Yerel Haberler
Adana
Adana Sanayi Odası’nda KURGAN ve E-Defter uygulamaları anlatıldı
17 Ekim 2025 Cuma - 10:59 Adana Sanayi Odası’nda KURGAN ve E-Defter uygulamaları anlatıldı ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, vergi denetiminin geriye dönük ve uzun süren incelemelerden ziyade, anlık, proaktif ve veri odaklı bir önleyici istihbarat mekanizmasına dönüştüğünü söyledi. Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde, "KURGAN - Sahte Belge ile Mücadele, Risk Analizi, MASAK ve E-Defter Uygulamaları’ hakkında bilgilendirme semineri düzenlendi. Sakıp Sabancı Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe Defterdar Ahmet Balıkcı, Denetim Daire Başkanı Mesut Kesmen, ADASO Meclis Başkanı İsrafil Uçurum, Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Yağmur, Yönetim Kurulu Üyesi İsa Tuzcu, TOBB Adana Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Mert Taşar, ADASO Genel Sekreteri Veli Oğuz ve çok sayıda iş insanı katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye ekonomisi ve vergi idaresinin son yıllarda eşi benzeri görülmemiş bir dijital dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Başkan Kıvanç, "Bu dönüşümün en somut adımlarından biri, 1 Ekim 2025 itibarıyla fiilen uygulanmaya başlayan Yapay Zeka Destekli Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi yani KURGAN’dır. KURGAN, klasik vergi denetim anlayışını temelden değiştiren bir paradigmayı temsil ediyor. Artık vergi denetimi, geriye dönük ve uzun süren incelemelerden ziyade, anlık, proaktif ve veri odaklı bir önleyici istihbarat mekanizmasına dönüşmüştür. Bu süreçte sanayicilerimize de önemli görevler düşüyor. Sanayi kuruluşlarının dijital sistemlere uyum sağlamasının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini belirtti. Bu nedenle, muhasebe, finans ve bilgi işlem birimlerimizin bu dönüşüme tam uyum göstermesi gerekiyor. Unutmayalım ki artık ‘doğru kayıt, güçlü işletme’ dönemindeyiz. Adana sanayisi, her zaman olduğu gibi bu dönüşümün öncüsü olacaktır" dedi. E-defter kayıtlarının doğruluğu, zamanında işlenmesi ve ticari işlemle uyumu, her zamankinden daha hayati bir öneme sahip olduğunu söyleyen Kıvanç, "E-defter, artık sadece bir kayıt tutma yöntemi değil; KURGAN gibi sistemlerin beslendiği ana damar haline gelmiştir. Bu nedenle kayıtların doğruluğu ve zamanında işlenmesi, her zamankinden daha hayati bir önem taşımaktadır" diye konuştu. "Hedefimiz sahte belge kaynaklı haksız rekabeti ortadan kaldırmak" Adana Denetim Daire Başkanı Mesut Kesmen ise seminerde yaptığı konuşmada, sahte belge düzenleme ve kullanımının kamu gelirlerini azaltarak haksız rekabet ortamı oluşturduğunu söyledi. Sistemin sadece tespit değil, aynı zamanda uyarı mekanizması olarak da çalıştığına değinen Kesmen, "Bugüne kadar sahte belgeyle mücadelede çeşitli yöntemler denedik ancak kalıcı bir çözüm sağlayamadık. Artık güçlü bir irade ile yeni bir sistem kurma kararı aldık. Bu kapsamda KURGAN gibi risk analizine dayalı dijital sistemlerle, mükellefleri koruyan bir anlayışa geçiyoruz. Mükellefler, işlem yaptıkları firmaların risk durumlarından haberdar edilecek. Eğer belge sağlam ve işlemler şeffafsa, herhangi bir yaptırım söz konusu olmayacak" ifadelerini kullandı. Vergi sisteminin dijitalleşmesiyle birlikte denetim süreçlerinin hızlandığını aktaran Kesmen, "Amacımız cezalandırmak değil, farkındalık oluşturmaktır. Hatalı işlemleri hileli işlemlerden ayırıyor ve mükellefi korumaya odaklanıyoruz" dedi. Kesmen ayrıca, kayıt dışılığın önlenmesi, mali şeffaflığın artırılması ve sahte belge düzenleyicilerle mücadelede kararlılık vurgusu yaptı. "Dijitalleşme ekonomik sürdürülebilirlik açısından stratejik bir adım" Adana Defterdarı Ahmet Balıkcı ise vergi sisteminde dijitalleşmenin sadece bir teknik dönüşüm değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir adım olduğunu vurguladı. Vergi idaresinin