GÜNDEM - 18 Ekim 2025 Cumartesi 09:48

Karadeniz’in zirvelerinden özgürlüğe

A
A
A
Karadeniz’in zirvelerinden özgürlüğe

İrlandalı wingsuit sporcusu Michael Morann, Uzungöl ve Sümela Manastırı gibi Karadeniz’in sarp yamaçlarında gerçekleştirdiği cesur atlayışlarla, Türkiye’yi ekstrem sporların yeni merkezi haline getiren isimlerden biri oldu.


Ekstrem sporların en heyecan verici dallarından biri olan wingsuit (kanatlı uçuş) sporu, Türkiye’de yeni yeni keşfedilmeye başlanırken, Karadeniz’in sarp dağları bu spor için eşsiz bir rota haline geliyor. Özellikle Trabzon’daki Sümela Manastırı ve Uzungöl çevresi, hem görselliği hem de zorlu arazi yapısıyla bu adrenalini zirvede yaşamak isteyen sporcuları cezbediyor. İrlandalı wingsuit sporcusu Michael Morann, bu alanda Türkiye’de önemli atlayışlara imza atan isimlerden biri haline geldi. Samsun’daki festivalle başlayan Türkiye serüveni, onu Karadeniz’in zirvelerine taşıdı. Özellikle Sümela Manastırı’ndan yaptığı uçuş, hem teknik açıdan zorluğu hem de görsel ihtişamıyla dikkat çekerken, Karadeniz’in yüksek irtifalarında gerçekleştirdiği atlayışlarda saatte 250 kilometre hıza ulaşan Michael Morann hem teknik becerisi hem de cesaretiyle dikkat çekti.



"Karadeniz Bölgesi wingsuit atlayış için güzel imkanlar sunabilecek bir bölge"


Wingsuit sporcusu Michael Morann, 2017 yılında Samsun’da katıldığı bir festivalle Türkiye’ye ilk adımını attı. O günden beri ülkeye olan ilgisi ve tutkusu artarak devam etti. ‘Artık kendimi yarı Türk hissediyorum’ diyen Morann, "Wingsuit sporcusuyum. 2017 yılında Samsun’da düzenlenen festivale katılmıştım sonrasında atlayışlar gerçekleştirdim. Artık yarı olarak Türk olduğumu söyleyebilirim. 16 yaşında sky diving başladım. 20 yaşından beri base jumping yapıyorum. Türkiye benim için yeni bir atlayış noktası. Burada çok fazla çeşitlilik var. Özellikle Karadeniz Bölgesi wingsuit atlayış için güzel imkanlar sunabilecek bir bölge. Buradaki en büyük zorluk Karadeniz’in coğrafi şartları nedeniyle güvenli bir çıkış noktası bulmak çok oluyor. Ama bunu yamaç paraşütünden atlayış yaparak çözebiliyoruz. Yamaç paraşütünü kullanmak riskleri azaltıyor. En güzel nokta Sümela Manastırı’ndan yaptığım uçuştu. Bölge çok ikonik. Kraven the hunter filmindeki bir sahnede Sümela Manastırı’nı görmüştüm. Bunu planlamıştık. Çok teknik bir atlayıştı. Hem kalkış alanının hem de iniş noktasının darlığı özel bir çalışma gerektiriyordu ama güzel bir şekilde gerçekleştirdik" dedi.



"Trabzon’u İsviçre’ye benzetiyorum"


Trabzon’u İsviçre’ye benzettiğini kaydeden Morann, "Çok fazla pozitif geri dönüşler aldım. Sümela Manastırı’nın Türkiye için önemli bir nokta olduğunu biliyordum. 1 milyondan fazla turistik ziyaretçi topluyor. Sümela’dan yaptığım uçuş rüya gibiydi. Trabzon’u İsviçre’ye benzetiyorum. Doğası ve turistik nokta olması bakımından çok benzer. Geldiğimde gözlerimi doğadan alamadım. Çocukken izlediğim bir sosyal medya videosundan ilham almıştım. Araştırmalara başladıktan sonra ilk sky diving ile sonrasında bunu takip eden wingsuit sporu ile devam ettim. Wingsuite başlamam uzun yıllarımı aldı. Ucuz bir spor değil. Yamaç paraşütü ile birleştirince gerçekten hem mevcut riskleri hem de maliyeti ortadan kaldırıyor" ifadelerini kullandı.



