ASAYİŞ - 27 Şubat 2025 Perşembe 08:37

3 kadını öldüren sanık: "Keşke elim kırılsaydı da yapmasaydım"

A
A
A
3 kadını öldüren sanık: "Keşke elim kırılsaydı da yapmasaydım"

Adana’da oğlunun ölümünden sorumlu tuttuğu gelini ile birlikte gelinin annesi ve kız kardeşini mezarlıkta silahla öldüren 47 yaşındaki Şemsettin Erkuvan 3 kez müebbet hapis ile 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istemiyle yargılanmaya başladı. Sanık Erkuvan savunmasında, "Keşke elim kırılsaydı da yapmasaydım. Çok pişmanım" dedi.


Adana’da bir kız çocuk annesi 21 yaşındaki Güldane Gerçek, eşi Muzaffer Erkuvan’ı iddiaya göre şiddetli geçimsizlik nedeniyle terk edip, Kadın Sığınma Evi’ne yerleşti. 24 Ağustos 2024’te Erkuvan, kendisiyle eşini barıştırması için kayınvalidesi Şenay Gerçek’in (45) Sarıçam ilçesi Menekşe Mahallesi’ndeki evine gitti. Kayınvalidesinin barıştırma teklifini reddetmesi üzerine Muzaffer Erkuvan dışarı çıkıp, kendini ağaca asarak intihar etti. Olay sonrası Erkuvan ailesi, oğullarının ölümünden Güldane ile annesi Şenay ve kız kardeşi Gaye Gerçek’i (25) sorumlu tuttu.


Şenay, Güldane ve Gaye Gerçek, 21 Ekim 2024 tarihinde saat 16.00 sıralarında Muzaffer Erkuvan’ın Sarıçam ilçesi Buruk Mezarlığı’ndaki kabrini ziyarete gitti. İddiaya göre, oğlunun intiharı nedeniyle husumet duyduğu anne ve 2 kızını takip eden Şemsettin Erkuvan, mezarlıkta musalla taşına yakın bir noktadaki banklarda oturan anne ve 2 kızına tabancayla kurşun yağdırıp kaçtı. Başlarından vurulan Şenay, Güldane ve Gaye Gerçek olay yerinde hayatını kaybetti.


Olay sonrası Cinayet Büro Amirliği bünyesinde kurulan özel ekip, Şemsettin Erkuvan’ın Sarıçam İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne yapılan bir ihbarla Göztepe Mahallesi’ndeki ormanda saklandığını belirledi. Operasyon için harekete geçen cinayet ekipleri, Terörle Mücadele ve Özel Harekat Şubesi ekiplerinin desteğiyle bölgede yaptığı araştırmada, Erkuvan’ı cinayette kullandığı tabancayla yamaçtaki bir oyukta saklanırken yakaladı.


Tutuklanan 3 kadının katil zanlısı Şemsettin Erkuvan hakkında ’kasten öldürme ve ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava görülmeye başladı. Duruşmaya tutuklu sanık Şemsettin Erkuvan bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katıldı. Müşteki N.G., G.G. ile taraf avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada sanık Erkuvan, oğlunun ölümünden gelini ve ailesinin sorumlu olduğunu iddia etti. Erkuvan, "Oğlum Muzaffer bu olaydan 2 ay önce öldü. Oğlum ve gelinimin evlilik süreci boyunca Güldane’nin ablası Gaye ve annesi Şenay bazen haftanın her günü bazen de haftanın birkaç günü oğlumun evinde kalırdı. Şenay ve Gaye uyuşturucu madde kullanıyordu. Oğlumu da uyuşturucuyu alıştırdılar. Oğlumun ölümüne intihar dediler ama onu gelinim Güldane, ablası Gaye ve annesi Şenay öldürdü" dedi.


