SPOR - 10 Haziran 2023 Cumartesi 13:35

Nenad Bjelica: “Meydan okumaktan korkmuyorum”

A
A
A
Nenad Bjelica: “Meydan okumaktan korkmuyorum”

Trabzonspor Teknik Direktörü Nenad Bjelica, bordo-mavili kulüple zor bir meydan okuma mücadelesi vereceklerini ancak hiç bir meydan okumadan korkmadığını söyledi.

Trabzonspor Teknik Direktörü Nenad Bjelica, bordo-mavili kulüple zor bir meydan okuma mücadelesi vereceklerini ancak hiç bir meydan okumadan korkmadığını söyledi. Takıma başarıya aç futbolcuları katmak istediklerini vurgulayan Hırvat teknik adam, “Trabzonspor’a en iyi oyuncuları getirmeyi istiyoruz” dedi.


Trabzonspor Teknik Direktörü Nenad Bjelica, bordo-mavili kulübün dergisine açıklamalarda bulundu. Trabzonspor’a geliş sürecinin çok hızlı gerçekleştiğini belirten Bjelica, “Gerçekten çok hızlı oldu. Her şey çok çabuk gelişti. Cuma günü akşam bir menajer beni aradı, gün içerisinde istediğim şartlar ve Trabzonspor’un finansal şartlarıyla alakalı konuları görüştük ve bir gün içerisinde de anlaşmaya vardık. Cumartesi gecesi Trabzonspor’un resmi teklifi geldi ve ben de kabul ettim. Pazar günü de pazartesi gecesi yapacağımız seyahatin biletleri elimize ulaştı. Salı günü sabah İstanbul’da kontratı imzaladık, aynı günün akşamında Trabzonspor’da çalışmaya başladık. Çok hızlı ve çok net gelişti süreç. Beni istediklerini hissettirdiler. Ben de insanların beni istediği yerde çalışmayı tercih ederim. Ben de çok yarışmacı bir ligde mücadele eden, büyük bir Türk kulübü olan Trabzonspor’u tercih ettim. Benim için de hem ilginç hem de çok zor bir meydan okuma olacak ama benim hiçbir meydan okumadan korkum yok. Zor bir süreç yaşayan takımlarda daha önce çalışmıştım ve bıraktığım takımlar, her zaman aldığım durumdaki takımdan daha da iyi bir yerde olan takımlar oldu. O yüzden de burada başarılı olacağımızdan şüphem yok. Yalnızca biraz sabır göstermek gerekecek. Çünkü şu an yeni bir takım oluşturuyoruz. Bu kulübün sahip olduğu potansiyel, taraftarları ve tarihini düşününce, hepimizin elimizden gelenin en iyisini vermek ve Trabzonspor’un geçen sezon gösterdiği başarıyı tekrar yakalaması için üzerimize düşeni yapmak zorunda olduğumuzu görüyoruz" dedi.



“İyi bir psikolog olmak zorundasınız”


Çalıştırdığı takımlarda yüksek baskıyla oynamayı seven bir teknik adam olduğunu belirten Bjelica, “Yüksek yoğunlukla, yoğun baskıyla oynamayı severim. Önde baskıyı severim. Her zaman kazanmak için oynamayı severim. Hesap yapmam. Takımın ya da maçın gerekliliklerine yönelik adapte olmayı da bilen bir antrenörüm. Oyun disiplinine sahip, her zaman rakipten bir gol fazla atmayı amaçlayan, güzel bir oyun ortaya koymayı isterim. İyi bir teknik direktör olmak için iyi bir psikolog olmak zorundasınız. Hayatta olduğu gibi, futbolda olan her şey de akılda başlar. O yüzden iyi bir psikolog olmak zorundasınız. Ama yalnızca bu değil tabii ki, takımı hazırlamayı bilmeli, iyi bir pedagog, iyi bir iletişimci, grubun lideri olmalı, oyunculara her yönden iyi bir pozitif örnek teşkil etmelisiniz, bu çok komple bir iş aslında. Çok komple bir iş çünkü, örneğin bir doktor ameliyat yapmayı bilmeli ama biz antrenörler aynı zamanda doktorun da işinden, sakatlıklar ve benzeri şeylerden anlamak zorundayız. Psikoloji ve pedagojinin yanında antrenman, hazırlık, liderlik gibi birçok şeyi, ‘iyi ve harika’ bir antrenör bilmek zorunda. O yüzden de çok komple bir iş. Ama eğer bir özellik belirtmem gerekirse iyi bir antrenör iyi bir psikolog olmak zorunda. Bir gruba liderlik edebilecek biri olmalı, yalnızca 25-26 futbolcudan bahsetmiyorum, bunun yanında teknik ekip, kulüp çalışanları, taraftarlar, gazeteciler var. Dolayısıyla harika bir teknik direktör tüm bu unsurları kontrol edebilmeli ve doğru yönetebilmeli” ifadelerini kullandı.



