POLİTİKA - 17 Nisan 2026 Cuma 09:22

Eşme Belediyesi'ne irtikap operasyonu! Belediye Başkanı dahil 5 şüpheli gözaltına alındı

A
A
A
Eşme Belediyesi'ne irtikap operasyonu! Belediye Başkanı dahil 5 şüpheli gözaltına alındı

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca Eşme Belediyesi yönelik başlatılan ‘irtikap' soruşturması kapsamında Eşme Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan ve 3 şüpheli gözaltına alındı.

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca Eşme Belediyesi ‘irtikap' suçundan soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Eşme Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, 4 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda eşme Belediye Başkanı Yılmaz Tozan eşi Burcu Tozan ve 3 şüpheli gözaltına alındı.
Polis ekiplerince Eşme Belediyesinde yapılan aramalarda çok fazla dijital materyale el konuldu. Hakkında yakalama kararı bulunan 1 şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Ömer Akkoyun - Özkan Yavaş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kalp Sağlığı Haftası’nda kritik uyarı: "Kalp hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir" Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Öğr. Gör. Dr. Ziya Gökalp Bilgel, basit yaşam tarzı değişiklikleriyle kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Öğr. Gör. Dr. Ziya Gökalp Bilgel, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında açıklamalarda bulundu. Kalp ve damar hastalıklarının hem Türkiye’de hem de dünyada en önemli ölüm ve engellilik nedenleri arasında yer aldığını belirtti. Kalp Sağlığı Haftası’nın temel amacının toplumda farkındalık oluşturmak olduğunu söyleyen Bilgel, "Kalp ve damar hastalıkları çoğunlukla önlenebilir hastalıklardır. Bu nedenle bu hafta boyunca yaptığımız çalışmalarla insanlara bunu hatırlatmak istiyoruz" dedi. Kalp hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu belirten Bilgel, "En sık karşılaşılan durum koroner arter hastalıkları. Halk arasında kalp krizi olarak bilinen bu hastalıklar, kalbi besleyen damarlardaki daralma ya da ani tıkanmalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Koroner iskemik hastalıklar hem dünyada hem de ülkemizde en sık ölüme ve engelliliğe neden olan hastalık grubudur. Bu tür hastalıklarda erken müdahale hayati önem taşımaktadır. Gelişen tıbbi yöntemler sayesinde kalp damar hastalıklarına müdahale imkanlarının arttığına değinen Bilgel, anjiyografi ile damarları görüntüleyebiliyor ve gerekli durumlarda balon, stent ya da bypass ameliyatı gibi yöntemlerle tedavi uygulayabiliyoruz. Ancak ne yazık ki bazı hastalar hastaneye ulaşamadan hayatını kaybedebiliyor. Bu nedenle önleyici yaklaşım her zaman en önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu. Yaşam tarzı en önemli risk faktörü Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de büyük rol oynadığına dikkat çeken Bilgel, ‘’Özellikle yaşam tarzı alışkanlıklarını, tütün kullanımını en önemli risk faktörleri arasında sayabiliriz. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin bırakılması kalp sağlığı için atılabilecek en önemli adım. Bunun yanı sıra sağlıklı beslenme de büyük önem taşımaktadır’’ dedi. Beslenme alışkanlıklarının kalp sağlığı üzerindeki etkisine değinen Bilgel, "Katı yağlar ve yüksek kolesterol içeren besinler damar tıkanıklığına yol açabilir, doymuş yağların azaltılmasını sebze, meyve ve tahıl ağırlıklı Akdeniz tipi beslenilmesini tavsiye ediyoruz. Aşırı tuz tüketimi tansiyonu yükselttiği, yüksek şeker tüketimi ise diyabete yol açarak kalp hastalıklarını tetiklediği için tuz ve şekerin aşırı kullanılmasından kaçınılmalıdır. Tansiyon yüksekliği ve diyabet, kalp damar hastalıkları açısından ciddi risk oluşturur. Kilo kontrolünün sağlanması ve vücut kitle indeksinin normal sınırlar içinde tutulması kalp sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Ani ve aşırı egzersizden kaçının Öğr. Gör. Dr. Ziya Gökalp Bilgeli, toplumda obezite oranlarının artmasının da kalp sağlığını tehdit ettiğini söyleyerek, "Kilo kontrolü ihmal edilmemelidir. Düzenli egzersiz bu noktada büyük önem taşımaktadır. Tempolu yürüyüş, yüzme ve koşu gibi düzenli yapılan egzersizler kalp sağlığını korumada etkili yöntemlerdir. Ani ve aşırı zorlayıcı egzersizlerden kaçınılmalı özellikle düzenli spor yapmayan bireylerin birden yoğun fiziksel aktivitelere, örneğin halı saha maçlarına katılması kalp üzerinde ciddi yük oluşturabilir. Bireylerin kendi efor kapasitelerini artıracak şekilde düzenli ve kademeli egzersiz yapmalarını öneriyoruz. Stresinde kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor" dedi. Düzenli kontrol yaşı 30-35’e indi Kalp hastalıklarının artık daha genç yaşlarda görülmeye başladığını belirten Bilgel, "Geçmişte ileri yaş gruplarına önerilen taramalar günümüzde daha erken yaşlara çekildi. Özellikle ailesinde kalp hastalığı bulunan bireyler daha dikkatli olmalı ve 30-35 yaşından itibaren düzenli kontrollerini yaptırmalılar. Bu kapsamda tansiyon ölçümü ve kan testlerinin yanı sıra elektrokardiyografi ve ekokardiyografi gibi tetkikler de önemli yaptırılmalıdır. Basit yaşam tarzı değişiklikleriyle kalp ve damar hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir. Tütün kullanımının bırakılması, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerekir" şeklinde konuştu.
