EKONOMİ - 11 Mayıs 2025 Pazar 10:45

Doğu Karadeniz’de somon hasadı başladı

A
A
A

Doğu Karadeniz’de Eylül-Kasım aylarında barajlardan denize bırakılan ve yaklaşık 4 kilograma ulaşan somonların hasadına başlandı.

1 Temmuz’a kadar sürecek olan hasat döneminde denizden çıkartılan somonlar büyük bir titizlikle fabrikalarda işlenerek dünyanın farklı ülkelerine gönderilmek üzere paketleniyor. Ülkemizde kişi başına tüketilen balık miktarı 7.2 kilogram olurken, Japonya’da ise bu rakam 65 kilogramı bulduğu belirtiliyor. Ülkemizden 2024 yılında somon ihracatından yaklaşık 500 milyon dolar döviz sağlanırken, bu yılın dört aylık döneminde ise bu rakam 117 milyon dolara ulaştığı belirtildi.

Doğu Karadeniz’de somon hasadı başladı

İhracatın göz bebeği

Türk somonunun ihracat bakımından ülkemizin göz bebeği olduğunu belirten Politek Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Talha Altun, "Bölgemizde fındıktan sonra en büyük ihracat kalemlerinden bir tanesi somon" dedi. Eylül-Ekim-Kasım gibi barajlardan denize indirmiş oldukları balıkları yaklaşık 7 ay boyunca denizdeki kafeslerde büyüttüklerini belirten Altun "Hasadımız başladı. Nisan-Mayıs-Haziran dönemlerinde 1 Temmuz itibariyle hasat dönemimiz bitiyor. Daha sonra işlemiş olduğumuz ürünleri yurt dışına ihracat çalışmalarımız devam ediyor. Denize indirmiş olduğumuz 500 gramlık balıklar denizde ortalama 3-4 kilograma geldiği zaman hasat tamamlanmış oluyor" dedi.

Geçen yıl somon ihracatından 500 milyon dolarlık döviz girdisi sağlandığını bu yılın 4 aylık döneminde ise bu rakam 117 milyon dolar olduğunu kaydeden Altun, "2024 yılında somon ihracatını 500 milyon dolarla kapattık Nisan ayı itibariyle 117 milyon dolardan gidiyoruz. İnşallah bu sene geçtiğimiz seneyi geçeceğimizi düşünüyoruz. Türk somonu ağırlıklı olarak Rusya, Japonya, Kanada ve Avrupa ülkelerinden Fransa son dönemde artan taleplere karşılık veriyor diyebiliriz" diye konuştu.

Norveç somonuna göre hem tat, hem renk olarak farklı

Türk somunun Norveç somonuna göre daha lezzetli olduğunu bunun da denizdeki tuzluluk oranının az olmasından kaynaklandığını kaydeden Altun, "Türk somonunun Norveç somonuna göre farklılıklarına bakacak olursak aslınca Norveç somonuna göre daha kaliteli daha lezzetli bir balık. Hem renk olarak hem tat olarak Omega-3 ve Omega 6 olarak Norveç somonuna göre daha iyi bir balık. Dolayısıyla son dönemlerde özellikle Japonların tercih ettiği bir balık diyebiliriz. Bu balık özellikle Karadeniz Bölgesi, Doğu Karadeniz Bölgesinde ağırlıklı olarak oluyor. Çünkü tuzluluk oranı diğer denizlere göre daha düşük. Akarsuların da çok büyük etkeni var. Bölgemizdeki akarsu zenginliği de buna bir etken" ifadelerini kullandı.

Doğu Karadeniz’de somon hasadı başladı

Ülkemizde balık tüketim miktarının kişi başına 7.2 kilogram olduğunu Japonya’da ise bu rakamın 65 kilograma kadar çıktığını hatırlatan Altun, "Trabzon, Rize, Artvin bölgesinde yoğun olmakla beraber Ordu, Samsun, Sinop’a kadar uzayan bir üretim alanı var. Somon ihracatının tamamı hemen hemen Karadeniz bölgesinden oluyor. Çünkü tuzluluk oranı nedeniyle diğer bölgelerde somon üretimi olmuyor. İç piyasadaki tüketimimiz şu anda kişi başı 7.2 kilogram. Amacımız iç piyasadaki tüketimimizi artırabilmek. Çünkü Avrupa’da ortalama 28 kilogram. Japonya’da 65 kilogramı bulabiliyor. Şu an dünyada en az balık tüketen ülkelerden biriyiz. Amacımız 2030 yılına kadar tüketimi 21 kilolara çıkartmak" şeklinde konuştu.

"Norveç yıllık 2 milyon ton üretim yaparken Türkiye olarak yüz bin tonlardayız"

Norveç’in yıllık somon üretim miktarının 2 milyon ton civarında olduğunu ülkemizde ise bu ise bu rakam yüz bin tonlarda olduğunu belirten Altun, "Türk somonu ihracatı serüveni 2016 yılında başladı. Norveç bu işe 1940 yıllarında girmiş. Şili 1980’lerde girmiş dünyanın en büyük üreticileri. Türkiye olarak onların yanında çok çok düşük bir konumdayız. İnşallah farkındalığımız arttıkça dünyadaki kalitemizi de artırdıkça pazarda ciddi bir ivmemiz oluşacaktır. Norveç yıllık yaklaşık 2 milyon tona yakın üretim yapıyor. Şili bir milyon tona yakın üretim yapıyor. Türkiye şu anda üretim miktarı yaklaşık yüz bin tonlarda. Oldukça düşük seviyelerde kat edecek çok daha yolumuz var diyebiliriz" dedi.

