EKONOMİ - 07 Nisan 2025 Pazartesi 12:33

Balık tezgahları artık onlara emanet

A
A
A
Balık tezgahları artık onlara emanet

Karadeniz’de son yılların en bereketli balık av sezonunun sonuna gelinirken tezgâhlarda ağırlıklı olarak mezgit, istavrit ve kültür balıkları yer alıyor.


Türkiye’de 1 Eylül’de başlayan balık avı sezonu 15 Nisan’da sona erecek. Sezon bitmeden bazı tekneler erken paydos ederken Trabzon Balık Hali’nde tezgahlarda ağırlıklı olarak mezgit, istavritin yanı sıra kültür balıkları yer alıyor.


Sezonun çok bereketli geçtiğini ve balığın hiç ara vermeden tezgahlarda yerini aldığını belirten balıkçılardan Emin Avcı, "15 Nisan’a az kaldı, sezon yavaş yavaş kapanıyor. Büyük tekneler limanlara demirlediği için dolayısıyla balık yavaş yavaş azalışa geçti. Tezgahlarımızda genelde istavrit, mezgit bol miktarda bulunuyor. Bunların yanı sıra barbun, kültür balıkları çupra, levrek, somon, alabalık genelde bu çeşitleri satıyoruz. Fiyatlarımız istavrit 150 TL, barbun iriliğine göre 150-400 TL arası. Mezgit iriliğine göre 100-500 TL arası. Alabalık 200 TL, somon 250 TL, levrek ve çupra 350 TL. Son 15 yılın en güzel sezonu oldu balık hiç ara vermeden devam etti bayağı boldu güzel balıkçılık oldu. Hiç ara vermeden balık bol geldi, vatandaşta bol bol balık yedi" dedi.


Sezonunun bitmesine bir hafta kaldığını kaydeden balıkçı esnaflarından Turgay Memiş, "Sezonun son bir haftasına girdik balık mevsimi bitmek üzere. Bu sezon bol palamut oldu, peşine hamsi, istavrit, mezgitin olması büyük bir nimet. Vatandaş bu sezon bol bol balık yedi. Tezgahlarımızda ağırlıklı olarak istavrit, mezgit bunların yanı sıra kültür balıkları bulunuyor. Fiyatlarımız istavrit, mezgit 100-150 TL, arasında. Balıklar genelde Zonguldak, Sinop taraflarından geliyor. Trabzon açıklarında bu sezon hamsi mezgit fazla görünmedi diyebiliriz. Bundan sonra mezgit, istavrit olur. Bundan sonra kıyı balıkçılığı başlayacak dolayısıyla mezgit istavrit bol olacağını düşünüyoruz" diye konuştu.