“Trabzonspor’a en iyi oyuncuları getirmeyi istiyoruz”


Kulübün zor bir süreçten geçtiği dönemde çalışmaya başladığını hatırlatan Bjelica, “Puan sıralamasında yukarı çıkmanın veya aşağıya düşmenin çok mümkün gözükmediği bir durumdu bu. Bir antrenör için zor bir durum. Çünkü kiralık oyuncular var, sözleşmesi bitecek oyuncular var. Sakat oyuncular var. Sezonun bitimine 1,5 ay kala, çok net hedefler olmadan bir giriş yapabilmek kolay değil. Elbette 6 ila 8 arası yeni oyuncu transfer edeceğiz. Üzerinde çalıştığımız plan bu. Gözlemcilerimiz, şef gözlemcimiz, kulüpteki herkes, başkanımız, antrenörlerimiz, analizcilerimiz, hepimiz bu konu üzerinde yoğun bir biçimde çalışıyoruz. Trabzonspor’a en iyi oyuncuları getirmeyi istiyoruz. Bu takımla başarılar kazanmaya aç oyuncuları aramıza katmak istiyoruz. Bu kulüp bunu hak ediyor. Taraftarlar bunu hak ediyor. Maksimumu vermek zorundayız. Şampiyon olduğu sezonki seviyeye çıkabilmek adına doğru oyuncuları getirebilmek planlarımız arasında” diye konuştu.



“Hücumda ve savunmada dengeli bir takım”


Hücumda ve savunmada dengeli bir takım hedeflediğini belirten Hırvat çalıştırıcı, “Yetenekli oyuncuları olan, takımda oynamayı isteyen ve bu kapasitesi olan oyunculara sahip, bu oyuncular gençlerden oluşabilir, tecrübeli oyunculardan oluşabilir, ya da gençlerin ve tecrübelilerin bir karışımı olan bir takım olabilir. Türk ve uluslararası oyuncuların karışımı olan bir takım olabilir. Burada önemli nokta, çalışmayı ve grup halinde çalışmayı isteyen oyuncular seçmek. Burada antrenörün yapacağı, oyunculara nasıl futbol oynayacaklarını öğretmek değil, takım halinde nasıl oynanacağını öğretmek olmalı. Beni bekleyen en büyük iş de bu olacak. Bu grubun bir parçası olmak isteyen, doğru oyuncuları seçmeli, sonrasında da saha içerisinde taraftarlarımızla bir olmalıyız ve bu sayede de büyük hedeflere ulaşabiliriz" şeklinde konuştu.



“Oyuncuların işlerini yapmasını isterim”


Oyuncularla ilişkilerinin hep iyi olduğunu vurgulayan Nenad Bjelica, “Daha önceki cevaplarımda pedagoji ve psikolojiden bahsetmiştim. Oyuncularla ilişkim hep iyi olmuştur. Saha dışında oyuncular konusunda çok esnek biriyimdir. Yaşayabilecekleri tüm sorunları anlarım. Bu sorunları da çözmeye çok açığımdır. Ama aynı zamanda da saha içinde oyuncuların üzerine düşeni yapmasını isterim. Yani onlara çok şey verir ve onlardan da çok şey isterim. Bunun da dürüst bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlık olarak nitelendirmek doğru olmaz bu durumu, çünkü oyuncu-antrenör arkadaşlığı zor bir durum. Ama çok saygılı bir ilişki olarak nitelendirebilirim. Kişi olarak onlara saygı gösteririm, oyuncu olarak onlara saygı gösteririm. Onlardan da saha içinde çıkardıkları işle bu saygıya saygıyla yanıt vermelerini beklerim. Onlardan beklediğim en önemli şey budur. Bazen herhangi bir sebepten ötürü takımın kendini maça vermediğini gördüğümde, belki kızarak onları motive edip, istediğim seviyeye çıkarmaya çalışırım. 10-15 dakika içerisinde takımın işlemediğini ya da reaksiyon vermediğini görürsem, ben reaksiyon veririm, reaksiyon göstermek zorundayım, çünkü maçı kazanmak istiyorum. Bu karşılıklı saygının olduğu bir ilişki. Oyuncularıma gösterdiğim bu saygıyı, bütün ekibime, kulüpteki herkese, taraftarlarımıza da gösteririm. Başarının da hep beraber böyle kazanılabileceğine inanıyorum. Oyuncular çalışmak için burada, onlardan da işlerini yapmalarını, 90 dakika maçta veya antrenmanda her şeylerini vermelerini isterim. Çok şey istediğimi düşünmüyorum. Tek istediğim işlerini yapmaları. Ben işlerini nasıl yapmalarını gerektiğini anlatmalıyım, onlar da bunu yerine getirmek durumundalar. Eğer bu şekilde işlerse hepimiz mutlu oluruz ve bu yolla da başarıyı kazanacağımızdan tamamen eminim” ifadelerini kullandı.



