EKONOMİ - 17 Mayıs 2026 Pazar 09:22

Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor

A
A
A

Doğu Karadeniz’de Eylül-Ekim aylarında barajlardan Karadeniz’deki kafeslere bırakılan Türk somonlarında hasat dönemi başladı. Yaklaşık 7 aylık deniz serüveninin ardından 3-4 kilograma ulaşan somonlar, başta Rusya, Japonya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere 19 farklı ülkeye ihraç edilirken, sektör yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aşan gelir elde etti. Son yılların parlayan su ürünleri arasında gösterilen Türk somonu, Türkiye’nin ihracatta yükselen markalarından biri haline geldi.

Türkiye’de son 8 yılda üretim ve ihracatta hızlı yükseliş gösteren Türk somonu, dünya pazarlarında dikkat çeken su ürünleri arasında yer aldı. Özellikle Rusya, Japonya, Vietnam, Kanada ve Avrupa pazarlarında talep gören Türk somonu, geçen yıl yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracat geliriyle sektörün "parlayan yıldızı" olarak öne çıktı.

Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor

Aslında gökkuşağı alabalığı türü olan ve "Türk somonu" markasıyla dünya pazarına sunulan balık, yaklaşık 20 aylık üretim döngüsünün ardından sofralara ulaşıyor. Üretim sürecinde balıklar ilk olarak 13 ay boyunca tatlı sularda yetiştiriliyor. Ardından deniz suyu adaptasyonu sağlanan balıklar, Eylül-Ekim döneminde Karadeniz’e bırakılıyor ve yaklaşık 7 ay boyunca denizde büyütülüyor. Deniz suyu sıcaklığının ortalama 23 dereceye ulaşmasına kadar süren süreç sonunda hasat edilen balıklar, yumurtadan çıktıktan yaklaşık 20 ay sonra paketlenerek ihracata hazır hale geliyor.

Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor

İhracatı yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aştı

Karadeniz’deki kafeslerde yetiştirilen Türk somonu, yılın ilk üç ayında dış pazarda güçlü talep görmeye devam etti. Ocak-mart döneminde Türkiye’den 19 ülkeye gerçekleştirilen somon ihracatı, hem miktar hem de gelir bazında geçen yılın üzerine çıktı. Türkiye’den yılın ilk çeyreğinde 13 bin 599 ton Türk somonu ihraç edilirken, bu satışlardan 91 milyon 61 bin 416 dolar gelir elde edildi. Geçen yılın aynı döneminde ise 11 bin 879 tonluk ihracat karşılığında 84 milyon 258 bin 203 dolar gelir sağlanmıştı. Böylece Türk somonu ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 14, değerde ise yüzde 8 artış gösterdi.

"Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor"

Türk somunun özellikle 8 yıllık serüveni içerisinde çok hızlı gelişim gösterdiğini belirten Politek Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Talha Altun, "Dünya pazarlarında aslında Türk somonu inovasyonu markasıyla beraber güzel bir arz açığını doldurduk. Şuanda ihracat tarafında da bir çok ülke tarafından tüketici beğenisini kazandı. Yaklaşık 7 aylık bir sürede somon üretimi yapılıyor. Türk somunu dediğimiz aslında Gökkuşağı alabalığı cinsi bir balık. Ömrünün yaklaşık 13 aylık bir süresini tatlı suda geçiriyor daha sonra tuzlu su adaptasyonu ile beraber Karadeniz sularında 7 aylık bir sürede büyüyüp, 20 aylık bir faaliyet döngüsü içerisinde hasat yapıyoruz. Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor. Denizde 7 aylık süre Ekim-Kasım ayı içerisinde tatlı sulardan denize nakil ettiğimiz balıkları deniz suyu sıcaklığı 23 dereceye gelene kadar denizde büyütüyor. Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 7 aylık bir süre denizde kalıyor. Türk somonu ihracatı son dönemin parlayan yıldızı ürünlerinden bir tanesi. Geçtiğimiz seneye yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracatla kapattık. Dünyada artık bir çok ülke tüketicisinin beğenisini kazanan bir balık türü oldu. Dolayısıyla en büyük ihracatımız şu anda Rusya, Belarus, Japonya, Vietnam, Uzakdoğu pazarları, Kanada bölgesi ve Avrupa pazarları da son dönemde artan tüketici talebini böyle karşılıyoruz" dedi.

Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor

"2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var"

Türk somonu üretiminin yaklaşık 100 bir ton seviyelerinde olduğunu kaydeden Altun, "Norveç somonu aslında bir atlantik somonu cinsi bir balık. Bizimki ise gökkuşağı alabalığı dediğimiz balık. İkisi tür olarak farklı balıklar ama lezzet ve kalite olarak Türk somonu biraz daha Omega 3-6 ve yağ oranı açısından biraz daha değerli. Norveç somunu üretimi 1940’larda başlamış dolayısıyla 2 milyon tona yakın bir üretim söz konusu. Tabii ki bir rakip rekabet diyemeyiz. Çünkü Türk somon üretimi yaklaşık 100 bin ton seviyelerinde onun için gidecek çok yolumuz var. Türk somununda 2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var. Bunun artması için iç piyasadaki tüketiminde canlanması gerekiyor. Çünkü iç piyasada kişi başı yaklaşık 7 kilogramlık bir tüketimimiz var. Bunun dünya ortalaması 21 kilogram seviyelerinde özetle genişmiş ülkelerde kişi başı su ürünleri tüketimi oldukça büyük oranlarda. Uzak doğu pazarlarında 50-60 kilogram seviyelerinde oluyor. Bizim kişi başı 7 kilogram seviyemizi artırmamız lazım. Türk somununa sahip çıkmamız gerekiyor. Geçtiğimiz sene 80 bin ton ihracat yaptık. 520 milyon dolara tekabül etti. Bugün herkes yılda 1 kilogram balık yese ihracata balığımız kalmıyor. Dolayısıyla iç piyasa tüketimini artırmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor

"İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum"

"Dünyada yetiştiricilik avcılığı geçmiş durumda" diyen Altun, "Çünkü artan bir nüfus var. Nüfus artışıyla paralel olarak biraz daha yetiştiricilik sektörü ağırlıklı kazanmaya başladı. İç piyasadaki somon tabi ki Türk tüketicisine daha yeni bir ürün. Aslında nasıl pişireceğimizi bile bilmiyoruz. Burada gastronomi sektörüne de önem düşüyor. İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum. Türkiye teknoloji, yetiştiricilik ve fabrika tarafında her türlü otomasyon, makine tarafında çok iyi işler yapmaya başladı. Dünyada birçok ülke ile yarışabilir konuma gelmeye başladık. Türk somununda özellikle Japonlar bize çok büyük değer kazandırdı. Çünkü sektörde hassasiyetlerini öğrendik. Bu konuda kendimizi geliştirdik. Japonlarla birlikte diğer pazarlara da açıldıktan sonra yeni ürünlerin geliştirmesini yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