Karadeniz’in zirvelerinden özgürlüğe

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara 2027 Emine Işınsu Roman Ödülü başvuruları gelmeye başladı Yazar Emine Işınsu adına düzenlenen 2027 Roman Ödülü için başvurular gelmeye başladı. Ödülü kazanan eser, Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs 2027’de açıklanacak. Ödül Tertip Komitesi Başkanı ve Yazar Emine Işınsu’nun eşi İskender Öksüz, ilki 2023 yılında, ikincisi de 2025 yılında düzenlenen ödülün üçüncüsü için yeni roman başvurularının gelmeye başladığını bildirdi. Öksüz’ün verdiği bilgiye göre, ödüle, daha önce yayımlanmamış eserlerle başvurulacak ve konusu serbest olacak. Ödülü kazanan yazar, 2 cumhuriyet altınıyla ödüllendirilecek, ayrıca romanın tertip komitesi tarafından yayımlanması sağlanacak. Jüri, ödülü kazanan roman dışında, başvuranlar arasında övgüye değer başka eserleri de ilan edebilecek. Eserlerin, en geç 1 Şubat 2027 tarihine kadar, ‘emine.isinsu.roman@gmail.com’ adresine gönderilmesi gerekiyor. Ödül kazanan eser, Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs’ta açıklanacak. Bu konuda daha detaylı bilgiye, ‘https://emineisinsu.com’ adresinden ulaşılabilir. Ödüle başvuracak eserleri değerlendirecek jüri, şu isimlerden oluşacak: Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Prof. Dr. Belkıs Altuniş Gürsoy, Prof. Dr. Nazım H. Polat ve Şair-Yazar A. Yağmur Tunalı. Ödül alan eserler basıldı İki yılda bir düzenlenen Emine Işınsu Roman Ödülü’nün ilki 2023 yılında gerçekleştirilmiş ve 141 eser arasından seçilen Ülkü Demiray’ın ‘Cümbezin Kızı’ adlı eseri, ödüle layık görülmüştü. Kıbrıs’taki Türk kızlarının, İngiliz sömürgesi döneminde fakirlik çeken aileleri tarafından para karşılığı yaşlı Arap erkeklerle evlendirilmesini konu alan roman, 2 yılda 10 baskı yaptı. 2025 Roman Ödülü de 269 eser arasından seçilen Hülya Başarangil Demir’in "Bilinmeze Doğru" adlı romanına verildi. Eser, Kasım ayında Bilge Kültür Sanat tarafından basılıp satışa sunulurken, Yazar Demir’e de ödülü, 27 Kasım’da düzenlenen geniş katılımlı bir törenle takdim edildi. Yazar Demir’in ilk eseri olan ‘Bilinmeze Doğru’ romanı, SSCB döneminde 1944 yılında Kırım’dan sürgün edilen bir Türk ailesinin, Romanya ve Türkiye’ye uzanan çileli, dramatik göçünü ve bu süreçte yaşadıklarını ele alıyor. Jüri, 3 eseri de mansiyona değer görerek, yayımlanmasını sağladı.
Hatay İftar vakti aileye kurşun yağdıran kültür ve sosyal işler müdürü, ardından da belediyeye giderek husumetlisine ateş etti Hatay’da Kırıkhan Belediyesi’nde görevli Kültür ve Sosyal İşler Müdürü M.D., iftar vaktinde konteynerde yaşayan Yıldırım ailesine kurşun yağdırdı ve ardından belediye binasına giderek husumetlisi olan zabıtaya 3 el ateş etti. Zabıta personeline açılan ateşte kurşunlar belediye aracına gelirken, Yıldırım ailesinde kurşunların hedefi olan anne Cemile vefat etti, baba ve kızı ağır yaralandı. Kırıkhan Belediyesi’nde görevli Kültür ve Sosyal İşler Müdürü M.D., Bahçelievler Mahallesi’nde bulunan Mavi Hilal Konteyner kentte yaşayan Yıldırım ailesinin yaşadığı konteynere kurşun yağdırdı. Olayın ardından belediye binasına geçen M.D., husumetli olduğu zabıta personeline 3 el ateş etti ve kurşunlar belediye aracına isabet etti. Düzenlenen silahlı saldırıda; anne Cemile Yıldırım yaşamını yitirirken, 45 yaşındaki baba Hüseyin Yıldırım ve kızı Melike Yıldırım ise ağır yaralandı. Olayı gören vatandaşların 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı üzerine olay yerine polis ve ambulans ekibi sevk edildi. Kısa sürede bölgeye gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ağır yaralılar hastaneye sevk edildi. Baba Hüseyin Yıldırım’ın gece saatlerinde kalbinin 2 kez durduğu, sağlık personellerinin müdahaleleriyle yaşama tutunduğu ve cerrahi yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdiği öğrenildi. Olayda ağır yaralanan ve ameliyatı tamamlanan Melike Yıldırım’ın ameliyattan çıktığı ve hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Olayın şüphelisi M.D.’nin olay yerinden kaçtığı aracı Alabeyli Mahallesi’nde bırakarak, başka vatandaşa ait araçla İskenderun’a kaçtığı ve orada saklandığı tespit edildi. Şüpheli şahıs Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yapılan operasyonda olayda kullandığı silahla birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Şahsın sevk edildiği mahkemece tutuklandığı öğrenildi.