“Genç oyuncular elbette çalışmalı ama onların gelişimi için fırsat vermeliyiz”


Dinamo Zagreb, Hajduk Split, NK Osijek’in Hırvatistan’da en iyi altyapılara sahip kulüpler olduğunu hatırlatan Bjelica, sözlerini şöyle tamamladı: “Dinamo da hep en iyi oyunculara sahip oldu. Ben de Dinamo Zagreb’te çalışmaya başladığımda 98’liler jenerasyonundan 19, 20, 21 yaşlarında genç ve çok yetenekli oyuncu grubu vardı. Sadece onlardan bir takım oluşturarak, oyuncuların gelişmesini sağladık. Avrupa’da oynama fırsatı buldular, Hırvatistan Ligi’ni büyük üstünlük kurarak kazanmayı bildiler. Hiçbir sorun da yaşanmadı! Avrupa arenasında oynayabilen bir oyuncu daha iyi gelişebiliyor. Böylelikle Dinamo altyapısından çok önemli oyuncular yetişmiş oldu. Ancak bu sadece benim başarım değil, aynı zamanda genç yaş kategorilerinde onlarla çalışan ve 17-18 yaşına kadar o oyuncuları hazırlayan antrenörlerin başarısı. Dinamo Zagreb’in Hırvat 2.Ligi’nde oynayan bir takımı daha oldu hep. Genç yaş kategorilerinden yetişen oyuncular, üst aşamadaki birinci ligde de kendilerini geliştirme fırsatı buldular. Oyuncu gelişimi açısından doğru yolun bu olduğunu düşünüyorum. Bir oyuncunun gelişimi için en önemli aşamanın 18-20 yaş aralığı olduğunu düşünüyorum. Bu periyotta oyuncu oynamak zorunda. A takımla oynama yeterliliği yoksa, ikinci takımla oynayabilmeli. Böylelikle bir-iki yıl içerisinde, A takım için önemli bir oyuncu haline gelebilir. Her kulübün takip etmesi gereken adımlar bunlar. İkinci genç takımınızın olması ve böylelikle de oyuncu gelişiminin daha kolay sağlanması. Türkiye’de takımlarda genellikle tecrübeli çok sayıda oyuncunun olduğunu ve genç takımlarla profesyonel takımlar arasında bir merdivenin eksik olduğunu düşünüyorum. Oynamadıkları için birçok oyuncu bu aşamada kaybediliyor. Genç oyuncu için en önemli şey oynamak. Kalitesini oynayarak teknik direktöre gösterebilir. Ama eğer yedek kulübesindeyse veya 3. Lig’teyse, iyi gelişebilmek için doğru ligde değil demektir. O yüzden de ikinci bir profesyonel takım olmalı ve bu ikinci takımda da henüz yeterli olmayan oyuncular oynamalı, çünkü 17 yaşında bir oyuncunun A takımla maça çıkıp önemli bir oyuncuya dönüşmesi, gençlerin oynama fırsatı bulduğu Dinamo Zagreb gibi bir takımda dahi, gerçekten zor. Böyle bir durum belki 5 yılda bir kez yaşanabilir. Ama bu 5 yıllık süreçte de eğer gelişebilecekleri, doğru yarışma alanı bulamazlarsa, jenerasyonlar geçer ve 10-15 oyuncu kaybedilebilir.“