Bekir Koca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kilis (KİLİS - ÖZEL Kilis’te bayram öncesi bıçak bileme mesaisi başladı Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Kilis’te bıçak bileme yoğunluğu başladı. Vatandaşlar kurban kesiminde kullanacakları bıçakları bilemek için bıçakçıların yolunu tutuyor. Yaklaşık 6 yıldır bıçak bileme işi yaptığını belirten Eyüp Kamil Kıdeyş, bayram öncesi yoğunluğun her geçen gün arttığını söyledi. Vatandaşların genellikle son günü beklediğini ifade eden Kıdeyş, "Şu an yoğunluk başladı, günden güne daha da artıyor. En son gün adeta patlama oluyor. İnsanlarımız nedense son günleri bekliyor. Biz istiyoruz ki herkesin işini zamanında yapalım fakat bazı vatandaşlarımız son günü tercih ediyor. Biz de sabrediyoruz, elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Son gün gece yarısına kadar bıçak bileme yapıyoruz" dedi. Kullandıkları makinelerin özel olduğunu belirten Kıdeyş, "Bu iş doğrudan dededen miras değil ama dedem de bıçakçıydı. Biz biraz daha teknolojiyi takip ediyoruz ve teknolojiyle çalışıyoruz. Dede mesleğini sürdürüyoruz" diye konuştu. İşin zorluklarına da değinen Kıdeyş, "En ufak bir dalgınlıkta bıçak yüzümüze savrulabilir. Elimizden geldiğince dikkatli olmaya çalışıyoruz. Yaptığımız iş kolay bir iş değil" ifadelerini kullandı. Öte yandan Eyüp Kamil Kıdeyş, bıçakların keskinliğini göstermek için kağıt ve içi su dolu şişeler üzerinde test yaptı. Bıçağın temas etmesiyle şişelerin kolaylıkla kesildiği görüldü. Aynı zamanda dükkana gelen bir müşteri de her sene bıçak bileme işlemi için geldiğini ve memnun kaldığını ifade etti.
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar: "Hemşehrilerimizin sağlığı için bayram öncesi denetimlerimizi artırdık" Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi amacıyla denetim çalışmalarını artıran Kocasinan Belediyesi, ilçe genelinde faaliyet gösteren kasaplara yönelik kapsamlı denetim gerçekleştirdi. Vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen denetimlerde, işletmelerin titizlikle kontrol edildiğini belirten Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, "Hemşehrilerimizin güvenilir, sağlıklı ve hijyen şartlarında hizmet alabilmeleri için Kurban Bayramı öncesinde denetimlerimizi artırdık" dedi. Vatandaşların gönül rahatlığıyla hizmet alabilmeleri, huzurlu ve sağlıklı bir bayram geçirmesi için belediye ekiplerinin sahada yoğun mesai harcadığının altını çizen Başkan Çolakbayrakdar; "Kurban Bayramı, paylaşmanın, bereketin ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı mübarek günlerdir. Bizler de hemşehrilerimizin sağlığını korumak adına bayram öncesi denetimlerimizi artırarak sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın gönül rahatlığıyla hizmet alabilmeleri, alışveriş yapabilmesi için ekiplerimiz sahada büyük bir hassasiyet ve özveriyle çalışıyor. Sağlıklı ve güvenilir gıda konusunda taviz vermeden denetimlerimize devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Denetimlerin yalnızca bayram dönemleriyle sınırlı olmadığını belirten Başkan Çolakbayrakdar, vatandaş sağlığının her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayarak, "Şehrimizde vatandaşlarımızın sağlıklı, kaliteli ve güvenilir hizmet alabilmesi adına denetimlerimizi yıl boyunca aralıksız sürdürüyoruz. Kurallara uygun şekilde hizmet veren tüm esnafımıza teşekkür ediyor, yaklaşan Kurban Bayramı’nın ilçemize huzur, sağlık ve bereket getirmesini diliyorum" diye konuştu. Öte yandan Kocasinan Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü koordinasyonunda zabıta ekipleri ile gerçekleştirilen denetimlerde, işletmelerin genel hijyen durumu, et ve et ürünlerinin muhafaza şartları, kullanılan ekipmanların temizliği, çalışanların kişisel hijyen yeterliliği, ustalık belgesi ve ürünlerin mevzuata uygunluğu detaylı şekilde incelendi. Ayrıca işletme sahiplerine hijyen ve gıda güvenliği konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu.
