SPOR - 20 Mart 2024 Çarşamba 17:04

Ertuğrul Doğan: "Trabzonspor camiası bu yapılanları asla unutmayacak"

A
A
A
Ertuğrul Doğan: "Trabzonspor camiası bu yapılanları asla unutmayacak"

Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Fenerbahçe ile oynadıkları maçta yaşananlardan dolayı cezayı hak ettiklerini söyledi. Başkan Doğan ayrıca sahaya giren taraftarın etkisiz hale getirilmesine rağmen saldırıya uğradığını belirterek, "Yerde yatan adamın kafasına vurmak delikanlılığa da adamlığa da sığmaz" dedi.


Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında Trabzonspor - Fenerbahçe arasında Trabzon’da oynanan maçında yaşanan olaylar ve eleştirilerle ilgili olarak Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu tarafından toplantı düzenlendi. Divan Başkanı Mahmut Ören’in organize ettiği toplantıya Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, yönetim kurulu üyeleri, Trabzon milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.



Mahmut Ören: "Tahrikler bu olayın yaşanmasında belirleyici olmuştur"


Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Mahmut Ören, şampiyonluk yarışı içinde bulunan iki takımın başkanlarının yapmış olduğu açıklamaların ortamı gerdiğini belirterek, "Halil Umut Meler’in yanlı tutumu yaşananların tuzu-biberi olmuştur. Sahaya girenleri hoş görüyle yaklaşmamız mümkün değildir. Rakip takım oyuncularının tahrikleri bu sürecin yaşanmasında belirleyici olmuştur. Trabzon’a karşı karalama kampanyasını hoşgörüyle karşılamamız mümkün değildir. Trabzonspor iki yıl önce tüm dünya tarafından takdir edilen bir şampiyonluk kutlamalarına sahne olmuştur" dedi.



Ertuğrul Doğan: "İstemediğimiz bir olay yaşandı"


Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Trabzonspor taraftarı hakkında konuşanların bunun hesabını vereceğini ifade ederek, "Trabzonspor’un hakları VAR’da oturan eski hakem tarafından açık bir şekilde çalınmaya kalkmıştı. Bir maçın sonucu bir takımdan alınıp diğer takıma verilmesi için adam elinden geleni yapmaya çalışmıştı. Ama bundan sonra Türkiye’de hakemlik yapamayacağını söylemiştik, hakemlik de yapamıyor. Trabzonspor’la uğraşan her hakemin, hakkımızı yiyen her hakemin bunu gözümüzün içine bakarak VAR’ın karşısında bu işleri yapan herkesin sonu aynı şekilde olacaktır. Bunu buradan tekrar söylüyorum; Trabzonspor camiası içeride belki biraz birbirimizi yiyebiliriz ama dışarıya çıktığımız zaman her zaman tek yumruk halindedir. Siyasetçisinden, iş insanına, sanayicisinden tüccarına her Trabzonlu Trabzonspor’un haklarını sonuna kadar savunmak için her şeyi yapacaktır, bunun asla unutulmaması lazım. İlk maçta yapılan haksızlıklar açık açık konuşuyorum, iki takım üzerinde kurulan bir lig, iki takım üzerinden oynanan bir oyun, iki takımın mücadelesinin Anadolu takımlarına yansıması, Anadolu takımlarından hunharca hesap sorulur gibi haklarının gasp edilmesi, bütün sezon boyunca. Trabzonspor her zaman Anadolu’nun en büyük savunucusu olmuştur, Anadolu’nun abisidir. Bu şehrin taraftarları, gençleri de futboldan ciddi olarak anlamaktadır ve sahada neyin ne olduğunu görmüştür" ifadelerini kullandı.



"Seyircimiz sahanın içerisine müdahil olmaması gerekiyordu"


