ÇEVRE - 29 Temmuz 2025 Salı 09:01

Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede alarmda: Risk altındaki alan 12,5 milyon hektar

A
A
A
Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede alarmda: Risk altındaki alan 12,5 milyon hektar

Türkiye’nin yaklaşık 23 milyon hektarlık orman alanının yüzde 55’inin yangın riski taşıdığı belirtildi. Bu oran, yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alanın yüksek risk altında olduğunu gösterirken, yangınların çıkış nedeninin yüzde 98 insan kaynaklı olduğu bildirildi.


Türkiye’de yıllık ortalama 14 bin hektarlık ormanlık alan yanarken, bu da yılda ortalama 2 bin 200 orman yangınına denk geliyor. Ancak bu yıl, yanan alan miktarının 40 ila 50 bin hektar arasında olduğu tahmin edilirken sadece ormanlar değil, tarım arazileri ve yerleşim yerleri de yangınlardan zarar görüyor.


Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Alperen Coşkuner, Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle orman yangınlarına en açık ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Coşkuner "Ülkemiz, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla orman yangınlarına son derece hassastır. Yaklaşık 12,5 milyon hektarlık orman alanı yangın riski altındadır. Özellikle Hatay’dan başlayıp Batı Karadeniz’e kadar uzanan sahil şeridi boyunca bu ormanlık alan, uzun yangın sezonu olarak tanımladığımız dönemde yangınlara açık hale gelir. Mayıs ayından Ekim ayına kadar süren bu dönem, yangın sezonu olarak kabul edilmektedir. Farklı dönemlerde yangınlar çıkmakla birlikte, özellikle 2021 yılında zaman zaman ekstrem hava koşulları yaşanmıştır. Örneğin, Temmuz başı ile Haziran sonu arasındaki periyotta İzmir’in Çeşme bölgesinde ciddi yangınlar meydana gelmiştir. Bu dönemde poyrazın etkisiyle rüzgar hızının 50 kilometrelere, hatta rüzgar hamlesi dediğimiz ani artışlarla 80 kilometreye ulaştığı görülmüştür. Aynı zamanda hava sıcaklıklarının çok yüksek, bağıl nemin ise çok düşük olduğu bu süreçte, yanıcı maddelerin nem oranı da azaldığı için olağandışı ve şiddetli yangınlar meydana gelmiştir" dedi.



"Bu yıl tahmini olarak 40-50 bin hektar civarında bir alanın yangınlardan etkilendiğini düşünüyorum"


Bu yıl 40-50 bin hektar civarında alanın yangından etkilendiğini belirten Coşkuner, "Ülkemizde toplamda yaklaşık 23 milyon hektarlık orman alanı bulunmaktadır ve bunun yüzde 55’i orman yangınlarına hassastır. Uzun yıllara ait istatistiklere göre, yılda ortalama 14 bin hektarlık orman alanı yanmakta, bu da yaklaşık 2 bin 200 orman yangınına denk gelmektedir. Ancak bu yıl yanan alan miktarının oldukça fazla olduğunu, tahmini olarak 40-50 bin hektar civarında bir alanın yangınlardan etkilendiğini düşünüyorum. Bu alanlara sadece ormanlar değil tarım alanları ve yerleşim yerleri de bu kapsama dâhildir" diye konuştu.



