Yerel Haberler
Adana
Üniversite senatosu 1 günlüğüne çocukların oldu 22 Nisan 2026 Çarşamba - 15:23:20 Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi senatosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yönetimi çocuklara bıraktı. Üniversite senatosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yönetimi 1 günlüğüne öğrencilere devretti. Evliya Çelebi Ortaokulu ile Çarkıpare Şehit Ertan Tokuş İlkokulu ve Ortaokulu öğrencileri, temsili olarak üniversite yönetiminde görev aldı. Etkinlik kapsamında üniversitenin rektörlük koltuğuna ise Aybeniz Ersoy isimli öğrenci oturdu. Bir günlüğüne rektörlük görevini üstlenen Aybeniz Ersoy, üniversite yönetimiyle ilgili temsili kararlar alarak süreci deneyimledi. Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen, 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilen en anlamlı bayram olduğunu belirterek, "Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı üniversitemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Bu özel günde yönetimi onlara devretmek bizim için son derece kıymetli. Çocuklar bizlerin geleceğisiniz, burayı gelecekte sizler yöneteceksiniz. Ben de küçükken 1 günlüğüne bir bankada yönetici koltuğuna oturmuştum, o anı hiç unutamam, siz de bu anı unutmayacaksınız" dedi. Konuşmaların ardından temsili rektör, temsili senato üyelerine söz vererek üniversitenin geleceğiyle alakalı fikir alışverişinde bulundu. Program sonunda öğrencilere çeşitli hediyeler takdim edildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:24 Kozan’da ıslah edilen mera alanı dualarla açıldı, sürüler alanda otlamaya başladı Adana’nın Kozan ilçesinde ıslah çalışmaları tamamlanan mera alanı yeniden hayvancılığa kazandırıldı. Kozan ilçesi Hamamköy Kamışoba Mahallesi’nde ıslah edilen mera alanında açılış töreni düzenlendi. Programın açılışında konuşan Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Beyazıt, meraların hayvancılık açısından en önemli kaba yem kaynaklarından biri olduğunu belirterek, "İlimiz genelinde yaklaşık 449 bin 500 dekar mera alanı bulunuyor. Bu alanlar il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3’üne karşılık geliyor. Meralar, hayvancılığın yanı sıra ekolojik sistem açısından da büyük öneme sahiptir" dedi. Meraların zamanla yoğun otlatma, çevresel etkiler ve plansız kullanım nedeniyle verim kaybı yaşayabildiğini ifade eden Beyazıt, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde yürütülen ıslah ve amenajman projeleriyle bu alanların yeniden verimli hale getirildiğini söyledi. Beyazıt, il genelinde bugüne kadar 51 mera ıslah projesi yürüttüklerini belirterek, "Bunların 41’i tamamlandı, 10’unda çalışmalar devam ediyor. Toplam 107 bin dekar alanda ıslah çalışması yapıldı. Bu kapsamda ot verimini artırmak için karışım ekimleri ve gübreleme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca hayvanların su ihtiyacı için sıvatlar yapıyor, gölgelik alanlar oluşturuyoruz" diye konuştu. 70 hayvanı bulunan besici Atilla Konuksever ise yem tasarrufu edeceğini kaydederek meranın kendileri için avantaj olduğunu söyledi. Büyükbaş hayvancılık yapan Ömer Esen de yem katkısı nedeniyle mera alanının avantajlı olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İlçe Müftüsü Mustafa Kaya tarafından yapılan dua ile mera alanı hizmete açılırken, üreticiler hayvanlarını otlatmaya başladı. Hamam Mahallesi’nde 245 dekar alanda yapılan ıslah çalışmasıyla daha önce verimsiz olan mera alanının yeniden hayvancılığa kazandırıldığı bildirildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:27 ADASO’da yeni Yerli Malı Tebliği tanıtıldı Adana’da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Adana Sanayi Odası (ADASO) iş birliğinde düzenlenen programda, 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren "Yeni Yerli Malı Tebliği" tanıtıldı. ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, yeni düzenleme ile suistimallerin önüne geçileceğini ve gerçek üretici kimliğinin ön plana çıkarılacağını vurguladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi İş Birlikleri Daire Başkanlığı ile ADASO tarafından düzenlenen bilgilendirme toplantısında, yerli malı belgelendirme süreçlerindeki köklü değişiklikler ele alındı. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde yerli üretimin stratejik bir hamle olduğunu belirten ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, yerli malı belgesinin sadece bir evrak değil, ekonomik bağımsızlığın anahtarı olduğunu ifade etti. "Dijital doğrulama ile bürokrasi azalıyor" Yeni tebliğin şeffaflık ve teknoloji odaklı olduğunu belirten Başkan Kıvanç, "Dijital doğrulama ve veri entegrasyonu sayesinde bürokrasi azalırken güvenilirlik artıyor. Yerli katkı oranı hesaplamalarında daha hassas ve üretim gerçeklerini yansıtan kriterler getirildi. Ayrıca belgelendirme sonrası izlenebilirlik güçlendirilerek gerçek üretici kimliği ön plana çıkarılıyor. Bu belge, kamu ihalelerinde sağlanan yüzde 15 fiyat avantajının ötesinde, devlet desteklerinden yararlanma ve yerli üretim kapasitesinin tescili açısından kritik rol oynuyor" dedi. "Yerli ve ithal girdiler net biçimde ayrıştırılıyor" Toplantıda teknik detayları paylaşan Sanayi İş Birlikleri Daire Başkanı Mehmet Çağatay Taşkın, düzenlemenin temel amacının Türkiye’nin üretim gücünü yapısal olarak artırmak olduğunu söyledi. Taşkın, "Yeni sistemde üretimde kullanılan tüm girdiler çok daha detaylı şekilde analiz ediliyor. Yerli ve ithal girdiler net biçimde ayrıştırılıyor; işçilik, elektrik, su, doğalgaz gibi giderlerin yanı sıra fikri ve sınai mülkiyet hakları ile geri dönüşüm katkıları da hesaplamaya dahil ediliyor" şeklinde konuştu. "Çok katmanlı denetim mekanizması" Belgelendirme sürecinin artık çok daha sıkı denetlendiğini ifade eden Taşkın, "Başvuru süreci oda ve borsalar üzerinden başlıyor, teknik ve mali uzman incelemeleriyle devam ediyor. Ardından TOBB ve TESK onaylarının da dahil olduğu çok katmanlı bir değerlendirme mekanizması işletiliyor. Belirli eşik değerler ve raporlama zorunlulukları sayesinde hem standart sağlanıyor hem de suistimallerin önüne geçiliyor" ifadelerini kullandı. Toplantı, sanayicilerin yeni sisteme dair sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
Feke’de üreticilerin kış öncesi zorlu yol sorunu çözüldü: Mahallede büyük sevinç yaşandı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:13 Feke’de üreticilerin kış öncesi zorlu yol sorunu çözüldü: Mahallede büyük sevinç yaşandı Adana’nın Feke ilçesine bağlı Güzpınarı Mahallesi’nde hayvancılıkla uğraşan vatandaşların kış öncesi ulaşım sorunu, zorlu coğrafyada yapılan yol çalışmalarıyla çözüme kavuştu. Köy sakinleri yarım asırlık sorunun çözümüyle ailelerinin köylerine rahatlıkla gelebileceği için sevinçli olduklarını ifade ettiler. Feke Belediyesi ekipleri, 900 rakımlı ve dağ yamacında bulunan bin 200 nüfuslu Güzpınarı Mahallesi’nde, yarım