Ali Koç’a yaptığı açıklamalardan dolayı teşekkür eden Doğan, "Ali Bey beni maçtan önce de aradı, durum hakkında bilgi aldı, konuştuk. Biz Fenerbahçeli yöneticilerle konuştuk, onların bizi Kadıköy’de misafir ettikleri gibi Trabzon’un misafirperverliğini göstermek için kendileri ile görüştük. Hatta Ali Bey örnek verdi ’Ben oğlumu Ertuğrul’a emanet ettim’ dedi. Doğru söyledi. Trabzon’a oğlunu gönderdiği zaman benim kendi çalışanlarım tarafından oğlu ile Trabzon’da ilgilenildi. Gezdirildi, Atatürk Köşkü, Ayasofya gezdirildi, gayet de güzel yaptı beni aramakla. Bunu da üzerine basarak söylüyorum, bunun böyle olması lazım. Yarın benim de oğlum Galatasaray maçına gideceği zaman ben Dursun başkanı arayabilirim veya Beşiktaş maçına gideceği zaman Hasan başkanı arayabilirim veya onlar beni arayabilir. Bunlar futbolun güzellikleri, bunlar insanlığın akışı içinde olan şeyler" şeklinde konuştu.



"Trabzonspor cezayı hak etmiştir"


Sahaya giren taraftarın etkisiz hale getirilmesine rağmen saldırıya uğradığını sözlerine ekleyen Doğan, "Geldiğimiz günden beri adalet diyoruz o zaman kendi içimize de bakacağız, kendi doğrularımızı da gözden geçireceğiz. Sahada ne olursa olsun seyircimiz davasında ne kadar haklı olursa olsun ki haklıdır, hiçbir şekilde sahanın içerisine müdahil olmaması gerekiyordu. Sahada bunların yapılması Trabzonspor yönetim kurulu tarafından da kabul edilmemektedir, Trabzon camiası da bunu kabul etmemektedir. Biz haklarımızı savunacak güce sahibiz. Trabzonspor yönetimi, Trabzonspor’un haklarını her şekilde her yerde savunur. Biz böyle yaparak haklı davamızda da haksız oluyoruz. Sahaya inmekle sahada bir şey yapmakla bir şey yapılıyorsa, inanın bunu da yaparız, kralını yaparız. Ama işler böyle yürümüyor, yıllardır da böyle yürümediğini gördük. Bu yaptığımız işlerin bize zarar vermekten başka bir getirisi yok.


Ben Trabzonspor Kulübü başkanı olarak şunu söylüyorum; Trabzonspor sahasında olan olaylardan dolayı cezayı hak etmiştir, ceza alması gerekmektedir, çok net söylüyorum. Ama adalet herkes için adaletli olacak. Sahaya giren yanlıştır, ama bugüne kadar Türkiye’de sahaya birçok yerde su atıldı, sahaya binlerce taraftarın girdiği yerler oldu, statların yakıldığı yerler oldu, polis arabaları yakıldı, ters çevrildi bunları unutmamak lazım. Ama Türkiye’de ilk defa bir şey oldu, bunu atlamamak lazım. Sahaya giren bir taraftar güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilmişken bir saldırıya uğradı. Bu yerde yatan adamın kafasına vurmak delikanlılığa da sığmaz adamlığa da sığmaz" ifadelerini kullandı.



"Sahada birinin başına bir şey gelseydi bunun hesabını nasıl verecektik?"


Her şeyin bir üslubu olduğunu ifade eden Başkan Doğan, "Bugüne kadar Trabzon ilk defa mı Trabzon’da mağlup oldu, ilk defa mı siz gelip Trabzon’da galip geldiniz veya başka bir şey mi oldu. Her şeyin bir adamı üslubu vardır. Bunu da özellikle belirtiyorum. Bazı Fenerbahçeli oyuncular da dikkatimi çekti, kendi arkadaşlarında görüntülerde var ’Yapma etme’ diye uyarıyorlar. Örneğin sağ olsun Serdar Dursun. Biz bir şeyi söylüyoruz ama içerisinde doğru olan şeyi de söylemek lazım ki doğruluğumuz, inandırıcılığımız olsun. Adam çıktı, 4-5 defa görüntülerde var, emniyet kayıtlarında da var, kendi arkadaşlarını sakinleştirmeye çalıştı, bunları da söylemem lazım. Ama bunları söylerken sahada tahrik eden oyuncuyu da söylememiz lazım. Fenerbahçe’den de rica ediyoruz, onlar da kendi içlerinde bu işlerin nasıl yürüdüğünü, nasıl olduğunu biliyorlar. Bir yerde seyirciyi bu kadar tahrik ettikten sonra bunun Trabzon gibi bir yerde keşke olmasaydı üzerine basarak söylüyorum, yanlış olduğunu tekrarlayarak söylüyorum ama burada bu kadar bu işin üzerine gitmenin bir anlamı var mıydı? Yani o kutlamanızı soyunma odasında yapsanız tekrar ediyorum saha ortasında da yapmaya hakları vardı. Ama durum ortada herkes neyin ne olduğunun farkında. Teknik kadro da, oyuncular da farkında. Yani bu yapılamaz mıydı? Şunu düşünelim, bu sahada birinin başına bir şey gelseydi, bunun hesabını nasıl verecektik? Benim o sahaya giren taraftarımın kafasına vuruldu, Allah göstermesin bu arkadaşımızın başına bir şey gelseydi biz ne diyecektik ailesine? Yazık günah değil mi? Biz söylemlerimize hep dikkat etmeye çalışıyoruz. Bu işin geriliminin bir şekilde düşürülmesi lazım. Ben ne bir Fenerbahçeli kardeşimizin o da bir anne-babanın evladı başına bir şey gelmesini isterim ne bir Trabzonlunun başına bir şey gelmesini isterim. Biz yöneticiler dolayısıyla yaptığımız açıklamalarla konuşmalarımızla bunların hepsine dikkat etmemiz gerekiyor" açıklamasında bulundu.



