı merhum sanatçı Ferdi Tayfur’un "Hatıran Yeter" isimli şarkısını da çalarak mutluluğunu dile getirdi. "Sadece bir kez kullanabildim" Gür, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, mesleğe başladığında ilk kazançlarıyla aldığı otomobili, gözlerini kaybettiği için sadece bir kez kullanabildiğini belirterek, "Bir arabam vardı, ilk göz ağrım. 2019’da 12 bin liraya almıştım. Sadece bir kez kullandım, çok hoşuma gitmişti. Patlamadan sonra ’gözlerimizi kaybettik ama hiçbir hayalimiz ertelenmesin’ dedim. Arabamı A’dan Z’ye yaptırdım. 2023 yılında ev yaptırırken maddi sıkıntı yaşadım ve satmak zorunda kaldım" diye konuştu. Feyza kaymakam durumu öğrenince duyarsız kalamadı Gür, kaymakamın bir ziyaret sırasında konuyu öğrendiğini belirtip, "Bir safra kesesi ameliyatı olmuştum. Kaymakamımız ziyaretime gelmişti. Ziyaret sırasında konu açıldı. Kendisi aracı almak istedi, ben kabul etmedim. Daha sonra Ankara’ya kontrole gittiğimde arayıp aracı aldığını söyledi. Devir işlemlerini annemin üzerine yaptık. O an ’gözlerim açılsa bu kadar sevinmezdim’ dedim" ifadelerini kullandı. Kaymakamın bu davranışının kendisi için çok anlamlı olduğunu vurgulayan Gür, "6 yıldır bana gazi olduğumu hissettiren, bu değeri gösteren Kaymakamımız Feyza Yılmaz’dır. Allah razı olsun. Bu denli yanımda olması bana çok şey hissettirdi" dedi. Aracına yeniden kavuştuğu anı anlatan Gür, "Eski hatıralarım yeniden canlandı. Aracımı tek başıma kullanamasam da arkadaşlar sağ olsun gezdiriyor. Arabaya bindiğimde, dokunarak hissettiğimde hatıralarım yeniden canlanıyor" şeklinde konuştu. "Bugün görev olsa yine giderim" Vatan uğruna her zaman göreve hazır olduğunu vurgulayan Gür, "Bugün görev olsa yine giderdim. Patlama sonrası Kuzey Irak sınır hattından Ankara’ya kadar bilincim açıktı. ’Yüzümü temizleyin, tekrar göreve gideyim’ dedim. Bir dosya açılsa yine giderim. Görmüyorum ama yine giderim" dedi.
En pahalı serinlik: Aracın kasasını havuza çevirip arkadaşlarıyla gezerken 60 bin TL ceza yedi
22 Ağustos 2025 Cuma - 09:38 En pahalı serinlik: Aracın kasasını havuza çevirip arkadaşlarıyla gezerken 60 bin TL ceza yedi Adana’da aracının kasasını havuza çevirip kentin en işlek caddesinde hareket halindeyken arkadaşları kasada havuza giren pikap sahibine ’Trafiği tehlikeye düşürme’, ‘Arabanın arkasında insan taşımak’ ve ‘Yanında ehliyeti olmama’ maddelerinden 60 bin lira idari para cezası kesildi. Araç ise 15 gün trafikten men edildi. Adana’da yaşayan Ömer Oğuz, geçtiğimiz ay arkadaşlarıyla birlikte aşırı sıcaktan bunalınca aracın kasasını havuza çevirmeyi düşündü. Arkadaşı Mehmet Ali Büdün’ü arayan Oğuz, ‘Annenin salçada kullandığı muşambayı al, göl kenarına gel’ dedi. Arkadaşının araması üzerine Büdün, muşambayı alıp göl kenarına gitti ve önce aracın kasasına muşamba gerildi, daha sonra Seyhan Baraj Gölü’nden alınan su ile dolduruldu. En işlek caddede havuz keyfi Daha sonra gençler, havuza çevirdikleri aracın kasasında serinlemeye başladı. Bir süre sonra Oğuz, arkadaşlarını Turgut Özal Bulvarı’na götürerek gezintiye çıkarttı. Ancak sivil polisler, araçtan akan suyun trafiği tehlikeye düşürdüğünü tespit ederek durumu trafik polislerine bildirdi. Bir süre sonra trafik polisleri gençleri çevirdi ve araç sahibi Oğuz’a ’Trafiği tehlikeye düşürme’, ‘Arabanın arkasında insan taşımak’ ve ‘Yanında ehliyeti olmama’ maddelerinden 60 bin lira idari para cezası kesip pikabı 15 gün trafikten men etti. Aracını sattı 15 gün boyunca trafikten men olan araç, süresi bitince satışa çıkartıldı ve satıldı. 