asırdır süren yol sorununu çözmek için aylarca kayalık alanlarda iş makineleriyle kırma ve patlatma çalışması yürüttü. Zorlu coğrafyada yapılan 6 kilometrelik genişletme ve yol açma çalışmaları sayesinde mahalleye ulaşım kolaylaştı. Köyde geçimini büyükbaş hayvancılıkla sağlayan vatandaşlar, özellikle kış aylarında yem, saman ve silaj taşımakta yaşadıkları güçlüğün artık ortadan kalktığını belirterek, çocuklarının ve torunlarının şehir dışından artık kolaylıkla gelebileceğini ifade ederek büyük sevinç yaşadı. Feke Belediye Başkanı Cömert Özen, çalışmaları yerinde inceleyerek kış öncesi hayvancılıkla uğraşan vatandaşların mağdur olmaması için ekiplerin yoğun şekilde sahada olduğunu söyledi. Başkan Özen, "Biz bu coğrafyanın evlatları olarak üretimi kolaylaştırmak, köylerde yaşamı sürdürülebilir hale getirmek için çalışıyoruz. 6 kilometrelik alanda kayalıkları kırarak, yol patlatma yöntemiyle ulaşımı rahatlatıyoruz. Bir buçuk aydır burada gece gündüz çalışıyoruz. Sadece asfalt döküp geçmedik, kalıcı çözüm ürettik. Zor bir coğrafya ama sabır ve aşkla çalışan ekibimizle bu sorunu birlikte aşıyoruz" dedi. Mahalle sakinlerinden Ali Akbaş ise "Yolumuz çok zordu, kışın kar yağdığında ulaşım tamamen kapanıyordu. Artık kamyonlar, yem ve saman araçları köye kadar gelebiliyor. Başkanımıza teşekkür ediyoruz, sözünü tuttu" dedi. Güzpınarı Mahalle Muhtarı Aydın Görür de "Mahallemizde bin 200 nüfus var ve çoğumuz hayvancılıkla geçim sağlıyoruz. 50 yıldır kamyon mahalleye giremiyordu. Belediye ekiplerinin çalışmaları sayesinde artık her evin kapısına kadar ulaşım mümkün hale geldi. Bu bizim için büyük bir kolaylık" ifadelerini kullandı. Yolun tamamlanmasıyla birlikte Güzpınarı Mahallesi sakinlerinden Muammer Atay, hem kış aylarında ulaşımın rahatlamasından hem de hayvancılığın önündeki en büyük engelin kaldırılmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirirken, çocukları ve torunlarının yol sorunu nedeniyle gelmek istememesine üzüldüğünü, bu sorunun da ortadan kalktığını kaydetti.
Diyarbakır’da 45 yıl önce askerlik yaptılar, Adana’da buluştular
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:12 Diyarbakır’da 45 yıl önce askerlik yaptılar, Adana’da buluştular Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde 45 yıl önce vatani görevini yapan silah arkadaşları, yıllar sonra Adana’da bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. Vatani görevlerini 45 yıl önce Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde birlikte yerine getiren arkadaşlar, hatıra defterinde yer alan isimlerden yola çıkarak yıllar sonra birbirlerini buldu. Yeniden bir araya gelmenin mutluluğunu yaşayan eski silah arkadaşları, 2019 yılında Ankara’da ilk buluşmalarını gerçekleştirdi. Korona virüs salgını nedeniyle buluşmalara 2020 ve 2021 yıllarında ara veren tertipler, geleneksel buluşmayı bu kez de Adana’da yaptı. Komutanlarının da aralarında bulunduğu 27 kişilik ekip içerisinden vefat edenler ve sağlık sorunları nedeniyle buluşmaya katılamayanlar olmasıyla 16 kişi kalan grup, geleneksel buluşmalarında eski günleri yad etti. "Her sene bir şehirde buluşuyoruz" Buluşmayı organize eden Atalay Körümdük, "Arkadaşlarım Sivas’tan, Ankara’dan, Bursa’dan, Denizli’den benim misafirim oldular. 16 şehirden geldiler, 16 kişiyiz. Önce Ankara’da buluştuk sonra devam ettik. Her sene bir şehirde buluşuyoruz" dedi. Buluşmaya Sivas’tan katılan Kaya Şimşek ise, "Bizim askerlik hatırası olan defterlerimiz var. O defterlerde yazılan adreslerden köy muhtarlarını arayarak birbirimizi bulduk. 