"Trabzonspor camiası bu yapılanları asla unutmayacak"


Fenerbahçeli futbolculara saldıran taraftarların tutuklanmasının haberini aldıklarını ifade eden Ertuğrul Doğan, "Merak ediyorum Türkiye’nin neresinde hangi şehrinde bugüne kadar sahaya giren biri herhangi bir darp olayına karışmadığı halde tutuklanmıştır. Adalet diyorsunuz ya bunun neresinde adalet var. Kendi hatalarımızın da farkındayız, yapılanların da farkındayız. Biz kendi içimizdeki hataları düzeltmek için aramızda konuşacağız. Trabzonspor camiası bu yapılanları asla unutmayacak" şeklinde konuştu.


Toplantıda daha sonra Trabzon milletvekilleri Yavuz Aydın ve Yılmaz Büyükaydın söz aldı.



Ertuğrul Doğan: "Trabzonspor camiası bu yapılanları asla unutmayacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Uşak Yaşlı adamı tarlada bıçaklayarak öldüren şüpheli tutuklandı Uşak’ta tarım arazisinde ölü bulunan 63 yaşındaki Gürsel Arı’nın cinayet şüphelisi, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olay, 11 Mayıs’ta Uşak merkeze bağlı Kemalöz Mahallesi yakınlarında bulunan bir tarım arazisinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgede hareketsiz halde yatan bir şahsı fark eden vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine 112 Sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde, boğazında bıçak kesiği bulunan şahsın hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan kimlik tespitinde hayatını kaybeden kişinin Gürsel Arı (63) olduğu öğrenildi. Arı’nın cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Uşak İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında, olay günü Gürsel Arı ile birlikte bölgede bulunan kişinin N.K. (42) isimli kadın olduğu tespit edildi. N.K.’nin olayın ardından şehir merkezinde bir özel hastaneye başvurduğu, ardından Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilerek tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan N.K., Gürsel Arı ile arkadaş olduklarını ve olay günü birlikte tarım arazisine gittiklerini belirtti. N.K., burada bir süre sonra tanımadıkları bir şahsın yanlarına geldiğini, bu kişinin Gürsel Arı’yı bıçakladığını, ardından kendisini ağaçlık alana götürerek bıçakladığını ve daha sonra kaçtığını iddia etti. N.K., olayın ardından otobüsle şehir merkezine gittiğini, burada vatandaşların ve şoförün durumundan şüphelenerek kendisine yardım etmek istediğini ancak yardım teklifini kabul etmediğini, daha sonra bir arkadaşına durumu anlattığını ve birlikte hastaneye başvurduklarını ifade etti. 300 saatlik kamera incelemesiyle şüpheli tespit edildi Uşak İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince başlatılan çalışmalarda, çevrede bulunan yaklaşık 60 güvenlik kamerasına ait 300 saatlik görüntüler titizlikle incelendi. Yapılan incelemelerde olay yerinin yakınlarında şüpheli tavırlar sergileyen ve ormanlık alandan koşarak uzaklaştığı değerlendirilen bir şahıs tespit edildi. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelinin R.K. (20) olduğu belirlendi. Şüpheli, ekiplerce Aybey Mahallesi’ndeki adresine düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde cinayeti işlediğini itiraf ettiği öğrenilen şüpheli, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli R.K., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Muş Muş İl Özel İdaresi araç filosunu güçlendirdi Muş Valiliği öncülüğünde, kırsal bölgelerde sunulan hizmetlerin daha etkin yürütülmesi amacıyla Muş İl Özel İdaresi bünyesine 165 milyon TL değerinde 40 yeni araç