teknolojinin sunduğu imkanları en etkin biçimde kullandığına dikkat çeken Balıkcı, "Bu sayede hem denetim kapasitemizi artırıyor hem de mükelleflerin iş süreçlerini kolaylaştırıyoruz. KURGAN sistemiyle birlikte, risk odaklı denetim anlayışına geçilmiş durumda. Bu sayede hem kamu gelirlerinin korunması hem de dürüst mükelleflerin gereksiz incelemelerden arındırılması hedefleniyor. Vergi bilinci, sadece beyanname vermekle sınırlı değildir. Artık elektronik belge, defter ve sistemlerin doğru, zamanında ve tam kullanımı, işletmelerin itibarını doğrudan etkileyen bir unsur haline gelmiştir. Bu nedenle, her sanayicimizin kendi dijital muhasebe süreçlerini güçlendirmesi ve personelini bu yönde eğitmesi büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. Adana’nın sanayi potansiyeline ve vergi gelirlerine katkısına değinerek, kentin dijital dönüşüm sürecinde örnek illerden biri olmasını arzuladıklarını söyleyen Balıkcı, sözlerini şöyle tamamladı; "Adana, üretim ve ihracat gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biridir. Biz de vergi idaresi olarak, bu dinamizmi destekleyecek şeffaf, hızlı ve dijital altyapıyı oluşturmak için çalışıyoruz. Amacımız mükellefi cezalandırmak değil, doğruyu teşvik eden, rehberlik eden bir sistem kurmaktır."
Uzmanı uyardı: "Bir çocukta sırt ve bel ağrısı varsa aileler doktora götürsün"
17 Ekim 2025 Cuma - 10:24 Uzmanı uyardı: "Bir çocukta sırt ve bel ağrısı varsa aileler doktora götürsün" Erken yaşta eklem ağrılarının oluşmasının ileriki yaşlarda ciddi rahatsızlıklara yol açabileceğini belirten Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, "Çocuklarda belirtilen egzersizler ve uygulanan öneriler yapılmadığı takdirde ileride fıtık ve skolyoz gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Bir çocukta sırt ve bel ağrısı varsa mutlaka aileler doktora götürsün" dedi. Erken yaşta ortaya çıkan eklem ve sırt ağrıları, doğru müdahale edilmediği ve önerilen egzersizler yapılmadığı takdirde tehlike arz ediyor. Özellikle çocuklarda görülen bu tip ağrıların göz ardı edilmesi durumunda, ileriki dönemlerde fıtık ve skolyoz (omurga eğriliği) gibi daha karmaşık ve tedavi süreci zor hastalıkların ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, bir çocukta sırt veya bel ağrısı şikayeti varsa, ailelerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması hayati önem taşıyor. "Çocuklar teneffüs yapmalı" Konuyla ilgili Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Şen, çocuklarda omurga problemlerini önlemek amacıyla genel önerilerde bulunduklarını ifade ederek, "Hem okulda hem de evde oturma sürelerine dikkat edilmesi gerek. Çocuklar mutlaka 45 dakika, 1 saat oturuyorsa hemen ardından kalkıp yürümeli, teneffüs yapmalı" ifadelerini kullandı. "Egzersizler beyin gelişimine katkı sağlıyor" Yürümenin fiziksel faydalarının yanı sıra zihinsel gelişime de katkıda bulunduğunu belirten Prof. Dr. Şen, "Çünkü bu yürüyüş ile beraber kaslardaki kasılmalar damarlardaki kanın dolaşımını arttırarak beynin daha iyi beslenmesini sağlıyor. Erken yaştan itibaren bu alışkanlıkları çocuklarımıza kazandırmalıyız. Gün içerisinde yürüyüş, bisiklet sürme gibi alışkanlıkları çocuklarımıza kazandırırsak, onların zihinsel gelişimi ve dikkat dağınıklığı açısından ve omurga problemleri açısından onlara en büyük hediyeyi vermiş oluruz" diye konuştu. "Fıtık ve skolyoz riski var" Prof. Dr. Şen, çocukların duruş ve ekipman kullanımı konusunda da dikkatli olması gereken noktaları anlatarak şunları söyledi: "Çocuklar, sırt çantalarını çift taraflı takmalı. Oturdukları masada kolları 90 derece durmalı ve dik oturmalılar. Çocuklar bu önerileri yapmadıkları takdirde ileride fıtık ve skolyoz gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Bir çocukta sırt ve bel ağrısı varsa mutlaka aileler doktora götürsün. Erken yaşta çocuklar tedavi edilmez ise ileride ciddi hastalıklar yaşayabilirler."