Gelinin, oğlu Muzaffer ile dini nikahla evliyken başka birine kaçtığını söyleyen Erkuvan savunmasına şöyle devam etti:


"Gelinim ve oğlumun küçük çocukları var. Bir gün gelinimin küçük kardeşi elinde çocukla kapımıza gelip, ’ablam artık boşanmak istiyor’ diyerek, çocuğu bize bırakıp gitti. Oğlum gelinimi çok seviyordu. Kendisinden boşanmak istemedi. Bir süre böyle devam etti. Bir gün sabah namazına kalktığımda penceremize biri taş atıyordu. Pencereden baktığımda bu kişinin E.D. olduğunu gördüm. Ben oğluma bir araç almıştım. Bu kişi ve oğlum birlikte iş yapıyordu. E.D. bana ’amca, Muzaffer’i çağırır mısın? Bir yerde hurda işi var. Oraya gideceğiz’ dedi. Ben oğluma söyledikten sonra namaz kılıp, işe gittim. Oğlum da işe gidip geldikten sonra kayınvalidesi onu arayıp, konuşmak için yanına çağırmış. Oğlumu alıp araçla Balcalı’nın arka tarafındaki ormanlık alana götürmüş. Bir insan konuşmak için neden buraya gider? Bu insanlar oğlum gelinimi sevdiği için bu yönünü kullanıp, oğlumu dolandırmışlar. ’Güldane’yi senden ayırırız’ diye tehdit edip, oğlumu borçlandırmışlar. Burada da yine oğlumdan para istemiş. Aralarında konuşurken kayınvalidesi oğlumu cep telefonu ile videoya almış. Sonradan izlediğim videoda oğlum kayınvalidesine, ’ah anne, beni nereden buldun. Ben ne yaptım da Güldane beni terk etti’ diyor."


Oğlu öldükten sonra da dünürlerinin kendisini tehdit etmeye başladığını ve para istediğini iddia eden Erkuvan, mezarlıktaki olay anını da şöyle anlattı:


"Oğlum öldükten sonra da bunlardan kurtulamadık. Ben ve damadım bir taziyedeyken, yanımıza gelip, ’oğlunu öldürdük, seni de öldürürüz. Oğlunun 600 bin TL borcunu sen ödeyeceksin’ diyerek beni tehdit ettiler. Bu nedenle oğlum Muzaffer’e ait olan silahı yanımda taşırdım. Olay günü ben oğlumun mezarını ziyarete gitmiştim. Gelinim Güldane, annesi Şenay ve ablası Gaye de tesadüfen buradaydı. Ben onları görünce sinirlenip, silahımı çıkararak oğlumu kimin öldürdüğünü sormak istedim. Amacım sadece oğlumu kimin öldürdüğünü öğrenmekti. Bu sırada gelinim Güldane’ye ’niye böyle yaptın? Her şey senin yüzünden oldu’ dedim. O da bana hitaben ’oğlun öldü, şimdi sıra sende’ dedi. Ben de sinirlenip, hepsine ateş ettim. Benim öldürme gibi bir amacım yoktu. Eğer öyle olsaydı önceden yapardım. Keşke elim kırılsaydı da yapmasaydım. Bir anlık sinirle yaptım. Pişmanım."


Olayın tek tanığı olan Güldane’nin 16 yaşındaki kız kardeşi E.G. ise annesi ve ablasının gözleri önünde öldürüldüğünü söyledi. E.G., ailesinin nasıl öldürüldüğünü şöyle anlattı:


"Olay gününden bir gün önce eniştemin kız kardeşi Dudu Kanduman, ablam telefon kullanmadığı için annemin telefonuna eniştemin tabuttaki fotoğrafını atıp, ’gel kızını gör, neden bizden kaçıyorsun’ diye mesaj atmış. Ablam da psikolojisi bozuk olduğu için fotoğrafı görünce eniştemin mezarına gitmek istedi. Annem de izin vermeyip, ’sabah birlikte gideriz’ dedi. Sabah annem, iki ablam ve birkaç arkadaşımla birlikte eniştemin mezarına ziyarete gittik. Burada eniştemin annesi Tülay Erkuvan’la karşılaştık. Bize, ’ne işiniz var burada? Sizi görmek istemiyoruz’ dedi. Daha sonra telefonla birini aradı. 5-10 dakika sonra da Dudu Kanduman annemi arayıp, ’annem beni aradı, mezarlıktaymışsınız. Orada bekleyin. Size kızınızı göstereceğim’ dedi. Tülay hanım oğlunun mezarı başında kalırken, biz cenaze namazının kılındığı yer olan musalla taşının olduğu yere geçtik. Dudu elinde yeğenimle birlikte geldi. Ablam kızını severken ben de su almak için kantine gittim. Su alıp, ablamların yanına giderken küçük bir köprüden geçtiğim sırada Şemsettin Erkuvan’ın elinde silahla geldiğini gördüm. Ben onu görüp kaçarken bu sırada ayağımın yanından bir şey geçtiğini hissettim ve bana da ateş açtığını anladım. Dudu da yeğenimi alıp kaçarken, babası annem ve iki ablama silahla ateş açtı. Onları vurduktan sonra da olay yerinden kaçtı."