60 bin liralık para cezası ise 6 arkadaş tarafından aralarında para toplanarak ödendi. İhlas Haber Ajansı muhabirine konuşan araçtakilerden Mehmet Ali Büdün, "Arabanın arkasına su doldurduk. 3 kişi arabanın ön tarafında, 4 kişide arabanın arkasında gezdik. Turgut Özal Bulvarı’nda gezerken bizi polisler durdurdu ve 3 maddeden 60 bin lira ceza kesti. Aracımız 15 gün trafikten men edildi. Arabanın arkasında serinleyip yola su atıyorduk" dedi. "Annemin salça muşambasını da geri istedim" Serinliğin bedelinin 60 bin lira olduğunu belirten Büdün, "6 arkadaş 60 bin lirayı bölüştük. Normalde 1 arkadaşımız daha vardı ama o cezayı ödemeyeceğini söyleyip bizi mağdur etti. Araç trafikten men edilince ben annemin salça muşambasını da geri istedim. Annem onu salçada kullanacak. Arabamızı da sattık, artık serinlemek istediğimizde havuzu tercih ediyoruz. Havuzun parası daha ucuz" diye konuştu.
Tarıma Dayalı İhtisas Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesinde ön talep süreci başladı
21 Ağustos 2025 Perşembe - 13:31 Tarıma Dayalı İhtisas Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesinde ön talep süreci başladı Türkiye’nin ve Avrupa’nın ilk Tarıma Dayalı İhtisas (Su Ürünleri) Organize Sanayi Bölgesi olma özelliğini taşıyan Adana Karataş Tarıma Dayalı İhtisas Su Ürünleri OSB, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Kuruluş Protokolü’nün onaylanmasıyla tüzel kişilik kazandı. Bölgeye yatırım yapmak isteyen girişimciler için ön talep başvurularının 18 Ağustos-19 Eylül 2025 tarihleri arasında alınacağı bildirildi. Valilik himayesinde kamu kurum ve kuruluşlarının ortaklığıyla kurulan yaklaşık 6 bin 500 dekar büyüklüğündeki Adana Karataş Tarıma Dayalı İhtisas Su Ürünleri OSB, parselasyon planı ve altyapı projeleri hazırlık çalışmaları devam ediyor. Bölgeye yatırım yapmak isteyen girişimciler için ön talep başvuruları 18 Ağustos - 19 Eylül 2025 tarihleri arasında alınacak. Proje kapsamında deniz ve tatlı su balıkları ile karides yetiştiriciliği yapılacak; modern kuluçkahaneler, açık ve kapalı havuz sistemleri, teknolojik seralar ve RAS (Kapalı Devre Su Ürünleri Yetiştiricilik Sistemi) kurulacak. Bölgede ayrıca 20 MW gücünde Güneş Enerjisi Santrali de hayata geçirilecek. OSB alanında idari ve sosyal tesisler, lojistik merkezi, tır parkı, atıksu arıtma tesisi, eğitim alanları ve sanayi tesisleri yer alacak tüm altyapı yatırımcılara tesis kapısına kadar ulaştırılmış şekilde teslim edilecek. Proje sahasındaki üretim ve yan sektör faaliyetleri ile birlikte yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlanması hedeflendiği bildirildi. Yatırım süreciyle ilgili değerlendirmede bulunan Vali Yavuz Selim Köşger, Adana’nın tarımsal potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için kararlılıkla çalıştıklarını söyledi. Köşger," "Verimli tarım alanları ve doğal iklim şartlarıyla bereketin simgesi olan Adana’mız, tarımsal üretimde Türkiye’nin öncü şehirlerinden biridir. Son yıllarda uygulanan tarım politikalarıyla önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Bu projeyle hem tarımsal ekonomiye değer katacağız hem de binlerce vatandaşımıza istihdam sağlayacağız. Karataş Tarıma Dayalı İhtisas Su Ürünleri OSB, yalnızca Adana’mızın değil, ülkemizin su ürünleri üretiminde lokomotif bir merkez olacaktır. Hep birlikte çalışarak Adana’yı tarım ve su ürünleri alanında dünyada söz sahibi yapacağız"dedi.
