POLİTİKA - 19 Ekim 2024 Cumartesi 14:37

Ömer Çelik’ten ‘Yenidoğan çetesi’ açıklaması

A
A
A
Ömer Çelik’ten ‘Yenidoğan çetesi’ açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye’nin günlerdir konuştuğu yenidoğan bebek çetesiyle ilgili, “Her ne olursa olsun cinayet şebekesi sağda, solda tehditler savurmaya da devam ediyor. Bunların hiçbirine biz taviz verecek kadro değiliz. Bu çetenin hak ettiği cezayı alabilmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.


Çelik, partisinin Sarıçam 6. Olağan Kongresi’ne katıldı.


“Kongre sürecinin tarihi bir ana denk gelmesi son derece önemli”


Burada konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kongrelerin öneminden bahsederek, “Kongreler bizim için demokrasi bayramlarımızın en güzel adresleri ve duraklarıdır. Bu kongreleri yaparken ilk yola çıktığımız arkadaşların aramızda olması bizlerin ne büyük kadrolara sahip olduğunu gösteriyor. Kongre sürecinin tarihi bir ana denk gelmesi son derece önemli. Dünyanın içerisinden geçtiği tabloya baktığımızda bu yolu birlikte yürümemizin ne kadar Türkiye için kıymetli olduğu son derece önemli” ifadelerini kullandı.


“Netanyahu hükumetinin bir katil sürüsüdür”


Türkiye’nin etrafında birçok istikrarsızlığın olduğuna vurgu yapan Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’in soykırımlarına karşı en net duruşu sergileyen tek lider olduğunu belirterek şunları söyledi:


“Türkiye haritasını önümüze aldığımızda yukarımızda Rusya-Ukrayna savaşı. Aşağıya baktığımızda maalesef İsrail’in gerçekleştirdiği bir soykırım ve cinayet silsilesi devam ediyor. Doğumuzda İran-İsrail arasında her an bir çatışma riski bulunuyor ve batımızda Balkanlar’daki istikrarsızlığı takip etmeye devam ediyoruz. Tam bunun ortasında Akdeniz’de neredeyse balıkçı kayığı girecek nokta kalmamış. Akdeniz’in neredeyse tamamında savaş gemileri dolmuş durumda. Karadeniz’de aynı şekilde istikrarsızlık devam ediyor. Tam bu tablonun ortasında istikrarın adresi olarak Türkiye’nin yoluna tavizsiz bir şekilde devam etmesi son derece önemli. Her türlü istikrarsızlığa ve kaosa rağmen Türkiye’nin yoluna güçlü bir şekilde devam etmesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü duruşuyla gerçekleşiyor. Biz 2002’de hangi inanca, hangi azme ve enerjiye sahipsek aynı inanca ve kararlılığa bugün sahibiz. Yeni ufukların peşinden koşmaya devam ediyoruz. Bugün Cumhurbaşkanımız insanlık cephesinin üstünde bütün insanlık adına en net ve kararlı sözleri söyleyen tek liderdir. Gazze’de gerçekleşen soykırım ve cinayetlere bütün dünya sessiz kalırken ve buradaki cinayet şebekesi olan Netanyahu hükumeti her gün yeni bir soykırıma imza atarken ilk baştan itibaren en üst düzeyde insanlık değerlerini savunan ve Netanyahu hükumetinin bir katil sürüsü olduğunu ifade eden, bununla kararlılıkla mücadele etmek için bütün dünyayı davet eden tek lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır.”


“Bedeli ne olursa olsun Gazze’nin yanında olacağız”


AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Gazze’nin yanında olacaklarını yineleyen Ömer Çelik, “Dün yine bir kere daha İsrail’in Nazi ve katil İsrail Dışişleri Bakanı Katz Cumhurbaşkanımıza saldırdı. İsrail Dışişleri Bakanı Katz bir katildir, bir cinayet şebekesi üyesidir, bir canidir, bir soykırım şebekesinin tetikçisidir. Cumhurbaşkanımız ise insanlık değerleri savunucusudur. Onun için her ne olursa olsun insanlık cephesi kazanacak, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözü kazanacak. Katiller mahkum olacak, soykırım şebekesi mahkum olacak, Gazze kazanacak, insanlık kazanacak. Cumhurbaşkanımız karşısında cinayet sözü söyleyenlerin, soykırım sözü söyleyenlerin eninde sonunda insanlık mahkemesinde yargılandığını göreceğiz. Netanyahu ve İsrail Dışişleri Bakanı Katz insanlığın lanetlileri listesinin en başında yer alacaklar. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ise insanlığın şeref listesinin en başında yer alacak. Biz buradan bir kere daha söz veriyoruz, biz AK Partiyiz, biz cumhur ittifakıyız. Bedeli ne olursa olsun bu yolu cumhurbaşkanımız ile yürüyeceğiz ve bedeli ne olursa olsun Gazze’nin yanında duracağız. Gazze’nin şehitlerinin yanında duracağız” dedi.


“Zalimin karşısında, mazlumdan yana olacağız”


Muhalefetin ‘Hamas teröristtir’ sözlerine de tepki gösteren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımız Gazze için onlar bir Kurtuluş Savaşı veriyor derken karşımızdaki muhalefetten bazıları Hamas’a terörist diyordu. Hamas’a terörist diyenler Netanyahu’dur, İsrail Dışişleri Bakanı nazi olan Katz’dır. Cumhurbaşkanımız ilk günden bu yana Hamas bir terör örgütü değildir, kendi topraklarını savunan Kurtuluş Savaşçılarıdır demişti. Bir sürü kişiye suikast düzenlediler. Anneleri çocuklarından ayırdılar. Bu Gazze’de her gün ölümle burun buruna gelmelerine rağmen dimdik ayakta duruyorlar. İsrail her yer işgal etmeye kalktı. İsrail, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni, pek çok batılı ülkenin hükumet üyelerini işgal etti ama İsrail Gazze’yi işgal edemeyip onlara diz çöktüremedi. Biz, bu büyük siyasi okulda cumhurbaşkanımızdan, ‘Zulmün karşısında diz çökmemeyi’ öğrendik. Ne olursa olsun zalimin karşısında, mazlumdan yana olacağız. Zalimler her gün mazlumları öldürürken bizler Gazze’ye sahip çıkmaya, cumhur ittifakını güçlendirmeye ve Gazze’nin şehitlerinin yanında durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.


“İsrail’in ölüm makineleri Birleşmiş Milletler’e saldırıyor”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün bölgelerdeki istikrarsızlığı önlemek için çaba harcadığını anlatan Çelik, “Balkanlar’daki istikrarsızlığın çatışmaya dönüşmemesi için yegane ağırlık koyan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bugün, birileri Lübnan’ı işgal etmeye kalkarken, İsrail’in ölüm makineleri Birleşmiş Milletlere’e saldırırken Birleşmiş Milletler’e ‘Kendi askerlerine sahip çık’ diyen lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. İsrail, Suriye ve Lübnan’ı işgal etmeye kalkarak bütün bir bölgeyi yutmaya çalışırken, etrafımıza daha çok kan ve zulüm getirmeye kalkarken bunun karşısında yegane gür ses, yegane insanlık sesi cumhurbaşkanımızdan geliyor. Bu salonlarda, meydanlarda, sokaklarda birliğimizi güçlendireceğiz” ifadelerini kullandı.


“Cephemiz, insanlık cephesidir”