Gaziantep Bakır su takımı 350 bin çekiç darbesiyle hazırlanıyor Gaziantep’te geleneksel yöntemlerle özellikle büyük boy kazanlar ve özel tasarım el işlemeli tepsi, vazo ve su takımı eserleri üreten ustalar, bakır levhayı şekillendirmek ve işlemek için binlerce kez çekiç kullanıyor. Bakır işlemeciliğinin coğrafi patentini elinde bulunduran Gaziantep’te el emeği göz nuruyla üretilen bakır eşyaları, Türkiye’nin yanı sıra dünya pazarında da büyük bir ilgi görüyor. Geleneksel bakırcılık sanatında ustaların bin bir emek ve zahmetle binlerce çekiç darbesiyle şekillendirdiği bakır eşyaların hazırlanma süreçleri ürünün büyüklüğüne bazen günlerce bazen de aylarca sürüyor. Yoğun çekiç darbeleri bakırın dövülerek sertleşmesini, daha dayanıklı hale gelmesini ve üzerindeki motiflerin de derinlik kazanmasını sağlarken, genellikle el işçiliğinin üst düzey olduğu, turistik veya özel sipariş ürünlerin hazırlanma süreci için ustalar büyük emek sarf ediyor. 350 bin çekiç vurarak ortaya çıkardığı bakır su takımları beğeniliyor Tarihi Yeni Han’daki iş yerinde 43 yıldır bakıra şekil veren 51 yaşındaki Ali Aytekin, her gün binlerce çekiç darbesiyle şekil verdiği bakır ürünleri özel sipariş ve talebe göre hazırlıyor. 7 yaşında başladığı mesleğini yıllardır severek sürdüren Aytekin’in binlerce çekiç darbesiyle hazırladığı ürünler görenleri mest ediyor. En küçük bir bakır ürüne bile 3-4 bin çekiç vurarak şekil veren Aytekin’in 350 bin çekiç vurarak ortaya çıkardığı bakır su takımları oldukça beğeniliyor. 6 bardak, bir sürahi ve bir tepsiden oluşan su takımını bir ayda hazırlayan Aytekin, su takımlarını 50 bin TL’den satıyor. Aynı zamanda koleksiyonerliğiyle tanınan Aytekin, iş yerinin bir bölümünde sergilediği koleksiyonuna gözü gibi bakıyor. Mesleğe 7 yaşında başladığını belirten Aytekin, "Bir ustamızın tavsiyesiyle mesleğe başladık. çırak ve kalfalık dönemi derken usta olduk. Mesleğe halen devam ediyoruz. Mesleğimiz ve imkanlarımız eski dönemlerde daha zordu. Şu an imkanlarımız zor da olsa biraz kolaylaştı. Kendi işimizi yapıyoruz. Ağır parça içerikli çalışıyorum. 43 yıldır mesleğin içerisindeyim. Mesleğimden çok memnunum. Mesleğimi severek yapıyorum. Çok güzel parçalar çıkarıyoruz. Ustalarımızdan Allah onlardan razı olsun. Bizlere bu mesleğin inceliğini öğrettiler" dedi. Özel siparişler üzerine çalıştığını belirten Aytekin, "Kişiye özel tepsi, ayran takımı, su takımı, fincan ve sürahi takımı yapıyorum. Çekiç sesini duymayız. Akşama kadar çekiç sesi eşliğinde siparişlerimizi hazır ederiz. Çekici sesleri bir müzik gibi kulaklarımıza hoş geliyor. Sürahi takımının başlama ve bitimi bir ay sürüyor. Hemen hemen 250-300 bine yakın çekiç sallıyoruz. Biz tek tek çekiç darbelerini sayamıyoruz ama tahminen 300 binden de fazladır. Küçük bir alan yüzlerce çekiç darbesiyle oluşuyor. Bir saniyede 30 çekiç darbesini dakikalarca hesapladığımızda binlerce kez çekiç sallamışız demektir" diye konuştu.
