ÇEVRE - 05 Nisan 2025 Cumartesi 09:48

Doğu Karadeniz’de çığ ve heyelan tehdidi

A
A
A
Doğu Karadeniz’de çığ ve heyelan tehdidi

Coğrafi yapısı itibariyle doğal afetlerde en riskli bölge olarak bilinen Doğu Karadeniz Bölgesi çığ ve heyelan tehdidi altında bulunuyor.


Doğu Karadeniz Bölgesi’nde hava sıcaklıklarındaki ani ısı değişiklikleri çığ ve heyelan riskini arttırıyor.


Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, bölgeyi bekleyen tehlikeye dikkat çekti.


Doğu Karadeniz Bölgesi’nde geçmiş yıllara bakıldığında doğa kaynakların afetlerin çoğunlukla bahar aylarında yaşandığını belirten Ersoy, "Bu istatistik açısından bir gerçek. Birkaç hafta önce 10 derecenin altında çok gün yaşadık ve bunlar karlı günlerdi. Özellikle yağış denizden geldiği için sahil kesimini vurdu. Sonra 20 dereceleri yaşıyoruz. Sonra yine değişen hava ve şartlar. Dolayısıyla bu hava sıcaklığındaki değişim beraberinde de doğa kaynaklı afetleri özellikle taşkınları getirecek gibi görünüyor" şeklinde konuştu.



"Hangi iklim şartlarınıda olursa olsun artık bir heyelan ve taşkın gerçeğini yaşamaya başladık"


Heyelan ve taşkın gerçeğinin bilinmesi gerektiğini kaydeden Ersoy, "Hemen hemen her gün ya da Doğu Karadeniz kıyı illerinde irili ufaklı bizim haberdar olduğumuz ya da olmadığınız kütle hareketleri kaya düşmeleri de dahil yaşanmaya başladı. Burada en büyük etkilerden biri de tabii ki yağış. Çünkü aşırı yağışı zemin alınca suya doygun hale geliyor sonra küçük bir tetikleme ile beraber bu olaylarla karşılaşıyoruz. Arhavi’de 4 kişinin maalesef hayatını kaybetmesine neden olan bir heyelanı da yaşadık o günlerde de dikkat ederseniz ki 15 gündür hava sıcaklığı 15 derecenin üzerindeydi. Dolayısıyla artık bölgemizde bir gerçeği kabul etmemiz lazım. Bu gerçek hangi iklim şartlarında olursa olsun artık bir heyelan ve taşkın gerçeğini yaşamaya başladık. Bunu bilerek düşünmemiz lazım" diye konuştu.



"Bölgemiz açısından ulusal ölçekte bir aksiyon planının alınması lazım"


"Bölgemiz açısından ulusal ölçekte bir aksiyon planının alınması lazım" diyen Ersoy, "Doğa kaynaklı afetler ile başa çıkabilmemiz için ulusal ölçekte bir direnç sağlamamız lazım. Çünkü bireysel çabalarla ya da yerel imkanlarla bu şeylerden kalkmak zor. Birleşmiş Milletler 2020’li yıllarda yaptığı tanımda afeti yerel imkanlarla önüne geçilemez olay olarak görüyor. Dolayısıyla ülke genelinde biz Maraş depremlerinden sonra özellikle ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunu kabul edip ona göre aksiyon planları aldığımızı düşünürsek bölgemiz açısından da ulusal ölçekte bir aksiyon planının alınması lazım. Özellikle çığ olayları da gündeme gelmeye başladı. Özellikle kıyı illerinin güney kesimlerinde çığ olaylarını da yoğun yaşıyoruz. Vatandaşların kesinlikle devlet kurumlarının yaptığı uyarılara dikkat etmeleri lazım. Mesela şu anda yayla göçleri yavaş yavaş başladı. Çığ riski beraberinde gelecek mi bilemiyoruz. Dolayısıyla bu durumda resmi kurumsal sitelerde bu uyarılar sık sık yapılıyor. Vatandaşların bu uyarıları dikkate alması gerekiyor. Dere kenarları sıkıntı çevresinde taşkınlar var. Hemen çevresinde de yamaçlar var. Dolayısıyla bizim bölgemizin bir gerçeği bu. Biz yamaçlara eğer uygun şartlarda jeolojik şartlarda düşünürsek yapılaşma yapabiliriz. Ama jeoteknik etütlerin sağlam olması lazım. Hiçbir etüt olmadan hiçbir bilimsel bir veri olmadan biz bunu yaparsak problemler ile karşılaşacağız" ifadelerini kullandı.



