EĞİTİM - 14 Kasım 2025 Cuma 18:38

Bakan Yardımcısı Şatıroğlu: "Günlük 180 bin varil petrol üretip, 1.1 milyon varil petrol tüketiyoruz"

A
A
A
Bakan Yardımcısı Şatıroğlu: "Günlük 180 bin varil petrol üretip, 1.1 milyon varil petrol tüketiyoruz"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, "Günlük 180 bin varil petrol üreten bir ülkeyiz ancak 1.1 milyon varil tüketen bir ülkeyiz. Bilimsel üretkenlik, yenilikçi düşünce ve sürdürülebilir teknoloji geliştirme alanlarında elde edilecek her bir başarı, ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkı sağlayacaktır" dedi.


Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı Açılış Töreni ATÜ Konferans Salonu’nda düzenlendi.


Açılışta konuşan Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, üniversitelerin Türkiye’nin kalkınma ve bağımsızlık hedefleri için önemli bir kurum olduğuna dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bilimi ve üniversiteleri Türkiye’nin kalkınma ve bağımsızlık hedeflerinde stratejik kurumlar olarak görmekte ve bilimsel çalışmalarda yerli ve milli üretimi teşvik eden bir anlayışı savunmakta; teknolojik gelişmenin, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin ve üniversite-sanayi iş birliğinin önemine sıkça vurgu yapmaktadır. Ayrıca, üniversitelerin fikir çeşitliliğini koruyarak gençlere özgüven kazandırması gerektiğini belirterek, bilimin rehberliğinde Türkiye’nin "muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma" hedefine ulaşabileceğini dile getirmektedir. Kendimize bu görüşleri rehber alarak üniversitemizin bilim ve teknolojik alanda hatırı sayılır bir yer edinmesi için gerekli adımları atıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Türkiye’nin Yeşil Kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz"


Enerji arz güvenliğinin ekonomik ve toplumsal bir zorunluluk olduğunu belirten Prof. Dr. Sözen, şunları söyledi:


"İçinde bulunduğumuz yüzyıl, enerjinin ve çevrenin insanlık için en stratejik konular haline geldiği bir dönemdir. Enerji arz güvenliği, iklim değişikliğiyle mücadele, karbon salınımlarının azaltılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılması sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir zorunluluktur. Bu nedenle, 21. yüzyılın üniversiteleri artık yalnızca bilgi üreten kurumlar değil aynı zamanda sürdürülebilir bir gelecek inşa eden merkezler olmak zorundadır. Biz de Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak, enerji verimliliği, temiz üretim teknolojileri, çevre bilinci ve yeşil dönüşüm alanlarında yürüttüğümüz çalışmalarla Türkiye’nin Yeşil Kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz."



"Üniversitelere ve araştırma merkezlerine büyük sorumluluklar düşmektedir"


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, üniversitelerde yetişen gençlerin Türkiye Yüzyılı vizyonunun en güçlü teminatı olduğunu belirterek, "Üniversitelerimiz, sadece eğitim kurumları değil aynı zamanda ülkemizin geleceğini şekillendiren, fikirleriyle, araştırmalarıyla ve yetiştirdiği gençlerle Türkiye Yüzyılı vizyonunun en güçlü teminatıdır. Bugün teknolojik gelişmelerin, yapay zekadan enerji dönüşümüne kadar her alanda hızla ilerlediği bir dönemi yaşıyoruz. Bu süreçte, üniversitelere ve araştırma merkezlerine büyük görevler ve sorumluluklar düşmektedir. Bilimsel üretkenlik, yenilikçi düşünce ve sürdürülebilir teknoloji geliştirme alanlarında elde edilecek her bir başarı, ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkı sağlayacaktır" diye konuştu.



"Gemilerimizi yerli ve millileştirdik, destan yazmaya başladık"


Türkiye’nin günlük 1.1 milyon varil petrol tükettiğine vurgu yapan Bakan Yardımcısı Şatıroğlu, "Türkiye, günde 1.1 milyon varil petrol tüketen bir ülke. Gabar’da destan yazmış olmamıza rağmen günlük Türkiye’de 136 bin varil petrol üretiyoruz. 34 bin varil petrol üretimimizde yurt dışındaki proje ortaklıklarımızla birlikte üretiliyor. Günlük 180 bin varil petrol üreten bir ülkeyiz ancak 1.1 milyon varil tüketen bir ülkeyiz. Bundan yıllar önce yabancı gemilerle yürüttüğümüz hidrokarbon arama çalışmaları, yabancıların gemide olması sebebiyle gecikmelere uğradı. Ne zaman ki bu gemilerimizi yerli ve millileştirip mürettebatı siz gençlerden seçtik, biz ondan sonra destan yazmaya başladık" ifadelerini kullandı.