Erzurum Her hafta cami ziyaretleriyle 100’üncü camide yatsı namazı kıldılar Erzurum’un Yakutiye ilçesinde bulunan Tevfik İleri Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri tarafından yaklaşık 4 yıldır sürdürülen tarihi cami buluşmaları programı, bu hafta 100’üncü cami ziyaretine ulaştı. Her hafta Perşembe veya Cuma günleri gönüllü olarak bir araya gelen öğretmen, öğrenci, veli ve mezunlar, bu kez programın başladığı Erzurum Ulu Camii’nde yatsı namazı kıldı. Okul dönemleri boyunca gerçekleştirilen etkinlik kapsamında öğrenciler, Erzurum’daki tarihi camilerde hem ibadet ediyor hem de camilerin tarihi ve manevi geçmişi hakkında bilgi alıyor. Yatsı namazının ardından cami imamları tarafından öğrencilere camilerin mimarisi, yapılış süreci, dini ve tarihi önemi anlatılırken dualar edilerek program tamamlanıyor. İlk yıllarda sınırlı katılımla başlayan programın zamanla büyüdüğü, bugün ise yalnızca öğrencilerin değil ailelerin ve okul mezunlarının da etkinliklere katıldığı öğrenildi. Gönüllülük esasına göre sürdürülen program sayesinde öğrencilerin okul dışında manevi ve sosyal bir ortamda bir araya geldiği belirtilirken, velilerin de etkinlikten memnun olduğu ifade edildi. Kentteki tarihi camileri ziyaret eden öğrenciler, bir yandan Erzurum’un kültürel mirasını yakından tanıma fırsatı bulurken diğer yandan dini bilgiler edinerek manevi yönden gelişim sağlıyor. Program kapsamında bugüne kadar 100 farklı camide yatsı namazı kılındı, yüzlerce öğrenci tarihi camiler hakkında bilgi edinme fırsatı buldu. "Asıl önemli olan yaşayarak öğrenmek" Bu çalışmaya okuldaki öğrencilerle beraber başladıklarını belirten Tevfik İleri Anadolu Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muhammet Yarbaşı, "Tarihi camileri yani milli manevi değerlerimizi öğrenmek, yaşayarak öğrenmek için çocuklarla böyle başladık. İlk camimiz de Ulu Camii’mizdi. Bu yüzüncü camimiz de Ulu Camii oldu. Çocuklar gönülden kendileri, kendi istekleriyle beraber, aileleriyle beraber katılmaya başladılar. İlk önce böyle ÇEDES programı var, onun dahilinde başladık, devam ettik. Üç, beş derken işler ilerledi böyle. Aileler de karışınca artık işler kendiliğinden ilerlemeye başladı. Camilerdeki tarihi mimarileri gördük. Orada yaşanan, o caminin yapılışındaki manevi duygular da var. Mesela abdestsiz hiçbir taşı bir yere koymamış oradaki ustalar. Bu gibi meselelerle başladık. Allah razı olsun. Burada asıl önemli olan benim öğrencilerimin, talebelerimin bu işte azimli olması. Onlar azimli olunca biz de onların peşine takılıyoruz. Aslında bunu nasip eden Mevlam’a şükürler olsun. Talebelerin isteği çok önemli. Bu çocuklar böyle okul dışı bir programa kendileri katılıyorlar. Bir WhatsApp grubumuz var. Oradan hangi camiye gidelim diye konuşuyoruz. Çocuklar kendileri tercih ediyorlar, ‘Hocam şu camiye gidelim’ diyorlar. Burada asıl önemli olan yaşayarak öğrenmek. Çocuklar yaşayarak öğreniyorlar. Biz her bir camiye gittiğimizde her hocamızdan bir şeyler öğreniyoruz. Her camide yeni tecrübelerimiz oluyor, yeni duygularımız gelişiyor. Bu şekilde devam ettik, yüzüncü camimize geldik. Dördüncü senemiz. Allah nasip ederse inşallah gittiği kadar götürmeye çalışacağız" ifadelerini kullandı. "Bugün hoş bir sürpriz oldu" Erzurum Ulu Cami İmam Hatibi Emrullah Kaçar ise, " Bugün hoş bir sürpriz oldu. Tevfik İleri Anadolu Lisesi’nin öğrencileri her hafta bir cami buluşması programı yapmışlar. Bugün de bizi tercih ettiler. Şehrin en eski camilerinden bir tanesi olan Ulu Cami’de genç bir nesille yatsı namazı kılma fırsatı bulduk elhamdülillah. Namazdan sonra kendilerine cami ile ilgili, cami adabı ile ilgili ve tarihi