Doğu Karadeniz’de çığ ve heyelan tehdidi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Atakum Belediyesi’nden öğrencilere sıfır atık farkındalığı Samsun Atakum Belediyesi, sıfır atık çalışmaları kapsamında öğrencilere yönelik farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. Öğrenciler, etkinlikte biriktirdikleri atıkları belediye ekiplerine teslim ederek doğaya katkı sağladılar. Atakum Belediyesi, sıfır atık konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak için çalışmalarını yeni yılda da kesintisiz sürdürüyor. Belediyenin İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri çalışmalar kapsamında Atakum Milli Eğitim Vakfı İlkokulu öğrencilerine doğanın korunması ve geri dönüşüm başlıkları altında bilgilendirme yaptı. Etkinlikte öğrencilerin biriktirdiği atıklar, geri dönüşüm merkezlerine teslim edilmek üzere toplandı. "1 ton atığın geri kazandırılması 17 ağacı kurtarır" Program çevre konulu film gösterimi ile başladı. Atık maddelerin doğaya ve insan sağlığına etkileri ile geri dönüşüme kazandırılma sürecinin anlatıldığı film, öğrenciler tarafından ilgiyle izlendi. Film gösteriminin ardından Belediyenin İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğünden Çevre Mühendisi Mithat Dikmen, sıfır atık konusunda önemli bilgiler verdi. Dikmen "Artık kullanılmayan ve çevre için zarar oluşturan her türlü maddeye atık diyoruz. Sıfır atık uygulaması atığı azaltmak, atıkların toplama sistemini oluşturarak geri dönüştürmektir. Kağıt atıklar mavi kutulara, plastikler sarı kutulara, cam yeşil kutulara, metaller gri kutulara gibi ayrıştırmalar var. 1 ton atığın geri kazanılması, 17 ağacı kesilmekten kurtarır. Yeni üretime kıyasla metal ve plastik geri kazanımı ile yüzde 95 enerji tasarrufu sağlanabilmektedir. Atık camlar tekrar cam ürünlerine plastik maddeler elyaf, dolgu malzemesi, otomobil parçası gibi birçok malzemeye atık metaller ise tekrar tekrar metal ürünlere ürünlere dönüşebilmektedir. Bu açıdan sıfır atık çalışmaları, büyük önem taşımaktadır" dedi. "Öğrencilerden çevre duyarlılığı" Öğrenciler, programda biriktirdikleri atık yağ, pil, plastik gibi atıkları belediye ekiplerine vererek doğaya katkıda bulundular. Ekipler, atıkların en kısa sürede geri dönüşüm tesislerine teslim edileceğini belirterek, çevre dostu öğrencilere teşekkür ettiler.
İstanbul Eyüpsultan’da istinat duvarı çöktü: Bir dairede hasar oluştu İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde 5 katlı binanın bitişiğindeki istinat duvarı yağışın da etkisiyle çökerken, duvardan düşen parçalar giriş katta bulunan bir dairede hasara yol açtı. Öte yandan çöken istinat duvarı havadan görüntülendi. Eyüpsultan Merkez Mahallesi’ndeki 5 katlı bir binanın bitişiğinde bulunan istinat duvarı, yağışın da etkisiyle cumartesi günü çöktü. Duvarın çökmesiyle dağılan moloz ve tuğla parçaları, yakındaki binanın giriş katında bulunan daireye zarar verdi. 1 buçuk yıl önce daireye taşınan Özkan, istinat duvarıyla ilgili belediyeye başvuru yaptığını, diğer bina yöneticisi ve apartman sakinlerine de önlem alınması yönünde uyarılarda bulunduğunu öne sürdü. Duvarın, apartmanın çevresindeki diğer binaların borularından akan su ve son zamanlarda yapılan inşaat çalışmalarının da etkisiyle çöktüğü iddia edildi. Öte yandan, çöken istinat duvarı dronla görüntülendi. "Can ve mal güvenliğim tehlike altında" Yetkililerden destek isteyerek duvarın onarılmasını talep eden Özkan, "Belediyeye 1 buçuk seneden beri şikayetlerimiz vardı. Belediye müttehit raporlarını oluşturdular ama bir sonuç alamadık. Cumartesi günü de istinat duvarı yıkıldı. Can ve mal güvenliğim tehlike altında. Bana hava şartlarının düzeldiğinde toprakların bir kısmını alabileceklerini söylüyorlar ama benim evimin olduğu yer kentsel dönüşüm alanı olduğu için kamyonlar, inşaatçılar harıl harıl çalışıyorlar. Ben burada mağduriyetimin giderilmesini, toprağın kaldırılmasını ve istinat duvarının yapılmasını talep ediyorum. Zaten 4 ay önce şikayette bulunmuştum, yargı sürecinde. Burada gelip bakmaları için illa ki can kaybının mı olması gerekiyor. Evimde çocuklarımı tutamıyorum korkuyorlar. 3-4 ay önce de evimi su bastı. Ben buranın bir an önce yapılmasını istiyorum" dedi.