kazandırıldı. Muş Valiliği koordinesinde Muş İl Özel İdaresi tarafından hizmet kapasitesinin artırılması amacıyla satın alınan yeni araçlar düzenlenen programla teslim edildi. Toplam 165 milyon TL yatırım bedeliyle alınan 14 hizmet aracı ve 26 iş makinesiyle araç filosu güçlendirildi. Özellikle kırsal mahallelerde yürütülen yol yapım, bakım-onarım, karla mücadele, altyapı ve içme suyu çalışmalarında kullanılacak araçların hizmet kalitesini önemli ölçüde artırması hedefleniyor. İl Özel İdaresi ek hizmet binasında düzenlenen programa katılan Muş Valisi Avni Çakır, burada yaptığı konuşmada, araç filosuna kamyon, pikap, silindir, mini ekskavatör, kazıcı yükleyici ve grader gibi birçok yeni aracın dahil edildiğini söyleyerek, "Muş İl Özel İdaresi’ne yeni araçlarımızın kazandırılması münasebetiyle böyle bir program tertip ettik. Sizlere göre sağ tarafta bulunan kamyonlarımız, kurumumuza ve araç parkımıza yeni kattığımız araçlardır. Bunun yanında her kategoride hizmet aracımız bulunuyor. Ekip şeflerimizin sahadaki kontrolleri daha sağlıklı ve seri bir şekilde yapabilmeleri, ihtiyaç anında sahada daha hızlı hareket edebilmeleri için pikaplarımızı da filomuza dahil ettik. Yine malumunuz asfalt plentimiz mevcut. Geçen yıl sadece 70 kilometrenin üzerinde sıcak asfalt ve 200 kilometrenin üzerinde 1. ve 2. kat asfalt çalışması gerçekleştirdik. Sürekli ihtiyaç duyduğumuz silindirlerimiz, mini ekskavatörlerimiz, kazıcı yükleyicilerimiz ve graderlerimiz de araç filomuza katıldı. Bugün adeta Özel İdare çalışanlarımız ve muhtarlarımızla birlikte bayram yapıyor gibiyiz" dedi. İl genelinde 368 köy ve 217 mezraya hizmet ulaştırıldığını belirten Vali Çakır, gayriresmi yerleşim alanlarıyla birlikte 600’ün üzerinde noktaya hizmet verdiklerini ifade ederek, "Vatandaşlarımız müsterih olsunlar; hizmet politikamız eşitlik ve adalet anlayışıyla planlanmaktadır. Burada meclis üyelerimiz de buna şahittir. Önceliklerimiz var; grup yolları, heyelan yaşanan bölgeler, beton yanması meydana gelen alanlar gibi acil ihtiyaç duyulan yerlere öncelik veriyoruz. Bunun dışında da dengeli bir hizmet politikasıyla, hiçbir ayrım gözetmeksizin çalışmalarımızı sürdürmeye gayret ediyoruz. İnşallah sezona güçlü bir şekilde gireceğiz. Araçlarımız hazır, personelimiz hazır. Yoğun bir kış sezonu geçirdik ve karla mücadelede ciddi bir efor sarf ettik. Şimdi ise heyelanlarla mücadele ediyoruz. İnşallah onları da bir iki hafta içerisinde toparlayacağız ve bayramdan sonra ‘Bismillah’ diyerek çalışmalarımıza devam edeceğiz" şeklinde konuştu. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şehmus Yentür de, yeni araçların sahadaki hizmet kapasitesini artıracağını belirterek, kırsal bölgelerde vatandaşlara daha hızlı ve etkin hizmet sunulacağını ifade etti. Konuşmaların ardından Nurullah Koçhan tarafından dua okunurken, program kurdele kesiminin ardından katılımcıların araç filosunu gezmesiyle sona erdi. Programa, İl Jandarma komutanı Jandarma Kıdemli Albay Özgür Özer, Kurum Amirleri ve muhtarlar katıldı.