Adana Sanayi Kampüsü’nde istihdam fuarı başladı: 55 firma iş arayan vatandaşlarla doğrudan görüşecek
16 Ekim 2025 Perşembe - 13:57 Adana Sanayi Kampüsü’nde istihdam fuarı başladı: 55 firma iş arayan vatandaşlarla doğrudan görüşecek Adana’da İş Eşleştirme Etkinliği (İstihdam Fuarı), Adana Sanayi Kampüsü’nde başladı. Fuarda stant açan 55 firma, iş arayan vatandaşlarla doğrudan görüşmeler gerçekleştirecek. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve Adana Sanayi Odası (ADASO) tarafından Avrupa Birliği’nin desteğiyle ilgili kamu kurumları ve yerel paydaşların iş birliğinde düzenlenen İş Eşleştirme Etkinliği (İstihdam Fuarı), Adana Sanayi Kampüsü’nde başladı. İki gün sürecek etkinliğin açılışında konuşan ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, Adana Sanayi Kampüsü’nün yalnızca bir bina kompleksi değil, Adana sanayisinin dönüşümüne yön veren bir inovasyon merkezi olduğunu belirterek, "Adana sanayisinin rekabet gücünü artırmak ve geleceğe hazırlamak misyonuyla hayata geçirdiğimiz sanayi kampüsümüz, sanayicimizin yol haritasını çizen bir inovasyon ve gelişim merkezidir. Burada Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi (Model Fabrika) ile üretimde verimliliği artırıyoruz, Sürdürülebilirlik Merkezi ile yeşil dönüşüme öncülük ediyoruz, Enerji Verimliliği Danışmanlık Merkezi ile maliyetleri düşürüp çevreyi koruyoruz. Bugün bizi bir araya getiren Mesleki Gelişim ve Belgelendirme Merkezi ile nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine odaklanıyoruz" dedi. Bugüne kadar Mesleki Gelişim ve Belgelendirme Merkezince 70’e yakın kurs açıldığını ve bine yakın kişinin mesleki beceri kazanarak istihdama yönlendirildiğini belirten Başkan Kıvanç, "Mesleki Gelişim ve Belgelendirme Merkezi olarak yakın zamanda beş yeni alanda daha eğitim programı başlatacağız. Ülkeler ancak çalışan, üreten ve değer oluşturan insanlarıyla yükselir. Sanayicilerimiz için en büyük yatırım makine parkuru değil, nitelikli iş gücüdür" ifadelerini kullandı. İş arayanlara ve sanayicilere de çağrıda bulunan Kıvanç, "Bu fuar, Adana sanayisi ile insan kaynağını geleceğe taşıyan bir köprü vazifesi görmektedir. İş arayan kardeşlerim, bu fırsatları iyi değerlendirin. Sanayicilerimiz de aradığı vizyoner, yetenekli iş gücünü burada bulacak" dedi. "Fuar, kurumlar arası iş birliğinin güzel bir örneği" Adana İŞKUR İl Müdürü Ahmet Karaveli de yaptığı konuşmada, Adana’nın üretim ve girişimcilik potansiyeline dikkat çekti. Karaveli, "Adana, Türkiye’nin üretim gücünü taşıyan en önemli şehirlerinden biridir. Bu potansiyelin sürdürülebilir istihdama dönüşmesi için kamu, özel sektör, sivil toplum ve uluslararası kuruluşların iş birliği büyük önem taşımaktadır" dedi. 55 firma iki gün boyunca iş arayanlarla buluşacak İki gün sürecek olan Adana İstihdam Fuarı kapsamında 55 firma stant açarak, iş arayan vatandaşlarla doğrudan görüşmeler gerçekleştirecek. Etkinlik boyunca iş fırsatlarının tanıtıldığı oturumlar ve bilgilendirici etkinlikler de düzenlenecek. Fuar, 16-17 Ekim tarihlerinde 09.00-17.00 saatleri arasında Adana Sanayi Kampüsü’nde ziyaretçilere açık olacak.