2019 yılında Ankara’da buluşarak başladık. Sonrasında virüs nedeniyle 2 sene ara verdik" ifadelerini kullandı. Hilmi Gül ise, "Biz bu buluşmaları gelenekselleştirdik. Geçmişi ve geleceği konuşuyoruz. Hasret gideriyoruz. Biz buluşmalara başladığımızda komutanımızla birlikte 27 kişiydik ancak aramızda ebediyete intikal edenler oldu. Bu buluşmaları inşallah ölene kadar devam ettireceğiz" şeklinde konuştu. "Bu sene buluşmamız Adana’da oldu" Ankara’dan gelen Ahmet Gözüm, "45 sene önce askerlik yaptığımız arkadaşlarımızla her sene bir arkadaşımızın şehrinde buluşuyoruz. Bu sene buluşmamız Adana’da oldu. Bizi ağırlayan arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Geleneksel buluşmaya ev sahipliği yapan kebapçı Uğur Aydın, "Biz vatanımızı, milletimizi, toprağımızı sevdiğimiz için birlik ve beraberliğimizi bu şekilde güçlendiriyoruz. Biz çok gururluyuz. Vatanımız ve milletimiz için zaten gururluyuz. Allah onlara güzel günler nasip etsin. İnşallah daha çok birliktelik, daha çok beraberlik olur onlar için" diye konuştu.
Adana’da trajikomik görüntü: Serum takılı halde motosikletle yolculuk yaptı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:56 Adana’da trajikomik görüntü: Serum takılı halde motosikletle yolculuk yaptı Adana’da kolunda serum takılı olan bir kişinin motosikletin arkasında yolculuk yapması görenleri hayrete düşürdü. Görüntüler üzerine uyarıda bulunan Acil Servis Uzmanı Dr. Enis Elmas, "Bu tür yanlış uygulamalar sonucunda alerjik reaksiyonlar gelişebilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir" dedi. Adana’da merkez Seyhan ilçesinde bir sağlık kuruluşunda tedavi olduktan sonra kolunda serum takılı olan bir kişinin motosiklet ile yolculuk yapması, görenleri hayrete düşürdü. Trajikomik olay, bir kişi tarafından cep telefonuyla görüntülendi. Görüntülerde, motosikletin arkasında oturan bir kişinin koluna takılı serumu havada tutarak gitme anları yer aldı. Trajikomik olayla ilgili Özel Medline Adana Hastanesi Acil Servis Uzmanı Dr. Enis Elmas, böyle bir yolculuğun hayati risk taşıdığına dikkat çekti. Elmas, "Bu görüntüler sağlıklı bir davranış değil. Bir hastanın, damar yolu açık şekilde sağlık merkezinden çıkması kesinlikle doğru değil. Bu durum, alerjik reaksiyon, tansiyon düşmesi, damar yolunun çıkması ve kanamaya yol açması gibi ciddi riskler taşıyor. Dolayısıyla hastanın hayati tehlikesi söz konusu olabilir" diye konuştu. "Sağlık merkezleri buna izin vermemeli, ölümle sonuçlanabilir" Elmas, hastaların zaman zaman bu şekilde çıkmak isteyebileceğini ancak sağlık merkezlerinin buna izin vermemesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Damar yolu açılması ve bu işlemlerin tamamlanması yalnızca ambulans, sağlık ocağı, hastane veya tıp merkezi gibi yetkili kurumlarda yapılmalıdır. Bizim de gönlümüzden geçen, bu tür işlemlerin mutlaka bir hekim kontrolünde gerçekleştirilmesidir. Daha önce ’sarı serum’ haberleriyle vatandaşlarda büyük bir tedirginlik oluşmuştu. Bu tür görüntüler gerçekten hoş değil; adeta beşinci dünya ülkesinde yaşıyormuşuz hissi veriyor." Kişinin motosiklet üzerinde olmasının riski kat kat artırdığına vurgu yapan Elmas, "Bir düşme durumunda kafa travması geçirme ihtimali var. Bu tür yanlış uygulamalar sonucunda alerjik reaksiyonlar gelişebilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı.