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mardin Aziz Yıldırım: "Taraftarımızla aramızdaki o sarsılmaz bağı yeniden inşa etmemiz lazım" Fenerbahçe Kulübü Başkan Adayı Aziz Yıldırım, Mardin Fenerbahçeliler Derneği ziyaretinde taraftarlarla bir araya geldi. Yıldırım, camianın eski güçlü günlerine dönmesi için öncelikle sarı-lacivertli taraftarlar ile yeniden barışması gerektiğini söyledi. Fenerbahçe Spor Kulübü’nde haziran ayında gerçekleştirilecek kongre öncesinde başkan adaylarından Aziz Yıldırım, Mardin Fenerbahçeliler Derneği’ni ziyaret etti. Fenerbahçe Kulübü Başkan Adayı Aziz Yıldırım, dernek yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılandı. Artuklu Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Yıldırım, Mardin’de bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Değerli Fenerbahçeliler, Mardin gibi kadim bir şehirde sizlerle buluşmaktan, yakın şehirlerden gelen Fenerbahçelilerle bir arada olmaktan mutluluk duyduğumu belirtmek isterim" dedi. Mardinspor’un 1. Lig’ yükselmesini de kutlayan Yıldırım, "Mardin Spor’un 1. Lige çıkışından dolayı da tüm Mardinli sporcuları tebrik ederim" ifadelerini kullandı. "Aceleyle alınan kararlar, bizi bugüne kadar hep hedeflerimizden uzaklaştırdı" Kongre sonrası Doğu illerindeki ziyaretlerine devam edeceklerini belirten Yıldırım, "6-7 Haziran’da yapılacak seçimden sonra kazansak da kaybetsek de bütün doğuyu gelip gezeceğim arkadaşlarımla. Bugün buraya geldiğimizde başta valimiz, emniyet güçleri, dernek başkanımız ve onların üyelerinin bizlere göstermiş olduğu kadirşinaslık için sizin huzurunuzda teşekkür ediyorum. Ben yalnız gelmedim. Yanımda İsmail bey var, Mehmet bey var, Fatih bey ve Barış bey var. Onlara da her türlü soruyu sorabilirsiniz. Biz yönetim olarak güçlü bir yönetim yaptık. Ve Futbol A.Ş’ye de girecek yeni isimler var. Onları da yıpratmamak amacıyla açıklamadık ama onlar da çok değerli insanlar. Onlarla beraber hem kulüp tarafını hem de futbol tarafını beraber yöneteceğiz. Planımızı yaptık. Kongreyi bekliyoruz. Bu plan, kongreyi kazanmak için değil, şampiyon olmak içindir. Geçmişte alınan bazı acele kararlar kulübe zarar verdi. Şunu da unutmayın. Acele ile tepkilerden dolayı alınan kararlar bizi bugüne kadar hep hedeflerimizden uzaklaştırdı. Rakiplerimizin ekmeğine yağ sürdü. Benim güvercinleri beslemek gibi bir hobim var. Çocukluğumdan beri de bu sevgimi devam ettiriyorum. Bugün de burada sağ olsunlar arkadaşlar Midyat’tan bile güvercin getirdiler. İnşallah bu akşam onları götüreceğim. Ama güvercin beslemek büyük bir sevgi, emek ve hepsinden öte sabır ister. Fenerbahçe gibi bir kulübün taraftarı olmak da sabır gerektirir’’ dedi. "Taraftarımızla aramızdaki o sarsılmaz bağı yeniden inşa etmemiz lazım" Fenerbahçe taraftarının en sabırlı camialardan biri olduğunu söyleyen Yıldırım, "Artık sabrı yöneticilere, başkanlara değil sahadaki futbolculara göstereceğiz. Sabırla takımımızı hep beraber destekleyeceğiz. Tribünlerin yeniden eski atmosferine kavuşması gerekiyor. Fenerbahçe’nin şahlanması için tribünlerin de eski güçlü günlerine dönmesi lazım. Tribünlerimizin tek ses, tek yürek olmadığı, taraftarın armasına küstüğü veya bölündüğü hiçbir senaryoda başarı hikayesi yazılamaz. Bizim taraftarımızla aramızdaki o sarsılmaz bağı yeniden inşa etmemiz lazım. Tribünler eskisi gibi rakiplere cehennem, takımımıza kalkan olmalıdır. Önümüzde Fenerbahçemizin geleceği adına çok kritik bir kongre var. Bu kongre kulübümüzün yeniden kendi öz kimliğine, şampiyon karakterine kavuşma iradesi olmalıdır. Birlik olacağız, omuz omuza vereceğiz, sabredeceğiz ve o haklı gururu yaşamak için tüm engelleri birer birer hep beraber aşacağız. O güzel günlerde şampiyonluk kutlamasını yine hep beraber yaşayacağız, yapacağız ve yaşatacağız. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. En büyük Fener diyorum. Kadıköy’den çıkış yok diyorum" diye konuştu. Program, taraftarların sorularının cevaplanmasının ardından sona erdi. Yıldırım, göreve seçilmeleri halinde transfer ve teknik direktör sorularına ilişkin, teknik direktör ismi söylemeyeceğini ancak şu anda 2 santrfor ile görüşmelerin yapıldığını sözlerine ekledi.
Kastamonu Taşköprü Belediyesi’nin kısa filmine uluslararası ödül Taşköprü Belediyesi’nin tamamen yapay zeka desteğiyle hazırlattığı "7 Kemerli Bir Zaman Geçidi: Taşköprü" isimli kısa film, AI Film Awards in Cannes 2026’da onur ödülüne layık görüldü. Taşköprü Belediyesi tarafından hazırlatılan "7 Kemerli Bir Zaman Geçidi: Taşköprü" kısa filmi, uluslararası alanda büyük bir başarıya imza attı. İlçenin tarihini, kültürel hafızasını ve medeniyetler boyunca taşıdığı izleri yapay zeka destekli sinema diliyle anlatan film, 21 Mayıs’ta düzenlenen AI FILM AWARDS in Cannes 2026 (AI Film Awards French Riviera) yarışmasında onur ödülü kazandı. Yaklaşık 14 dakika uzunluğundaki kısa film, sadece bir tanıtım çalışması olmanın ötesine geçerek ilçenin tarihi birikimini çağın yeni anlatım araçlarıyla buluşturan özel bir proje olarak dikkat çekti. Festival kapsamında verilen onur ödülü, Taşköprü’nün yerel bir hikâyeyi dijital sanatın gücüyle dünyaya taşıma yolundaki iddiasını uluslararası arenada görünür hale getirdi. Pompeiopolis’ten günümüze çok katmanlı zaman yolculuğu Adını ilçenin simge yapılarından biri olan tarihi köprüden alan "7 Kemerli Bir Zaman Geçidi: Taşköprü", izleyiciyi Pompeiopolis’ten günümüze uzanan çok katmanlı bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Yapımda, Taşköprü’nün Roma İmparatorluğu’ndan Osmanlı’ya, Paflagonya’dan Çobanoğulları’na kadar uzanan zengin geçmişi, yapay zeka destekli görsel anlatımla yeniden yorumlanıyor. 6 Aylık titiz çalışmayla Türkiye’de bir ilk gerçekleştirildi Taşköprü Belediyesi tarafından yürütülen ve yaklaşık 6 ay süren titiz bir çalışmanın ardından tamamlanan film, ilçenin kültürel mirasını klasik tanıtım anlayışının dışına taşıyor. Türkiye’de bir ilk olarak tamamı yapay zeka desteğiyle hazırlanan yapım; tarih, kültür, hafıza ve teknolojiyi aynı çatı altında buluşturarak farklı bir sinema dili sunuyor. Proje, yerel değerlerin geleceğin teknolojileriyle nasıl yeniden anlatılabileceğine dair güçlü bir örnek oluştururken, Taşköprü’nün kültürünü dijital dünyaya taşıma hedefini de ortaya koyuyor. AI Film Awards in Cannes 2026’dan gelen onur ödülü, filmin uluslararası festival yolculuğunda önemli bir eşik oldu. Taşköprü’nün tarihini ve kültürel kimliğini dünyaya açma hedefiyle hazırlanan yapım, ilçenin adını sanat, teknoloji ve kültür ekseninde daha geniş kitlelere duyurma potansiyeli taşıyor. Festivalde "Honorable Mention" adıyla takdim edilen bu başarı, Taşköprü için yalnızca bir festival derecesi olmanın ötesinde, yerel hafızanın yapay zeka destekli yeni nesil anlatılarla geleceğe taşınabileceğini gösteren anlamlı bir adım olarak öne çıktı.