SAĞLIK - 27 Şubat 2025 Perşembe 10:35

Uzman diyetisyen uyardı: "En sürdürülebilir diyet Akdeniz diyetidir"

A
A
A
Uzman diyetisyen uyardı: "En sürdürülebilir diyet Akdeniz diyetidir"

Akdeniz diyetinin giderek daha fazla kişi tarafından tercih edildiğini belirten Uzman Diyetisyen Pakize Gizem Akgül, bu diyetin hem uygulamasının kolay hem de çevre adına daha sürdürülebilir olduğunu vurguladı.


Acıbadem Adana Hastanesi Uzman Diyetisyen P. Gizem Akgül çevreye duyarlı ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmenin, hem gelecek nesillerin sağlığını korumak hem de gezegenimizi sürdürülebilir kılmak için gerekli olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO), giderek artan dünya nüfusunun 2050 yılında dokuz milyara ulaşabileceği öngörüsünü aktaran Diyetisyen Akgül, "Bu nedenle sürdürülebilir beslenmenin yaygınlaşması gerekmektedir. Sürdürülebilir beslenme; gıda güvenliğini sağlarken mevcut ve gelecek nesillerin sağlığını korumayı, çevreye en az zararı vermeyi, gıda israfını en aza indirmeyi ve mevsiminde sebze-meyve tüketimini teşvik etmeyi amaçlamaktadır" dedi.


Günümüzde işlenmiş, paketli ve fast food gıdaların tüketiminin arttığına; yüksek şeker ve kalori içeren Batı tipi beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştığına dikkat çeken Akgül, bu durumun çeşitli sağlık sorunlarına yol açmanın yanı sıra çevre sağlığını da olumsuz etkilediğini ifade etti.


"Daha az hayvansal gıda tercih edilmeli"


"Karbon ayak izi" kavramının, doğrudan veya dolaylı olarak yayılan sera gazı miktarını ifade ettiğini belirten Diyetisyen Akgül, "Besin üretimi ve tarım faaliyetleri, sera gazı emisyonlarını artırarak iklim değişikliğini önemli ölçüde etkilemektedir. Tükettiğimiz besinlerin yetiştirilmesinden soframıza ulaşmasına kadar geçen tüm süreçte ortaya çıkan sera gazı emisyonları, besinin karbon ayak izi olarak adlandırılmaktadır. Beslenme tercihleri, karbon ayak izi üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir ve bu durumun çevresel sonuçları göz önünde bulundurulmalıdır. Yapılan birçok çalışma, özellikle hayvansal kaynaklı besinlerin aşırı tüketiminin yüksek karbon ayak izine yol açtığını ortaya koymaktadır" diye konuştu.


Diyet planlarında yapılan besin seçimlerinin de çevresel şartların önemli ölçüde etkilediğini dile getiren Diyetisyen Akgül, işlenmiş ve yüksek şeker içeren gıdalar ile doymuş yağ ve kırmızı et oranı yüksek diyetlerin sera gazı emisyonlarını artırarak sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkilediğini izah etti. Sürdürülebilir ve sağlıklı bir diyet modelinde daha az işlenmiş gıda, düşük kalori yoğunluğu, daha az hayvansal gıda tüketimi ve bitkisel protein kaynaklarının daha fazla tercih edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.


"Vegan diyetin karbon ayak izi yüzde 60 daha az"


Hayvansal gıdaların üretim ve yetiştirilme süreçlerinde çevreye yayılan sera gazı emisyon miktarının bitkisel gıdalara ve tahıllara kıyasla çevre üzerinde daha fazla olumsuz etkiye sahip olduğunu vurgulayan Diyetisyen Akgül, şunları söyledi:


"2014 yılında yetişkin bireyler üzerinde yapılan bir araştırmada, vegan diyeti uygulayanların karbon ayak izi seviyesinin et tüketenlere kıyasla yüzde 60 daha düşük olduğu belirlenmiştir. Hayvansal kaynaklı beslenmenin çevresel şartların üzerinde olumsuz etkileri olduğu görülmektedir. Ancak sürdürülebilirlik puanı yüksek olan bitkisel bazlı vegan beslenme modelinde, D ve B12 vitaminleri ile kalsiyum ve demir gibi bazı makro ve mikro besin öğelerinin eksikliği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür eksiklikler olabileceğine dikkat ederek, eksiklikleri tamamlayacak şekilde beslenilmelidir."