Tabancasıyla hava atmak isterken arkadaşını öldürdü, 15 yıl hapsi istendi
21 Ağustos 2025 Perşembe - 10:06 Tabancasıyla hava atmak isterken arkadaşını öldürdü, 15 yıl hapsi istendi Adana’da motosiklet üzerinde tabancayla ateş ederek arkadaşlarına gösterişte bulunduğu iddia edilen ve motosikleti süren 14 yaşındaki arkadaşının ölümüne neden olan 16 yaşındaki şüpheli hakkında, 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Merkez Seyhan ilçesine bağlı Mirzaçelebi Mahallesi’nde oturan M.E.Ş., iddiaya göre tabancası ile boş arazide ateş etmek için arkadaşı Murat Aras Hirman’ın kullandığı motosiklet ile 22 Nisan’da Seyhan ilçesi Mıdık Mahallesi’ne gitti. Yolda, motosikletin arkasında oturan M.E.Ş. arkadaşlarına gösterişte bulunmak için tabancasıyla ateş etti. Şüphelinin elindeki tabanca ilk ateşden sonra tutuklık yaptı, daha sonra ateş aldı. Silahtan çıkan mermi, motosikleti süren arkadaşı Hirman’ın sırtına isabet etti. Yaralanınca motosikletin kontrolünü yitiren Hirman ile M.E.Ş. düştü. Hirman’ın kanlar içinde kaldığını gören M.E.Ş., 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak durumu bildirdi. Hirman, tedavi gördüğü hastanede 29 Nisan günü hayatını kaybnetti, arkadaşı M.E.Ş. ise tutuklandı. Cumhuriyet savcısı, motosiklet sürücüsü arkadaşını kazara öldürdüğü iddia edilen M.E.Ş. hakkındaki soruşturmasını tamamladı. Savcı, sanık M.E.Ş. ile ilgili "Sayı ve Nitelik Bakımından Vahim Olan Silah veya Mermilerin Satın Alınması Taşınması Bulundurulması, Olası Kastla Adam Öldürme" suçlarından iddianame hazırladı. Adana Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame yapılan incelemenin ardından kabul edildi. İddianamede, çocuk sanığın, öldürme olayını olası kastla işlemesi ve yaşının küçük olması nedeniyle 11 yıla kadar, ruhsatsız silah bulundurmaktan da 4 yıla kadar olmak üzere toplam 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. İddianamede, sanığın savunması ile olayın tek görgü tanığı S.M.’nin ifadesi ve otopsi raporuna yer verildi. Sanık M.E.Ş. iddianamede yer alan savunmasında, ölen Hirman ile arkadaş olduklarını, aralarında herhangi bir husumetin olmadığını belirtti. Olay günü arkadaşları S.M. ve Hirman ile motosiklet gezisine çıktıklarını ifade eden M.E.Ş., olay anını şöyle anlattı: "Arkadaşlarım merak ettiği için tabancamı da yanıma aldım. Benim motosikletimi S.M. kullanıyordu. Ben de Murat Aras Hirman’ın motosikletinin arkasına bindim. Motosiklet ile seyir halindeyken tabanca kemerimi sıktı. Bu nedenle tabancayı çıkartmaya çalıştığım sırada tabanca ateş aldı. Murat ’vuruldum’ diye bağırdı. Bunun üzerine motosikleti durdurup Murat’a müdahale edip 112’yi aradım. Arkadaşıma zarar vermek gibi bir kastım yoktu." "Bize dönerek ’sıkarım’ dedi Olayın tek görgü tanığı S.M. ise, M.E.Ş.’nin motosikletle giderken havaya bir el ateş ettiğini belirterek, "Daha sonra M.E.Ş. bize dönerek ’sıkarım’ dedi. Belli bir süre motosikletle hareket ettikten sonra M.E.Ş. tekrar ateş etmek için tabancayı havaya kaldırdı, ancak silah ateş almadı. Bunun üzerine M.E.