Kuzenini öldürdü: "Ben sopayla dövdüm, bıçakla yaralamadım"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:50 Kuzenini öldürdü: "Ben sopayla dövdüm, bıçakla yaralamadım" Adana’da kuzenlerin kavgasında taraflardan biri bıçaklanarak hayatını kaybetti. Gözaltına alınan kuzen ifadesinde, "Kuzenim aylak aylak geziyordu. ’Neden işe gitmiyorsun’ diye uyardım. Sonra kavga çıktı, ben de sopayla dövdüm. Ancak bıçakla onu yaralamadım" dedi. Olay, 13 Ekim günü saat 20.40 sıralarında, Yüreğir ilçesine bağlı Ulubatlıhasan Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Hüseyin Balkan (38) ve kuzeni R.B. (35) telefonda konuştukları sırada birbirlerine küfretti. Daha sonra Balkan, sokakta yürüdüğü sırada kuzeni R.B. (35) ile karşılaştı. İki kuzen arasında çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga sırasında R.B. ve yanındaki arkadaşı U.U. (28), Balkan’ı sopa ile dövmeye başladı. Kavga sırasında Balkan, sırtına aldığı bıçak darbesiyle yere yığıldı. R.B. ile U.U. kaçarak izini kaybettirdi. Balkan kaldırıldığı hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, söz konusu şüphelilerin peşine düştü. Bölgedeki kamera kayıtlarını inceleyen cinayet ekipleri, şüphelilerin saklandığı Sarıçam ilçesine bağlı Gültepe Mahallesi’ndeki bir apartman dairesini tespit etti. Belirlenen adrese operasyon yapan polis, 2 şüpheliyi de yakaladı. Emniyete götürülen şüphelilerden R.U. "Kuzenim aylak aylak geziyordu. ’Neden işe gitmiyorsun’ diye uyardım. Sonra kavga çıktı, ben de sopayla dövdüm. Ancak bıçakla onu yaralamadım" dedi. Diğer şüpheli U.U. ise, "Ben de bıçak kullanmadım, olayla bir ilgim yok" diyerek kendini savundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 2 şüpheli de çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
63 kişinin öldüğü apartmanın davasında aileler, karar duruşması öncesi enkaz alanında toplandı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:41 63 kişinin öldüğü apartmanın davasında aileler, karar duruşması öncesi enkaz alanında toplandı Adana’da 6 Şubat 2023’teki depremlerde 63 kişinin öldüğü, 12 kişinin de yaralandığı Tutar Yapı Sitesi C Blok davasına ilişkin karar duruşması öncesi yakınlarını kaybeden aileler enkaz alanında toplandı. 3 sanığın tutuklu bulunduğu davaya ilişkin mağdur aileleri, "Savcı, en son davada mütalaasını sunarken bir şahsın yurt dışı çıkış yasağı ile ev hapsiyle cezalandırılmasını istedi. 63 canın karşılığı tatil yapar gibi ceza olmamalı" dedi. Asrın felaketinde Adana’nın Çukurova ilçesinde bulunan Tutar Yapı Sitesi C blok yıkıldı ve 63 kişi hayatını kaybederken 12 kişi ise yaralandı. Depremin ardından binanın teknik uygulama sorumlusu ve inşaat mühendisi Cüneyt Akkaya tutuklandı. Kolon betonlarından yapı uzmanlarınca alınan karotlar incelenmek üzere yapı ve zemin denetimi laboratuvarına gönderilmiş, çalışmalar sonucunda apartmanın söz konusu blokunun deprem dayanıklılık testini geçemediği belirlenmişti. Binanın zemin katındaki dairede tadilat yaptıkları ve bu tadilatın