Balık tezgahları artık onlara emanet

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Niğde NÖHÜ öğretim üyesine destek Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Yavuzer’in, Teknopark A.Ş. bünyesindeki firmasıyla geliştirdiği ’Vakum Destekli Kızılötesi Darbeli Kurutma Teknolojisi ile Premium Deniz Ürünleri Atıştırmalıkları Üretimi’ başlıklı proje, TEYDEB 1507 Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje kapsamında vakum destekli kızılötesi darbeli kurutma teknolojisi kullanılarak deniz ürünlerinin besin değerleri ve duyusal özelliklerinin en üst düzeyde korunmasını amaçlayan teknoloji sayesinde, geleneksel kurutma yöntemlerine kıyasla daha uzun raf ömrüne sahip, kalite kaybı minimum düzeyde olan ve tüketici beklentilerine uygun nitelikte atıştırmalık deniz ürünlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Rektör Uslu: "Üniversite-sanayi iş birliğinin güzel bir örneği" Konuya ilişkin açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Hasan Uslu; Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi olarak bilimsel araştırma ve yenilikçi projelere büyük önem verdiklerini vurguladı. Akademisyenlerin bilgi birikimini sanayi ile buluşturan ve ülkenin Ar-Ge kapasitesine katkı sağlayan projeleri son derece kıymetli bulduklarını belirten Rektör Uslu; "TÜBİTAK tarafından desteklenen bu proje, üniversite-sanayi iş birliğinin güzel bir örneği olup sektöre önemli katkılar sunacaktır. Öğretim üyemizi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Espressolab’den 1 milyon TL ödüllü yarışma Espressolab, 1 milyon TL ödüllü TikTok yarışmasını duyurdu. Espressolab bardağı ya da mağazasıyla çekilen video ile kahvenin verdiği enerjiyi en iyi şekilde yansıtan aday, büyük ödülün sahibi olacak. Türkiye’nin yenilikçi kahve zinciri Espressolab, 1 milyon TL ödüllü yarışmasını duyurdu. 8 Ocak’ta başlayan ve 9 Mart tarihine kadar devam edecek yarışma, Türkiye’de 40 milyonu aşkın TikTok kullanıcısının ve içerik üretmek isteyenlerin, kahveyle başlayan anlarını güzel içeriklere dönüştürerek ödül kazanmasına olanak tanıyor. Yarışma sonunda birincilik ödülü olarak 1 milyon TL verilirken, ikinci ve üçüncü olan içerikler sırasıyla 250 bin TL ve 100 bin TL ödülün sahibi olacak. Yapılan açıklamaya göre, yarışmada yer almak isteyen adaylardan, Espressolab bardağı ya da bir Espressolab mağazasını içeren videolarla kahveyle gelen enerjiyi yansıtan içerikler üretmeleri bekleniyor. Dans eden, hareket eden ya da günlük bir anını eğlenceli bir hikâyeye dönüştüren adaylar, bu içeriklerini markanın bardağı ya da mağazasıyla birlikte TikTok’ta paylaşarak yarışmada yer alabilecek. Yarışma, kahveyle başlayan anların üreticilikle buluştuğu küçük hikâyelere alan açmayı hedefliyor. Kahvenin enerjisini yansıtan kazanıyor Açıklamaya göre, kahve enerjisini içeriğe dönüştürerek ödüllerin sahibi olmak isteyen adaylar, belirlenen kriterleri yerine getirerek yarışmaya dahil olabiliyor. Yarışmaya katılmak isteyenlerin 18 yaş ve üzeri olmaları gerekiyor. Buna göre adayların, videolarında markanın bardağı ya da bir markanın mağazasına yer vermeleri, @espressolabtr TikTok hesabını takip etmeleri, paylaşımlarının açıklama bölümünde #EspressolabVibes etiketini kullanmaları ve videolarını TikTok’ta paylaşmaları şartı aranıyor. Paylaşım yapılan hesabın herkese açık olması gerekirken, bu koşulları sağlayan katılımcılar yarışmada yer alabiliyor. Adaylar, kahveyle başlayan enerjiyi içeriklerine yansıtarak büyük ödülü yakalama fırsatı elde edebiliyor. Markanın sosyal medya üzerinden yürüttüğü yarışma ile kahveyle yaşanan günlük ve doğal anların üreticilikle buluştuğu bir platform oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda, enerjisiyle fark