Müşteki G.G. ile N.G. de anneleri ve kız kardeşlerini öldüren sanıktan şikayetci olduklarını belirtti.


Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında sanığın 3 kadını ’kasten öldürme’ suçundan 3 kez müebbet, ruhsatsız silah bulundurmaktan da 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti.


Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip, karar için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" dedi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle "Belçika Ekonomik Misyonu" kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Majesteleri Mathilde ve beraberindeki heyet ile İstanbul’da düzenlenen "Üst Düzey Türkiye-Belçika İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı"na katıldı. Baran, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Belçika arasında 2025 yılı sonu itibariyle ticaret hacminin 9,2 milyar dolara ulaştığını kaydederek, Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkileri daha da iyi seviyelere çıkaracaklarını dile getirdi. "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" İki ülke iş dünyası arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği imkanların artacağını düşündüklerini vurgulayan Baran, "Başkent Ankara, savunma ve havacılık sanayinden medikale, makine ve ekipman üretiminden yazılım ve teknoloji girişimlerine kadar pek çok stratejik sektörde güçlü bir ekosisteme sahip. Bu yönüyle Ankara’nın, Belçikalı firmalar için önemli fırsatlar sunduğunu düşünüyoruz. Özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim, lojistik ve Ar-Ge alanlarında ortak projeler geliştirilebileceğine inanıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi’nce (DEHUKAM) Türk deniz yetki alanlarına ilişkin hazırlanan kanun taslağıyla ilgili "Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz" açıklaması yaptı. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı. Hazırlanan kanun taslağına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, şunları dedi: "Türkiye’nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip etmesi gerekiyor. Türkiye artık, deniz hukuku terminolojisinin sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet. Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum. Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz. Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri dikkate alınarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. ’Mavi Vatan kanunu’ Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı olsun." "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizler değil, Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir" DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara ise "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız yalnızca Türkiye’nin etrafını çevreleyen denizler değil, bunun da ötesine geçerek Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği tüm dünya denizleridir. Bu anlayışla Türkiye yalnızca kendisini çevreleyen denizleri değil, bunun ötesinde yer alan tüm dünya denizleriyle ilgili bir gündeme sahiptir. Söz konusu gündem, Türkiye’nin ulusal yetki alanlarının dışındaki biyoçeşitliliğin korunmasına ilişkin BBNJ anlaşmasına taraf olmasıyla da kendisi göstermiştir. Türkiye, geçtiğimiz dönemde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne haklı gerekçeler ve özellikle Ege Denizi’ndeki özel koşulları dikkate almayan maddelerin nedeniyle ısrarlı itirafçı konumda bulunduğumuz üç maddesine karşı bu sözleşmenin bir uygulama anlaşması olan BBNJ anlaşmasına son dönemde taraf olmuştur. Yine Türkiye, son dönemde deniz hukuku alanındaki güncel gelişmelerle ilgili çok ciddi mesafeler kat etmiş. Bu mesafelerin iç hukuktaki yansımalarından en önemli denilen birisi olan Türk Deniz Yetki Alanı’nın kanununa ilişkin çalışmalar da artık önemli bir aşamaya gelmiştir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıya Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın yanı sıra DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, akademisyenler ve hukukçular katıldı.