Doğu Karadeniz’de somon hasadı başladıBekir Koca - Ozan Köse

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Miniklere geri dönüşüm bilinci aşılanıyo Muğla Büyükşehir Belediyesi Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi bünyesinde hizmet veren Emin Eller Gündüz Bakımevinde, çocuklara geri dönüşüm bilincini kazandırmak amacıyla eğitici ve eğlenceli bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte miniklere geri dönüşümün önemi ve atıkların ayrıştırılması uygulamalı olarak anlatıldı. Etkinlik kapsamında çocuklar ilk olarak geri dönüşüm ve atık ayrıştırma konularını anlatan kısa bir çizgi film izledi. Ardından, kendileri için hazırlanan atık potalarına geri dönüştürülebilir malzemeleri atarak öğrendiklerini pekiştirdi. Programın devamında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Origami Topluluğundan gönüllü olarak etkinliğe katılan öğrenciler, çocuklara atık kâğıtlardan origami yapmayı öğretti. Minikler, hem el becerilerini geliştirdi hem de atıkların yeniden değerlendirilebileceğini eğlenceli bir şekilde deneyimledi. Eğitici olduğu kadar keyifli anlara da sahne olan etkinlik, çocukların dans edip şarkılar söylemesiyle sona erdi. Düzenlenen etkinlikle çocuklarda erken yaşta çevre bilinci oluşturulması hedeflendi. Üniversite öğrencisi Muhammet Özmen, çocuklarla birlikte origami yapmak amacıyla etkinliğe katıldıklarını belirterek, "Eski kâğıtlardan kedi, köpek yaparak atıkları nasıl değerlendirebileceklerini, çizdikleri resim kağıtları nasıl değerlendirebileceklerini göstermiş olduk. Çok güzel bir etkinlik oldu" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Kontrol Dairesinde görevli Çevre Mühendisi Hadi Özer, "Çocuklarımıza çevreyi korumanın günlük hayatın doğal bir parçası olduğunu göstermeyi ve bu bilinci erken yaşlı kazandırmaya hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki bugün bilinçlenen çocuklar yarının doğaya duyarlı bireyleri olacak" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, düzenlenen etkinliğin önemine dikkat çekerek, Çevreyi korumanın ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin yolunun bu bilinci çocuklara küçük yaşta kazandırmaktan geçtiğini, Emin Eller Gündüz Bakımevinde gerçekleştirilen bu anlamlı etkinliğin çocukların hem eğlenerek öğrenmesine, hem de çevreye karşı duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağladığını açıkladı.
Eskişehir Gebelikte grip aşısı anneyi de bebeği de koruyor Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Melih Arslan, gebelikte grip aşısının gerekliliğini ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınması gereken önlemleri anlattı. Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Melih Arslan, gebelik döneminde bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bebeğin büyümesine bağlı olarak annenin akciğer kapasitesinin azaldığını belirterek, bu durumun üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırdığını söyledi. Arslan, hamilelikte enfeksiyonların hem daha kolay bulaştığını hem de daha ağır ve şiddetli seyredebileceğini vurguladı. Bu nedenle gebelerde grip aşısının mutlaka yapılması gerektiğini ifade eden Arslan, grip aşısının gebeliğin her döneminde güvenle uygulanabildiğini belirtti. Arslan, "Grip aşısı, gebelikte enfeksiyona yakalanılsa bile hastalığın daha hafif seyretmesini sağlar. Pnömoni gibi daha ağır klinik tabloların gelişmesini engeller" dedi. Grip aşısının yalnızca anneyi değil bebeği de koruduğuna dikkat çeken Arslan, aşı sonrası oluşan antikorların plasenta yoluyla bebeğe geçtiğini ve doğumdan sonra da koruyuculuk sağladığını ifade etti. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınacak önlemler Op. Dr. Melih Arslan, gebelikte enfeksiyonlardan korunmak ve bağışıklık sistemini desteklemek için günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken noktaları da paylaştı. Kalabalık, havasız ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğini belirten Arslan, bu tür ortamlara girilmesi zorunluysa maske takılmasının önemli olduğunu söyledi. Hijyenin enfeksiyonlardan korunmada temel unsur olduğunu vurgulayan Arslan, sık sık ellerin yıkanmasını ve çantada dezenfektan bulundurulmasını önerdi. Uyku düzeninin bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Arslan, gebelikte uyku saatlerinin düzenli olmasının önemine dikkat çekti. Meyve ve sebze tüketimi artırılmalı Beslenmenin de bağışıklığı güçlendiren bir diğer önemli faktör olduğunu belirten Arslan, "Meyve ve sebze tüketimi artırılmalı, günde en az 10 bardak sıvı alınmalıdır. Gebelik döneminde hekim tarafından verilen multivitaminlerin düzenli kullanılması da bağışıklık sistemine destek sağlar." şeklinde konuştu. Op. Dr. Melih Arslan, alınacak bu önlemlerle gebelik sürecinde annenin sağlığının korunacağını, aynı zamanda bebeğin de enfeksiyonlara karşı daha güçlü bir şekilde hayata başlamasının sağlanacağını vurguladı.