GÜNDEM - 10 Ağustos 2023 Perşembe 09:33

’Eren’siz geçen 6 yıl

A
A
A

Trabzon’un Maçka ilçesinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından açılan ateş sonucu 11 Ağustos 2017 tarihinde şehit edilen Eren Bülbül geçen 6 yıla rağmen unutulmuyor. Evinin yanındaki mezarı ziyaretçi akınına uğrayan Eren Bülbül’ün annesi Ayşe Bülbül oğlunun mezarı başından ayrılmıyor.

Trabzon’un Maçka ilçesi Köprüyanı mahallesinde 11 Ağustos 2017 tarihinde terör örgütü mensuplarının hırsızlık için girdiği evlerini güvenlik güçlerine göstermek için giderken açılan ateş sonucu Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile birlikte şehit olan Eren Bülbül, ölümünün üzerinden geçen 6 yıla rağmen unutulmuyor. 1 Ocak 2002 yılında dünyaya gelen ve PKK’lı teröristler tarafından 15 yaşında şehit edilen Eren Bülbül sevenleri tarafından ‘İyi ki varsın Eren’ etiketiyle anılırken, anne Ayşe Bülbül oğlunun mezarı başından ayrılmıyor. 6 yıldır unutulmayan Eren Bülbül’ün mezarı ziyaretçi akınına uğrarken, anne Ayşe Bülbül o günü gözyaşları ile anlattı. Olay gününün sanki bir rüya gibi olduğunu belirten anne Ayşe Bülbül, “40 yıldır burada yaşıyorum. Çocuklarımla gecekonduda bazen kapımız açık, bazen kapımız kapalı böyle bir şey ile hiçbir zaman karşılaşmadık. Eşimi kaybettikten sonra çocuklarımla burada yaşamak zorundaydık. Çocuklarımla sarılarak burada çalışmaya devam ettik. Yuvamızı kurtarmaya çalıştık. Şuanda yaylalarda olacaktım. Evladımın yıldönümünden sonra yaylaya gideceğim. O gün meradan ot kesmiştik tekrar eve geldiğimde gördüm ki ev soyulmuş. İstanbul’da yaşayan 2 tane büyük oğlum var. Oğlumu aradım, ’Bizim eve biri girdim’ dedim. ’Anne sen hiçbir yere elleme ben jandarmayı arayayım’ dedi. Jandarma geldi, evimizde inceleme yaptı. ’Burayı PKK’lı teröristler soydu’ dediler. Biz o gece orada kaldık. Otları topladıktan sonra yaylaya gitmek zorunda kaldık. Ben giderken Eren’i amcasına bıraktım. Çarşamba günü onu bırakmıştım. Perşembe günü Eren eve geldiğinde onlara burada rastlıyor. Jandarma Eren’e numara bırakmıştı, ’Burada birini görürsen arayın’ diye. Çocuk burada onları görünce haber verdi. Cuma günü camiye gitmişti. Jandarma ile Cuma namazı kıldılar. Namazdan sonra eve gelmişler. Çatışma çıkmış. Oğlum şehit edilirken, beni bir komşumuz aradı. ’Neredesin’ dedi. Telefonda buradaki kurşun seslerini duyuyordum. Telefonu kapattım. Eren’in fındıkta çalıştığını biliyordum onu aradım. Aradım ama cevap veren yok. Ben anladım ki benim oğlum şehit edildi. Yayladan buraya gelene kadar beni kandırıyorlar ama telefon elimde hiç durmadan Eren’i aradım. Çarşıya geldiğimde ’Eren çatışmadaydı ama dizinden vuruldu, ameliyattadır ondan cevap vermiyordur’ dediler. Hastanenin önüne geldiğimde Eren’in kardeşleri hastane önünde çırpınıyordu. Ben anladım ki benim evladım şehit edildi. Ben hastaneye geldiğimde benim evladım ile birlikte astsubayında şehit edildiğini öğrendim. Nur yüzlü evladımın cenazesi geldi. Bağırdım, çağırdım. Sonra gelip evladımı babasının yanına koydular. 6 yıl oldu ama benim için 6 bin yıl oldu. Benim evladım çocuktu, hayatında çok şeyler yaşadı. Beni o yaşadıkları üzüyor. Vatan sağ olsun” dedi.