ile ilgili bilgiler verdik. Ardından dua ederek onları yolculadık. Rabbim bu gençlerimizi toplumumuzdan eksik eylemesin. Bu gençlerimizin ve bütün ülkemizin gençlerinin bahtını açık eylesin inşallah" diye konuştu. "Camiler hakkında yeni bilgiler öğreniyoruz" 12’nci sınıf öğrencisi Zeynep Küçükuğurlu ise bu okul dışı programda çok iyi şeyler öğrendiklerinin altını çizerek, "Camiler hakkında yeni bilgiler öğreniyoruz, yeni camileri keşfediyoruz. Hocalarımızın ettiği duaları alıyoruz ve manevi olarak da bize çok şey katıyor. Bu program kapsamında 100 tane cami gezdik. 100 tane yeni yer keşfettik. Bilmediğimiz camileri gezdik. Dinimiz hakkında çok daha iyi şeyler öğrendik. Bilmediklerimizi öğrendik, bildiklerimizi de tazeledik" şeklinde konuştu. "Her hafta yeni bir camiye gidiyoruz" Bu programda 100 tane cami gezdiklerini belirten 9’uncu sınıf öğrencisi Huzeyfe Albayrak da, "Yeni yerler öğreniyoruz. Hocamız da bize destek oluyor sağ olsun. Her hafta yeni bir camiye gidiyoruz. Tarihimiz hakkında, kültürümüz hakkında yeni bilgiler öğreniyoruz. İnşallah devam edeceğiz. Yeni camiler gezmek istiyoruz" dedi.
Kayseri Talas’ta internet üzerinden vergi kolaylığı Talas Belediyesince tahsil edilen emlak vergisi, çevre temizlik vergisi ile ilan ve reklam vergilerinin 2026 yılı birinci dönem taksit ödeme sonu yaklaşırken, belediyeden önemli bir duyuru yapıldı. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, söz konusu vergilerin ilk taksitleri için son ödeme tarihinin 1 Haziran 2026 olduğunu belirterek, vatandaşlara özellikle internet üzerinden ödemelerini yapabilecekleri hatırlatmasında bulundu. 2026 yılı Emlak, Çevre Temizlik ve İlan Reklam Vergilerinin birinci taksit ödemeleri devam ediyor. 1 Haziran Pazartesi gününün ödemeler için son tarih olduğunu hatırlatan Başkan Mustafa Yalçın, vatandaşlara ödemelerini son güne bırakmama çağrısı yaptı. Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan Başkan Yalçın, vergi ödemelerinin hem internet üzerinden hem de belediye hizmet binasında ve Mevlana Mahalle Meydanında bulunan veznelerden yapılabileceğini söyledi. Vezneden nakit veya kredi kartıyla yapılabilecek olan ödemelerin internet üzerinden de gerçekleştirilebileceğini ifade eden Başkan Yalçın, mükelleflerin www.talas.bel.tr adresinden giriş yaparak ‘ödeme işlemleri’ menüsünü tıklamaları gerektiğini kaydetti. Başkan Yalçın, şu ana kadar vergilerini ödeyerek Talas’ın gelişmesine katkı sağlayan mükelleflere de teşekkür etti. Vezne önlerinde yoğunluk yaşanmaması ve vatandaşların mağdur olmaması için her türlü hazırlığı yaptıklarını belirten Başkan Yalçın, bu kapsamda veznelerin çalışma saatlerinde düzenlemeye gittiklerini ve vatandaşların hafta sonu da ödeme yapabileceklerini ifade etti. Buna göre 25-30 Mayıs tarihleri arasındaki Kurban Bayramı dışında 20 Mayıs’tan itibaren hafta içi 08.00-19.00 saatleri arası açık olacak vezneler, hafta sonları da 10.00-16.00 saatleri arasında hizmet vermeye devam edecek. Mevlana meydanında vezne Bununla birlikte mükelleflerin vergi ödemelerine kolaylık sağlamak amacıyla Mevlana Meydanındaki vezne de açık olacak. 20 Mayıs Çarşamba gününden itibaren hizmet vermeye başlayacak olan vezne, hafta içi 13.30-19.00, hafta sonu 10.00-16.00 saatleri arasında çalışacak. Öte yandan mükellefler için Talas Belediyesi internet sayfasında da yeni düzenlemeler yapıldı. Buna göre vatandaşlar belediyeye gelmeden "E-Emlak Vergisi Bildirim" ve "E-Emlak Vergisi Rayiç Belgesi" sekmelerinden işlemlerini kolayca yapabilecekler.