ÇEVRE - 12 Kasım 2025 Çarşamba 13:08

Trabzon’da Sanayi Mahallesi için büyük dönüşüm başlıyor

A
A
A
Trabzon’da Sanayi Mahallesi için büyük dönüşüm başlıyor

Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ortahisar ilçesindeki Sanayi Mahallesi’nin geleceğini şekillendirecek büyük bir dönüşüm süreci başlatıyor. Bu kapsamda ulusal ölçekte ’Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’ düzenlenirken, proje yarışmasında dereceye giren projelere toplam 5 milyon 250 bin TL ödül verilecek.


Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Ortahisar ilçesine bağlı Sanayi Mahallesi’nde uzun süredir beklenen dönüşüm sürecini başlatacak önemli bir adım attı. Yaklaşık 800 dönümlük alanda planlama süreci, ortak akıl ve fikir üretimiyle hayata geçirilecek proje, bölgenin yalnızca fiziksel değil, ekonomik ve sosyal açıdan da yeniden canlanmasını amaçlıyor. Serbest, ulusal ve tek kademeli olarak gerçekleştirilecek ’Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’ ile Sanayi Mahallesi’nin niteliksizleşmiş yapısı dönüştürülerek, çevresindeki düzensiz konut dokusunun çağdaş kent yaşamına uyum sağlaması öngörülüyor.


Yarışmada dereceye giren projelere toplam 5 milyon 250 bin liralık ödül dağıtılacak. Birinci projeye 1 milyon 500 bin TL, ikinciye 1 milyon 250 bin TL, üçüncüye 1 milyon TL, üç adet mansiyona ise 500’er bin TL verilecek. Yarışma şartnamesi 500 TL bedelle ’www.yarisma.trabzon.bel.tr’ adresinden indirilebilecek ve başvurular aynı adres üzerinden yapılacak.


Yarışmaya ekip olarak katılım zorunlu olacak. Her ekipte en az bir mimar, bir şehir plancısı ve bir peyzaj mimarı bulunacak. Katılımcıların Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne üye olmaları ve kamu ihalelerinden yasaklı olmamaları gerekiyor. Yarışmanın ilan tarihi 12 Kasım 2025 olarak açıklandı. Sorular için son tarih 10 Aralık 2025, cevapların ilanı 17 Aralık 2025 olacak. Proje teslimleri 14 Nisan 2026 saat 17.00’ye kadar yapılabilecek, posta yoluyla teslimlerde ise son tarih 17 Nisan 2026 olarak belirlendi. Jüri değerlendirmesi 24 Nisan ile 4 Mayıs 2026 tarihleri arasında yapılacak, sonuçlar 6 Mayıs 2026 tarihinde açıklanacak.


Yarışmanın danışman jüri üyeleri arasında Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mustafa Yaylalı, İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Özgür Aşık, Şehir Plancıları Odası Trabzon Şube Başkanı Uğur Kasımoğlu, Peyzaj Mimarları Odası Trabzon Şube Başkanı Prof. Dr. Doruk Görkem Özkan ve Mimarlar Odası Trabzon Şube Başkanı Prof. Dr. Serbülent Vural yer alıyor.



Alanında yetkin jüri üyeleri birinciyi seçecek


Asli jüri üyeleri ise Türkiye’nin önde gelen akademisyen ve tasarımcılarından oluşuyor. Jüri başkanlığını İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şevkiye Şence Türk yürütürken, diğer üyeler arasında Doç. Dr. Deniz Aslan, Ömer Selçuk Baz, Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Hüseyin Erkan, Bünyamin Derman, Doç. Dr. A. Oktan Nalbantoğlu ve Prof. Dr. Cenap Sancar bulunuyor. Yarışma raportörlüğünü Trabzon Büyükşehir Belediyesi Planlama Şube Müdürü Ömer Söylemez üstlenirken, raportör ekibinde Fatma Şentürk Onur ve Arzu Aydın Aksoy yer alıyor.


Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, yarışmanın şehrin geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek "Sanayi Mahallemiz, Trabzon’un merkezinde dönüşüm potansiyeli en yüksek bölgelerden biri. Burayı sadece fiziki anlamda değil, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da yeniden canlandıracak fikirleri ülkemizin en nitelikli mimar, şehir plancısı ve peyzaj mimarlarından bekliyoruz. Trabzon’un geleceğini birlikte tasarlayacağız" ifadelerini kullandı.



Trabzon’da Sanayi Mahallesi için büyük dönüşüm başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Ramazanda enerji kaybettiren hatalara dikkat Ramazan ayında oruç tutmak hem sindirim sistemini hem ruhu dinlendirirken, doğru beslenme de vücut için detoks etkisi oluşturmaya fayda sağlıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Beyza Vural Öten, oruç tutarken aynı zamanda şifa bulmak isteniyorsa beslenmede dikkat edilmesi gereken ve birebir uyulduğunda fayda sağlayan tavsiyelere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Hızlı ve ağır yenen yemekler, mide hazımsızlığı, mide krampı, reflü, hipertansiyon, kan şekeri dengesizliği gibi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Beyza Vural Öten, şekerli içecekler, beyaz ekmek, pirinç, patates gibi gıdaların kan şekerinde ani yükselişle beraber ani bir düşüş oluşturacağı için iftardan sonra halsiz, yorgun, ani uyuma isteği oluşturabileceğine ve oruç tutanların enerjisinin kaybolmasına neden olabileceğine dikkat çekti. İftarda masadan doymuş olarak kalkmayın Uzun süren açlıktan sonra ilk öğünün olabildiğince yavaş ve hafif olması gerekiyor. Önce bir bardak su ardından çorba ve iftariyelikler mideyi rahatlatıyor. Yemek süresini, tokluk sinyallerinin beyne iletilmesi için 20-25 dakikaya yaymanın daha az yemeye neden olabileceği için yemeği aralıklarla yemenin önemli olduğunu belirten Dyt. Beyza Vural Öten, "Çorbadan sonra 5-10 dakika ara vermek gerekiyor. Önce protein ağırlıklı bir yemek, daha sonra sebze - salata ve karbonhidrat grubu olan ekmek, pilav ve makarna gibi yardımcı yemekler en sona bırakılmalıdır. Kızartma ve aşırı yağlı yemeklerden kaçınılmalıdır. Metabolik olarak vücudu yormamak bu hususta büyük önem taşımaktadır" dedi. "Sahurda öğün olarak kahvaltı tercih edilmelidir" Sahurda ne kadar çok yersem o kadar tok kalırım düşüncesine kapılmanın yanlış olduğunu ifade eden Dyt. Beyza Vural Öten, "Tokluk süresi yenen yemeğin miktarı ile değil içeriği ile ilgilidir. Sahurda amaç gün boyu tok kalmayı destekleyecek bir öğün oluşturmaktır. Sahurda kan şekerinizi gün boyu dalgalandırmayacak gıdalara yer verilmesi gün içinde enerji kaybetmeden, halsiz kalmadan orucunuzu rahat bir şekilde tutmanıza katkı sağlayacaktır. Örneğin sahurda yumurta, peynir, yoğurt, cacık gibi proteinli gıdalarla beraber bol lifli çiğ sebzeler ve sağlıklı yağlar tercih edilmelidir. Yoğun karbonhidratlı yiyecekler metabolize olurken kendi ağırlığının 15 katı kadar su çeker, bu nedenle hamurlu, pilav, makarna gibi yiyecekleri tüketmek sizi ertesi gün çok daha fazla susatabilir ve kan şekerinizde ani dalgalanmalara sebep olur. Bu da gün içinde halsiz ve yorgun bırakabilir. Önerilen sahur öğünü kahvaltıyla yapılandır. Yumurta, yoğurt, avokado, ceviz, badem