İstanbul Tutuklu sanık Murat Kapki: "Konuş çık dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar" "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında tutuklu sanık iş adamı Murat Kapki, "Savcı bana ’konuş ve çık’ dediği gün oradan serbest bırakılacağımı sandım. Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır. Savcı bana ne sorduysa, biraz sonra tahliye olacağım diye düşünerek yorum da katarak ’evet öyledir, doğrudur’ gibi cevaplar verdim. ’Konuş çık’ dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar. Şimdi de o ifadelerle hem beni hem başkalarını suçluyorlar hepsini reddediyorum. Burada şu an anlattığım her şey doğrudur. Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım. Ama kandırıldığım yetti" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 38. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık iş adamı Murat Kapki savunma yaptı. Murat Kapki hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütünün İBB’yi ele geçirmesi üzerine açık hava reklam alanlarından haksız kazanç sağlamak maksadıyla örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun örgüt üyesi Hüseyin Köksal üzerinden kurduğu BVA Reklam, Advercity isimli firmalara görünürde ortak yapıldığı belirtilmişti. Kapki’nin Murat Ongun ile birlikte hareket ederek suç örgütünün reklamcılık alanında kurduğu sistem sayesinde zenginleştiği de iddianamede aktarılmıştı. Murat Kapki’nin tutuklu sanık Murat Ongun’a İBB iştirak firmalarından Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. unvanlı firmaların yönetiminde destek verdiği, sahibi olduğu veya gayri resmi ortak olduğu firmalara usulsüz şekilde ihaleler verildiği iddianamede ifade edilmişti. Öte yandan Murat Kapki soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi verirken, ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ yargılaması başlamadan önce mahkemeye sunduğu dilekçe ile "Savcıların benim örgüt üyesi olmadığımı anlaması ve ailemi korumak adına bir takım ifadeler verdim" diyerek etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçmişti. "Şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor gerçekle hiçbir alakası yok" İddianamedeki suçlamalara karşı sanık Kapki, "15 aydır tutukluyum. Bu 15 ay içinde beni olduğumdan bambaşka biri gibi tanıttılar. Kriminal bir adam gibi lanse etmeye çalıştılar. Ben 23 yıldır reklam sektöründeyim. Yaşım artık 52 olduğu için yeni bir şirket kurup kurumsal bir yapıya geçmek istemiştim; BVA’yı bunun için kurdum. Hüseyin Köksal ile 25 ile 30 yıl arası bir tanışıklığım vardır, Bir gün bana gelmişti, oturuyorduk. Aile şirketinden ayrı, bağımsız bir şeyler yapmak istediğini ve birçok sektöre baktığını söylemişti. Ben de ona reklam sektörünü anlattım. Yüzde 20 benim, Yüzde 80 Hüseyin’in olacaktı. Çünkü o maddi olarak gelir sağlayacaktı. Ben de reklam sektöründeki hünerimi gösterecektim. BVA’nın kuruluş süreci bu şekilde. Bunu neden anlattım? Çünkü iddianamede bu şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor. Bunun gerçekle hiçbir alakası yok" dedi. "Hiçbir zaman belediyeden para alan taraf olmadım para veren taraf oldum" Kapki, "2021’den sonra karlılığımız artmaya başladı. Ama iddianamede ileri sürüldüğü gibi olağanüstü karlılık söz konusu değil. Bu olağanüstü karlılık hikayesi baştan sona yalan. Ama bütün suçlamalar bunun üzerine kurulmuş. Biz belediyeden ya da Kültür AŞ’den para alan bir şirket değiliz, para veren tarafız. Ben hiçbir zaman belediyeden para alan taraf olmadım, belediyeye para veren taraf oldum. Eylemlerde ihaleye fesat karıştırdığım ve kamu zararına dolandırıcılık yaptığım söyleniyor. Fesat karıştırıldığı iddia edilen ihaleler bizim aldığımız ihaleler değil. Bizim Kültür AŞ’den aldığımız ihaleler alt ihalelerdir. Ana ihale, İBB’nin yaptığı ve Kültür AŞ’nin kazandığı ihaledir. Biz ana ihalenin katılımcısı dahi değiliz. Katılmadığım bir ihaleye nasıl fesat karıştırabiliyorum? Bunu da anlaşım değilim" şeklinde savunma