“Eren bize bir parça ekmek getirmek için saçını süpürge yapan bir çocuktu”

Geride kalan 12 evladını vatan için şehit vermeye hazır bir anne olduğunu kaydeden Ayşe Bülbül, “Ben oğlumu gururla anlatıyorum. Böyle bir evladın annesi olduğum için kendimle gurur duyuyorum. Tabi ki babası da sağ olsaydı o da küçücük Eren’imin den gurur duyuyorum derdi. Benim 13 tane evladım var. Eren’im 11 numaraydı. Eren’den küçük 2 kız çocuğum var. 13 evladın içerisinde Eren bir başkasıydı. Eren yerinde duramayan, kıpır kıpır bir çocuktu. 2016 yılında eşimi kaybettim. Eren’in ağabeyleri benim yanımda vardı. Babalarını kaybettikten sonra Eren’in çalışkanlığı, bize bir parça ekmek getirmesi için yaptığı gayreti diğer ağabeyleri yapmamıştı. Bizim bir şeyleri sezmemiz gerekliydi. Hiç çözemedim. Hiç anlayamadım. Eren bize bir parça ekmek getirmek için saçını süpürge yapan bir çocuktu. Evladımla gurur duyuyorum. Geride kalan 12 evladımı vatanı için şehit vermeye hazır bir anneyim. Mutluyum. Gururluyum. Bu gurur bize yeter. Evladım kaderi böyleymiş diyerek oturmak zorundayım. Evladımın yıldönümleri geldiği zaman iyi değilim. Yıldönümü geçtiği zaman sanki sırtımda bir yük onu aşağıya koymuş gibi oluyorum. Üzülmekle geriye bir şey getirmiyoruz. Bu gururu taşıyarak bu yolda sonuna kadar yürümek zorundayım. Vatan sağ olsun demek zorundayım” şeklinde konuştu.

“Eren’in filmini izleyip gözyaşı döken insanlarımız var; Onlardan Allah razı olsun”

Evladının unutulmadığı için gururlu olduğunu vurgulayan Ayşe Bülbül, “Eren’in adına bir film çekildi. Tabi ki evladım unutulmadığı için gururluyum. Eren’in filmini izleyip gözyaşı döken insanlarımız var. Onlardan Allah razı olsun. Benim evladımı unutmadıkları için mutluyum ama evladımın yaşadığı o filme izlediğim için o yaşanılanlara tekrar izlediğimde o kadar üzülüyorum ki bu hayat bizim mi diyorum. Biz anne ve baba olarak bunları yaşamak zorundayız ama o çocukların hiçbir suçu hiçbir günahı yok onlar o zorluğu yaşamak zorunda değil. Onun için üzülüyorum” diye konuştu.

“6 yılın çoğu mezarın başında geçti”

Evladının kabri başında mutlu olduğunu söyleyen Ayşe Bülbül, “6 yılın çoğu mezarın başında geçti. Evladımın kabri başında mutlu oluyorum. Hiç eve gitmek istemiyorum ama burada evladımın başında beklemekte o kadar zor ki bunu da küçük bir şey sanmayın. Özellikle yaz ayların misafirler geliyor. Bu gurur bir anneye yeter. Yurtdışından kalkıp Eren’imi ziyarete geliyorlar. Benim acıma ortak oluyorlar. Benim evladımı sevdikleri onların yüzünden anlıyorum. Üzgünlüğümüz gururumuzu kapatıyor” ifadelerini kullandı.