İsrail’in ‘Büyük İsrail’i eninde sonunda kuracağız’ sözleri karşısında da Lübnan, Suudi Arabistan, Gazze ve Ürdün’ün yanında olduklarını dile getiren Ömer Çelik, “Son zamanlarda üzerimize 2 noktadan geliyorlar. Birincisi terör örgütlerini besleyerek Türkiye’ye saldırtmaya çalışıyorlar. İkincisi iç cephemizi parçalamaya çalışıyorlar. Bizi içeride birbirimize düşürmeye çalışıyorlar. O yüzden cumhurbaşkanımız, ‘İç cepheye sahip çıkalım’ diyor. Bu yolu sonuna kadar yürüyeceğiz. İlk gün ki heyecanımızdan daha çok enerjiye sahibiz. Cephemiz, insanlık cephesidir. Bundan 1 sene önce bu olaylar başladığında İsrail’in katil başbakanı Netanyahu, ‘Bölgedeki bütün haritalar değişecek’ dedi. Daha olaylar başlar başlamaz ilk beyanatın bu olması son derece ilginç. Arkasından İsrail’den Suriye ve Irak’a uzanan ‘David koridorunu kuracağız’ açıklamasını yaptı. Geçenlerde İsrail Maliye Bakanı Smotrich çıktı ve ‘İçine Suriye’yi, Lübnan’ı, Suudi Arabistan ve Ürdün’ü alan büyük İsrail’i eninde sonunda kuracağız’ dedi. Burada kimsenin sesi çıkmazken buna karşı çıkan tek lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bunun bizim içinde tehdit oluşturduğu en net şekilde ortaya konulmuştur. Halen çıkıp muhalefet sözcülerinden ‘Böyle bir tehdit yok’ açıklaması gelirken bundan 1 gün sonra İsrail kabinesinin 2 üyesi, ‘Büyük İsrail kurmak istiyoruz’ dedi. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Suudi Arabistan’ın, Lübnan’ın, Ürdün’ün ve sonuna kadar Gazze’nin yanında durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.


“İsrail’e her türlü yardımı yapmak isteyenler var”


Amerika’nın İsrail’e desteklerinin sürdürdüğünü dile getiren Ömer Çelik, “Geçmişte bir sürü cinayet şebekesiyle uğraşıp onları hezeyana uğratıp mağlup ettik. Bunları da mağlup edeceğiz. Eninde sonunda bu cinayet şebekesinin üyeleri insanlık mahkemesinde yargılanıp birer soykırım suçlusu olarak cezalarını alıp çekecekler. Bugün kimin nerede durduğu yarın kayıtlara daha güçlü bir şekilde geçecek. Bugün bu meseleyi durdurmak yerine İsrail’e savaş gemileri gönderenler, İsrail’e her türlü yardımı yapmak isteyenler var. İsrail gıda ve ilaç yardımlarını engellese bile ona destek vermeye devam edeceğiz diyenler var. Bu sözün üstüne onlara destek vermeye devam edeceğiz demek İsrail’e daha çok çocuk, kadın öldür demektir. Türkiye, bu zulme direnen ülke olmaya devam edecek” dedi.


“Kaybettiğimiz bebekler için çok üzgünüz”


Türkiye’nin günlerdir konuştuğu yenidoğan bebek çetesine yönelik yürütülen soruşturma hakkında da açıklama yapan Çelik, daha sonra şu ifadeleri kullandı:


“Bazı hastanelerin yenidoğan servislerinde bir cinayet çetesinin çıkar elde etmek için yenidoğan bebekleri öldürdükleri, ölümlerine sebebiyet verdikleri haberlerini hassasiyetle takip ediyoruz. Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’mız bu süreci takip ediyor. Parti olarak biz de konunun son derece yakından takipçisiyiz. Bizi son derece üzen, birkaç gündür uyutmayan ve ortaya çıkan tablo, cinayet şebekesinin diyalogları, ortaya çıkan konuşmaları herkeste bir şok etkisi oluşturmuştur. Her ne olursa olsun cinayet şebekesi sağda, solda tehditler savurmaya da devam ediyor. Bunların hiçbirine biz taviz verecek kadro değiliz. Bu cinayet şebekesinin bütün uzantılarını ortaya çıkartırız ve bu cinayet şebekesini hak ettikleri cezayla karşılaşmaları için her türlü mücadeleyi veririz. Vatandaşlarımız gibi üzgünüz ve bu konunun her yönüyle araştırıldığını ifade etmek isterim. Kaybettiğimiz bebekler için çok üzgünüz. Hepsine Allah rahmet eylesin. Bakanlıklarımız ile birlikte parti olarak konunun takipçisiyiz. Bu çetenin hak ettiği cezayı alabilmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız.”


Konuşmanın ardından kongre düzenlendi.



