GÜNDEM - 20 Kasım 2025 Perşembe 10:08

Sanal kumar bağımlılığında korkutan rakam: Yeşilay’a başvuru 20 bini geçti

A
A
A
Sanal kumar bağımlılığında korkutan rakam: Yeşilay’a başvuru 20 bini geçti

Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, "Sanal kumar, alkol ve madde bağımlılığını geçmiş durumda. Türkiye geneli Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne alkol ve madde bağımlılığı için 32 bin kişi başvuru yaparken, kumar bağımlılığı için başvuran sayısı 20 bini geçmiş durumda. Bu konuda birtakım önlemler almamız gerek" dedi.


Sanal kumar ve madde bağımlılığı günümüzde aile yapısını ciddi şekilde tehdit ediyor. Sanal kumar bağımlılığı, dijitalleşmenin etkisiyle artık yalnızca yetişkinleri değil özellikle risk almaya daha yatkın olan gençleri de etkisi altına alıyor. Yeşilay’ın ‘Türkiye Kumar Raporu’ başlıklı araştırmasında, kumara başlama yaşının 15’e düştüğü, çevrim içi bağımlılıkla sanal kumar bağımlılığının hızlı bir şekilde yayıldığı, Türkiye’de 15 yaşın üzerindeki her 10 kişiden birinin hayatında en az bir kez kumar oynadığı ve en riskli grubun gençler olduğu ifade edildi.



"Bağımlılık, tedavisi mümkün ancak süreklilik arz eden bir aile hastalığı"


Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Dr. Yıldırım, bağımlılığın tedavisinin mümkün olduğuna dikkat çekerek, "Bu sene Adana’da 439 ailemiz bağımlılıkla mücadele için bizlere destek çağrısında bulundu. 2019 yılından bu yana ise bin 900 danışanı ağırladık. Adana’da 6 yılda 15 bin 448 görüşme gerçekleştirdik ve sadece bu sene 3 bin 529 toplam görüşme sayımız var. Bağımlılık, tedavisi mümkün ancak süreklilik arz eden bir aile hastalığı. Ailelerimizin de başvurmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.



"Sanal kumar, alkol ve madde bağımlılığını geçti"


Sanal kumar tehlikesinin alkol ve madde bağımlılığını geçtiğine vurgu yapan Yıldırım, "Son 1 yılda sanal kumar tehlikesi çok ciddi boyutlara ulaştı. Sanal kumar, ivme olarak alkol ve madde bağımlılığını geçmiş durumda. Türkiye geneli Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne alkol ve madde bağımlılığı için 32 bin kişi başvuru yapmışken, kumar bağımlılığı için başvuran sayısı 20 bini geçmiş durumda. Bu konuda birtakım önlemler almamız gerektiğini hissediyoruz" diye konuştu.



"YEDAM Danışma Hattı’na 1,5 milyon çağrı ulaştı"


Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nin (YEDAM) danışma hattına 1,5 milyon çağrı geldiğini belirten Yıldırım, şunları söyledi:


"Bugüne kadar YEDAM Danışma Hattı’na 1,5 milyon çağrı ulaştı. Toplam 105 YEDAM’da 450 bin görüşme yapılmış. 172 bin bağımlı birey ve ailesine sosyal hizmet desteği sağlanmış. 32 bin aile Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne başvuruyor ve bu ailelerin 12 bini bu süreçte hiç madde kullanmıyor. Bağımlılık bir hastalık ve bu hastalığın tedavisi mümkün. Bu hastalığın tedavisini ve önleme, koruyuculuk faaliyetlerini arttırmak istiyoruz."



"Dopdolu bir festival olacak"


22 Kasım’da Merkez Park’ta düzenlenecek ‘Bağımsız Aile Festivali’nden de bahseden Yıldırım, "Valiliğimizce ‘Aile yılı’ kapsamında Bağımsız Aile Festivali düzenleyeceğiz. Ailece katılabileceğiniz atölyelerin yanı sıra çocuk oyun alanları, masal terapisi, köpek gösterileri, bilgilendirme stantları ve mobil sigara bırakma polikliniğiyle dopdolu bir gün geçirebileceğiniz festivalimiz, saat 10.00 ve 16.00 saatleri arasında Merkez Park’ta olacak" dedi.



Sanal kumar bağımlılığında korkutan rakam: Yeşilay’a başvuru 20 bini geçti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
Samsun Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesinin önemli olduğunu, çözünebilir liflerin kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebildiğini söyledi. Liv Hospital Samsun, Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak "Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" dedi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şunları söyledi: "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir."