SAĞLIK - 19 Haziran 2025 Perşembe 12:04

Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı

A
A
A
Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı

Tunceli’de bayramda kabir ziyaretinde koca engerek yılanı tarafından bacağından ısırılan kadının tedavisi sürüyor. Kadına ilk müdahaleyi yapan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan hastaya yapılan müdahaleyi, yılan ısırması durumunda yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda önemli bilgiler verdi.


Tunceli merkezde yaşayan 76 yaşındaki Emine Gündüz, bayramda Kutudere’deki aile mezarlığına ziyarete gitti. Bu esnada koca engerek yılanı tarafından ısırılan kadın, yanında bulunan oğlu tarafından hastaneye götürülmek üzere yola çıkarıldı. 112 ekiplerine haber verilmesi üzerine hastayı yolda karşılayan ekipteki acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, kadının engerek tarafından ısırıldığı söylemesi üzerine hemen yılan serumu yaptı. Tunceli Devlet Hastanesine kaldırılan kadının tedavisine dahiliye servisinde devam ediliyor.


Yaşadığı talihsiz olayı anlatan Emine Gündüz, "Bayramda mezar ziyaretine gittim, mum yaktım. Su getirip mezara dökecektim. Yılanı ne hissettim ne de sesini duydum. Sadece bir anda sanki bacağıma kurşun sıkıldı. Pantolonumu tutup çekince bacağımdan kocaman bir yılan düştü. Yere düştü. Bağırıp oğlumu çağırdım. Yılan oğluma da saldırmaya çalıştı. Kafasına su şişesi attı yine durmadı sonra taş vurdu yılana. Beni oğlum son sürat Kutudere’ye kadar getirdi. Bir yandan da 112 ile konuşuyordu. Oradaki doktor hızlıca gelmesini söyledi. Ben bilemedim oğlumun son sürat gelmesine mi dayanayım yoksa acıma mı dayanayım. Yolda ambulans bizi aldı. Yılanın ısırdığı yeri yıkayıp ambulansta ilk müdahaleyi yaptılar" dedi.



’’Dünyada yılda binlerce insan yılan ısırığından ölüyor’’


Tunceli Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlusu acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, yılandan kaynaklı ölümler hakkında bilgi vererek, "Literatürde 3 bin civarında yılan olduğu belirtilmektedir. Bunların bazı kaynaklarda yüzde 15 bazı kaynaklarda yüzde 25 oranında zehirli olduğu yönünde yayınlar mevcut. Dünya Sağlık Örgütünün yapmış olduğu yayınlarda yıllık yaklaşık 4 buçuk milyon ile 5 milyon 400 bin arasında değişen yılan ısırığı vakası var. Ve bu vakaların 81 bin ile 138 bin arasında ölümle sonuçlanıyor. Dolayısıyla önemli. Yaz dönemlerinde bu vakalar görülüyor. Yaz dönemiyle birlikte üreme, yavruların çıkmasıyla birlikte popülasyon artıyor. Türkiye’de yılan popülasyonu genelde en çok güney bölgesi ile Güneydoğu Anadolu bölgesi. Fakat iklim değişikliğiyle birlikte bana göre kuzeye doğru bu popülasyon gittikçe artacak" diye konuştu. Türkiye’de 59 yılın türü bulunduğunu, bunlardan 17’sinin zehirli, zehirli olan 17 türden 14’ünün ise engerek kategorisinde bulunduğunu kaydeden Dr. Doğan, "Vakamız geldiği zaman sol ayak bileğinin yaklaşık on santim kadar üst kısmında iki diş izi vardı. Hastamız hayvanı tanıyordu ve engerek yılanı olduğunu söyledi. Bu aslında tanımlama açısından önemli. Çoğunlukla bu hasta grubu panik atak ve anksiyoz tarzı bir tabloyla acil servise başvuruyor. Dolayısıyla hangi hayvanın ısırdığı yılanın türü muğlak olarak kalmakta. Genelde eskiden yılan ısırdığı zaman turnike bağlamak, veya yara yerini kesmek, ısırılan yeri emerek tükürmek gibi yöntemler artık önerilmiyor. Bunun bazı nedenleri var. Yılan ısırığının içinde bir çok enzim, proteinleri parçalayarak hastalık tablosunu veya zehirlenme tablosunu oluşturuyor. Hastamız geldiğinde ayak bileğinde lezyon giriş izi vardı, ağrı ön plandaydı. Şişlik geldiği ilk dönemde klinik olarak yansımadı. Özellikle bu tür ısırıklarda yüzde 80-90 oranında bacaklarda ısırık izi oluyor. En tehlikeli grup başında ve gövdesinde olan ısırıklar. Bunların ölümle sonlanma ihtimali biraz daha yüksek oluyor" diye konuştu.



’’Isırıklar evre evre tanımlanıyor’’


Isırıkların evreleri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Zeki Doğan, "Bazı ısırıklar evre sıfır olarak tanımlanan kuru ısırık olan geçen, ısırma olan, zehrin vücuda naklinin olmadığı evredir. Bunlar genelde acil servislerde 8 saatlik bir gözlemin ardından taburcu edilir. Evre birde ise ağrı ve kızarıklık ile kılcal damarların çatlaması, kısmen kanama dolayısıyla morluklar oluşur. Onun dışında herhangi bir bulgusu olmayan hastalar genelde 12 saatlik gözlemden sonra taburcu edilir. Evre iki ve üçte ise, kalp, böbrek, beyin fonksiyonları etkilenebiliyor. Mide, bağırsak sisteminde kanamalar olabiliyor. Dolayısıyla hastane yatırılması gerekiyor. Hastamızın evresi bir. Normalde sıfır ve birde yılan serumu verilmez. Fakat hastamızın tabiri engerek olduğu için biz direkt başladık. Takiplerinde herhangi bir problem, patoloji yoktu. Fakat uzayan süreçlerde lenf ödem tablosu ortaya çıkabiliyor. Çünkü ısırılan yerin lokalizasyonu, kanamasına bağlı olarak bazen toksinler kan vasıtasıyla bazen de lenf kanalları vasıtasıyla yayılır. Kan yoluyla yayılan vakalarda ölüm ihtimali çok daha yüksek. Bizim vakamızda ise daha sonraki süreçte lenf ödem tarzı bir klinik ortaya çıkıyor. Zehirli yılan ısırıklarında bazen el ve ayak kesilmesine kadar gidebilen patolojiler ortaya çıkabiliyor. Tehlikeli evre üç ve dördü bulan vakalarda genelde yoğun bakımda bazen yılan serumunun tekrar tekrar verilmesi gerekebilir. İlk bize başvurduğunda tansiyonu, çarpıntıları olan bir hastaydı; stabildi. Ağrı ön plandaydı. Ağrı biraz süreç gerektiren bir yapı. Bacaklarda ödem artması, morarmanın artması yani donanım bozukluğu ortaya çıkması halinde hastaneye tekrar başvurması önerisiyle hasta gönderilir. Takiplerinde bir patoloji yoktu. Ciddi bir problem yok fakat bazen damar tıkanıklığına neden olan bilmekte bu tür hastalarda. Aynı zamanda bazı hasta gruplarında şeker hastalığı veya damar hastalıkları gibi yaşa bağlı olarak damarlarda daralma olan hastalarda bu yılan ısırıkları daha patolojik bir sonuç getiriyor. Beslenmeyi sağlayan damarlarda bozulma ön planda olduğu için o hasta grubunda daha dikkat etmek gerekiyor. Tedaviyi aslında hastaya göre seçmek gerekiyor. Dolayısıyla dikkatli bir bilgi alışverişi açısından bu önemli" şeklinde konuştu.



Sahada alınması gereken önlemler


Sahada alınması gereken önlemlere ilişkin konuşan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, "Sahada çizme giyilmesi, eldiven takılması, sopa taşımak, biraz gürültü yürümek hayvanın kaçmasına yardımcı olacak. Kendi doğası içinde çok zararlı olduğunu düşündüğüm bir varlık değil. Sonuçta kemirgenleri tüketerek kendi yaşamını sürdüren bir canlı türü. Belki bizler onun yaşam alanlarına müdahale ettiğimiz için bunlarla sık karşılaşmaya başlıyoruz. Onun da yaşam alanına saygı göstererek bir biçimde yaklaşım sergilemek, önleyici olarak yaklaşmak gerekiyor. Bu tür ısırıklarda her hastanın engerek deme şansı olmayabilir. Üçgen kafa, göz bebeğinin horizontal görüntüsünün dikey seyretmesi ayırıcı tanılar içerisinde. Yine dişlerin ön tarafta ve kesin olması. Zehirsizlerin dişleri küçük ve geride oluyor. Böyle bir olayla karşılaşan bir insanın bunu tanımlaması biraz düşük olabiliyor. Acil servislere başvuran hastalara zehirli yılan ısırdı protokolü üzerinden müdahale etmek daha mantıklı geliyor bana. Evre sıfır ve birde yılan serumu yapılmıyor fakat bekleme süreci çok uzadığı zaman klinik artabiliyor. Zehir aktive olacak, etkinliği çok daha fazla olacak. Evre sıfır ve bir kitabi bir bilgidir. Kronik hastalıkları da düşünecek olursak verilmesi gerekir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.


Uzm. Dr. Doğan, bu tür vakalarda turnike yapılmaması, kesilmemesi, emilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Sadece yılanın ısırmış olduğu yerin temiz suyla yıkanması sahada yeterli bir yaklaşım tarzı olur. Ondan sonra 112 aracılığıyla direkt acile başvurmak gerekiyor" dedi.



Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Kurban Bayramı öncesi AŞTİ’de denetim Ankara Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesi Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi’nde (AŞTİ) denetim gerçekleştirdi. Ticaret Bakanlığı’nca Kurban Bayramı öncesinde oluşabilecek fahiş fiyat artışlarının önüne geçmek için AŞTİ’de denetim gerçekleştirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bölge Müdürlüğü ekiplerinin de katıldığı denetimlerde, otobüs firmalarının ulaştırma elektronik takip sistemine beyan ettiği fiyat tarifeleriyle yolculara kesilen bilet fiyatlarının uyumlu olup olmadığı kontrol edildi. Beyan edilen azami fiyat tarifesinin üzerinde bilet satışı tespit edilmesi durumunda ise idari yaptırım uygulandı. Öte yandan Ticaret İl Müdürlüğü ekiplerinin Kurban Bayramı öncesi sebze ve meyve hallerinde de denetimlerini sürdürdüğü, ürünlerin künyeleri ile alış ve satış fiyatlarının incelendiği belirtildi. Yapılan incelemelerde haksız fiyat şüphesi oluşması halinde firmalar hakkında tutanak düzenlenerek, bilgi ve belgelerin İç Ticaret Genel Müdürlüğü’ne gönderileceği aktarıldı. Denetimlerle ilgili bilgi veren Ankara Ticaret İl Müdürü Elif Tan, "Ankara Ticaret İl Müdürlüğü olarak Ankara Ulaştırma Bölge Müdürlüğü ekipleriyle birlikte Kurban Bayramı öncesi Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde denetimler gerçekleştiriyoruz. Denetimlerimizle ulaştırma elektronik takip sistemine otobüs firmalarının beyan ettiği fiyat listesiyle yolcunun biletindeki fiyatın uyumlu olup olmadığının kontrolünü gerçekleştiriyoruz. Herhangi bir uyumsuzluk durumunda idari yaptırım uyguluyoruz. Ayrıca AŞTİ içerisinde bilet satış noktalarında, restoranlarda, kafeteryalarda ve büfelerde fiyat etiketi yönetmelikleri kapsamında denetimler yapıyoruz" dedi.
Denizli Denizli Motorlu Taşıtlar Fuarı ikinci kez kapılarını ziyaretçilerine açtı Denizli otomotiv dünyasının kalbi bugün itibarıyla EGS Fuar Alanı’nda atmaya başladı. 2. DEMOT Denizli Motorlu Taşıtlar Fuarı, görkemli bir başlangıçla ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Denizli ve çevre illerdeki araç tutkunlarını bir araya getiren Denizli Motorlu Taşıtlar Fuarı (DEMOT), bugün sabah saatlerinden itibaren kapılarını ziyaretçilerine açtı. Bizim Medya ve Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen fuar, 14-17 Mayıs tarihleri arasında otomotiv dünyasının en yeni modellerine ev sahipliği yapacak. EGS Kongre ve Kültür Merkezi’nde (EGS Park) kurulan fuarda; son model binek otomobillerin yanı sıra ticari araçlar, motosikletler, elektrikli bisikletler ve tarım sektörünün vazgeçilmezi olan traktörler görücüye çıktı. Sadece araçlar değil, otomotiv yan sanayi ve aksesuar firmaları da kurdukları stantlarla teknolojik yeniliklerini ziyaretçilerle paylaşıyor. Fuarın açılışıyla birlikte yerel bayiler ve ulusal markalar en avantajlı kampanya seçeneklerini ve yeni nesil araç teknolojilerini tanıtmaya başladı. Bugün kapılarını açan DEMOT Fuarı, 17 Mayıs Pazar akşamına kadar gezilebilecek. Hem ailelerin hem de sektör profesyonellerinin ilgi odağı olan fuarda, araç incelemelerinin yanı sıra çeşitli etkinliklerin de düzenlenmesi bekleniyor. "Sektörün öncüsü 50 firmayı ağırlıyoruz" 2. DEMOT Fuarının ziyaretçilerini ağırlamaya başladığını ifade eden Bizim Medya Fuarcılık Satış Müdürü Eylem Karasümen, "Geçen yıl da çok güzel bir fuar geçirmiştik. Bu yıl da aynı şekilde başarılı ve yoğun bir organizasyon olmasını umut ediyoruz. Fuarımız 14-17 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor ve her gün sabah 10.00’da açılıp akşam 21.00’e kadar ziyaret edilebiliyor. Denizli Motorlu Taşıtlar Fuarı, Denizli EGS Park Fuar Alanı’nda sektörün öncüsü 50 firmayı ağırlıyor. Sıfır araç bayileri, motosiklet alanı, traktör alanı ve tır alanı ile fuarda birçok farklı kategori yer alıyor. Yeni araçlar ve yeni modeller de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Sabah 10.00 itibarıyla ziyaretçilerimiz gelmeye başladı. Şu anda da oldukça güzel bir ilgi var. Yeni araçları görmek ve deneyimlemek isteyen tüm ziyaretçilerimizi, yalnızca Denizli’den değil çevre illerden de fuarımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Samsun Turknet, Karadeniz’deki "ilk adımı"nı Samsun’da attı Turknet, Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk Gigafiber yatırım noktası olan Samsun’daki atılımlarını büyütüyor. Şirket, şehirde yaklaşık 100 bin haneye Gigafiber erişimi sağlamayı hedeflerken Samsun’u Karadeniz yayılım stratejisinin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırıyor. Türkiye’nin bağımsız internet operatörlerinden Turknet, yüksek hızlı internet altyapısını Türkiye’nin farklı şehirlerine yaygınlaştırma hedefi doğrultusunda Samsun’daki yatırımlarını sürdürüyor. Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk Gigafiber yatırım noktası olan Samsun’da bugün yaklaşık 11 bin 500 müşteriye hizmet veren şirket, özellikle İlkadım, Atakum ve Canik bölgelerinde altyapı çalışmalarını büyütmeye devam ediyor. Şirket, kısa süre içinde Samsun’da yaklaşık 31 bin haneye kendi altyapısıyla ulaştı. Şirket, 2026 sonuna kadar şehirde yaklaşık 100 bin haneye Gigafiber erişimi sağlamayı, 25 bin aboneye ve 10 bin Gigafiber müşterisine ulaşmayı hedefliyor. Turknet ayrıca yıl sonuna kadar Samsun’da bir ofis ve deneyim merkezi açmayı planlıyor. "Samsun, Karadeniz’deki büyüme stratejimizin önemli merkezlerinden biri" Turknet CEO’su Cem Çelebiler, yaptığı basın toplantısında Samsun yatırımlarına ilişkin bilgi vererek, "Samsun, Karadeniz’deki büyüme stratejimiz açısından bizim için çok önemli bir şehir. Genç nüfusu, üniversiteleri, üretim potansiyeli ve girişimci yapısıyla yüksek hızlı internetin etkisini en hızlı gördüğümüz şehirlerden biri. Karadeniz bölgesindeki ilk Gigafiber yatırım noktamızın Samsun olması da bu nedenle bizim için çok anlamlı" dedi. Çelebiler sözlerine şöyle devam etti: "Bugün Samsun’da yaklaşık 11 bin 500 müşterimize hizmet veriyoruz. Kısa süre içinde 300 bin metre fiber kablo döşeyerek yaklaşık 31 bin haneye kendi altyapımızla ulaştık. Şehirde 75 kişilik bir ekiple çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde Samsun’daki Gigafiber erişimimizi yaklaşık 100 bin haneye ulaştırmayı hedefliyoruz." "Bizce sadakat sözleşmeyle değil, güvenle oluşur" Çelebiler, şirketin sektörde oluşturduğu farkı ve kullanıcı odaklı büyüme yaklaşımını şu sözlerle değerlendirdi: "Bizce sadakat sözleşmeyle değil, güvenle oluşur. Bu nedenle yıllardır şeffaf, yalın, taahhütsüz ve kullanıcı odaklı bir internet yaklaşımını yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. İşte bu yüzden de bugün büyümemizin en önemli kaynaklarından biri, kullanıcı tavsiyesi. Bugüne kadar 1 milyondan fazla kişi bir Turknet kullanıcısının tavsiyesiyle hizmetimizi kullanmaya başladı. Bu da kullanıcılarımızla kurduğumuz güven ilişkisinin en önemli göstergelerinden biri." Fiber altyapı yatırımlarına da değinen Çelebiler, "Gigafiber bizim için yalnızca bir hız yarışı değil; daha güçlü, daha kaliteli ve daha kapsayıcı bir dijital deneyim vizyonu. Bu nedenle yatırımlarımızı yalnızca bağlantı sağlamak için değil, şehirlerin üretim kapasitesini, dijital potansiyelini ve gençlerin teknolojiye erişimini güçlendirmek için yapıyoruz. Samsun’da özellikle gençlerden, girişimcilerden, oyun geliştiricilerden ve yeni nesil teknoloji kullanıcılarından yoğun talep görüyoruz. Bugüne kadar ’Gigafiber İstiyorum’ platformumuza yaklaşık 5 bin talep ulaştı. Bu ilgi de yüksek hızlı internetin artık günlük hayatın ve üretimin temel ihtiyaçlarından biri haline geldiğini açıkça gösteriyor" diye konuştu. Turknet yatırımlarını Türkiye geneline yaymayı sürdürüyor Bu yıl 30’uncu yaşını kutlayan Turknet, bugün 3,2 milyon haneye Gigafiber erişimi sağlıyor ve 500 binden fazla kullanıcıya kendi altyapısı üzerinden 1.000 Mbps’ye varan simetrik hızlarda internet deneyimi sunuyor. Şirket son 1 yılda 4 yeni il ve 5 yeni ilçede yaklaşık 140 bin yeni haneye daha hizmet vermeye başladı. Şirket, 2026 yılı sonuna kadar Gigafiber ağını 10 yeni il ve 15 yeni ilçeye daha taşımayı hedefliyor. Aynı zamanda TEİAŞ, BOTAŞ ve SOCAR gibi Türkiye’nin stratejik kurumlarının altyapıları üzerinden oluşturulan ana omurga hatlarıyla şehirler arası fiber altyapısını da güçlendiren şirket, kendi şebekesi üzerindeki kapasite ve yedeklilik kabiliyetini artırmayı sürdürüyor.
İstanbul Zeytinburnu’nda taksicinin öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı: Müebbet hapis cezası talebi Zeytinburnu’nda bir taksiciyi sokak ortasında bıçaklayarak öldüren şahıs hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede sanık hakkında müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Zeytinburnu Telsiz Mahallesi’nde, 7 Aralık 2025 tarihinde taksi şoförü Erhan Çiftçi’nin (31), iş çıkışı sokakta yürüdüğü sırada husumeti bulunduğu öne sürülen Serkan Barlık (28) tarafından uğradığı bıçaklı saldırı sonucu ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Serkan Barlık ‘sanık’, Erhan Çiftçi ise ‘maktul’ sıfatıyla yer aldı. "Çiftçi’yle karşılaştım ve birden fazla kez bıçakladım" Hazırlanan iddianamede, Bulut Yel isimli şahsın ‘tanık’ sıfatıyla verdiği ifadesi de yer aldı. Burak Yel beyanında, "Olay günü kavga sesi duyduğum için uyandım. Dışarı baktığımda mahalleden tanıdığım Serkan Barlık, yine mahalleden komşum olan Erhan Çiftçi’yi arka arkaya bıçakladığını gördüm. Barlık, olayın ardından mahalleden kaçtı" dedi. Sanık Serkan Barlık da iddianamede yer verilen ifadesinde, "Erhan Çiftçi ve babasıyla aramızda husumet bulunuyordu. Baba ve oğul beni bir süre önce darp etti ancak şikayetçi olmadım. Olay günü ekmek almak için çıktım, Çiftçi’yle karşılaştım ve birden fazla kez bıçakladım" şeklinde konuştu. Maktulün vücudunda 14 adet kesici delici alet yarasının bulunduğu aktarıldı Olay sonrası toplanan delillere ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu da iddianamede yer aldı. Raporda, maktul Çiftçi ile sanık Barlık’ın sokakta karşılaştıkları, Barlık’ın Çiftçi’nin üzerine yürüdüğü, elini arkaya atarak bir cisim çıkardığı, bu sırada maktulün sanıktan kaçtığı, aralarında bir kovalamaca olduğu, maktulün yere düşmesi üzerine sanığın çıkardığı cismi maktule sapladığı, meydana gelen olayı sanığın tasarlamadığı ve sanığın eyleminin haksız olduğu vurgulandı. Öte yandan, maktule yapılan otopsi raporu da iddianamede yer aldı. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince hazırlanan raporda, maktulün vücudunda 14 adet kesici delici alet yarasının bulunduğu, her bir yaranın öldürücü nitelikte olduğu ve ölümün kesici delici alet yaralanmasından gelişen iç, dış kanama sonucu meydana geldiği aktarıldı. Müebbet hapis cezası talebi Hazırlanan iddianamede, sanık Serkan Barlık hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Sanığın yargılanmasına, önümüzdeki günlerde başlanacak.
Kayseri Paketli gıdalarla vedalaşın Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, havaların ısınmasıyla birlikte tezgahlarda yerini alan kırmızı meyvelerin en değerli besinlerden olduğunu söyleyerek, "Havaların ısınmasıyla paketli gıdaları kesip kırmızı meyveleri tüketmeliyiz" dedi. Yaz döneminde en önemli noktanın daha hafif ve dengeli beslenmek olduğunu söyleyen Betül Merd, "Havalar ısınmaya başladı ve artık tezgahlarda kırmızı meyveleri daha sık görmeye başlıyoruz. Özellikle çilek, kiraz, vişne, ahududu gibi meyveler bu dönemin en değerli besinlerinden. Çünkü antioksidan kapasiteleri oldukça yüksek. Antioksidan ne demek? Vücudumuzda hücrelere zarar veren serbest radikaller var. Bu kırmızı meyveler, o zararlı etkileri azaltarak hem bağışıklığımızı destekliyor hem de cilt sağlığımıza katkı sağlıyor. Yani aslında sadece kilo kontrolü değil, genel sağlığımız için de çok önemli bir yere sahipler. Aynı zamanda lif içerikleri yüksek olduğu için sindirim sistemini düzenliyorlar, daha uzun süre tok kalmamıza yardımcı oluyorlar. Özellikle yaza yaklaşırken tatlı isteği artan kişiler için de çok güzel bir alternatif. Tatlı yerine bir kase çilek ya da yoğurtla birlikte kırmızı meyve tüketmek çok daha sağlıklı bir seçim olur. Yaza geçiş döneminde beslenmede en önemli nokta şu: daha hafif ve daha dengeli beslenmek. Kışın daha ağır, yağlı yemekler tüketiyoruz ama artık sebze ağırlıklı, zeytinyağlı, ızgara ve haşlama yöntemlerine geçmemiz gerekiyor. Bol su tüketimi de burada çok kritik, çünkü havalar ısındıkça su ihtiyacımız da artıyor" dedi. "Paketli gıdalar azaltılmalı" Merd, paketli gıdaların azaltılması gerektiğini söyleyerek, "Paketli gıdalar konusu da çok önemli. Bunları tamamen hayatımızdan çıkarmak zor olabilir ama azaltmak kesinlikle mümkün. Bunun için en pratik yöntem şu: alışverişe tok gitmek ve eve paketli ürün almamak. Çünkü evde varsa tüketiliyor. Onun yerine sağlıklı atıştırmalıklar bulundurabiliriz; meyve, yoğurt, kuruyemiş gibi. Bir de etiket okumayı alışkanlık haline getirmek lazım. İçeriği ne kadar uzunsa, katkı maddesi ne kadar fazlaysa o üründen o kadar uzak durmak gerekiyor. Yaza hazırlanırken en büyük hatalardan biri de çok hızlı kilo vermeye çalışmak. Şok diyetler yerine sürdürülebilir bir beslenme planı uygulamak çok daha doğru. Çünkü önemli olan sadece kilo vermek değil, o kiloyu koruyabilmek. Düzenli öğün, yeterli su, hareketli bir yaşam ve mevsimine uygun beslenme Bunları yaptığımızda zaten vücudumuz yaza kendiliğinden adapte oluyor. Kısacası; kırmızı meyveleri soframıza ekleyelim, paketli gıdaları azaltalım ve daha doğal, dengeli bir beslenme düzenine geçelim. Bu hem sağlığımız hem de enerjimiz için en doğru adım olacaktır" ifadelerini kullandı.