Ozan Köse - Tolga Şahin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Ziraat Türkiye Kupası: Trabzonspor: 1 - Konyaspor 0 (İlk yarı) Ziraat Türkiye Kupası finalinde Trabzonspor ile Konyaspor, Antalya’da karşı karşıya geliyor. Mücadelenin ilk yarısı Trabzonspor’un 1-0 üstünlüğü ile tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 1. dakikada Konyaspor tribünlerinden sahaya atılan meşaleler nedeniyle hakem Halil Umut Meler, oyunu kısa süreli durdurdu. 6. dakikada Konyaspor’da Gonçalves’in savunma arkasına gönderdiği topta Bardhi, kaleciyle karşı karşıya kaldı. Bardhi’nin şutunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 10. dakikada Trabzonspor’da Zubkov’un pasında ceza sahası dışında topla buluşan Muçi’nin şutunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 18. dakikada Trabzonspor, sağ kanattan gelişen atakta Pina’nın ortasında Onuachu’nun kale alanı önünden yaptığı vuruşla golü buldu. 1-0 25. dakikada Konyaspor atağında Uğurcan’ın sağ taraftan ortasında Bardhi’nin uzak direk dibinden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak az farkla üstten auta çıktı. 36. dakikada Trabzonspor’da Onuachu’nun kafa vuruşunda kaleci Bahadır gole izin vermedi. Stat: Corendon Airlines Park Hakem: Halil Umut Meler, Çağlar Uyarcan, Bersan Duran Trabzonspor: Onana, Pina, Nwaiwu, Savic, Mustafa Eskihellaç, Folcarelli, Bouchouari, Zubkov, Muçi, Augusto, Onuachu Yedekler: Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Anthony Nwakaeme, Ozan Tufan, Lovik, Onuralp Çakıroğlu, Umut Nayir, Oulai, Salih Malkoçoğlu, Boran Başkan Teknik Direktör: Fatih Tekke Konyaspor: Bahadır, Uğurcan, Adil, Nagalo, Berkan, Jevtovic, Melih, Deniz, Gönçalves, Bardhi, Muleka Yedekler: Deniz Ertaş, Yasir Subaşı, Jo Jin-Ho, Rayyan Baniya, Yusuf Andzouana, Arif Boşluk, Sondre Svendsen, Bjorlo, Olaigbe, Kramer Teknik Direktör: İlhan Palut Gol: Onuachu (dk. 18) (Trabzonspor) Sarı kartlar: Bouchouar, Savic (Trabzonspor), Uğurcan Yazğılı, Jevtovic (Konyaspor)
Ankara Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, konfederasyon tarafından karşılandı Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, Türkiye’ye dönüşlerinin ardından HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından karşılandı. Gazze’ye insani yardım götürmek için Global Sumud Filosu ile çıktığı yolculuğunda İsrail saldırısıyl alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, diplomatik girişimler sonucunda Türkiye’ye getirildi. HAK-İŞ’e bağlı sendika başkanları ve üyeleri tarafından karşılanan Arslan, yaptığı konuşmada, dünyanın Sumud Filosu’nda yaşananları bilmesi gerektiğinin altını çizdi. Arslan, "Bunu teşkilatlarımızın dünyanın bilmesi gerekiyor. Gerçekten Sumud için Siyonist devletinin yapmış olduğu hazırlıklar bir plan dahilinde yapılmış. Gemilere müdahaleden başlayarak sınır dışı edildiğimiz saate kadar her şey planlanmıştı. Bir dakikası bile boş geçmeyen işkenceler, hakaretler, aşağılanmalar, bir insana yapılmaması gereken ne varsa hepimize uygulandığı bir süreç yaşadık. Bunların böyle olduğunu biliyorduk. Ama bu kadar olduğunu bilmiyorduk. Geçen yıl Sumud 1’de yaşananların on katı değil yüz katını yaşattılar. Neden? Sumud onlar için büyük bir baş belası. Sumud bir ateşkesin kısmen de olsa sağlanmasını gerçekleştirmişti. Yardımların kısmen de olsa gitmesini sağlamıştı. Uluslararası toplumun Filistin konusunda inanılmaz duyarlılık oluşturmuştu. Ve bütün dünya ayağa kalkmıştı" dedi. "Amacımız, bir duruş ortaya koymak ve bunun karşılığında onurumuzu, yerlere süründürmeden dik durabilmekti" Sumud’un İsrail güçlerine karşı olan duruşuna değinen Arslan, "Ama Sumud’un ilkesi şu; ‘asla karşılık vermeyeceğiz, asla şiddete eğilim göstermeyeceğiz, asla gözlerine bakmayacağız, asla onlarla bir münakaşaya girmeyeceğiz’. Çünkü bunları yaparsanız Fatma gibi daha çok dayak yiyorsunuz. Daha fazla hakaret görüyorsunuz. Daha fazla işkence görüyorsunuz. Bizim oradaki amacımız, bir duruş ortaya koymak, o duruşumuzun karşılığında onurumuzu, haysiyetimizi, kişiliğimizi asla yerlere süründürmeden dik durabilmekti" ifadelerine yer verdi. Sumud 2 misyonunun daha Gazze’ye ulaşamadan uluslararası kamuoyunda büyük etki oluşturduğunu ifade eden Arslan, dünyanın birçok ülkesinde halkların Filistin için meydanlara çıktığını söyledi. Arslan, Batılı halkların hükümetlerinin baskılarına rağmen Filistin için ses yükselttiğini belirterek, Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığına dikkati çekti. "Şov yapmak için değil, Filistin için gittik" Arslan, Sumud yolculuğunun herhangi bir gösteri amacı taşımadığını ve kamuoyuyla önceden paylaşmadığını söyleyerek, "Amacımız Filistinli kardeşlerimizin acılarını dindirmek. Onların yaşadığı zorlukları görüp bunu sizinle paylaşıp daha fazlasını yapmayı istemek. Derdimiz bu, şov yapmak değil. Şov yapmak istesek bir ay önceden propaganda yapardık. Ailemin dışında kimseye paylaşmadık. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımıza son gün söyledim. Neden? Çünkü bu istismar edilsin istemedik" diye konuştu. "Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" Filistin halkının yaşadığı zulmün tüm insanlığın ortak meselesi olduğunun altını çizen Arslan, "Filistin için kim bir tuğla koymuşsa kendimizi ondan ayrı görmüyoruz. Ama HAK-İŞ herkesten daha fazlasını yapmak zorunda. Herkesten daha fazla fedakarlık, herkesten daha fazla mücadele etmek zorunda. Çünkü konfederasyonumuzun bu konuda kararları var. Bulunduğumuz illerde, il başkanlıklarımızda, şube başkanlıklarımızda, sendikalarımızda Filistin’i ve Gazze’yi girinti gündeminiz yapın. Gazze tamamen düşerse biliniz İstanbul düşer arkadaşlar. Bu siyonist katillerin esas hedefi Türkiye. O yüzden Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Arslan, Gazze’de yaşanan insanlık dramının yalnızca konuşularak geçiştirilemeyeceğini belirterek, herkesin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Gazze’de yaşananların yerinde görüldüğünde çok daha derinden hissedilebildiğini söyleyen Arslan, "Gazzeli kardeşlerimizin yaşadığı acıları yerinde görünce daha fazlasını yapmamız gerektiğini anladık. Lafla değil, bizzat mücadele ederek Filistin davasının yanında olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Filistin konusunda dünyanın birçok ülkesinde büyük bir vicdani uyanış yaşandığını kaydeden Arslan, özellikle Batı toplumlarında Filistin’e destek gösterilerinin giderek büyüdüğünü ifade etti. Arslan, Avrupa’dan Amerika’ya, Kanada’dan Latin Amerika’ya kadar milyonlarca insanın Filistin için meydanlara çıktığını ve Batılı halkların kendi hükümetlerinin baskılarına rağmen Gazze halkının yanında durduğunu söyledi. Ayrıca Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığını ifade eden Arslan, farklı inanç ve kültürlerden insanların Gazze için ortak vicdanda buluştuğunu belirtti. Arslan, Gazze halkının Türkiye’ye büyük umut bağladığını belirterek, "Türkiye bu sorumluluğunun farkında olmak zorunda. Biz farkındayız çok şükür. Devletimiz farkında, milletimiz farkında daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Onun için biz Sumud’a katılarak bu hainlerin, bu katillerin Gazzeli, Filistinli kardeşlerimize 80 yıldır neler yaptıklarını deneyimledik. Bizi iki gün dayanamayan arkadaşlarımız iki üç gün sabredemeyen arkadaşlarımızın yerinde 80 yıllık Gazze’de yaşayan biri olsanız nasıl olur?" dedi. Arslan, süreç boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaya koyduğu diplomatik irade ve dayanışmanın uluslararası aktivistler açısından büyük anlam taşıdığını belirtti. Ketziot Hapishanesi’nden çıkarıldıktan sonra havalimanında ilk olarak Türk Hava Yolları uçaklarını gördüklerini ifade eden Arslan, bu tablonun kendileri için büyük gurur kaynağı olduğunu söyledi. Türk Hava Yolları’nın yalnızca Türkiye vatandaşlarını değil yüzlerce aktivisti ülkelerine ulaştırdığını belirten Arslan, "Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türk Hava Yolları’na bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi. Türkiye’nin Filistin meselesindeki tarihi sorumluluğuna dikkat çeken Arslan, Türkiye’nin hem diplomatik hem de insani anlamda daha güçlü olması gerektiğini ifade etti. HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin ise, yaklaşık 40 gün önce İtalya’dan yola çıktığını belirterek, Sumud misyonunun sabır, direniş ve kararlılık üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce aktivistle birlikte Filistin halkına destek olmak için mücadele ettiklerini söyleyen Zengin, bu süreçte vicdan sahibi insanların din, dil, ırk ayrımı gözetmeden ortak bir dayanışma ortaya koyduğunu belirtti. Zengin, süreç boyunca uluslararası aktivistlerin en büyük güvencesinin Türkiye olduğunu belirterek, Türkiye’nin Filistin meselesindeki duruşunun dünya kamuoyunda büyük bir karşılık bulduğunu söyledi. Zengin, farklı ülkelerden aktivistlerin, "Ne olursa olsun Türkiye bizi kurtarır" diyerek Türkiye’ye duydukları güveni dile getirdiklerini ifade etti. Türk Hava Yolları uçaklarını gördükleri an büyük mutluluk yaşadıklarını belirten Zengin, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devlet yetkililerine ve Türk milletine teşekkür etti.