ASAYİŞ - 21 Şubat 2026 Cumartesi 09:56

Başıboş köpekler tehlike saçıyor

A
A
A
Başıboş köpekler tehlike saçıyor

Türkiye’nin birçok şehrinde giderek büyüyen sahipsiz sokak hayvanı sorunu, son aylarda art arda yaşanan saldırı ve yaralanma vakalarıyla yeniden gündeme geldi. Son olarak Trabzon’da sokak köpeğinin saldırı girişiminden kaçarken yola atlayıp belediye otobüsünün çarpması sonucu ağır yaralanan üniversite öğrencisi genç kız yaşam mücadelesi veriyor.


Türkiye genelinde son yıllarda artan başıboş sokak köpeği saldırıları, vatandaşların can güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Ülke genelinde farklı illerde yaşanan benzer olaylar, sahipsiz hayvan sorununu yeniden tartışmaların merkezine taşıdı. Son olarak Trabzon’da kaldığı yurda doğru yürüyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Eczacılık Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Cennet Nesibe Gül (21), kaldırımda ilerlediği sırada çevrede dolaşan sokak köpeğinin bir anda üzerine doğru koştuğunu fark etti. Genç kızın korkuyla geri adım atıp kaçmaya çalıştığı anlarda panikle yola fırladı. O esnada bölgeden geçen belediye otobüsünün çarpması sonucu üniversite öğrencisi metrelerce sürüklendi. Ağır yaralı olarak KTÜ Farabi Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alınan Gül’ün vücudunun çeşitli yerlerinde çoklu kırıklar bulunduğu, hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren genç kızın yaşadığı kaza çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, sokak köpeğinin genç kıza doğru yöneldiği, Gül’ün paniğe kapılarak koşmaya başladığı ve bu sırada yolun ortasına çıkınca otobüsün çarptığı anlar görüldü.


Belediye ekiplerinin, köpeği olaydan kısa süre sonra kontrol altına alarak barınağa götürdüğü öğrenildi. Genç kızın Kahramanmaraş’tan gelen ailesi ise hastanede büyük bir endişeyle tedavi sürecini takip ederken, olayın ardından polis ekiplerinin hem kazaya ilişkin hem de köpek saldırısına yönelik inceleme başlattığı öğrenildi.



Prof. Dr. Koşucu: "İlk 72 saat çok önemli"


Cennet Nesibe Gül’ün sağlık durumu ile ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Anabilim Dalı Prof. Dr. Müge Koşucu, ilk 72 saatin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, "Multi travma hastası genç kızımız Cennet trafik kazası geçirdi. Trafik kazaları ve multi travmada ilk 48 saat ve onun ardından 72 saat çok önemli. Bu 72 saat içerisinde genel durum değişikliği olabilir. İyiye veya kötüye gidiş olabileceği için şuan çok net bir şey söyleyemeyiz. Trafik kazasına bağlı beyin kanaması, kalça kemiğinde kırık, akciğer travması, karaciğer dalak yaralanması olan bir hastamız. Genel cerrahi ve ortopedi bölümleri acil ameliyata alıyor. Gerekli müdahaleler yapıldıktan sonra yoğun bakıma aldık. Takip ve tedavisi sürüyor. Genel durumu ciddiyetini koruyor. 72 saatten sonra genel durumu hakkında bilgi vermek mümkün olacak" dedi.



"Köpekle aynı ortamda yaşamaya mecbur bırakılmamamız gerekiyor"


Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, başıboş köpeklerin toplanması gerektiğini belirterek, "30 yıldır söylediğimiz şeyi tekrar ediyorum; başıboş köpek olmaz. Üniversite yerleşkelerinde bile maalesef köpeklerin bulunduğunu görüyoruz. Toplumun en eğitimli kesiminin, akademisyenlerin ve öğrencilerin yaşadığı alanlarda hocaların lojmanlarının olduğu bölgelerde bile başıboş köpek sorunu devam ediyor. Dış parazitinden idrarına, havlamasından arabalara ve öğrencilere saldırmasına kadar birçok sorun yaşanıyor. Yerleşkede tekerlekli sandalye kullanan ya da protez bacakla yürüyen öğrenciler var ve köpekler bunu farklı algılayıp özellikle onlara hücum ediyor. Bu başlı başına ciddi bir problem. Köpekle aynı ortamda yaşamaya mecbur bırakılmamamız gerekiyor. Tüm kampüslerde başıboş köpeklerin kaldırılması şart. Şehirlerde de durum farklı değil. Bugün Trabzon Meydan Parkı’na baktığımda bu köpek şehrin sembolüdür denildiğini görüyorum. Neyin sembolü? Ne zamandan beri bu şehrin sembolü oldu, kim sembol ilan etti? Çay bahçelerinin içinde, küçücük çiçekliklerde dışkı görüyorum herhalde o kokuyu yalnızca ben almıyorum. Dışkının taşıdığı bakteri ve virüs sayısının haddi hesabı yok. Köpeklerin bu şekilde etrafta beslenmesi hem kirlilik hem de sağlık açısından büyük bir risk. Bu durumdan kurtulmamız gerektiğini söylüyorum. Başıboş köpeklerin toplanması ve barınaklara alınması gerekiyor. Bu barınakları devlet de işletebilir, özel sektör de. Buraya kadar problem yok. Ancak köpeğe ölene kadar devlet baksın, hem de ucuza baksın gibi akıl dışı iddialar doğru değil. Dünyanın hiçbir yerinde köpekler ölene kadar barınakta tutulmuyor. Sadece bizde böyle bir yaklaşım var. Merhametli toplumuz diyoruz ama sokakta köpek kediyi parçalıyor, çocuğa saldırıyor. Merhamet bu değil" ifadelerini kullandı.