Makat çatlağına botoks tedavisi ile ameliyatsız çözüm
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:43 Makat çatlağına botoks tedavisi ile ameliyatsız çözüm Botoksun anal fissür tedavisinde kullanıldığına dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, "Botoks uygulaması sonrası çoğu hasta birkaç gün içinde belirgin bir rahatlama hisseder. Ağrı azalır, bununla beraber tuvalete gitme korkusu ortadan kalkar" dedi. Anal fissür ya da diğer adı ile makat çatlağı, toplumda oldukça yaygın olarak görülse de çoğu kişi bu durumu basit bir tahriş sanıp doktora gitmeyi erteliyor. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan çatlak eğer tedavi edilmez ise zamanla kronikleşiyor ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen bir soruna dönüşüyor. Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, hastalığın ameliyatsız bir şekilde tedavi edilebildiğini söyleyerek önemli bilgiler verdi. Küçük bir yırtıkla başlıyor Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, anal fissürün genellikle kabızlık, sert dışkılama veya doğum sonrası zorlanmalar sonucu anüs bölgesindeki ciltte oluşan küçük bir yırtıkla başladığını söyleyerek, "Sorun kendini tuvalet sırasında cam kesiği gibi hissedilen ağrı, kanama ve yanma ile belli eder. İlk başlarda ağrı nedeniyle kişi tuvalete gitmekten kaçınabilir; bu da kabızlığı artırarak çatlağın daha da derinleşmesine yol açar ve kısır bir döngü oluşur. Bunun sonucunda zamanla makat kaslarında spazm gelişir ve bu da bölgedeki kan akışını azaltarak yaranın iyileşmesini zorlaştırır. Eskiden anal fissür tedavisinde cerrahi yöntemler, özellikle de "sfinkterotomi" adı verilen kas kesme ameliyatları oldukça sık uygulanırdı. Ancak ameliyat sonrası gaz veya dışkı kaçırma riski nedeniyle son yıllarda ameliyatsız tedavi yöntemleri ön plana çıkmış durumdadır. Bu yöntemlerin en etkili ve güvenli olanlarından biri de botoks uygulamasıdır. Botoks ile anal fissür tedavisi, ameliyatsız gerçekleştirilmesi, kısa sürede uygulanabilmesi ve iyileşme oranının yüksek olması nedeniyle günümüzde altın standart yaklaşımlardan biri haline gelmiştir" şeklinde konuştu. Genel anestezi gerekmiyor Günümüzde daha çok estetik cerrahi ile gündeme gelen botoksun anal fissür tedavisinde kasları geçici olarak gevşetmek için kullanıldığını kaydeden Dr. Tunçel, şunlar söyledi: "Makat bölgesine çok küçük dozlarda yapılan bu enjeksiyon, kas spazmını ortadan kaldırır, böylece çatlak bölgesine kan akışı artar ve yara kendi kendine iyileşme fırsatı bulur. İşlem yaklaşık 5-10 dakika sürer ve genellikle lokal anesteziyle yapılır. Hastalar aynı gün evlerine dönebilir. Botoks uygulaması sonrası çoğu hasta birkaç gün içinde belirgin bir rahatlama hisseder. Ağrı azalır, bununla beraber tuvalete gitme korkusu ortadan kalkar. Ortalama 4-8 hafta içinde fissür tamamen iyileşir. Üstelik bu süreçte herhangi bir kesi, dikiş veya ameliyat izi olmaz. Kapanmışının etkisi 3 ila 6 ay sürer; bu sürede çatlak bölgesi de genellikle tamamen kapanmış olur. Ancak 30 gün içinde kısmi başarı elde edilen yani yakınmaların yarı yarıya azaldığı hastalarda, ikinci bir seans botoks uygulaması yapılması gerekebilir." Kişiye özel tedavi planlanıyor Her hastalıkta olduğu gibi anal fissür tedavisinde de kişiye özel bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Tunçel, "Bazı hastalarda botoks tedavisi tek başına yeterli olurken, ileri vakalarda ek ilaç tedavileri veya yaşam tarzı değişiklikleri gerekebilir. Bol su içmek, lif yönünden zengin beslenmek, kabızlıktan kaçınmak ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek tedavinin başarısını artıran unsurlardır" ifadelerini kullandı.