"Akdeniz diyeti hem ulaşılabilir hem uygulanması kolay"


Geleneksel ve daha sürdürülebilir bir beslenme modeli olan Akdeniz tipi diyete olan ilginin giderek arttığına dikkat çeken Diyetisyen Akgül, 2019 yılında yapılan bir araştırmanın, en sürdürülebilir diyet modelinin Akdeniz tipi beslenme olduğunu kanıtladığını aktardı. Akdeniz diyetinin, hem daha ulaşılabilir hem de uygulanması daha kolay bir beslenme modeli olduğunu vurgulayan Diyetisyen Akgül, "Bu diyette et tamamen diyetten çıkarılmaz ancak tüketimi sınırlandırılır. Akdeniz tipi beslenme; işlenmiş gıdaların minimum düzeyde önerildiği, mevsiminde sebze, meyve, tahıl ve yağlı tohumlara sıkça yer verilen, yüksek miktarda zeytinyağı ile ılımlı miktarda süt ve süt ürünlerinin tüketildiği ve kırmızı etin sınırlı önerildiği bir beslenme modelini içermektedir" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" dedi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle "Belçika Ekonomik Misyonu" kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Majesteleri Mathilde ve beraberindeki heyet ile İstanbul’da düzenlenen "Üst Düzey Türkiye-Belçika İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı"na katıldı. Baran, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Belçika arasında 2025 yılı sonu itibariyle ticaret hacminin 9,2 milyar dolara ulaştığını kaydederek, Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkileri daha da iyi seviyelere çıkaracaklarını dile getirdi. "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" İki ülke iş dünyası arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği imkanların artacağını düşündüklerini vurgulayan Baran, "Başkent Ankara, savunma ve havacılık sanayinden medikale, makine ve ekipman üretiminden yazılım ve teknoloji girişimlerine kadar pek çok stratejik sektörde güçlü bir ekosisteme sahip. Bu yönüyle Ankara’nın, Belçikalı firmalar için önemli fırsatlar sunduğunu düşünüyoruz. Özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim, lojistik ve Ar-Ge alanlarında ortak projeler geliştirilebileceğine inanıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi’nce (DEHUKAM) Türk deniz yetki alanlarına ilişkin hazırlanan kanun taslağıyla ilgili "Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz" açıklaması yaptı. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı. Hazırlanan kanun taslağına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, şunları dedi: "Türkiye’nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip etmesi gerekiyor. Türkiye artık, deniz hukuku terminolojisinin sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet. Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum. Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz. Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri dikkate alınarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. ’Mavi Vatan kanunu’ Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı olsun." "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizler değil, Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir" DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara ise "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız yalnızca Türkiye’nin etrafını çevreleyen denizler değil, bunun da ötesine geçerek Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği tüm dünya denizleridir. Bu anlayışla Türkiye yalnızca kendisini çevreleyen denizleri değil, bunun ötesinde yer alan tüm dünya denizleriyle ilgili bir gündeme sahiptir. Söz konusu gündem, Türkiye’nin ulusal yetki alanlarının dışındaki biyoçeşitliliğin korunmasına ilişkin BBNJ anlaşmasına taraf olmasıyla da kendisi göstermiştir. Türkiye, geçtiğimiz dönemde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne haklı gerekçeler ve özellikle Ege Denizi’ndeki özel koşulları dikkate almayan maddelerin nedeniyle ısrarlı itirafçı konumda bulunduğumuz üç maddesine karşı bu sözleşmenin bir uygulama anlaşması olan BBNJ anlaşmasına son dönemde taraf olmuştur. Yine Türkiye, son dönemde deniz hukuku alanındaki güncel gelişmelerle ilgili çok ciddi mesafeler kat etmiş. Bu mesafelerin iç hukuktaki yansımalarından en önemli denilen birisi olan Türk Deniz Yetki Alanı’nın kanununa ilişkin çalışmalar da artık önemli bir aşamaya gelmiştir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıya Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın yanı sıra DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, akademisyenler ve hukukçular katıldı.