Başıboş köpekler tehlike saçıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Çakaloğlu cinayetinin şüphelisi adliyeye sevk edildi Aydın’ın Efeler ilçesinde Turgut ve Nuran Çakaloğlu çiftinin öldürülmesine ilişkin yapılan çalışmalar sonunda yakalanan yabancı uyruklu Ş.H., işlemlerinin ardından bugün adliyeye getirildi. Olay, Efeler ilçesi Meşrutiyet Mahallesi Kültür Caddesi üzerindeki müstakil dubleks bir evde 8 Şubat Pazar günü saat 17.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, doktor olduğu öğrenilen Ahmet Çakaloğlu bir süredir haber alamadığı anne ve babasının yaşadığı eve gitti. Eve giren Çakaloğlu, anne ve babasını kanlar içerisinde yerde yatarken buldu. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Turgut (80) ve Nuran (80) Çakaloğlu’nun vücudunun çeşitli yerlerinden aldıkları bıçak darbeleri sonucu hayatlarını kaybettiğini belirledi. Yaşlı çiftin cansız bedenleri, olay yerindeki incelemelerin ardından hastane morguna kaldırıldı. Olayla ilgili faillerin yakalanması için polis ekipleri çalışma başlattı. Adliyeye getirildi Yaşanan olayın ardından Aydın İl Emniyet Müdürlüğü tarafından geniş çaplı soruşturma başlatıldı. Cinayetin işlendiği ev ve çevresinde çalışmalarını sürdüren Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelinin yabancı uyruklu Ş.H. olduğunu tespit etti. Şüpheli düzenlenen operasyonda yaşanan kısa süreli kovalamacanın ardından yakalanarak gözaltına alındı. Suçunu itiraf eden şüpheli Ş.H. emniyetteki işlemlerinin ardından bugün Aydın Adliyesi’ne getirildi. Geniş güvenlik önlemleri eşliğinde adliyeye getirilen şüpheli hakim karşısına çıkarılacak.
Karabük KBÜ’de "Nübüvvetin İspatı" söyleşisi gerçekleştirildi Karabük Üniversitesi (KBÜ) Kamil Güleç Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen "Nübüvvetin İspatı" konulu programda konuşmacı olarak Ali Yeşilyurt yer aldı. Söyleşiye çok sayıda öğrenci ile akademik ve idari personel katılırken, programda İslamiyet’in insan, aile ve toplum hayatına bakışı ile peygamberliğin delilleri çeşitli başlıklar altında ele alındı. Açılış konuşmasında Yeşilyurt, bu tür programların dini meseleleri anlamak ve sorgulamak adına önemli bir zemin oluşturduğunu belirtti. Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) hayatı ve ortaya koyduğu mesajın tarihi ve ahlaki yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yeşilyurt, peygamberliğin yalnızca bir inanç meselesi değil, insanlığa sunulan hakikatlerin güvenilirliği anlamına da geldiğini söyledi. Mağara hadisesine değinen Yeşilyurt, zorlu şartlar altında gösterilen teslimiyet ve kararlılığa dikkat çekerek, "Lâ tahzen, innallâhe me‘anâ." sözünü aktardı. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı boyunca doğruluk ve güvenilirlik vasfıyla tanındığını belirten Yeşilyurt, toplum tarafından "El-Emin" olarak nitelendirildiğini hatırlattı ve Hz. Aişe’nin "O’nun ahlakı Kur’an’dı." sözünü paylaştı. Konuşmasında iman kavramına da değinen Yeşilyurt, "Kâinatta en yüksek hakikat imandır. İmandan sonra namazdır." ifadelerini kullandı. Söyleşi, katılımcıların sorularının ardından sona erdi.
Kayseri Teravih namazı için 5 kilometre yürümek istemiyorlar Kayseri’de daha önce gündeme gelen Kemal Sunal’ın tel örgüsüyle ikiye bölünen bir köyün hikayesini anlattığı Propaganda filmindeki gibi tel örgüyle ikiye bölünen mahalle sakinleri, Ramazan’da teravih namazı kılmak için 5 kilometre yol yürümek zorunda kalıyor. Kayseri’ye 28 kilometre uzaklıktaki Sarımsaklı Mahallesi sakinleri mahallelerinin ortadan ikiye bölünmesine daha öncede tepki göstermişti. Ortadan ikiye bölünen mahallede cami demir yolunun karşı tarafında kalırken, ramazanın başlamasıyla teravih namazlarını eda etmek için 5 kilometre yol yürümeleri gerekiyor. Camiye ulaşmak istediklerini dile getiren Sarımsaklı sakinleri alt geçit talep ediyor. "Bir alt geçitten geçilecek olsa cami yaklaşık 50 metre yürüme mesafesinde" Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, "Şu anda bulunduğumuz yer şehir merkezine 200 kilometre uzaklıkta değil, bir dağ başında da değiliz. Şehrin merkezine çok yakın bir mesire alanındayız. Burada daha önce de dile getirmiş olduğumuz bir demir yolu sorunu var. Demir yolu yüzünden köy ikiye bölünmüş durumda; tel örgülerle kapatmışlar. Daha önce gündeme geldi ve vatandaşların mağduriyetlerini gidermek için buraya bir alt geçit yapılması sözü verildi. Bir atasözü "El elin