Diyarbakır Nahit Eren: "Amedspor, suskun kalmayacak" Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Başkanı Nahit Eren, kötü oynanan zamanlarda da puan alınabileceğini belirterek, "Bu ligler, böyle ligler. Bunun önüne hakem hataları ya da hakemlerin kasıtlı kararlarıyla geçiliyorsa tabii ki Amedspor buna suskun kalmayacak" dedi. Trendyol 1. Lig ekibi Amed Sportif Faaliyetler’in başkanı Nahit Eren, Şehmus Özer Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında, taraftarı aldıkları neticelerle üzdüklerinin farkında olduklarını söyledi. Bu tür zorlu mücadelelerde zaman zaman puan kayıpları yaşandığını, bunun da farkında olduklarını belirten Eren, "İlk gün söylediğimiz gibi ekibimize de, takımımıza da, teknik ekibimize, taraftarımıza da güveniyoruz. Bir şekilde zaman zaman bu tür yol kazaları olsa da bu yolun sonunda şampiyon olacağımıza fazlasıyla inanıyoruz. Son Sakarya maçıyla birlikte başlayan başta taraftarlarımıza yönelik uygulamalar, yasaklar ve kulübümüze yönelik yaptırımlar olmak üzere hakem hatalarıyla birlikte Amedspor’a yönelik hepimizi kaygılandıran bir durumun ortaya çıktığı gözlemleniyor" diye konuştu. "Belirli takımlara yönelik ayrımcılık olduğu gözleniyor" Bugüne kadar hakemlerle ilgili hiçbir değerlendirme yapmadıklarına dikkat çeken Başkan Eren, "Kasıtlı mı bunu bilemeyiz ama zaman zaman bazı maçlarda yaşadığımız olumsuzluklar oldu. Ama hiçbir değerlendirme yapmadık. Son Sarıyer maçıyla birlikte bütün spor kamuoyu, bütün deneyimli, tecrübeli hakemlerin de ifade ettiği üzere aslında faul bile olmayan bir pozisyona futbolcumuza ikinci sarı karttan verilen kırmızı kart, bir şekilde kasıtlı, organize bir duruma ilişkin bizleri kaygılandırıyor. Nitekim bir gün önceki karşılaşmada yaşananlar yine bizlerin yapmadığı ama yine bütün spor kamuoyunun ilgili kulübün açıklamalarına da yer aldığı üzere belirli takımlara yönelik bir ayrıcalığın, ayrımcılığı olduğu gözlemleniyor" ifadelerini kullandı. "Amedspor suskun kalmayacak" Amed Sportif Faaliyetler’in hakem hatalarına yönelik suskun kalmayacağını vurgulayan Nahit Eren, "Biz, sahada kendi futbolumuzu, bugüne kadar ortaya koyduğumuz performansı sürdürmek zorundayız. Kötü oynadığınız zamanlarda da puan alabilirsiniz. Bu ligler, böyle ligler. Bunun önüne hakem hataları ya da hakemlerin kasıtlı kararlarıyla geçiliyorsa tabii ki Amedspor buna suskun kalmayacak, yönetimi suskun kalmayacak, taraftarı suskun kalmayacak, Amedspor’un spor camiasının da suskun kalmaması gerekir. Yer yer sessiz kalmamıza ilişkin eleştiriler yapıldı. Ama bilinmeli, gerek taraftarlarımıza yönelik son Sakarya maçından sonraki uygulamalara karşı, gerekse TFF nezdinde hakem kararlarına ilişkin Amedspor yönetim kurulu olarak gereken bütün başvurularını, bütün suç duyurularını bütün hukuk müşavirliklerine ilgili şahıslarla ilgili başvurularımızı gecikmeksizin anbean gerçekleştirdik" sözlerini kaydetti. Son olarak kenetlenmeleri gerektiğinin altını çizen Başkan Nahit Eren, "Bulunduğumuz pozisyon, ligin ilk 6 maçındaki pozisyondan farksız değil. Ama bu takım, ilk devrenin sonunu lider olarak tamamladı. Önümüzde oynayacağımız 12 maçımız var. İç sahada 6 maçımız var. Biz eminiz ki elimizdeki kadro, kadro genişliği, kadro niteliği bu karşılaşmalarda istediğimiz sonuçları alacak nitelikte" diyerek sözlerini tamamladı.