Samsun Samsun’da otizme bilimsel mercek: 2. OGEM Sempozyumu yoğun ilgi gördü Otizmli bireylerin toplumsal yaşama katılımını güçlendirmeye yönelik bilimsel çalışmalar Samsun’da geniş katılımla masaya yatırıldı. Samsun’da, otizme bilimsel yaklaşım ve uygulamalı yöntemlerin ele alındığı "2. OGEM Otizm Sempozyumu" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Samsun Valiliği’nin himayelerinde, Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (OGEM) iş birliğiyle düzenlenen program, II. Ulusal Otizm Eylem Planı kapsamında hayata geçirildi. Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen sempozyumda, "Kuramdan Uygulamaya Uygulamalı Davranış Analizi" başlığı altında bilimsel sunumlar yapıldı. Etkinlikte otizmli bireylerin eğitim süreçleri, toplumsal katılımı ve destek mekanizmaları farklı yönleriyle ele alındı. SBB Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Engelliler Şube Müdürü Atilla Genç ile otizmli hukukçu Melih Şen tarafından sunumlar gerçekleştirdi. "Amacımız, otizmli bireylerin toplumsal hayata tam ve etkin katılımını sağlamaktır" Sunumların ardından açılış konuşmasını yapan Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Müslim Selçuk Babillioğlu, "Otizm; bir eksiklik değil, farklı bir gelişim yolculuğudur. Bizlere düşen görev ise bu farklılığı sadece fark etmek değil; bilimsel yöntemlerle destekleyerek otizmli bireylerin toplumsal hayata tam ve etkin katılımını sağlamaktır. Sempozyumumuzun ana odağını oluşturan Uygulamalı Davranış Analizi, otizmli bireylerin gelişimini desteklemede tüm dünyada kabul görmüş, etkili ve bilimsel bir yaklaşımdır. Bizim hedefimiz yalnızca farkındalık oluşturmak değildir. Asıl amacımız; toplumsal kabulü güçlendirmek, birlikte yaşam kültürünü yaygınlaştırmak ve otizmli bireylerimizin hayatın her alanında ‘ben de varım’ diyebilmesine imkân tanımaktır. İl müdürlüğü olarak; engelli bireylerimizin bakım, rehabilitasyon ve sosyal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla çok yönlü çalışmalar yürütmekteyiz. Gündüzlü bakım ve rehabilitasyon merkezlerimizde ise bireylerin sosyal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini destekleyen programlar uygularken; ailelerimizin bakım yükünü hafifletmeyi ve toplumsal yaşama katılımlarını güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. "Otizm, en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinden biri" Otizmin en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinin başında geldiğine dikkat çeken OMÜ Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi ve OGEM Müdürü Doç. Dr. Emrah Gülboy, "Programımız ikinci kez düzenleniyor. Temel amacımız, ülkemizde otizm eylem planları hayata geçirildi ve ilki tamamlandıktan sonra ikincisi şu anda yürürlükte. Dolayısıyla biz de Samsun’da Otizm İl Eylem Planı kapsamında bu sempozyumları geleneksel hale getirmeyi hedefliyoruz. Otizm en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinden bir tanesi. Günümüz verilerine göre Amerikan verilerini dikkate aldığımızda her 31 çocuktan birinde, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ise her 100 çocuktan birinde otizm spektrum bozukluğu görüldüğünü biliyoruz. Yaygınlık oranı en hızlı şekilde artış gösteren bu yetersizlik türüne hem dikkat çekmek hem de farkındalık sağlamak amacıyla sempozyum düzenlemiş bulunuyoruz. Otizm aslında nörogelişimsel ve tam adı otizm spektrum bozukluğudur. Bir spektrumdan bahsediyoruz. Bu spektrumda yer alan bireylerden bazıları otizmden ağır düzeyde etkilenip sürekli desteğe ve eğitime ihtiyaç duyarken, biraz önce konuşma yapan hukukçu arkadaşımız gibi bundan sınırlı düzeyde etkilenip yüksek işlevli dediğimiz otizmli bireylere de rastlamamız mümkün. Dolayısıyla yelpazemiz çok geniş" diye konuştu. Program, açılış konuşmalarının ardından psikolog ve bilim insanlarının sunumları ile devam etti. Ayrıca programa Samsun Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk, OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten ve davetliler katıldı.