oluşturan, anlatımı güçlü ve izleyiciye enerjisini verebilen içerikler değerlendirme sürecinde daha güçlü bir karşılık buluyor. Başvurular mart ayına kadar devam edecek Başvuruların 9 Mart’a kadar devam edeceği aktarılırken değerlendirme süreci ile ilgili detaylar da açıklandı. Yarışma kapsamında paylaşılan tüm videolar, alanında deneyimli isimlerden oluşan bir jüri tarafından değerlendirilecek. Dans eğitmeni Aydan Uysal, oyuncu ve yönetmen Muharrem Uğurlu, içerik üreticisi Eda Yön ve Espressolab CMO’su Ersin Kefeli’nin yer aldığı jüri, videoları üreticilik, enerji, anlatım akışı ve kahveyle başlayan iyi hissin aktarımı kriterleri doğrultusunda inceleyecek. Beğeni, yorum ve paylaşım gibi etkileşim verileri ise değerlendirme sürecinde ikincil bir kriter olarak dikkate alınacak. Jüri değerlendirmesi sonucunda belirlenen ilk 10 finalistin Espressolab Roastery’de gerçekleştirilecek final aşamasında puanlanması planlanıyor. Bu değerlendirme sonucunda yarışmanın kazananları belirlenerek sonuçlar 16 Mart 2026 tarihinde markanın sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacak.
İstanbul Belirsizliğin sigortası altın: Küresel sistem yeniden yazılıyor Dünya genelinde artan jeopolitik gerilimler, piyasalarda "3. Dünya Savaşı" endişesinden çok küresel ekonomik düzenin yeniden şekillendiği algısını güçlendirirken, yatırımcıların güvenli liman arayışı altına olan ilgiyi artırıyor. Uzmanlar, yaşanan sürecin geçici bir kriz değil, sistemsel bir yeniden fiyatlama dönemi olduğuna dikkat çekiyor. Rusya-Ukrayna savaşıyla Avrupa’nın güvenlik mimarisi sarsılırken, Orta Doğu’da İran merkezli gelişmeler, ABD’nin bölgeye yönelik tutumu ve Filistin meselesi küresel risk başlıkları arasında yer alıyor. Afrika Boynuzu’ndan Güney Amerika’ya, Grönland’dan Asya-Pasifik’e uzanan geniş coğrafyada yaşanan gelişmeler ise büyük güçler arasında yeni bir nüfuz mücadelesine işaret ediyor. Bu tablo, küresel ekonomi açısından belirsizlik ve kırılganlık anlamına geliyor. ABD’de Trump yönetimiyle birlikte daha sert ve korumacı politikaların yeniden gündeme gelmesi, İsrail’in güvenlik politikalarındaki sertleşmeyle birleşince piyasalarda risk algısını yükseltiyor. ABD-Çin rekabeti ise ticaret savaşlarının ötesine geçerek teknoloji, enerji ve para politikalarını da kapsayan çok boyutlu bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Avrupa ise güvenlik, enerji bağımlılığı ve ekonomik yavaşlama arasında denge arayışını sürdürüyor. Tarihi süreçte altının, yüksek gerilim ve kriz dönemlerinde değerini koruyan bir enstrüman olarak öne çıktığını belirten uzmanlar; 1970’lerin petrol krizleri, Soğuk Savaş yılları, 2008 küresel finans krizi ve pandemi dönemlerini örnek gösteriyor. Altının herhangi bir ülkenin para politikasına bağlı olmaması, bu süreçlerdeki cazibesini artıran temel faktör olarak değerlendiriliyor. "Bugün yaşananlar bir savaştan ziyade küresel sistemin yeniden fiyatlanmasıdır" DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, altın fiyatlarındaki yükselişin kısa vadeli dalgalanma olarak okunmaması gerektiğini belirterek, "Altın fiyatlarındaki hareketi yalnızca günlük ons ya da kur üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Asıl mesele, sistemsel risklerin kalıcı hale gelmesidir. Türkiye cephesinde ise izlenen denge politikası dikkat çekiyor. Küresel bloklaşmalar arasında esnek hareket kabiliyeti, finansal piyasalar açısından avantaj sağlarken; sıkılaşan para politikası ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele adımlarının altın piyasası dahil birçok sektörü doğrudan etkilediği ifade ediliyor. Bu sürecin savaş senaryosundan çok ekonomik sinyaller üzerinden okunması gerekiyor. Bugün yaşananlar bir savaştan ziyade küresel sistemin yeniden fiyatlanmasıdır. Böyle dönemlerde yatırımcı refleksi nettir, güvenli ve evrensel değer arayışı" dedi. "Altın, savaşın değil; belirsizliğin sigortasıdır" Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) altın rezervlerindeki artış da bu eğilimi destekliyor. 