Doğan: "Tarım potansiyelinin sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi gerekiyor"
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:36 Doğan: "Tarım potansiyelinin sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi gerekiyor" Adana Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, gıdaya erişimin sadece bir tarımsal mesele değil vicdan meselesi olduğunu belirterek, "Türkiye güçlü bir tarım potansiyeline sahip. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi gerekiyor" dedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla açıklama yaptı. Doğan, gıdanın ve tarımsal üretimin ülke geleceği açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, "Gıda sadece bir tüketim unsuru değil, bir yaşam kaynağıdır. Tarımsal üretim, bir ülkenin bağımsızlığının, refahının ve sürdürülebilir kalkınmasının temelidir" şeklinde konuştu. İklim değişikliği, kuraklık, artan maliyetler ve küresel krizlerin gıda güvenliği üzerindeki etkilerine dikkat çeken Doğan, ‘’Bu sorunlar yalnızca üreticileri değil, toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendiriyor. Bugün dünya genelinde her on kişiden biri yeterli gıdaya ulaşamıyor. Öte yandan, her yıl milyonlarca ton gıda çöpe gidiyor. Bu tablo bize gösteriyor ki, gıdaya erişim artık sadece bir tarımsal mesele değil, bir vicdan meselesidir. Türkiye güçlü bir tarım potansiyeline sahip. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi gerekiyor. Çiftçilerimiz büyük bir özveriyle üretmeye devam ediyor. Ancak artan girdi maliyetleri, mazot ve gübre fiyatları üreticimizi zorluyor. Tarımın sürdürülebilirliği için üreticinin emeğinin karşılığını alması şart. Üretim olmazsa tüketim de olmaz" ifadelerini kullandı. "Gıdaya değer vermek, geleceğe sahip çıkmaktır" Gıda israfının önlenmesinin, yerli üretimin desteklenmesinin ve tarımın güçlendirilmesinin ülke ekonomisi için hayati olduğunu ifade eden Doğan, "Bir yanda açlıkla mücadele eden insanlar varken, diğer yanda sofralardan dökülen tonlarca gıda, aslında insanlığın ortak sorumluluğunu hatırlatıyor. Gıdaya değer vermek, geleceğe sahip çıkmaktır. Bu nedenle her vatandaşın bilinçli tüketici olması, israfı önlemesi ve yerli üretime destek vermesi gerekiyor. Yüreğir Ziraat Odası olarak çiftçilerin bilinçlenmesi, üretimin verimliliğinin artırılması ve doğal kaynakların korunması adına çalışmalar yürütmekteyiz. Üreticimizin emeğini korumak, toprağımızı verimli tutmak ve gıdanın sürdürülebilirliğini sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Tarım, sadece bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir" diye konuştu. Başkan Doğan, Dünya Gıda Günü’nün yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda bir farkındalık günü olduğunun altını çizerek, "Bugün, soframıza gelen her lokmanın arkasında alın teri, emek ve fedakarlık var. Çiftçimize sahip çıkmak, ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır. Tüm üreticilerimizin Dünya Gıda Günü’nü kutluyor, her üretim sezonunun bereketli ve verimli olmasını temenni ediyorum’’ diyerek sözlerini tamamladı.