binaya zarar verdiği iddia edilen Bekir Baloğlu ve oğlu Osman Baloğlu savcılık talimatıyla gözaltına alınmış, taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan tutuklanmıştı. Geçtiğimiz hafta Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 22 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenen tutuklu sanıklar davaya cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanıklar haklarındaki suçlamaları kabul etmeyerek beraatlarını istedi. Savcıdan ’adli kontrol’ mütalaası Savcı, sanık Bekir Baloğlu’nun tutuklulukta kaldığı süre dikkate alınarak konutu terk etmeme ve yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararı ile tahliyesi, diğer sanıkların ise mevcut hallerinin devamına karar verilmesi yönünde görüş sundu. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, esas hakkında mütalaaya karşı savunma hazırlanmasına ve eksik hususların giderilmesine karar verip karar duruşmasını 17 Ekim’e erteledi. "Bu şahsın evinde tatil yapar gibi ceza çekmesini istemiyoruz" Karar duruşması öncesi apartmanda yakınlarını kaybeden aileler, enkaz alanında toplandı. Depremde ablası, eniştesi ve 2 yeğenini kaybeden Hatice Güçlü, "3 Ekim’de görülen mahkememizde savcı mütalaasını verdi ve mütalaasında sanık Bekir Baloğlu’nun ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla cezasını çekmesini, diğer 2 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamını uygun gördü. Heyet bunu kabul etmedi ancak karar duruşmasında kabul etmeyeceği anlamına gelmiyor. Bizler bu şahsın evinde tatil yapar gibi ceza çekmesini istemiyoruz" diye konuştu. "Benim canlarımın evleri başlarına yıkıldı" ’Benim canlarımın evleri başlarına yıkıldı’ diyerek üzüntüsünü dile getiren Güçlü, "Bekir Baloğlu’nun Hepatit B hastalığı olduğu söylendi ama bu cezaevinde kalmaya engel bir durum değil. İnsanlar başlarına bir şey geldiği zaman evlerine sığınır, benim canlarımın evleri başlarına yıkıldı. Bunun karşılığı evinde tatil yapar gibi bir ceza olmamalı, bunu kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "Adalet, depremde bütün hayatını kaybedenler için olmalı" Kardeşini, kardeşinin eşini ve 2 yeğenini kaybeden İsmet Kocalar adalet beklediklerini anlatarak, "Son karar duruşmasında bu şahısların en ağır şekilde cezalandırılmalarını ve olası kast ile yargılanmalarını istiyoruz. Son karar duruşmasında savcı, Bekir Baloğlu hakkında ev hapsi istedi. Ev hapsi cezası ödül verilmiş gibi bir cezadır. Biz bu şahısların hafif bir ceza ile cezalandırılmalarını istemiyoruz. Adalet bekliyoruz ve adalet sadece bizim için değil, bütün depremde hayatını kaybedenler için olmalı" dedi. "Müebbet hapis cezası almalarını istiyoruz" Annesini, babasını ve ablasını kaybeden Akın Turus ise, "Beklentimiz bu 3 sanığın da yargılanması ve hak ettikleri cezayı alması. Kasten adam öldürme suçundan müebbet hapis cezası almalarını istiyoruz. Burada 63 kişi hayatını kaybetti ve bu apartmanda belki onların aileleriyle 164 veya 264 kişinin hayatı değişti" şeklinde konuştu.