Ömer Çelik’ten ‘Yenidoğan çetesi’ açıklaması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Suudi Arabistan Pro Lig’de şampiyon Al Nassr Suudi Arabistan’da Teknik Direktörlüğünü Jorge Jesus’un yaptığı Al Nassr, Pro Lig’de Damac’ı 4-1 mağlup ederek şampiyonluğa ulaştı. Karşılaşmada 2 kez fileleri sarsan Cristiano Ronaldo ise bu ligde ilk şampiyonluğunu yaşadı. Suudi Arabistan Pro Lig’de geçtiğimiz hafta oynanan Riyad derbisinde 90+8’de yediği golle şampiyonluğu son haftaya bırakan Al Nassr, Damac FC’yi konuk etti. Al-Awwal Park’ta oynanan karşılaşmada ev sahibi 34. dakikada Sadio Mane’nin golüyle 1-0 öne geçti. İlk yarısı bu skorla geçilen maçın 52. dakikasında Kingsley Coman sağ kanattan getirdiği topla ceza yayına ilerledi ve yaptığı vuruşla farkı 2’ye çıkardı. Konuk ekip VAR kontrolüyle kazandığı penaltıda 58’de skoru 2-1’e getirse de Al Nassr, 63. dakikada golü buldu. Sol çaprazdan kazanılan serbest vuruşta topun başına geçen Cristiano Ronaldo, dar açıdan topu filelere gönderdi. Maçın 81. dakikasında Ronaldo, kendisinin iki, takımının dördüncü golünü kaydetti. Jorge Jesus’un öğrencileri sahadan 4-1 galip ayrıldı. Bu galibiyetle puanını 86’ya yükselten sarı-mavililer şampiyonluğunu ilan etti. Al Hilal, namağlup 2. oldu Aynı saatle başlayan ve şampiyonluk yarışı veren Al Hilal, Al Fayha’yı deplasmanda yenerek 84 puanla sezonu ikinci bitirdi. İtalyan teknik adam Simone Inzaghi’nin çalıştırdığı ve milli futbolcu Yusuf Akçiçek’in de formasını giydiği Al Hilal, sezonu namağlup tamamladı. Bu süreçte 25 galibiyet, 9 beraberlik elde etti. Jorge Jesus, son 3 yılda 2. kez şampiyon Teknik adamlık kariyerinde 2022-2023 sezonunda Fenerbahçe’yi de çalıştıran Jorge Jesus, 2024 yılında Al Hilal ile elde ettiği şampiyonluğun ardından Suudi Arabistan’da 2 farklı takımla şampiyonluk yaşadı. Jesus, Temmuz 2025’te geldiği Al Nassr’ı ilk sezonunda şampiyon yaptı. Al Nassr’ın ligde 11. şampiyonluğu Son yıllarda yapılan yatırımlar, yıldız futbolcu transferleriyle dikkat çeken Al Nassr, 6 sezon sonra Pro Lig’in en büyüğü oldu. Riyad ekibi, 2018-2019 sezonunda elde ettiği şampiyonluğun ardından mutlu sona ulaştı. Cristiano Ronaldo başta olmak üzere kadroda bulunan Sadio Mane, Joao Felix, Marcelo Brozovic, Kingsley Coman gibi yıldız futbolcular da Al Nassr’da ilk şampiyonluklarını elde etti. Al Nassr, tarihinde 11. lig şampiyonluğunu kazandı. Suudi Arabistan Ligi’nde Al Hilal 21 şampiyonlukla zirvede yer alırken, Al Ittihad’ın 14, Al Ahli’nin 9 şampiyonluğu bulunuyor. Ronaldo, Arabistan’da da şampiyonluk yaşadı Cristiano Ronaldo, bireysel ve kulüp başarılarına bir yenisini daha ekledi. 2023 yılının başında Suudi Arabistan ekibine imza atan Ronaldo, Pro Lig’de ilk şampiyonluğunu yaşadı. Bu takımda ilk kupasını 12 Ağustos 2023’te Arap Kulüpler Şampiyonası finalinde almıştı. 41 yaşındaki futbolcu kariyerinde Manchester United (İngiltere Premier Lig), Real Madrid (İspanya La Liga), Juventus’un (İtalya Serie A) ardından Al Nassr ile de lig şampiyonluğuna ulaştı. Cristiano Ronaldo, bu sezon ligde 30 maçta 28 gole imza attı. 41 yaşındaki Portekizli yıldız, Suudi Arabistan ekibinde bugüne kadar 129 gole imza atarken, kariyerinin 973. golünü de şampiyon olduğu mücadelede ulaştı. En golcü Ronaldo Al Nassr bu sezon ligde oynadığı 34 maçta rakip filelere 91 gol gönderirken, kalesinde 28 gol gördü. Bu süreçte Cristiano Ronaldo 28 golle takımının en golcü ismi oldu. Vatandaşı Joao Felix 20 gol, 13 asistle ön plana çıkarken, Kingsley Coman 10 gol, 10 asist, Sadio Mane de 10 gol, 5 asistlik katkı sağladı.