Aşırı fast food tüketimi ve hazır gıdalar cilt sağlığını olumsuz etkiliyor
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:18 Aşırı fast food tüketimi ve hazır gıdalar cilt sağlığını olumsuz etkiliyor Son dönemlerde fast food ve hazır gıda tüketiminin artmasıyla cilt sağlığının olumsuz etkilendiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Cilt sağlığını olumsuz etkileyen ve cilt güzelliğinin bozulmasına sebep olan faktörlerden birisi, saflaştırılmış ürünler kullanmak" dedi. Daha genç ve daha iyi görünmek adına cilde yapılan kozmetik ve estetik müdahalelere harcama yapmak giderek yaygınlaşıyor. Ancak beslenme alışkanlıklarını cilt bakım rutininin bir parçası olarak görmeyenler için önemli riskler oluşabiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Diyetisyen Akgül, "Cildimiz dış çevre ve vücudumuz arasında bariyer görevi görüyor. Tabi ki cilt sağlığı için bağışıklık sistemini güçlendirmek ve antioksidan kapasitesini arttırmak çok önemli bir yere sahip. Özellikle ultraviyole ışınlarının neden olduğu cilt lekelerinin korunmasında antioksidan görevi gören gıdaların mutlaka beslenmede olması çok ciddi anlamda koruyucu işlev görüyor" ifadelerini kullandı. "Domates ve karpuzun içerdiği likopen bağışıklığın desteklenmesinde önemli" Birçok vitaminin cilt sağlığına olumlu etkileri olduğuna değinen Akgül, "E vitamini, çok ciddi bir antioksidan. Cildi kırışıklıklara karşı koruyan bir vitamin. Özellikle yağlı tohumlarda, bademde içeriği yüksek vitaminlerden birisi. C vitamini de antioksidan içeriği yüksek gıdalardan bir tanesi. E ve C vitaminlerini birlikte tüketerek bağışıklığı çok daha destekleyen ve cilt sağlığını olumlu etkileyen vitaminler arasında yer alıyor. C vitamini özellikle cilt bütünlüğünün korunması, cilt kanserine karşı koruyucudur. C vitamini yüksek besinleri tüketmenizi öneriyoruz. Domates ve karpuzun içerdiği likopen bağışıklığın desteklenmesinde çok önemli. A vitamini de çok kıymetli. Akne gibi cilt bozukluklarına sebep olan rahatsızlıkların önlenmesinde yumurta, et, süt ürünleri gibi gıdalar beslenmede olmalı" şeklinde konuştu. "Avokado ve suyu ihmal etmeyin" Cildin ışıldamasında avokadonun önemli bir yer tuttuğunu belirten Diyetisyen Akgül, "Avokadonun cilt yapısını desteklediği görülmüştür. Cildin güzelliğinin, ışıldamanın sağlanması için suyu ihmal etmemelerini önemsiyoruz. Yeşil çay da iyi bir C vitamini kaynağı. Çinko içeren gıdalar da bizim için önemli. Saç ve tırnak yapısının bütünlüğü çinko ile sağlanıyor. Selenyuma da önem vermeliyiz" şeklinde konuştu. "Hazır gıdalara dikkat" Çokça hazır gıda tüketilmesinin cilt sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Cilt sağlığını olumsuz etkileyen ve cildin güzelliğinin bozulmasına sebep olan faktörlerden birisi işlenmiş yiyeceklerin tüketiminden kaçınmak. Fast food gibi işlenmiş gıdaların tüketilmesi, kapalı ürünlerin tüketilmesi cilt sağlığını olumsuz etkiliyor" diye konuştu.
Manş’ı yüzen ilk Türk kadın, kocasını da 60 yaşında yüzücü yaptı
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:13 Manş’ı yüzen ilk Türk kadın, kocasını da 60 yaşında yüzücü yaptı 50 yıl önce Manş Denizi’ni yüzen ilk Türk kadın olarak tarihe adını yazdıran 68 yaşındaki efsane yüzücü Nesrin Olgun Arslan, son 10 yılda 4 bin çocuğuna yüzme öğretti. Eşine de teknik öğretip yüzücü yapan Arslan, her gün sabah sağlıklı yaşam için yüzmeye devam ederek örnek oluyor. Adana’dan çıkan efsane yüzücü Nesrin Olgun Arslan, kariyerine 1964 yılında Atatürk Yüzme Havuzunda başladı. Arslan, Adana Demirspor Kulübü su topu takımında sayısız madalya kazandı. 1976 yılında tramplen atlamada Türkiye şampiyonu olan Arslan, 28 Ağustos 1979 ise Manş Denizi’ni geçen ilk Türk kadın olarak tarihe adını yazdırdı. 50 kilometrelik zorlu parkuru 15 saat 47 dakikada tamamlayan Arslan, 18 ülkeden gelen sporcular arasında genel klasmanda 11., amatör bayanlar klasmanında ise birinci oldu. Manş’ı geçen ilk Türk kadın unvanını kazanan 68 yaşındaki Arslan, 2015’ten bu yana tekrar yüzmeye başladı ve yaklaşık 4 bine yakın çocuğa yüzme öğretti. Kocası Zafer Arslan’a da 60 yaşından sonra yüzme tekniği öğreten Arslan, sağlıklı yaşamı ve spor disipliniyle örnek olmaya çalıştığını söyledi. Hayatı başarı hikayeleriyle dolu olan Arslan, kariyerinin dönüm noktasının dönemin Gençlik ve Spor İl Müdürü Tuncay Şenyüz’ün eleştirisi ile başladığını anlattı. "Hiçbir şey yapamıyorsanız, sadece yürüyün" Eşiyle her sabah havuzda yüzen Arslan, "Şu an 68 yaşındayım. 