2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi gerçekleşti
14 Ekim 2025 Salı - 10:55 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi gerçekleşti Başkent Üniversitesi Adana Kışla Sağlık Yerleşkesi, 10-11 Ekim tarihleri arasında kadın sağlığı uzmanlarını ağırladı. İki gün süren 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi’nde bilimsel oturumların yanı sıra canlı cerrahi uygulamaları da gerçekleştirildi. 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi Başkent Üniversitesi Adana Kışla Sağlık Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Erhan Şimşek konuşmasına, Başkent Üniversitesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal ve Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer’e katkılarından dolayı teşekkür ederek başladı. Prof. Dr. Şimşek, derneğin kurucu başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik’in önderliğinde Antalya’dan Kahramanmaraş’a uzanan 11 farklı merkezdeki üniversite ve eğitim hastanelerinin değerli akademisyenlerini bir araya getirdiklerini, bu sayede Akdeniz Bölgesi’nde kadın sağlığı odaklı faaliyetlerin başlamış olduğunu ifade etti. Pandemi ve deprem gibi büyük zorlukların hemen ardından, ilk kongrenin 180 katılımcının yer aldığı başarılı bir organizasyonla gerçekleştirdiklerini belirten Şimşek, "Bugün ise siz değerli hocalarımızın katkılarıyla kongremiz çok daha kapsamlı ve güçlü bir hale gelmiştir. Katılımınız ve desteğiniz için hepinize gönülden teşekkür ediyor, kongremizin verimli, keyifli ve bilimsel açıdan zengin geçmesini diliyorum" dedi. Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik, derneğin beş yıl önce kurulduğunu hatırlatarak, "Yüz yüze ve çevrim içi olmak üzere toplam 83 toplantı gerçekleştirdik. Bu, mesleğimize ve derneğimize olan bağlılığımızın somut bir göstergesidir"diye konuştu. Federasyonun mottosunun "Sağlıklı Kadın, Güçlü Toplum, Güvenli Gelecek" olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Gürkan Uncu, bölge başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin özverili çalışmalarıyla meslektaşlar arasında dayanışmayı güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve kadın sağlığının korunması ile geliştirilmesine katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti. "Bilgiyi paylaşmak hekimliğin en önemli sorumluluğudur" Başkent Üniversitesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal’da, konuşmasına geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren tıp dünyasının duayen ismi Prof. Dr. Ali Ayhan’ın "Sevgiyi ve bilgiyi paylaşalım" sözüyle başladı. Haberal, bu sözün Ali Ayhan hocanın vizyonunu ve hekimlik anlayışını özetlediğini belirterek, "Bu motto, bugünkü toplantının da anlamını yansıtmaktadır" diyerek vurgu yaptı. Haberal, bilgi ve teknolojinin hızla değiştiği bir çağda kadın doğum camiasının sürekli gelişiminin kaçınılmaz olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Önemli olan, kadın doğum alanında çalışan hekimlerin bir arada olması, bilimsel çalışmaların güçlenmesi ve ülkemizin uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil edilmesidir. Jinekolojik onkoloji alanında çalışan bir hekim olarak, merhum hocamız Prof. Dr. Ali Ayhan’ın öncülüğünde Türkiye’nin uluslararası derneklerde kabul görmesine ve ülkemizin bu platformlarda temsil edilmesine tanıklık ettim. Bu gelişme, ülkemiz adına son derece kıymetli bir adımdı. Diliyorum ki, derneklerimiz ve federasyonlarımız bundan sonra da uluslararası kongrelerde etkinliklerini artırarak güçlü bir biçimde varlık göstermeye devam eder." Kadın doğum uzmanlığına olan ilginin azaldığına dikkat çeken Haberal, federasyonların Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak mesleğin hukuki güvencesinin güçlendirilmesi ve branşın yeniden cazip hale getirilmesinin önemine değindi.