"Bu topraklarda var olmanın bedeli var"


Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ise uçak kazalarında şehit olan askerler için başsağlığı dileyerek, "Bu topraklarda yaşamanın, var olmanın bir bedeli var. Bu topraklarda var olmanın bedeli bugünlerde ortaya çıkmış değil, kadimden bu yana bu böyle gelmiş. Anadolu medeniyetler beşiği diyoruz ancak aynı zamanda Anadolu medeniyetler mezarlığı. Bu topraklarda yaşamanın bedelini alamayan ve gerektiği yerde o duruşu sergileyemeyen milletler, medeniyetler mezarlığında tozun toprağın altına karışıp gitmişler. Bu topraklarda var olmanın bedelini göze alarak var olmalıyız. Günümüzde savaşlar, kampüslerde, üniversitelerde yapılan teknik araştırmalarla, bilimsel araştırmalarla kazanılıyor. Günümüzün şartları bunu gerektiriyor. Savaş meydanında durmamız gerektiği gibi duracağız ama cenge hazır olmanın yolu, yöntemi, bilimsel araştırmalarla gerçekleşiyor" dedi.


Konuşmaların ardından 2025 yılında "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesine giren akademisyenlere başarı belgeleri takdim edildi. Ayrıca programda, akademik olarak doktor, doçent ve profesör unvanı alan akademisyenlere belgeleri verildi.


Belge takdiminin ardından ‘Güneş Enerji Santrali Şebeke Bağlantı’ açılışı düzenlendi.



