ÇEVRE - 21 Ağustos 2024 Çarşamba 10:23

Jeoloji Yüksek Mühendisi Saraç’tan İstanbulluyu rahatlatan açıklama

A
A
A
Jeoloji Yüksek Mühendisi Saraç’tan İstanbulluyu rahatlatan açıklama

Jeoloji Yüksek Mühendisi Beytullah Saraç, 1894, 1912 ve 1999 yılında gerçekleşen depremlerin yakın zamanda İstanbul’da gerçekleşebilecek 7 ve üzerindeki deprem riskini ertelediğini, kırılmayan mevcut fayın en fazla 6.5 büyüklüğünde deprem üretebileceğini, bu şiddetteki bir depremin ise İstanbul’u yerle bir edecek derecede olmadığını açıkladı.


Jeoloji Yüksek Mühendisi Beytullah Saraç, İstanbul ve Çukurova Bölgesi başta olmak üzere Türkiye’deki deprem risklerine yönelik İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Saraç, 1894, 1912 ve 1999 yıllarında gerçekleşen depremlerin içinde bulunduğumuz yüzyılın büyük deprem kotasını İstanbul ve çevresi için büyük oranda doldurduğuna dikkat çekti. Marmara’da Kumburgaz Çukuru olarak tanımlanan noktada kırılmayan fay parçası bulunduğu ihtimalini değerlendiren Saraç, bu fay hattının yaklaşık 6,5 büyüklüğünde bir deprem üretebileceğini, bu çapta bir depremin ise medyada sıkça yer aldığı üzere kenti yerle bir edebilecek bir boyutta olmadığını belirtti.


6 Şubat depremlerinin çevre iller ve bölgedeki hareketini de değerlendiren Saraç, 6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerin levha hareketi nedeniyle bölgeye ekstra stres yüklediğini, Adana, Mersin ve Osmaniye çevresindeki fay hatlarının gelecekte deprem üreteceği tarihten daha erken bir şekilde deprem üretme ihtimalinin ortaya çıktığını söyledi.



"Bu yüzyılda İstanbul’u ilgilendirebilecek deprem 6,5 büyüklüğündeki Kumburgaz Çukuru Fayı depremi"


İstanbul’daki deprem riskini değerlendiren Saraç, "1894, 1912 ve 1999 depremlerinin son dönemdeki bölgedeki riskin geçtiğini ve bu depremler ile bir sonraki periyoda ertelendiğini, şu anda kalan kırılmayan parçanın yaklaşık 6.5 büyüklüğünde, Marmara’nın Kumburgaz çukurundaki bir fayda olduğunu düşünüyoruz. Şu anda bu yüzyılda İstanbul’u ilgilendirebilecek bir deprem 6.5 büyüklüğünde bir Kumburgaz Çukuru Fayı depremi. Basında çok fazla konuşulduğu üzere 7.5’lik, 7.2’lik, 7.6’lık deprem riskinin, bilimsel verilerin de gösterdiği üzere burada çok büyük bir depremin bu yüzyılda olmayacağını düşünüyorum. Tabi ki yine 7’nin üzerinde depremler olacak ama söylediğim gibi 1894, 1912 ve 1999 depremleri bu riski erteledi. Risk şimdilik geçmiş oldu. Elbette hasar verecek fakat İstanbul’u yerle bir etmeyecek bir depremin, 6.5’lik bir depremin orada olacağını düşünüyorum" dedi.



"6 Şubat depremleri bölgeye ekstradan stres yükledi"


6 Şubat tarihinde gerçekleşen depremlerin, bölgede birçok kenti etkilediğini dikkat çeken Saraç, "Sivas’taki, Çorum’daki, Kayseri’deki, Elazığ ve daha kuzeydeki depremler 6 Şubat’ın bütün bölgedeki hareketini, etkisini göstermiş oldu. Çok büyük depremler üretmese de, aktif olan ve çalışan 6 Şubat’tan önce de depremler olan hem İskenderun Körfezi’ni hem de Çukurova’yı açan faylar da var. Bu faylarda da tek tek segment segment olarak düşünecek olursak büyüklüğü 6’yı bulabilecek veya biraz geçebilecek deprem riskleri mevcut. 6 Şubat depremleri levhanın hareketinden dolayı bu tarafa ekstradan stres yüklediği için Adana, Mersin, Osmaniye olarak düşündüğümüzde fay hatlarının gelecekteki olacağı tarihten daha önce deprem üreteceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.



Jeoloji Yüksek Mühendisi Saraç’tan İstanbulluyu rahatlatan açıklama

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.