Kayseri ’Yılanlar Grubu’ davası yine ertelendi Kayseri’de ‘Yılanlar Grubu’ olarak adlandırılan suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında 2’si tutuklu 22 sanığın yargılandığı davada yine karar çıkmadı. Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü’nün İncesu’da farklı tarihlerde gerçekleşen silahlı eylemlerle ilgili olarak 12 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirdiği operasyonun ardından gözaltına alınan 22 kişinin yargılanmasına devam edildi. Kamuoyuna ‘Yılanlar Grubu’ olarak lanse edilen davada yargılanan 2’si tutuklu 22 kişinin yargılandığı davada sanıklar Kayseri 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkartıldı. Duruşmaya örgüt lideri olduğu öne sürülen tutuklu sanık B.Ş. ve tutuklu sanık F.İ. ile tutuksuz sanıkların bir bölümü ve avukatları katıldı. Duruşmada konuşan avukatlar İncesu ilçesindeki tüm faali meçhul olayların ve bireysel suçların bir dosyada birleştirilerek, bir suç örgütü oluşturulmaya çalışıldığını öne sürerek, ortada bir örgütün olmadığını söyledi. Örgüt lideri olduğu iddiasıyla yargılanan B.Ş. ise, savunmasında evinde yapılan aramada para ve silah bulunmadığını, M.K.’nın yaralanma olayından sonra İncesu’daki bütün olayların kendisinin üzerine yıkılmaya çalışıldığını belirtti. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına, tutuksuz sanıkların adli kontrolün kalkması yönündeki taleplerinin reddine hükmederek, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Bursa İnegöl’de Engelsiz Turnuva coşkusu Engelliler Haftası kapsamında İnegöl Belediyesi ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen 4. Engelsiz Kalpler Futsal Turnuvası, özel bireylerin azmi, enerjisi ve spor sevgisine sahne oldu. Renkli görüntülerin oluştuğu organizasyonda dostluk, kardeşlik ve engelsiz yaşam mesajları ön plana çıktı. İnegöl Belediyesi ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Engelliler Haftası kapsamında düzenlediği ve bu yıl 4’üncüsü gerçekleştirilen Engelsiz Kalpler Futsal Turnuvası, özel bireylerin heyecan dolu mücadelesine ev sahipliği yaptı. Artık geleneksel hale gelen turnuva sporun birleştirici gücünü ortaya koyarken hem duygusal hem de keyifli anlara sahne oldu. 6 takım kıyasıya mücadele etti Engelleri sporla aşan özel bireyler futsal sahasında yeteneklerini sergilerken, tribünlerde de coşku ve mutluluk hakimdi. Turnuvanın açılışında ilk vuruşu İnegöl Kaymakamı Eren Arslan ile İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban birlikte yaptı. Başlangıç düdüğüyle birlikte sahaya çıkan sporcular, centilmence mücadeleleri ve sevinç dolu anlarıyla izleyenlerden alkış aldı. 6 takımın mücadele ettiği turnuvada karşılaşmalar 6’şar dakikalık periyotlarla oynandı ve toplam 4 maç gerçekleştirildi. Turnuvada; İnegöl Belediyesi Engelsiz Sosyal Yaşam Merkezi, Talha Ömer Faruk Teşik Özel Eğitim Uygulama Okulu 2. Kademe, İnegöl Belediyesi Özel Uygulama Okulu 3. Kademe, Halk Eğitim Merkezi 23 Yaş Üstü Kurs Merkezi, Ömer Osman Çağlayan Özel Eğitim Okul Takımı ile Nene Hatun Özel Eğitim Uygulama Merkezi 1. Kademe takımları yer aldı. Sahada zaman zaman büyük çekişme yaşanırken, atılan goller kadar sporcuların birbirlerine verdiği destek ve samimi görüntüler de turnuvaya damga vurdu. Tribünlerden yükselen alkışlar özel sporcuların heyecanına ortak olurken, organizasyon boyunca renkli ve unutulmaz anlar yaşandı. Turnuva sonunda tüm sporcular kupa ve madalyalarla ödüllendirildi. Katılımcılara hediyeleri protokol üyeleri tarafından takdim edilirken, organizasyon toplu hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Turnuvaya ilişkin açıklama yapan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, "Engelliler Haftası vesilesiyle düzenlediğimiz ve geleneksel hale gelen bir program Engelsiz Kalpler Futsal Turnuvası. Ben öncelikle turnuvaya katılan tüm sporcularımıza teşekkür ediyorum. Burada yarışma cesaretini gösterdiler. Bu organizasyonu 4’üncü kez yapıyoruz. Tüm paydaşlarımıza, katkı koyan öğretmenlerimize de bu vesileyle teşekkür ediyorum. Keyifli bir turnuva oldu" dedi. Kaymakam Eren Arslan ise konuşmasında "Engelliler Haftası münasebetiyle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile belediyemizin organize ettiği bu anlamlı organizasyonda bulunmaktan mutluluk duyuyorum. Artık geleneksel hale geldi bu turnuva. Geçmiş yıllarda çok güzel vakit geçirdik. İnşallah yine aynı güzellikleri yaşayacağız. Gerçek engelin aslında yüreklerdeki sevgisizlik olduğunu biliyoruz. Sevgi, merhamet olduktan sonra, bakış açısı değiştikten sonra hiçbir engelin bizleri hayatın doğal akışından koparamayacağını gösteren bu etkinlik için emek veren herkese, katılan tüm sporcularımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.