Aydın Yılın ilk leylekleri gelmeye başladı, ilk gören 1 çuval unu kaptı Sulak alanları ile birlikte önemli göç alanlarından olan Aydın, her yıl çok sayıda leyleğe ev sahipliği yaparken, bu yılın ilk leylekleri tek tek gelmeye başladı. Doğal güzellikleri ile birçok hayvan türüne ve yaban hayatına ev sahipliği yapan Aydın’ın simgelerinden biri haline gelen leyleklerin Aydın’a göçü başladı. Bu kapsamda 2026 yılının ilk leyleği, Pamukçular Mahallesi’ne gelirken, diğer köylere de leylekler gelmeye başladı. Bölge sakinleri ise leyleklerin gelişine çok sevinirken, mahallelerde leyleği ilk gören kişilere ise Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından her yıl olduğu gibi bu yıl da uygulanan "Leyleği ilk görene 1 çuval un" kampanyası kapsamında Avşar ve Gölbent mahallelerinde unları dağıtıldı. Farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen kampanya çerçevesinde katkıda bulunan herkese teşekkür eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü; "Baharın habercisi leylekler, Aydın’ın bereketli topraklarına birer birer dönmeye başladı. EKODOSD’un her yıl geleneksel olarak düzenlediği ’Leyleği İlk Görene 1 Çuval Un’ kampanyası da yeniden heyecan oluşturdu. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Pamukçular Köyü’ne gelen ilk leyleğin ardından, bugün iki köyden daha müjdeli haber ulaştı. Kampanyayı bilen köy sakinleri, leylekleri ilk gören kişi olmanın heyecanını yaşıyor. Azmak olarak bilinen, yoğun yağışlarla birlikte suyla dolan eski menderes yataklarıyla çevrili Gölbent Köyü’ne de bir leyleğin geldiği bildirildi. Leyleği ilk gören isim, evi Gölbent’te bulunan Söke Belediye Başkan Yardımcısı Serkan Abacı oldu. Kampanya kapsamında un çuvalı kendisine teslim edildi. Serkan Abacı, leylekleri çok sevdiğini, azmak kıyısındaki evinin bahçesine konarak gezinen leylekleri ve sulak alan kıyısında beslenmelerini hayranlıkla izlediğini ifade etti. Kuşlara zarar verilmediğinde onların da insanlara alıştığını ve korkmadan yaşamlarını sürdürdüklerini belirten Abacı, aldığı un çuvalını köyde ihtiyaç sahibi bir aileye ulaştırılmak üzere Gölbent Muhtarı Ahmet Yemiş’e teslim edeceğini söyledi. Bir diğer sevindirici haber ise ’Leylek Dostu Köy’ olarak bilinen Avşar Köyü’nden geldi. Köye gelen leyleği, farklı evlerde yalnız yaşayan Hatice Bakan ve Meryem baba isimli iki kadın aynı anda fark etti. Her iki vatandaş da Avşar Muhtarı Bedri Avcı’yı arayıp haber verdi. Biri telefonla ulaşırken, diğeri telefonu olmadığı ve yürümekte zorlandığı için ancak muhtarı gördüğünde durumu iletebildi. Muhtarın zor durumda kalmaması ve köylüler arasında kırgınlık oluşmaması adına, her iki kadına da üyelerimizin bağışladığı birer çuval un teslim edildi. Köylü kadınların teşekkür olarak ikram ettikleri bazlamalar ise kampanyanın dayanışma ruhunu bir kez daha gösterdi" dedi. Sulak alanların leyleklerin neslini sürdürebilmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Sürücü; "Uzun ve yorucu göç yolculuğunun ardından gelen leylekler, sulak alanlar olduğu için bu bölgelerde yeterli besin bulabilmektedir. Şu anda Söke Ovası’nın güneyi yoğun yağışlar nedeniyle sular altında kalmış durumda. Sular çekildikten sonra çiftçiler tarlalarını sürecek. Leylekler de traktörleri takip ederek pulluğun havalandırdığı topraktan çıkan solucanları, dana burnu gibi zararlıları tüketerek doğal bir denge oluşturacak. Bu sayede zirai ilaç kullanımının azalmasına da katkı sağlayacaklar. Üyelerimizin destek olduğu kampanya, sulak alanların önemine dikkat çekmek, zirai ilaç kullanımının azaltılması konusunda farkındalık oluşturmak, ekosistem içindeki tüm canlıların birbirine bağlı ve vazgeçilmez olduğunu vurgulamak amacıyla düzenlenmektedir. Leyleklerin yalnızca baharın müjdecisi değil, doğanın dengesinin, kırsal yaşamın ve dayanışmanın da simgesi olduğunu vurgulamaktır" şeklinde konuştu.