Yüzde 98’i insan kaynaklı


Yangınların yüzde 98’inin insan kaynaklı olduğunu kaydeden Coşkuner, "Ülkemizdeki orman yangınlarının yüzde 98’i insan kaynaklıdır. Bazı istatistiklerde bu oran yüzde 80-90 arasında gösterilse de, esas değerlendirme yanan alan miktarı üzerinden yapılmalıdır. Yangın sayısı değil, yanan alan daha belirleyicidir. Bu kapsamda sadece yüzde 2’lik bir kısmın yıldırım gibi doğal nedenlerle çıktığını söyleyebiliriz. Geri kalan büyük çoğunluk, maalesef insan hatasından kaynaklanmaktadır. Orman yangınlarını bina yangınlarından ayırmak gerekir. Bina yangınları daha statik, kontrol altına alınabilirken, orman yangınları açık alanda serbest yayılma eğilimindedir ve atmosferik koşullardan doğrudan etkilenir. Eğer yangına ilk müdahale sırasında kontrol sağlanamazsa ve yangının ilerlediği yönde rüzgar etkisiyle birlikte çok miktarda yanıcı madde bulunuyorsa, yangını durdurmak oldukça zorlaşır" şeklinde konuştu.



En büyük kayıp: insan hayatları


Yangınların en acı yönünün can kayıpları olduğunu ifade eden Coşkuner, "Bu tür olaylarda en büyük sorun, insan kayıplarıdır. Yangını hızlıca kontrol altına almak için mücadele edenler, zaman zaman yangının içinde kalabilmektedir. Yüksek ısı nedeniyle vücut sıcaklığı artar ve kişi fark etmeden bilinç kaybı yaşayabilir. Aynı anda yoğun duman da görüşü engellediğinden, olay öngörülemez bir hale gelir. Genellikle önce dumandan zehirlenme gerçekleşir, ardından bilinç kaybı sonrası yangın bedeni etkiler. Ne yazık ki bu süreç genelde böyle ilerlemektedir" ifadelerini kullandı.



Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede alarmda: Risk altındaki alan 12,5 milyon hektar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir Büyükşehir’den ’Meslek Fabrikası’ açıklaması İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetinde bulunan Eski DGM binası (Meslek Fabrikası), Egemenlik Evi ve gasilhane binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesine tepki gösterdi. Belediyeden yapılan açıklamada, söz konusu işlemlerin ’hukuksuz bir el koyma girişimi’ olduğu savunularak yargı sürecinin devam ettiği belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetindeki üç stratejik taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle ilgili yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, taşınmazların 2025 yılının Ekim ayında belediyeye bilgi verilmeden tapu müdürlükleri üzerinden Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçirildiği iddia edildi. "Vakıf yoluyla meydana gelmediği belgelerle ortada" Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün söz konusu tescil işlemlerini Vakıflar Yasası’nın 30. maddesine dayandırdığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortadadır. Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek İzmir halkının malına el konulamaz. Bahsi geçen vakıf şerhleri, yıllar önce bedelleri ödenerek sicilden silinmişken, el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılmıştır." Meslek Fabrikası ve Egemenlik Evi’nin tarihi vurgulandı Açıklamada, taşınmazların tarihi önemine dikkat çekilerek, Meslek Fabrikası’nın 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile belediye mülkiyetine geçtiği hatırlatıldı. Yapının bugüne kadar 145 bin kursiyere hizmet verdiği ve ciddi bütçelerle restore edildiği ifade edildi. İzmir’in ilk belediye binası olan Egemenlik Evi’nin ise 1891 yılında halktan toplanan paralarla inşa edildiği, bir vakıf tarafından yapılmadığının delilleriyle mahkemeye sunulduğu kaydedildi. Yargı süreci devam ediyor Taşınmazların tahliye edilmek istendiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi, hukuki sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Meslek Fabrikası ile ilgili İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tapu iptal ve tescil davası açılmış, mülkiyetin üçüncü kişilere devrini engelleyen ihtiyati tedbir kararı alınmıştır. Tahliye işlemlerine karşı açılan davada İzmir 5. İdare Mahkemesi 24.02.2026 tarihinde yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Belediyemizce bu karara karşı aynı gün üst mahkemeye itiraz yapılmış olup süreç devam etmektedir." Belediye yönetimi, kamu kurumlarının önceliğinin kamu hizmeti olması gerektiğini vurgulayarak, yargılama süreci tamamlanana kadar tahliye çabalarından vazgeçilmesi çağrısında bulundu.