2020 yılında yaklaşık 500 ton seviyesinde olan rezervler, 2023 sonunda 726 tona ulaştı. 2024 itibarıyla 760 tonun üzerine çıkan rezervlerin, altının stratejik bir rezerv unsuru olarak güçlendirildiğini gösterdiği belirtiliyor. Öte yandan, önümüzdeki dönemde kayıt altına alma süreçlerinin sıkılaşması ve para hareketlerinin daha şeffaf hale gelmesinin, bireysel yatırımcının altınla olan ilişkisini de dönüştürebileceği ifade ediliyor. Kayıtlı ekonomi arttıkça altının rolü azalmaz; aksine daha bilinçli ve uzun vadeli bir yatırım aracı haline gelir. Sonuç olarak uzmanlar, bugün sıkça dile getirilen ‘3. Dünya Savaşı’ söyleminin bir korku başlığı olarak öne çıktığını, asıl yaşanan sürecin ise küresel ekonomik düzenin yeniden şekillenmesi olduğunu vurguluyor. Bu dönüşümde altın, belirsizlik çağının en güçlü güvenli limanlarından biri olmaya devam ediyor. Altın, savaşın değil; belirsizliğin sigortasıdır" diye konuştu.
Kastamonu Kastamonu Valisi Meftun Dallı: "Suyu daha idareli kullanmayı öğrenmemiz lazım" İklim değişikliğinin etkileriyle ilgili konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, suyun önemine değinerek, "Artık alışkanlıklarımızı su konusunda gözden geçirip suyu daha idareli kullanmayı öğrenmemiz lazım. Özellikle çocuklarımızın bu konuda bilinçli bir şekilde yetiştirilmesi gerekiyor" dedi. Kastamonu Valisi Meftun Dallı, 10 Ocak Gazeteciler Günü dolayısıyla Kastamonu’daki basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gerçekleştirilen buluşmada konuşan Vali Meftun Dallı, gazetecilerin kurumların sorunları çözmesinde yol gösterici olduğunu belirterek, "Sizler bu toplumun, gözü, kulağı olan, her türlü çözülmesi gereken hususları bizlerle paylaşan çok önemli bir mesleğin mensuplarısınız. İlimizde de her türlü sosyal, ekonomik, kültürel, gelişmenin duyurulması, gerekli tedbirlerin alınması husunda sizlerin çalışmaları bizlere yol gösterici oluyor. Sizinle meslek olarak çok ortak bir yönümüz var. 10 Ocak hem İdareciler Günü hem Çalışan Gazeteciler Günü. Birileri, bu iki mesleğin bir takım özelliklerini düşünerek böyle bir çalışma yaptı, onu bilemiyorum. İki mesleğin de bir ortak yönü var. İki meslekte de mesai kavramı yok, 24 saat her an hazır olma durumundayız. Biz de öyleyiz, siz de öylesiniz. Herhangi bir yerde bir kriz, afet ya da acil müdahale gerektiren durum olduğunda saat fark etmeksizin bizim mesleklerimiz açısından hiçbir farkı yok. Biz dolayısıyla bir çok noktada mesai birliği yapan iki meslek grubuyuz. Sizin mesleğiniz bizim mesleğimizin icrası açısından çok önemli bir yeri var. Kastamonu’nun her türlü sorununun, probleminin duyurulması ve bu konuda yaptığınız yol göstericilik ve çalışmalarınız için hepinize teşekkür etmeki istiyorum" dedi. "Suyu daha idareli kullanmayı öğrenmemiz lazım" İklim değişikliği sebebiyle yaşanan su sorununa da dikkat çeken Vali Dallı, "Kar yağışlarının hepimizin ihtiyacı var. Artık alışkanlıklarımızı su konusunda gözden geçirip suyu daha idareli kullanmayı öğrenmemiz lazım. Özellikle çocuklarımızın bu konuda bilinçli bir şekilde yetiştirilmesi gerekiyor. İklim değişikliği artık bölgede hükmünü icra edecek önümüzdeki yıllarda. Toplumda bu bilinci oluşturmamız gerekiyor. Bu konuda da gazeteci arkadaşlarımızın da çabalarını istirham ediyorum. Bu çok önemli bir mesele. Musluktan su yerine hava akmasını beklemeye gerek yok. Ortada olan bir durum var. Bunun için hep beraber bu konuda çaba sarf etmemiz lazım" diye konuştu.