Ş. silahla uğraşmaya başladı. Bu esnada silah bir anda patladı ve kurşun motosikleti kullanan Murat’a isabet etti" dedi. Savcı değerlendirmesi İddianamenin değerlendirme bölümünde ise, tüm dosya kapsamı incelendiğinde, "Suça sürüklenen çocuğun maktul ile husumetinin olmadığı ancak ruhsatsız tabancasını bir kez ateşlediği ardından tutukluk yapması nedeniyle tabancayla uğraştığı, failin, fiilin muhtemel bazı neticelerin gerçekleştirilebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olmayarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi durumunda olası kast halinin söz konusu olacağı, olayda suça sürüklenen çocuğun olay sırasında silah kullanması nedeniyle gerçekleşen her neticeden sorumlu olduğu, netice olarak TCK’nın 81/1, 21/2 maddesinde düzenlenen olası kastla adam öldürme suçunu ve 6136 Sayılı Yasanın 13/2. Maddesinde düzenlenen suçu işlediğinin bilgi sahibi beyanı, suça sürüklenen çocuğun tevilli ikrar içeren savunması, kolluk tutanakları, uzmanlık ve otopsi raporu neticesinde anlaşılmaktadır" denildi. Sanık çocuk M.E.Ş. önümüzdeki günlerde yargılanmaya başlayacak.
Filistin’de esir düşen dedesinin 107 yıllık mektubuna ulaştı
21 Ağustos 2025 Perşembe - 09:34 Filistin’de esir düşen dedesinin 107 yıllık mektubuna ulaştı Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı, dedesi Onbaşı Yusuf (Hoca) Saygılı’ya ait 107 yıllık mektup ve esir kartlarını arşivde buldu. Tarihinin en önemli arşivlerinden birisine sahip Türk Kızılayı, "Yüzyıllık Emanet: Kızılay Esir Mektupları Sergisi"ni hayata geçirdi. Bu sergi sırasında Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı, yetkililere dedesi Yusuf (Hoca) Saygılı’nın da 1918 yılında Filistin Cephesi’nde esir düştüğünü ve ona ait bir mektubun olup olmadığını sordu. Arşivinde yapılan incelemede, Filistin Cephesi’nde savaşırken 31 Ekim 1918’de İngilizlere esir düşen Onbaşı Yusuf’un ailesi için kaleme aldığı bu satırlar, bir asır sonra gün yüzüne çıkarıldı. Arşiv yetkilileri, 1925’e kadar esir kampında tutulan Onbaşı Yusuf’un mektubunu ve esir kartını, torunu Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı’ya takdim etti. "Esir kartı ve mektupları teslim ettiler" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Ramazan Saygılı, dedesinin Adana’ya döndükten sonra Saimbeyli ilçesinde imamlık yaptığını ve 1960 yılında 72 yaşındayken hayatını kaybettiğini anlatarak, "Osmanlı’nın yıkılma dönemlerinde 7 cephede savaş verirken o dönem dedem Yusuf Saygılı, Filistin’de savaşırken esir düşmüş. Kızılay Esir Mektupları Sergisi’ndeyken ben yetkililere durumdan bahsettim. Ben esir kartı ve mektupları unuttum. Bir süre sonra Ankara’da toplantıdayken ilgili arkadaşlarımız dedemin mektup ve esir kartlarını teslim ettiler" ifadelerini kullandı. "Biz de iyilik hareketi parçasıyız" 107 yıl sonra böyle bir hediye aldığı için çok duygulandığını ve mutlu olduğunu belirten Saygılı, "Ecdadımızın da biz torunlarının da aynı yolda olduğunu görmekten mutlu oldum. Dedelerimiz dün Filistin ve Gazze için savaşmaya gitmişler. Bizler de aynı yere yardım götüren bir iyilik hareketinin parçasıyız. Dedeme rahmet okudum ve hamdolsun ki bizde aynı yoldayız" dedi. Öte yandan Saygılı, dedesinin kaleme aldığı Osmanlıca mektuptan, sağlık durumunu aktarmasının yanı sıra millete, orduya, devlete dua ettiğini, birlik ve beraberlik vurgusu yaptığını söyledi.