EĞİTİM - 20 Ağustos 2024 Salı 14:11

Sezer: “Çukurova’nın geleceğinden ümitliyim”

A
A
A
Sezer: “Çukurova’nın geleceğinden ümitliyim”

Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mehmet Seze,r geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen rektör atamalarıyla ilgili bir açıklama yaparak; "Ben Çukurova’nın geleceğinden ümitliyim" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla gerçekleşen rektör atamaları, Adana’nın iki üniversitesinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğü’ne ise Prof. Dr. Adnan Sözen atandı. Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mehmet Sezer, atamalarla ilgili yaptığı açıklamada, iki rektöre de yeni görevlerinde başarılar dileyerek hem Adana hem de Türkiye için hayırlı olmasını temenni etti. Sezer, önceki rektörler Prof. Dr. Meryem Tuncel ve Prof. Dr. Mehmet Tümay’a da görev süreleri boyunca kente katkılarından dolayı teşekkür etti.


Beriş, üniversitede yaşanan problemleri çözebilir


Başkan Sezer, Çukurova Üniversitesi’nin Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden birisi olduğuna dikkat çekip, köklü geçmişine vurgu yaparak; “Çukurova Üniversitesi, bölgedeki birçok üniversitenin de kurucusu olan ve eğitimde kaliteyi sürekli yükselten bir misyon üstlenmiştir. Buna rağmen bazı fakültelerimizde ve özellikle Balcalı Hastanesi’nde sorunların olduğunu ve bunların da bugüne kadar çözülemediğini biliyoruz. Yaşanan sorunların çözülmesi noktasında Beriş’in ortaya güçlü bir irade koyacağından ve problemleri çözeceğinden eminim. Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş akademik kariyerindeki başarıları ve bugüne kadarki deneyimiyle dikkat çeken bir isim. Kendisinin liderlik vasıflarının Çukurova Üniversitesi’nin geleceğine olumlu yönde yansıyacağını düşünüyorum. Beriş’in sivil toplum kuruluşları, Adanalılar ve medya ile güçlü ilişkiler kurarak üniversiteyi toplumla bütünleşen bir kurum haline getireceğine inanıyorum. Ben Çukurova Üniversitesi’nin geleceğinden ümitliyim. Türkiye’nin en prestijli eğitim kurumlarından birisi olacağını düşünüyorum. Çünkü üniversitemizde de Adanalılarda da bu potansiyel var. Bunun açığa çıkmasını da Sayın Beriş ve ekibi sağlayacaktır” dedi.


Alparslan Türkeş Üniversitesi yeni bir vizyona kavuşacak


Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne atanan Prof. Dr. Adnan Sözen hakkında da konuşan Sezer, “Sayın Sözen, üniversitenin bilimsel atölyeleri ve uluslararası işbirliklerini, Adana’yı bir teknoloji ve inovasyon merkezi haline getirecektir. Zaten kendisi önceki görevlerinde elde ettiği başarılarla dikkat çekmiş bir akademisyen. Özellikle mühendislik ve bilim alanındaki gelişimi, üniversitenin büyüme vizyonuyla örtüşüyor” şeklinde konuştu.


Adana’nın iki üniversitesinin de hem bölge hem de Türkiye için büyük önem taşıdığını vurgulayan Mehmet Sezer açıklamalarını, “Adana, akademik açıdan çok büyük bir potansiyele sahip. Doğru adımlar atılırsa, hem Çukurova Üniversitesi hem de Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, ulusal ve uluslararası arenada daha etkin bir rol oynayacaktır. Biz de Eğitim-Bir-Sen olarak bu konuda üzerimize düşen her türlü katkıyı vermeye hazırız” sözleriyle tamamladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.