ASAYİŞ - 05 Mart 2026 Perşembe 09:50

Karı-koca tartışmasında kadın kocasını bıçakladı

A
A
A
Karı-koca tartışmasında kadın kocasını bıçakladı

Adana’da bir kadın tartıştığı kocasını ekmek bıçağıyla karnından bıçakladı. Olayın ardından kendisini eve kilitleyip intihar etmek isteyen kadın polis ekiplerince engellenip gözaltına aldı. Sorgusunda "Bir anlık sinirle yaptım, pişmanım" dediği öne sürülen kadın tutuklandı.


Olay, 3 Mart günü Seyhan ilçesine bağlı Fevzipaşa Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Çiğdem Ç. (39), evde kocası İlker Ç. (39) ile tartışmaya başladı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga sırasında kadın ekmek bıçağıyla kocasını karnından bıçakladı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından İlker Ç., hastaneye kaldırıldı.


Sağlık ekiplerinin gitmesiyle kadın kendisini eve kilitleyip intihar etmek istedi ancak Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler içeri girerek Çiğdem Ç.’nin intihar etmesine engel olup gözaltına aldı.


Emniyetteki sorgusunda Çiğdem Ç., "Bir anlık sinirle yaptım, pişmanım" dediği öne sürüldü. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen kadın çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.


Öte yandan, İlker Ç.’nin ise sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.



Karı-koca tartışmasında kadın kocasını bıçakladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.