SAĞLIK - 20 Ağustos 2024 Salı 10:03

Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Solmaz: “Sağlık taramaları erken ölümleri önleyebilir”

A
A
A
Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Solmaz: “Sağlık taramaları erken ölümleri önleyebilir”

Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Soner Solmaz, belirgin semptomlar ortaya çıkmadan önce muhtemel sağlık sorunlarını tespit etmek için yapılan sağlık taramalarının önleyici sağlık açısından önemli kontroller olduğunu söyledi.


Acıbadem Adana Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Soner Solmaz, kan basıncı ve kolesterol seviyelerinden kanser belirtilerine ve genetik yatkınlıklara kadar bir dizi test ve muayeneyi içeren sağlık taramalarının erken teşhis ve yaşam kalitesini artırmada etkili olduğunu belirtti.


Sessizce ilerleyen ve herhangi bir semptom ortaya çıkmadan önce önemli hasara neden olabilen hipertansiyon, diyabet ve bazı kanserlerin bu taramalar sayesinde erkenden tespit edilebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Solmaz, “Hastalık tespitinin ötesinde, taramalar risk değerlendirmesinde önemli bir rol oynar. Birçok kronik hastalığın aile geçmişi, yaşam tarzı seçimleri ve çevresel maruziyetler gibi tanımlanabilir risk faktörleri vardır. Kapsamlı taramalar yoluyla, bireyler kişisel risk profilleri hakkında önemli tıbbi bilgiler elde edebilirler. Bu bilgilerle yaşam tarzı değişiklikleri, önleyici tedbirler ve erken müdahale stratejileri hakkında bilinçli kararlar alabilirler” diye konuştu.


“Taramalar hızlı ve acısızdır”


Bu taramaların daha sağlıklı bir nüfusa katkıda bulunduğuna değinen Doç. Dr. Solmaz, kronik hastalıkları belirlemenin ve yönetmenin, sağlık sisteminin yükünü azaltıp, sağlık bakım maliyetlerini düşürerek önemli bir fayda da sağlayabileceğini dile getirdi. Kalp hastalığı ve felç gibi durumların erken tespiti ve tedavisinin, erken ölümleri ve sakatlıkları önleyebileceğinin altını çizdi.


Bu taramaların “gereksiz veya zaman alıcı” olduğuna dair yanlış bir algı bulunduğuna işaret eden Doç. Dr. Solmaz, faydalarının rahatsızlıklarından çok daha fazla olduğunu; pek çok taramanın hızlı ve acısız olduğunu, genellikle sigorta tarafından karşılandığını söyledi.


Taramaların etkisini artırmak için bireysel ihtiyaçlara ve risk faktörlerine göre uyarlanması gerektiğini belirten Solmaz, “Uzmanlar yaşa, cinsiyete ve aile geçmişine göre uygun taramaların neler olabileceği konusunda kişiye bilgi verirler. Bu taramalar yapıldıktan sonra kişinin taramaların faydalarını tamamlamak için dengeli bir diyet, düzenli egzersiz ve zararlı maddelerden kaçınmaya özen göstermesi gerekir” diye konuştu.


“Yaygın olarak yapılan taramalardan biri kolesterol”


Taramalar arasında yaygın olan kolesterole değinen Doç. Dr. Solmaz, “En yaygın olarak bilinen iki kolesterol, "kötü" kolesterol (LDL) ve "iyi" kolesterol (HDL) taraması kan testiyle yapılır. Kolesterolü yüksek olanlarda kalp damar hastalıkları riski daha yüksektir. Çalışmalar, yüksek kolesterolünü düşüren kişilerin kalp hastalığı riskini azaltabileceğini göstermiştir” dedi.


“Sık görülen kanserlerden birisi olan Kolon Kanseri taraması ihmal edilememeli”


Dışkıda kan bulunmasının kalın bağırsak (kolon) kanserinin habercisi olabileceği bilgisini veren Doç. Dr. Solmaz, bunun aynı zamanda belirli ilaçlar veya yiyecekler, gastrointestinal kanama veya hemoroidler gibi kanser ile ilgisi olmayan hastalıklardan da kaynaklanabileceğini; 50 yaşından itibaren test yapılması gerektiğini ifade etti.


“65 yaş altı kadınlara Pap Smear testi yapılmalı”


Kadınlara uygulanan Pap Smear testi hakkında konuşan Doç. Dr. Solmaz “Kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanserini gösteren hücresel değişiklikleri aramak için serviksten alınan hücre örnekleridir. Pap smear, 65 yaş altı cinsel olarak aktif kadınlarda, genellikle hiçbir semptomun olmadığı bir aşamada kanseri tespit etmek için önemli bir tarama testidir. Bazı kuruluşlar ayrıca Pap smear sırasında belirli popülasyonlarda HPV (insan papilloma virüsü) DNA taraması önermektedir” ifadelerini kullandı.


“Meme, kolon ve prostat taramaları yapılmalı”


Erkeklerde en sık görülen prostat kanserine karşı kandaki prostat spesifik antijen (PSA) seviyesini ölçen kan testinin prostat kanserine dair bir veri sunacağını belirten Doç. Dr. Solmaz, PSA seviyesinin kanser dışındaki nedenlerden dolayı da yüksek çıkabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle 50 yaş sonrası PSA testinin her yıl yapılmasını ve bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.


Aile geçmişi veya diğer risk faktörleri varsa daha erken olmak üzere 50 yaşında herkes için kolon kanseri veya kolon polipleri için tarama öneren Solmaz, “Bunun dışında 50 yaşından sonra her 1 ila 2 yılda bir meme kanseri için mamografi taraması önermektedir. Bu test, klinik meme muayenesi ile birlikte yapılır. Amerikan Diyabet Derneği (ADA), kilodan bağımsız olarak tüm yetişkinlerin 45 yaşında diyabet veya prediyabet için taranmasını önermektedir. Ek olarak, diyabet semptomları olmayan kişiler aşırı kilolu veya obez ise ve bir veya daha fazla ek diyabet risk faktörüne sahipse taranmalıdır” diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.