Bakan Yardımcısı Şatıroğlu: "Günlük 180 bin varil petrol üretip, 1.1 milyon varil petrol tüketiyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İletişim Başkanlığı’ndan dezenformasyona geçit yok: İngiliz gazetesi asılsız içerikleri tüm platformlarından kaldırdı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), The Telegraph gazetesinin Türkiye’nin bölgesel politikalarına dair ortaya attığı asılsız iddialarına müdahale ederek çürüttü. Türkiye’nin stratejik iletişim kanalları, uluslararası medyada yayılan geniş çaplı bir dezenformasyon operasyonunu daha başarıyla çürüttü. The Telegraph gazetesi, Türkiye’nin bölgesel politikalarına dair ortaya attığı asılsız iddiaları İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) müdahalesi sonrası geri çekmek zorunda kaldı. Söz konusu iddialarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran veya Lübnan’a yönelik muhtemel bir saldırıyı "Türkiye’ye yapılmış sayacağı" ve "İsrail’in Türkiye tarafından işgal edileceğine" dair açıklamalarda bulunduğu öne sürülmüştü. İsrail destekli sosyal medya hesapları ve çeşitli mecralar tarafından dolaşıma sokulan bu dezenformasyon, kısa sürede İngiliz The Telegraph gazetesi tarafından da haberleştirilerek uluslararası boyuta taşındı. Gazete özür diledi İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, iddiaların ardından hızla harekete geçerek söz konusu söylemleri çürüttü ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bölgedeki barış, istikrar, huzur ve güvenlik odaklı duruşunu net şekilde ortaya koydu. İletişim Başkanlığı’nın kararlı ve etkin duruşu neticesinde gazete, asılsız içerikleri tüm platformlarından kaldırdı. İçeriği giren editör, sosyal medya üzerinden bir açıklama yaparak özür diledi. İsrail medyası gerçeğe daha fazla kayıtsız kalamadı İsrail’in en etkili medya organlarından biri olan Maariv, İletişim Başkanlığı’nın yalanlama metnini ve gerçek bilgileri yayınlamak zorunda kaldı. Bu gelişme, Türkiye’nin uluslararası dezenformasyon operasyonlarına karşı yürüttüğü ‘hakikat mücadelesinin’ başarısını bir kez daha gözler önüne serdi. İletişim Başkanlığı’nın sonuç odaklı müdahalesi, sadece haberi sildirmekle kalmadı, aynı zamanda uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye hakkındaki haberlerinde daha ihtiyatlı bir dil kullanması gerektiğini tescilledi.
Kayseri AKİB’den Hulusi Akar’a destek: "Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur" Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar, son günlerde yaşanan provokatif gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı, AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar’a yönelik gerçekleştirilen saldırıları sert bir dille kınadı. Hızar, özellikle Paskalya Bayramı vesilesiyle yapılan provokatif eylemlerin tesadüf olmadığını vurgulayarak, bu girişimlerin Türkiye’nin birlik ve beraberliğini hedef aldığını ifade etti. Ali Hızar açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şanlı Türk Bayrağımıza uzanan hain elleri daha önce nasıl kırdığımızı en iyi bilen odakların, bugün yeniden benzer provokasyonlarla karşımıza çıkması asla kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti’mize, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve Sayın Hulusi Akar Paşamıza yönelik gerçekleştirilen bu çirkin eylemleri şiddetle kınıyoruz." "Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur" Hızar, Hulusi Akar’ın hem Türkiye hem de Kayseri için büyük bir değer olduğunu vurgulayarak, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Hulusi Akar, Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur. Devletimize ve milletimize yıllarca büyük bir sadakatle hizmet etmiş bir komutanımıza ve devlet adamımıza yönelik yapılan her saldırı, aslında doğrudan milletimizin iradesine yapılmış bir saldırıdır. Paşamıza sonuna kadar destek olacağız." "Türkiye’nin gücünü kimse sınamaya kalkışmasın" AKİB olarak her zaman devletin ve milletin yanında olduklarını belirten Hızar, Avrupa’da yaşayan yüz binlerce Kayserili adına da güçlü bir mesaj vererek, "Hiç kimse ülkemizin birliğini, beraberliğini ve milli değerlerini hedef alarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti, köklü geçmişi, güçlü iradesi ve kararlı duruşuyla bu tür girişimlere asla boyun eğmez. Bizler de Avrupa’daki Kayserili iş insanları olarak; bayrağımıza, devletimize ve milli iradeye yönelen her türlü saldırı karşısında duruşumuzu açık ve net bir şekilde ortaya koymaya devam edeceğiz. Kimse Türkiye’nin gücünü sınamaya kalkışmasın" ifadelerini kullandı. AKİB’in bu açıklaması, Avrupa’daki Türk toplumunun milli konulardaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyarken, birlik ve beraberlik vurgusunun altı güçlü şekilde çizildi.
İstanbul "Direniş ve Adalet" temalı Kısa Film Senaryo Yarışması’na başvurular 15 Mayıs’ta sona eriyor Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği Kısa Film Senaryo Yarışması’na başvurular 15 Mayıs’ta sona eriyor. Yarışmada dereceye giren projelere 725 bin TL ödül ve 500 bin TL yapım desteği verilecek. Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen "Direniş ve Adalet" temalı Kısa Film Senaryo Yarışması için geri sayım başladı. Genç senaristlere önemli fırsatlar sunan yarışmada son başvuru tarihi 15 Mayıs olarak açıklandı. 15 Temmuz’un 10’uncu yılına doğru ilerlenirken hayata geçirilen yarışma, toplumsal hafızayı sanatın estetik diliyle geleceğe taşımayı amaçlıyor. Katılımcılardan direniş ve adalet kavramlarını yalnızca tarihsel bir çerçevede değil, evrensel, insani ve vicdani boyutlarıyla ele alan özgün hikayeler geliştirmeleri bekleniyor. Dereceye giren projelere toplam 725 bin lira ödül Yarışmada dereceye giren projelere toplam 725 bin lira ödül verilecek. Ayrıca birinci seçilen senaryo, 500 bin liralık yapım desteğiyle profesyonel bir kısa filme dönüştürülecek. Ortaya çıkacak film, 15 Temmuz 2027’de düzenlenecek anma etkinliklerinde izleyiciyle buluşturulacak. Yarışmanın seçici kurulunda yönetmen ve senarist Faysal Soysal ile birlikte Gülin Tokat ve Yıldız Ramazanoğlu yer alıyor. Kurul, temanın özgün işlenişi, dramatik yapı, karakter derinliği ve sinematografik potansiyel gibi kriterler üzerinden değerlendirme yapacak. 18 yaşını doldurmuş tüm katılımcılar başvurabiliyor Yarışmaya 18 yaşını doldurmuş tüm katılımcılar başvurabiliyor. Senaryoların özgün ve daha önce yayımlanmamış olması gerekirken, metinlerin en fazla 15 sayfa uzunluğunda olması şartı aranıyor. Başvurular dijital ortamda gerçekleştiriliyor. Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Mayıs olurken, ön eleme sonuçlarının 15 Haziran tarihinde, ödül töreni ise 15 Temmuz tarihinde yapılacak. Katılımcılar yarisma@zeytinburnu.ist adresi üzerinden başvuru yapabilecek. Yarışmaya ilişkin detaylı bilgilere Zeytinburnu Belediyesi’nin resmi internet sitesinden ulaşılabiliyor. "Direniş ve Adalet" temalı yarışma, genç senaristlere yalnızca ödül değil, fikir aşamasındaki projelerini profesyonel bir prodüksiyonla hayata geçirme imkanı da sunuyor. Yarışma, kültür-sanat alanında kalıcı eserler üretmeyi ve toplumsal hafızayı sanat yoluyla canlı tutmayı hedefliyor.