Balıkesir Ören’de Türk Mutfağı Haftası lezzet şöleni Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri kapsamında Burhaniye’nin turizm merkezi Ören’de düzenlenen gastronomi programı, büyük ilgi gördü. Karakaş Otel’de düzenlenen tadım programa katılan Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Türk mutfağının asırlık bir medeniyet mirası olduğunu vurguladı. Ören Mahallesi’nde bulunan Karakaş Otel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen tadım programında; usta şefler, akademisyenler, ilçe protokolü ve davetliler bir araya gelerek geleneksel Türk lezzetlerinin izini sürdü. Ören’de adeta bir gastronomi şölenine dönüşen etkinliğe protokol üyeleri yoğun ilgi gösterdi. Karakaş Otel’deki anlamlı buluşmaya; Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir İl Emniyet Müdürü Şükrü Yaman, Burhaniye Kaymakamı Cumali Atilla, Burhaniye Belediye Başkanı Ali Kemal Deveciler, Burhaniye İlçe Emniyet Müdürü Faik Karabaş, Burhaniye İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Ünal Bayhan, Balıkesir İl Turizm Müdürü Neslihan Vurucu ile Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi (BUBYO) Dekanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban ve çok sayıda davetli katılım sağlayarak sektöre destek verdi. Türk mutfağının birbirinden özel ve geleneksel reçetelerinin titizlikle hazırlanarak sunulduğu etkinlikte, ev sahibi Karakaş Otel’in işletme sahibi Demet Yağcı sergilediği performansla göz doldurdu. Ünlü şeflerin Balıkesir Kuzu’sunda yaptığı yöresel Sura yemeği, bölgenin çeşitli otlarından kavurmalar, enginar ve kabak çiçeği dolması katılımcılara ikram edildi. Ayrıca etkinlikte zeytinyağlı bademli baklava ile lor tatlısı tadımı da yapıldı. Ege’nin eşsiz lezzetleri başarılı şeflerin ellerinde bir kez daha damak çatlatan lezzetlere dönüştü.
İstanbul Emine Erdoğan: "Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir’’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türk mutfağının, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatı olduğunu belirterek, "Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir" dedi. İstanbul’da, "Türk Mutfağı Haftası" kapsamında düzenlenen "Bir Sofrada Miras" programı gerçekleşti. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi, büyükelçiler, konsoloslar, sektör temsilcileri katıldı. Yemekten önce etkinlik alanını gezen Emine Erdoğan "Birikim Mutfaktan", "AnadoludaKİLER", "Bereketli Hilal Sofrası", "Şark Sofrası", "Kardeşlik ve Birlik Sofrası", "Yörük Sofrası", "Karadeniz Sofrası", "Rumeli Sofrası", "Sıfır Atık Vakfı" ve "Milli Saraylar Başkanlığı" stantlarını ziyaret etti. Siirt, Bursa, İzmir, Kafkas ve Trabzon halk oyunları gösterisiyle başlayan programda Bakan Kacır ve Bakan Ersoy, Emine Erdoğan’ın ardından birer konuşma gerçekleştirdi. Programda konuşan Erdoğan, İstanbul’un, yeryüzünün en eski şahitlerinden biri, medeniyetlerin, halkların, tarihin buluştuğu bir insanlık sofrası olduğunu söyledi. Türk mutfağının güçlü bir medeniyet mirası olduğunun yeniden hatırlandığını kaydeden Erdoğan, bu mirasın Türkiye’nin sadece yemeklerini değil yerelden evrensele uzanan kültürel zenginliğini de temsil ettiğini belirtti. Yurtdışındaki etkinliklerle Türk Mutfağı Haftası’nı kutlayan dış temsilciliklere selam gönderen Erdoğan, "Mutfak, insanlık tarihinin en eski arşivlerinden biridir. Kurulan her sofrada bir toplumun inançlarını, kültürel kodlarını ve coğrafyayla kurduğu ilişkiyi satır satır okumak mümkündür. Söz konusu Türk mutfak mirası olduğunda, yüzyıllarla ifade edilen bir medeniyet yürüyüşünden bahsederiz. Türk mutfağının kapısı, Türkistan’dan açılır, göçlerle Anadolu’ya uzanır, oradan Osmanlı coğrafyasının her bir köşesine Balkanlar’a, Doğu Avrupa’ya, Orta Doğu’ya ve Kuzey Afrika’ya kadar yayılır. Bu tarihsel hat boyunca, farklı kültürler birbirine temas eder, birbirinden öğrenir, birbirini, zenginleştirir" diye konuştu. "Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir" Çok kültürlülüğün Türk mutfağının en güçlü ve ayırt edici vasıflarından biri olduğunun altını çizen Erdoğan, Osmanlı medeniyetine bakıldığında farklı dinlerin, dillerin ve kimliklerin asırlar boyunca bir arada yaşayabildiği barış dolu bir kültür iklimi görüldüğünü, bunun en zarif tezahürlerinden birinin Anadolu mutfağı olduğunu anlattı. Anadolu’da, farklı kökenlerden insanların aynı mahallede kapı komşusu olduğunu kaydeden Erdoğan, "Haşlanmış buğday taneleri bir evde aşure olurken, yan komşuda ’koliva’, karşı komşuda, ’anuşabur’ diye pişmiş, birbirine ikram edilmiştir. Şam Tatlısı, arnavutciğeri, tatar böreği, Acem pilavı, çerkes tavuğu gibi yemekler isimleri değişmeden, sofrada yerini almıştır. Kürt tandır ekmeği, Laz böreği, Boşnak mantısı aynı sofrada buluşmuştur. Her kültür kendi kimliğini koruyarak ortak bir lezzete katkı sunuyor. Mesela dünyaca ünlü baklavamızın kat kat açılan yufkalarında, Türkistan’dan taşıdığımız hamur işi geleneğinin izleri vardır. Üzerine dökülen şerbet kökleri Romalılara uzanan, daha sonra Arap mutfağında geliştirilen, hamur işine bal şerbet dökme geleneğiyle doğrudan bağlantılıdır. Zaten, soframıza asıl tadını, tuzunu veren de işte bu birlikte yaşama kültürü ve birlikten doğan kuvvettir. Kaynayan tencereler, kültürlerarası etkileşimi ve diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dilidir. O nedenle Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan, gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir. Sadece ne yediğimizi değil nasıl yaşadığımızı, neye inandığımızı, hangi değerleri baş tacı yaptığımızı da anlatır" dedi. "Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum" Emine Erdoğan, "Bugün insanlık, farklılıkların çatışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olduğu bir dünyanın arayışı içinde ön yargılarla çoraklaşan insaniyet toprağını şifalandırmanın, bir arada yaşamayı başarmanın yollarını arıyor. Fakat ne yazık ki çok kültürlülük çoğu zaman, teorik bir kavram olarak kalıyor. Çünkü insanların yaşanmış örneklere, gerçek hayat tecrübelerine ihtiyacı var. Bu anlamda Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum. Çünkü buğdayın ilk kez ekmeğe dönüştüğü bu kadim topraklar insan odaklı bir yaşam tasavvurunu yüzyıllardır sofraya taşımaya devam ediyor. Çünkü Anadolu’da gönüller birbirine eklenir ve ortaya muhteşem bir insanlık zinciri çıkar. Hayatın yükü, omuz omuza veren insanların dayanışmasında kuş tüyü kadar hafifler. Nişan, düğün, sünnet gibi özel günlerde ve cenazelerde komşular hiçbir yardım talebi gelmesini beklemeden bir araya gelir, ev sahibinin işlerini sırtlanırlar. Kadınlar, kışlık hazırlığı, yaprak sarma, ekmek pişirme, Ramazan hazırlıkları gibi emek yoğun işleri imece usulü yaparlar" diye konuştu. Bunun en güzel örneklerinden birinin de, UNESCO’nun somut olmayan, kültürel miras listesinde yer alan "keşkek" olduğunu kaydeden Erdoğan, "Türk mutfağı, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatıdır. Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir. Bize düşen görev ülkemizin gastronomi imajını dünyaca bilinen birkaç yemekle sınırlı olmaktan çıkarıp, ’anlam, kültür ve değer mutfağı’ olarak, dünyada hak ettiği konuma taşımaktır" ifadelerini kullandı. Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar’ın, UNESCO Özgün Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer almasının gurur verici olduğun vurgulayan Erdoğan, "İnanıyoruz ki her şehrimiz dünya gastronomi haritasında güçlü bir cazibe merkezi olabilecek potansiyele sahiptir. Yeter ki mutfağımızı doğru bir gastronomi anlatısıyla buluşturalım. Atıksız, israfsız, sürdürülebilir, çevre dostu, sağlıklı ve her beslenme tercihine cevap verebilen yönlerini ön plana çıkaralım. İklim krizinden, yerel kimliklerin korunmasına kadar pek çok küresel mesele için ilham veren bir yaşam modeli olarak sunabilelim" değerlendirmesinde bulundu. "Mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1 milyar 400 milyon lira lira destek sağladık" Bakan Kacır ise, "Anadolu’nun her bölgesinin kendine özgü üretim bilgisini, yerel lezzetlerini, geleneksel yöntemlerini ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak mirasını yansıtan tescilli bin 847 coğrafi işaret ve geleneksel ürüne sahibiz. Avrupa Birliği nezdinde tescilli 46 coğrafi işaretli ürünümüzle, Anadolu’nun lezzet hafızasını küresel ölçekte güçlü biçimde temsil ediyoruz. Kalkınma ajanslarımız ve bölge kalkınma idarelerimiz eliyle, bugüne dek mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1 milyar 400 milyon lira destek sağladık. Hanımefendinin öncülüğü ve himayelerinde yürüttüğümüz Anadoludakiler Projemizle de; yerel üreticimizin emeğini görünür kılmak, Anadolu’nun özgün değerlerini markalaştırmak ve kadim birikimimizi yeni nesillere bir kalkınma hikâyesi olarak aktarmak üzere adım attık" diye konuştu. "Türkiye, gastronomi turizminde dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahip" Bakan Ersoy da, "Bakanlık olarak, Somut Olmayan Kültürel Miras Türkiye Ulusal Envanter Sistemi’nde ‘Türk Mutfağında Geleneksel Sofra Kültürü: Sosyal Pratikler ve Ritüeller’ grup başlığı altında 87 adet yaşayan miras unsurunu kayıt altına almış bulunuyoruz. Ayrıca Mesir Macunu Festivali’nden İftar ve İftar ile İlgili Sosyo-Kültürel Gelenekler’e kadar 7 farklı mutfak kültürümüz UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri’ne kaydettirilmiştir. Bu yıl ‘Türk Mutfağında Geleneksel Sofra Kültürü: Sosyal Pratikler ve Ritüeller’ adlı aday dosyamızı da UNESCO’ya sunduk. 2028’de UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedilmesini bekliyoruz. Türkiye; sahip olduğu eşsiz coğrafi çeşitlilik, dört mevsime yayılan tarımsal üretim kapasitesi, yerel ürün zenginliği, coğrafi işaretli değerleri, bölgesel mutfak kimlikleri ve binlerce yıllık mutfak geleneğiyle gastronomi turizminde dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahiptir" dedi. Türk ve Osmanlı Mutfağı yemeklerinin servis edilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konseri ve aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.