eşeğini türkü söyleyerek arar" deri. Fakat burada el yok, burada el devlet. Mahallede bir cami var. Bir alt geçitten geçilecek olsa cami yaklaşık 50 metre yürüme mesafesinde. Demir yolunun diğer tarafında kalan köylüler alt geçitten 2 dakika içerisinde camisine gider ve teravihini eda eder. Fakat şu anda burada yaşayan vatandaşların tam 5 kilometre yol yürümeleri gerekmektedir" şeklinde konuştu. "İnsanlar camiye gidebilmek için 5 kilometre yolu nasıl yürüyecek" Mahalle Muhtarı Can Öcal da, "İnsanlar camiye gidebilmek için 5 kilometre yolu nasıl yürüyecek. Yaşlı bir vatandaşımızı buradan yürütelim; nasıl camiye ulaşacak? Bir hastamızı karşıya geçirmek için ne yapmamız gerekiyor? Devlet alt geçit yapmadan bu tel örgüleri ve demir yolunu neden yapmış? Halk mağdur. Devlet kurumları Sarımsaklı ’ya yapılan bu zulmü bıraksın. Birileri diyor ki, ‘Ben çekirdek çitleyerek bu işleri hallediyorum.’ Bir kişi bile aramadı. Halk bunları hak etmiyor. Hizmet için gelip bakmaları gerekiyor ama hiç kimse umursamıyor. Karşıya geçebilmek için bataklıktan geçmemiz gerekiyor. Ramazana 1 gün kaldı, halk isyan ediyor. Yaşlısı, genci işe gidecek, camiye gidecek; resmen 2026’da değil, 2016’da yaşıyoruz. 2026’ya girmişiz, bu tel örgü hâlâ duruyor. Yerleşim yeri eski olduğu için köy nüfusunun büyük bir kısmı 60 yaş üstü vatandaşlardan oluşuyor. Yürüme sıkıntısı olan kişiler nasıl camiye gidip gelecek? Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Devletin bunu düşünmesi lazım" ifadelerini kullandı. "Biz ‘Buraya tel çektiniz, niye çektiniz?’ demiyoruz ama bizim karşıya geçmemizi sağlayın" Mahalle sakinlerinden Turan Erciş de, "Devlet yine sağ olsun, burada bize karşı bir tehlike gördüğü için tel örgü çekmiş. Bizi biraz daha detaylı düşünmeleri lazım. ‘Bu vatandaş nereden geçecek?’ demeleri lazım. Biz ‘Buraya tel çektiniz, niye çektiniz?’ demiyoruz ama bizim karşıya geçmemizi sağlayın. Benden daha yaşlı vatandaşlar var, nasıl geçelim? Köyü resmen ikiye böldüler. Biz alt geçit istiyoruz. Yoksa camiye gitmek için dolanmamız gerekiyor" dedi. "Alt geçit yapmak için müsait yerimiz de bulunuyor" Mahalle sakinlerinden Mustafa Çırpar ise, "Oldukça mağdur durumdayız. Tel örgü çekilince her taraftan yolumuz kesildi. Camiye gidemiyoruz; ramazanda teravihe gidemeyeceğiz. Burada bir alt geçit olması lazım. Alt geçit yapmak için müsait yerimiz de bulunuyor. Alt geçit yapılsa millet rahat eder ve camimize, bakkalımıza gider geliriz. Mağdur durumdayız, biz alt geçit istiyoruz" diye konuştu.
Karabük Turist rehberi ve yazar Şerif Yenen’den genç rehberlere farklılaşma çağrısı Karabük Üniversitesi (KBÜ) Safranbolu Turizm Fakültesinde düzenlenen programda profesyonel turist rehberi ve yazar Şerif Yenen öğrencilerle buluştu. KBÜ Safranbolu Turizm Fakültesinde Dünya Turist Rehberleri Günü kapsamında konuşan Şerif Yenen, genç rehber adaylarına farklılaşma ve uzmanlaşma çağrısı yaptı. "Safranbolu’da Dünya Turist Rehberleri Günü" kapsamında gerçekleştirilen programa Safranbolu Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Avni Kırmacı, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Yenen, etkinlikte 37 yıllık mesleki deneyimini paylaşarak Türkiye turizmine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaynak eksikliğinden yola çıkarak rehber kitabı yazmaya karar verdiğini belirten Yenen, "Bir kitap olsa ve hepsini içerse." düşüncesiyle hareket ettiğini söyledi. İngilizce kaleme aldığı "Turkish Odyssey" adlı eserinin 560 sayfa olarak yayımlandığını ifade eden Yenen, kitabın akademik çevrelerden ve meslektaşlarından olumlu geri dönüş aldığını dile getirdi. Türkiye’de rehber sayısının 16 bine yaklaştığını kaydeden Yenen, genç rehber adaylarına rekabet ortamında öne çıkabilmek için farklılaşmaları gerektiğini belirtti. "Yeni dillere yöneleceksiniz." diyen Yenen, gelecekte ihtiyaç duyulacak dil gruplarına yönelmenin önemine işaret etti. Uzmanlaşmanın da önemli bir yol olduğunu vurgulayan Yenen, "Sevdiğiniz, uğraşmaktan zevk alacağınızı düşündüğünüz bir alan bulacaksınız, bir uzmanlık dalı bulacaksınız." dedi. Fotoğraf, kuş gözlemi, doğa, bisiklet, savaş alanları ve inanç turizmi gibi alanlarda uzmanlaşmanın fark oluşturacağını belirten Yenen, "O dalda uzmanlaşmış bir rehber olarak adınızı oraya buraya yazdıracaksınız. İşte o zaman fark oluşturursunuz." ifadelerini kullandı. Program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.