ve koyu yeşil yapraklı sebzeler, turp, pancar, havuç gibi çiğ sebzeleri mutlaka tüketmeye çalışın" ifadelerini kullandı. Su tüketiminde yapılan yanlışlar Su ihtiyacının çoğunu iftarda karşılamanın en büyük yanlışlardan birisi olduğunu belirten Dyt. Beyza Vural Öten, "Çünkü hem iftarda hem sahurda fazla su içmek midedeki sindirim enzimlerini seyrelterek sindirim hızını yavaşlatır, bu da hazımsızlık, şişkinlik, reflü şikayetlerine neden olur. Sahurda art arda içilen su 3-4 saat içinde vücudu terk eder. Su ihtiyacı iftarla sahur arası süreye yayılarak giderilmelidir. İftardan sonra içilen çay, kahve gibi içecekler su yerine geçmez. Aksine bu tür içecekler vücuttan su atılımını artırabilir. Gün içinde çok susamamak için sahurda şekerli, baharatlı, tuzlu gıdalardan uzak durmalıdır. Bu tür gıdalar sahurdan 8-9 saat sonra susama ihtiyacını artıracaktır. Oruç tutarken yeterli ve dengeli su tüketimi olmadığında, baş ağrısı, halsizlik ve kabızlık gibi sorunlarla da sıkça karşılaşılır" diye konuştu.
Antalya Kelebek ilhamı Kepez’de konuşuldu Kepez Belediyesi’nin "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez" etkinlikleri kapsamında düzenlediği motivasyon seminerinde Eğitmen Oytun Yumşak, Kepezlilerle buluştu. Kepez Belediyesi’nin "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez" etkinlikleri kapsamında düzenlediği motivasyon seminerinde Eğitmen Oytun Yumşak, Kepezlilerle buluştu. Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Avcunuzdaki Kelebek" temalı seminerde Yumşak, insan ilişkilerinden farkındalığa, hayata bakıştan yaşam amacına uzanan ilham verici mesajlar paylaştı. "İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır" diyen Yumşak, bireysel gelişimin toplumsal gelişime katkı sunduğunu vurguladı. Kepez’in kültür ve edebiyat vizyonuna ve "Yaşlı Dostu Kepez" projesine değinerek, hayatın merkezine anlam koymanın önemine dikkat çekti. "Bir gün yolunuzu kaybederseniz bir çocuğun gözlerinin içine bakın" Konuşmasında Paulo Coelho’nun "Bir gün yolunuzu kaybederseniz bir çocuğun gözlerinin içine bakın" sözünü hatırlatan Yumşak, çocukların tutku, gülümseme ve kararlılık konusunda yetişkinlere ilham verdiğini belirtti. Ayrıca motivasyon konuşmacısı Pat Mesiti’nin "Can sıkıntısı yapacak bir şey olmamasının değil, uğrunda yaşanacak bir şey olmamasının sonucudur" sözünü aktararak hayat amacının insanın enerjisini belirlediğini ifade etti. "Bilenin bilmeyene, olanın olmayana borcu vardır" Katılımcılara Ahmet Şerif İzgören’in "Avcunuzdaki Kelebek" kitabını tavsiye eden Yumşak, hayat amacının tek bir cümleyle ifade edilebileceğini söyledi. Çevre gönüllüsü Hayrettin Karaca’nın TEMA Vakfı aracılığıyla yürüttüğü çalışmaları örnek göstererek, "Bilenin bilmeyene, olanın olmayana borcu vardır" anlayışının toplumsal dönüşümün temelini oluşturduğunu belirtti. "Sahip olmak değil, layık olmak" Konuşmada, Erich Fromm’un "Sahip olmak değil, layık olmak" yaklaşımına da değinilerek tüketim odaklı yaşam anlayışının bireyleri tatminsizliğe sürüklediği ifade edildi. 