Kayseri ’Yılanlar Grubu’ davası yine ertelendi Kayseri’de ‘Yılanlar Grubu’ olarak adlandırılan suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında 2’si tutuklu 22 sanığın yargılandığı davada yine karar çıkmadı. Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü’nün İncesu’da farklı tarihlerde gerçekleşen silahlı eylemlerle ilgili olarak 12 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirdiği operasyonun ardından gözaltına alınan 22 kişinin yargılanmasına devam edildi. Kamuoyuna ‘Yılanlar Grubu’ olarak lanse edilen davada yargılanan 2’si tutuklu 22 kişinin yargılandığı davada sanıklar Kayseri 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkartıldı. Duruşmaya örgüt lideri olduğu öne sürülen tutuklu sanık B.Ş. ve tutuklu sanık F.İ. ile tutuksuz sanıkların bir bölümü ve avukatları katıldı. Duruşmada konuşan avukatlar İncesu ilçesindeki tüm faali meçhul olayların ve bireysel suçların bir dosyada birleştirilerek, bir suç örgütü oluşturulmaya çalışıldığını öne sürerek, ortada bir örgütün olmadığını söyledi. Örgüt lideri olduğu iddiasıyla yargılanan B.Ş. ise, savunmasında evinde yapılan aramada para ve silah bulunmadığını, M.K.’nın yaralanma olayından sonra İncesu’daki bütün olayların kendisinin üzerine yıkılmaya çalışıldığını belirtti. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına, tutuksuz sanıkların adli kontrolün kalkması yönündeki taleplerinin reddine hükmederek, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Bursa İnegöl’de Engelsiz Turnuva coşkusu Engelliler Haftası kapsamında İnegöl Belediyesi ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen 4. Engelsiz Kalpler Futsal Turnuvası, özel bireylerin azmi, enerjisi ve spor sevgisine sahne oldu. Renkli görüntülerin oluştuğu organizasyonda dostluk, kardeşlik ve engelsiz yaşam mesajları ön plana çıktı. İnegöl Belediyesi ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Engelliler Haftası kapsamında düzenlediği ve bu yıl 4’üncüsü gerçekleştirilen Engelsiz Kalpler Futsal Turnuvası, özel bireylerin heyecan dolu mücadelesine ev sahipliği yaptı. Artık geleneksel hale gelen turnuva sporun birleştirici gücünü ortaya koyarken hem duygusal hem de keyifli anlara sahne oldu. 6 takım kıyasıya mücadele etti Engelleri sporla aşan özel bireyler futsal sahasında yeteneklerini sergilerken, tribünlerde de coşku ve mutluluk hakimdi. Turnuvanın açılışında ilk vuruşu İnegöl Kaymakamı Eren Arslan ile İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban birlikte yaptı. Başlangıç düdüğüyle birlikte sahaya çıkan sporcular, centilmence mücadeleleri ve sevinç dolu anlarıyla izleyenlerden alkış aldı. 6 takımın mücadele ettiği turnuvada karşılaşmalar 6’şar dakikalık periyotlarla oynandı ve toplam 4 maç gerçekleştirildi. Turnuvada; İnegöl Belediyesi Engelsiz Sosyal Yaşam Merkezi, Talha Ömer Faruk Teşik Özel Eğitim Uygulama Okulu 2. Kademe, İnegöl Belediyesi Özel Uygulama Okulu 3. Kademe, Halk Eğitim Merkezi 23 Yaş Üstü Kurs Merkezi, Ömer Osman Çağlayan Özel Eğitim Okul Takımı ile Nene Hatun Özel Eğitim Uygulama Merkezi 1. Kademe takımları yer aldı. Sahada zaman zaman büyük çekişme yaşanırken, atılan goller kadar sporcuların birbirlerine verdiği destek ve samimi görüntüler de turnuvaya damga vurdu. Tribünlerden yükselen alkışlar özel sporcuların heyecanına ortak olurken, organizasyon boyunca renkli ve unutulmaz anlar yaşandı. Turnuva sonunda tüm sporcular kupa ve madalyalarla ödüllendirildi. Katılımcılara hediyeleri protokol üyeleri tarafından takdim edilirken, organizasyon toplu hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Turnuvaya ilişkin açıklama yapan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, "Engelliler Haftası vesilesiyle düzenlediğimiz ve geleneksel hale gelen bir program Engelsiz Kalpler Futsal Turnuvası. Ben öncelikle turnuvaya katılan tüm sporcularımıza teşekkür ediyorum. Burada yarışma cesaretini gösterdiler. Bu organizasyonu 4’üncü kez yapıyoruz. Tüm paydaşlarımıza, katkı koyan öğretmenlerimize de bu vesileyle teşekkür ediyorum. Keyifli bir turnuva oldu" dedi. Kaymakam Eren Arslan ise konuşmasında "Engelliler Haftası münasebetiyle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile belediyemizin organize ettiği bu anlamlı organizasyonda bulunmaktan mutluluk duyuyorum. Artık geleneksel hale geldi bu turnuva. Geçmiş yıllarda çok güzel vakit geçirdik. İnşallah yine aynı güzellikleri yaşayacağız. Gerçek engelin aslında yüreklerdeki sevgisizlik olduğunu biliyoruz. Sevgi, merhamet olduktan sonra, bakış açısı değiştikten sonra hiçbir engelin bizleri hayatın doğal akışından koparamayacağını gösteren bu etkinlik için emek veren herkese, katılan tüm sporcularımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.