2015 yılında tekrar yüzmeye başladım. 4 bine yakın çocuğa yüzme öğrettim. Sağlık Bakanlığı bana borçlu, çünkü hiç sağlık harcaması yapmıyorum. Benim hiçbir rahatsızlığım yok. Sağlıklı bir bireyim. Bunların hepsini yüzmeye borçluyum. İnsanlara mesajım: Hiçbir şey yapamıyorsanız, sadece yürüyün. Eşime de yüzmeyi öğrettim her gün beraber havuzda yüzüyoruz" "Eşimin başarısıyla gurur duyuyorum" Eşinin başarısıyla gurur duyduğunu belirten Zafer Arslan, "Her gittiğimiz yerde en önde Nesrin Hanım’ı çağırıyorlar. Ben eşimden daha hevesliyim. Havuz yarışlarında benim de derecelerim var. Eşim sayesinde yüzme tekniğini geliştirdim Ailece sporu yaşam biçimi haline getirdik" diye konuştu. Hem Adana’nın hem de Türkiye’nin spor tarihine damga vuran Arslan çifti, örnek bir aile olarak spora olan tutkularını nesillerle paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti.
Aşırı fast food tüketimi ve hazır gıdalar cilt sağlığını olumsuz etkiliyor
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:10 Aşırı fast food tüketimi ve hazır gıdalar cilt sağlığını olumsuz etkiliyor Son dönemlerde fast food ve hazır gıda tüketiminin artmasıyla cilt sağlığının olumsuz etkilendiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Cilt sağlığını olumsuz etkileyen ve cilt güzelliğinin bozulmasına sebep olan faktörlerden birisi, saflaştırılmış ürünler kullanmak" dedi. Daha genç ve daha iyi görünmek adına cilde yapılan kozmetik ve estetik müdahalelere harcama yapmak giderek yaygınlaşıyor. Ancak beslenme alışkanlıklarını cilt bakım rutininin bir parçası olarak görmeyenler için önemli riskler oluşabiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Diyetisyen Akgül, "Cildimiz dış çevre ve vücudumuz arasında bariyer görevi görüyor. Tabi ki cilt sağlığı için bağışıklık sistemini güçlendirmek ve antioksidan kapasitesini arttırmak çok önemli bir yere sahip. Özellikle ultraviyole ışınlarının neden olduğu cilt lekelerinin korunmasında antioksidan görevi gören gıdaların mutlaka beslenmede olması çok ciddi anlamda koruyucu işlev görüyor" ifadelerini kullandı. "Domates ve karpuzun içerdiği likopen bağışıklığın desteklenmesinde önemli" Birçok vitaminin cilt sağlığına olumlu etkileri olduğuna değinen Akgül,"E vitamini, çok ciddi bir antioksidan. Cildi kırışıklıklara karşı koruyan bir vitamin. Özellikle yağlı tohumlarda, bademde içeriği yüksek vitaminlerden birisi. C vitamini de antioksidan içeriği yüksek gıdalardan bir tanesi. E ve C vitaminlerini birlikte tüketerek bağışıklığı çok daha destekleyen ve cilt sağlığını olumlu etkileyen vitaminler arasında yer alıyor. C vitamini özellikle cilt bütünlüğünün korunması, cilt kanserine karşı koruyucudur. C vitamini yüksek besinleri tüketmenizi öneriyoruz. Domates ve karpuzun içerdiği likopen bağışıklığın desteklenmesinde çok önemli. A vitamini de çok kıymetli. Akne gibi cilt bozukluklarına sebep olan rahatsızlıkların önlenmesinde yumurta, et, süt ürünleri gibi gıdalar beslenmede olmalı" şeklinde konuştu. "Avokado ve suyu ihmal etmeyin" Cildin ışıldamasında avokadonun önemli bir yer tuttuğunu belirten Diyetisyen Akgül, "Avokadonun cilt yapısını desteklediği görülmüştür. Cildin güzelliğinin, ışıldamanın sağlanması için suyu ihmal etmemelerini önemsiyoruz. Yeşil çayda iyi bir C vitamini kaynağı. Çinko içeren gıdalar da bizim için önemli. Saç ve tırnak yapısının bütünlüğü çinko ile sağlanıyor. Selenyuma da önem vermeliyiz" şeklinde konuştu. "Hazır gıdalara dikkat" Çokça hazır gıda tüketilmesinin cilt sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Cilt sağlığını olumsuz etkileyen ve cildin güzelliğinin bozulmasına sebep olan faktörlerden birisi işlenmiş yiyeceklerin tüketiminden kaçınmak. Fast food gibi işlenmiş gıdaların tüketilmesi, kapalı ürünlerin tüketilmesi cilt sağlığını olumsuz etkiliyor" diye konuştu.