1950’li yıllarda Nevşehir’de gezici kütüphane hizmeti veren Mustafa Güzelgöz’ün azmi ile doğuştan görme engelli ressam Eşref Armağan’ın kararlılığı örnek gösterilerek, şartların değil amacın belirleyici olduğu vurgulandı. "Ya bir iz bırak, ya bir söz" Seminerde ayrıca Uğurböcekleri Derneği Antalya Temsilcisi Arzu Toskar Eroğlu da söz aldı. Derneğin 2004 yılından bu yana gönüllülük esasıyla binlerce seminer gerçekleştirdiğini, yüz binlerce kişiye ulaştığını ve yüzlerce "küçük iyilik fikrini" hayata geçirdiğini aktardı. "Ya bir iz bırak, ya bir söz" mesajıyla iyilik, bilgi paylaşımı ve değer temelli toplumsal gelişimin önemine dikkat çekti. "Hayata nasıl başladığınız değil, nasıl bitirdiğiniz önemlidir" Program, "Hayata nasıl başladığınız değil, nasıl bitirdiğiniz önemlidir" mesajıyla sona ererken, Kepez’de kültür ve edebiyat vizyonunun bireysel farkındalık ve toplumsal değerlerle güçlenmeye devam ettiği vurgulandı. "Biz Kepez’de sadece yollar, parklar, binalar inşa etmiyoruz; açık zihinler inşa ediyoruz, ufuk açıyoruz" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz: "Biz Kepez’de sadece yollar, parklar, binalar inşa etmiyoruz; açık zihinler inşa ediyoruz, ufuk açıyoruz" diyerek eğitimin bir tercih değil, bir gelecek yatırımı olduğunu vurguladı. "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez vizyonumuzla, her yaştan hemşehrimizin öğrenmeye erişebildiği, kendini geliştirebildiği bir şehir inşa ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü şehirler betonla değil, bilinçle yükselir" ifadelerini kullanan Başkan Kocagöz, kültür, sanat ve eğitim odaklı etkinliklerin artarak devam edeceğini belirterek Kepez halkını bu yolculuğun aktif bir parçası olmaya davet etti.
İzmir Ramazan sofralarında ’balık’ ikilemi: Şifa mı, susuzluk mu Ramazan ayının gelmesiyle birlikte mutfaklarda hazırlıklar hız kazanırken, iftar sofralarında balık tüketimi konusunda vatandaşlar ikiye bölündü. Bazı vatandaşlar balığın susattığı gerekçesiyle mesafeli dururken, balıkçı esnafı ise balığın kırmızı ete göre daha hafif ve sağlıklı bir alternatif olduğunu belirtti. Ramazan ayının ilk günlerinde balık tezgahlarında hareketlilik yaşanıyor. İftar sofraları için menü arayışında olan vatandaşlar, balık tüketimi konusunda ’şifa’ ve ’susuzluk’ ikilemi yaşıyor. Balıkçı esnafı, satışların ilk günlerde durgun seyretmesine rağmen ilerleyen günlerde ilginin arttığını ifade etti. Esnaf: "Balık, kırmızı etten daha hafif" İzmir Kemeraltı Havra Sokağı balıkçılarından Batuhan Ergün, balığın Ramazan sofraları için en ideal seçeneklerden biri olduğunu savundu. Kırmızı etin sindiriminin zor olduğuna dikkat çeken Ergün, "Balık mideyi yormaz. Özellikle çalışan vatandaşlar için fırında hazırlanan çipura veya levrek, 20 dakikada iftara hazır hale geliyor. Sahurda değil ama iftarda en sağlıklı seçenek balıktır" değerlendirmesinde bulundu. Vatandaşlar ise balık tüketimi konusunda farklı görüşlere sahip. Bazı vatandaşlar lezzetinden vazgeçemedikleri balığın oruç tutarken susattığını belirterek, "Balığı çok seviyoruz ancak iftarda yediğimizde gece boyu su içme ihtiyacı hissediyoruz. Ertesi gün oruçta zorlanmamak için genelde hafta sonlarını tercih ediyoruz" ifadelerini kullanıyor. Sağlıklı beslenmeyi önceliklendiren bir diğer kesim ise ağır ve yağlı yemekler yerine balığı tercih ettiklerini, bu sayede ertesi güne daha dinç uyandıklarını dile getiriyor. Uzmanlar da, balığın yanında tüketilen bol salatanın vücudun sıvı ihtiyacını desteklediğini hatırlatıyor.