Güney Kore’nin açıkladığı ‘Kuraklık’ çalışması Adanalıları endişelendirdi
14 Ekim 2025 Salı - 09:57 Güney Kore’nin açıkladığı ‘Kuraklık’ çalışması Adanalıları endişelendirdi Güney Kore’de yapılan bir araştırmada Çukurova bölgesinin 5 yıl sonra ‘Sıfır Günü Kuraklığı’ ile yüzleşeceğinin açıklanması tarımsal üretim yapanları ve mühendisleri endişelendirdi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Türkiye’de Tatlısu kaynaklarının yüzde 77’si tarımsal üretimde kullanılıyor. Bu sezonu atlattık ama önümüzdeki sezon için beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız.Damlama sulama sistemlerini devreye almamız gerekiyor" dedi. Son yıllarda artan iklim değişikliği etkileri tüm dünyayı etkisi altına alırken su kıtlığı hat safhaya ulaştı. Özellikle Türkiye’de birçok il su kıtlığı çekerken Türkiye tarımının başkenti Çukurova bölgesinde de yaşanan su kıtlığı tarımsal üretimi olumsuz etkiledi.Güney Kore’de yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliğinin hızlandırıcı etkisiyle Adana ve Mersin 2030’da, İstanbul ve Diyarbakır ise 2050’de, içme suyunun tükeneceği gün anlamına gelen ‘Sıfır Günü Kuraklığı’ ile yüzleşmesi bekleniyor. "Damlama sulama sistemlerine geçilmeli" Araştırma sonuçlarını değerlendiren Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Yıllardır Çukurova ve Türkiye’nin tamamında kuraklık olduğunu belirtiyoruz. Artık bu kuraklık kendisini ciddi bir şekilde gösteriyor. Türkiye olarak toplam tatlısu kaynaklarımızın yüzde 77’sini tarımda, yüzde 13’ünü üretim ve enerjide, yüzde 10’unu ise evlerde kullanmaktayız. Bu yüzde 77 çok büyük bir rakam. Çukurova ve Türkiye’nin tamamında damlama sulama sistemlerinin hiç zaman kaybetmeden devreye alınması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. "Beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız" Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından su kıtlığı nedeniyle Çukurova’da ikinci ürün ekiminin bu sene yasaklandığına dikkat çeken Doğan, "Üstü açık kanallardan tarla ve bahçeler sulanırken hep kaçaklar ve komşu çiftçilerin tarlalarına su kaçmakta. Dünyada en güzel 3 ovadan birine sahibiz ve bu su kanallarının da üstünün kapanması lazım. Bizim Çukurova’da 365 gün suya ihtiyacımız var. Ürünlere su verilmezse verim kaybımız oluyor. Bu yıl 15 Eylül’e kadar suyumuz vardı. Sonbaharda yağan yağmurlarla suyumuz bu günlere kadar geldi. Bu sezonu atlattık ama önümüzdeki sezon için beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız" şeklinde konuştu. Ziraat Mühendisi Tuğçe Tuzcu, "Güney Koreli bilim insanlarının yaptığı araştırmada Çukurova bölgesinin 2030 yılında tamamen susuz kalacağı bildirilmiş. Özellikle yer altı su kaynaklarının korunmasının ve denetlenmesini sağlamalıyız. Sürdürülebilir sulama sistemlerine karşı çiftçileri bilinçlendirmeliyiz" diye konuştu. "Gereksiz su kullanımından muhakkak kaçınılmalı" Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin ise "Adana bölgesi yarı kurak bir bölge. Burası su kıtlığının yaşanabileceği bir bölge. Yapılan araştırmalarda barajların bu kıtlığa çözüm olmayacağı ortaya çıkmakta. Yeraltı sularının korunması lazım. Büyük barajların ve göllerin olması su kıtlığı olmayacağı anlamına gelmez. Yağmur yağınca yeraltı su kaynakları doluyor gibi bir algı var ancak yeraltı su kaynakları hızlı boşalır, yavaş dolar. Yeraltı su kaynaklarının vahşi sulamadan çıkartılarak, damlama sulama sistemlerine geçilmeli. Bireysel olarak da insanların alması gereken tedbirler var. Gereksiz su kullanımından muhakkak kaçınılmalı" dedi.