yaptı. "İddianameye göre Murat Ongun yöneticimmiş, birbirimizi sevmeyiz" Kapki devamında, "İhaleye çıkan rakamı komple kamu zararı olarak şu an bize yansıtmaya çalışıyorlar. Biz belediyeyi ne ile dolandıracağız? Biz şartnameye uygun davranmışız, borcumuzu zamanında ödemişiz. Reklam ünitesi olarak aldığımız yeri başka bir amaçla kullansak anlayacağım, ancak şartnameye uygun kullanmışız, hile yapmamışız, ödemelerimizi yapmışız. Reklam amaçlı aldığım yeri reklam alanı olarak kullanmışım, söylenen paraları ödemişim ve fazla yer kullanmamışım. Nesini dolandırdım ben devletin? Benim reklam sektöründeki varlığım sanki Ekrem İmamoğlu’yla başlamış gibi gösteriliyor. Oysa ben Ekrem İmamoğlu’ndan önce de İBB’den reklam alanları alıp satan bir kişiyim. Bu ihalelerin tamamı Sayıştay tarafından denetlenmiş ve usulsüzlük tespit edilmemiştir. Ben örgüt üyesi değilim. Böyle bir örgütün varlığından da haberdar değilim. İddianamede örgüte atfedilen amaçların hiçbiri benim amacım değildir. İddianamede gizli toplantı yapıldığı söylenen yerlere hiç gitmedim. Kimseyle gizli toplantı yapmadım, kimseye para götürmedim. İddianamedeki şemaya göre Murat Ongun benim yöneticimmiş, hakikaten birbirimizi hiç sevmeyiz. Ben Murat Ongun’la gizli toplantı yapmayı bırakın, randevu bile alamıyorum. Bizim Murat Ongun’la aynı örgütte olduğumuza, aramızda bir çıkar birlikteliği olduğuna inanacak kimseyi de bulamazsınız. Herkes bizim aramızın kötü olduğunu piyasada bilirdi" dedi. "Ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim" Murat Kapki savunmasında, "24 Haziran’da verdiğim ifadeyi dikkatle incelemenizi istiyorum Dosyadaki neredeyse bütün etkin pişmanlık ifadeleri ’ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum’ cümlesiyle başlar. Savcı Bey bana sordu, ’etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musun?’ diye. ’hayır’ dedim. ’Peki’ dedi. İfademizi yazdık, yazdık. En sonunda bana dedi ki ’ileride sana atfedilen bir suç çıkar ise o zaman etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin?’ İstemediğimi söyledim ama ’bu ileride senin için iyi bir şey olabilir’ dedi. Ben de avukatıma sordum, ’yazabilirsin’ dedi. Oraya o şekilde yazdık. Yani aslında ifadelerime bakarsanız, ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim" ifadelerini kullandı. Kapki, Mücahit Birinci’nin kendisinden cezaevindeyken para istediğini söyledi Murat Kapki, 31 Temmuz’da AK Parti eski MKYK üyesi ve avukat Mücahit Birinci’nin kendisiyle görüşmeye cezaevine geldiğini söyleyerek, "Bana 2 milyon dolar para vermem gerektiğini ve yanında getirdiği belgeleri imzalamam gerektiğini söyledi. Ben Mücahit Birinci’yi tanımıyordum. Bana daha önce başka bir avukat geldi, Mücahit Birinci’nin ne kadar güçlü olduğundan bahsetti. Beni çıkarabileceğini söyledi. ‘Tamam’ dedim ben de çıkarabilecekse. 2,5 milyon dolar istediğini söyledi, ben 2 milyon dolar verebileceğimi söyledim. Ancak herhangi bir ifade falan isteyecekse belgelere imza atmayacağımı söyledim. Noter geldi, vekalet verdim. Bana imzalamam gerektiğini söyledikleri belgeleri imzalamayı reddettim. ‘Sadece para versem çıkamıyorum değil mi Mücahit Bey’ dedim. ‘Hayır’ dedi. Ben de hiçbir şey imzalamak istemediğimi parayla çıkarabiliyorsa çıkarmasını söyledim. Bana imzalatmak istediği belgelerde Ekrem Bey ile, Murat Ongun ile, Özgür Özel ile ilgili benim hiç bilmediğim, duymadığım, görmediğim şeylere şahit olduğumu, Hüseyin’in bana bunları söylediğini yazmışlar. Bana bunları imzalatmaya çalıştı. Ben kimseye iftira atmayacağımı söyledim. Azlettim ben kendisini daha sonra" diye konuştu. "Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım" Murat Kapki, "Savcı bana ’konuş ve çık’ dediği gün oradan serbest bırakılacağımı sandım. Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır. Savcı bana ne sorduysa, biraz sonra tahliye olacağım diye düşünerek yorum da katarak ’evet öyledir, doğrudur’ gibi cevaplar verdim. Sonra da bunlar zapta yazıldı. Kendi hakkımdaki iddialara cevap verdim, ciddiye almadılar. ’konuş çık’ dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar. Şimdi de o ifadelerle hem beni hem başkalarını suçluyorlar hepsini reddediyorum. Burada şu an anlattığım her şey doğrudur. Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım. Ama kandırıldığım yetti. O yüzden bu kadar uzun bir savunma yapıyorum. Benim bu duruşmada verdiğim ifadelerim doğru ve gerçektir. Ek ifadeler adı altında alınan beyanlar tutukluluğun, hastalıklarımın, ailemin başına bir şey gelmesi korkusunun oluşturduğu manevi baskının, savcının ’bize bir şeyler anlatırsan lehine olur’ şeklindeki vaatlerinin ve bugüne kadarki yaşantım gereği savcıların yanında durma refleksimin bir sonucudur. Bugün burada söylediklerimin içinde bir tane yalan yoktur fakat iddianame yalanlarla doludur. Hatta Savcı Bey benim ifademe ’Ekrem İmamoğlu bu ihaleler yoluyla elde ettiği geliri Cumhurbaşkanı olmak ve diğer siyasi hedeflerini gerçekleştirmek için fon olarak kullanmıştır’ yazdırmak istedi. Ben buna itiraz ettim, yazdırmadım. O yüzden benim hakkımdaki ifadelerin de hangi şartlar altında ve ne amaçla verildiğini tahmin edebiliyorum" dedi. Mahkeme başkanı sanık Murat Kapki’nin çapraz sorgusu sırasında sesini yükselten Ekrem İmamoğlu’na ‘burası sizin miting alanınız değil’ dedi. Yaşanan gerilimin ardından duruşma 18 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.
Afyon Şehit mezarı 49 yıl sonra yeniden yapıldı Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Susuz Köyü’nde bulunan Şehit Piyade Er Hüseyin Coşkun’un kabri 49 yıl sonra şehit mezarı olarak yeniden düzenlendi. 6 Haziran 1977 tarihinde askerlik görevini Ağrı Doğubayazıt Telçeker Hudut Karakol Komutanlığı emrinde 1956/2 tertip piyade er olarak yapan Hüseyin Coşkun, görev başındayken askeri aracın trafik kazası yapması sonucu hayatını kaybetti. O dönem ailesine ilgili kanunlar çerçevesinde emekli sandığı tarafından şehit, vazife malullüğü hakları verildi. Ancak anne ve babasının vefat etmesi ve SGK kayıtlarında dosyanın pasif duruma düşmesi nedeniyle Şehit Hüseyin Coşkun’un ismi yıllarca Afyonkarahisar’daki resmi şehit kayıtlarında yer almadı. Konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, şehidin yeğeni olan Sandıklı Cumhuriyet Ortaokulu Müdürü Alaaddin Coşkun’un durumu derneğe bildirmesi üzerine gerekli araştırmaların yapıldığını belirtti. Şehit mezarına ilk ziyaret yapıldı Yapılan girişimlerin ardından Afyonkarahisar Valiliği’ne başvuruda bulunularak, şehidin kabrinin yönetmelikte belirtilen tek tip şehit mezarı şeklinde yapılması talep edildi. Afyonkarahisar Valiliği ekipleri tarafından gerçekleştirilen çalışmayla şehit Hüseyin Coşkun’un Susuz Köyü Mezarlığı’nda bulunan kabri 49 yıl sonra yeniden düzenlenerek şehit mezarı haline getirildi. Yeni yapılan şehitlik kabri, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, şehidin yeğeni Alaaddin Coşkun, şehit babası Fuat Saraç ile gaziler Cihan İlhan ve Muharrem Korkusuz tarafından ziyaret edildi.