Manş’ı yüzen ilk Türk kadın, kocasını da 60 yaşında yüzücü yaptı
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:09 Manş’ı yüzen ilk Türk kadın, kocasını da 60 yaşında yüzücü yaptı 50 yıl önce Manş Denizi’ni yüzen ilk Türk kadın olarak tarihe adını yazdıran 68 yaşındaki efsane yüzücü Nesrin Olgun Arslan, son 10 yılda 4 bin çocuğuna yüzme öğretti. Eşine de teknik öğretip yüzücü yapan Arslan, her gün sabah sağlıklı yaşam için yüzmeye devam ederek örnek oluyor. Adana’dan çıkan efsane yüzücü Nesrin Olgun Arslan, kariyerine 1964 yılında Atatürk Yüzme Havuzunda başladı. Arslan, Adana Demirspor Kulübü su topu takımında sayısız madalya kazandı. 1976 yılında tramplen atlamada Türkiye şampiyonu olan Arslan, 28 Ağustos 1979 ise Manş Denizi’ni geçen ilk Türk kadın olarak tarihe adını yazdırdı. 50 kilometrelik zorlu parkuru 15 saat 47 dakikada tamamlayan Arslan, 18 ülkeden gelen sporcular arasında genel klasmanda 11., amatör bayanlar klasmanında ise birinci oldu. Manş’ı geçen ilk Türk kadın unvanını kazanan 68 yaşındaki Arslan, 2015’ten bu yana tekrar yüzmeye başladı ve yaklaşık 4 bine yakın çocuğa yüzme öğretti. Kocası Zafer Arslan’a da 60 yaşından sonra yüzme tekniği öğreten Arslan, sağlıklı yaşamı ve spor disipliniyle örnek olmaya çalıştığını söyledi. Hayatı başarı hikayeleriyle dolu olan Arslan, kariyerinin dönüm noktasının dönemin Gençlik ve Spor İl Müdürü Tuncay Şenyüz’ün eleştirisi ile başladığını anlattı. "Hiçbir şey yapamıyorsanız, sadece yürüyün" Eşiyle her sabah havuzda yüzen Arslan,"Şu an 68 yaşındayım. 2015 yılında tekrar yüzmeye başladım. 4 bine yakın çocuğa yüzme öğrettim. Sağlık Bakanlığı bana borçlu, çünkü hiç sağlık harcaması yapmıyorum. Benim hiçbir rahatsızlığım yok. Sağlıklı bir bireyim. Bunların hepsini yüzmeye borçluyum. İnsanlara mesajım: Hiçbir şey yapamıyorsanız, sadece yürüyün. Eşime de yüzmeyi öğrettim her gün beraber havuzda yüzüyoruz" "Eşimin başarısıyla gurur duyuyorum" Eşinin başarısıyla gurur duyduğunu belirten Zafer Arslan, "Her gittiğimiz yerde en önde Nesrin Hanım’ı çağırıyorlar. Ben eşimden daha hevesliyim. Havuz yarışlarında benim de derecelerim var. Eşim sayesinde yüzme tekniğini geliştirdim Ailece sporu yaşam biçimi haline getirdik" diye konuştu. Hem Adana’nın hem de Türkiye’nin spor tarihine damga vuran Arslan çifti, örnek bir aile olarak spora olan tutkularını nesillerle paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti. (FKE-HİV-